ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN SİNAN ATEŞ’İN TÜRKGÜN RÖPORTAJI

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’nın 50. Kuruluş yıldönümüne denk gelen manidar bir günde göreve başladınız. Ülkü Ocakları’nın tarihi öneminden bahsederek başlayalım dilerseniz…
Öncelikle nazik ziyaretiniz için teşekkür ederek sözlerime başlamak isterim. Sorunuza gelecek olursak… Ülkü Ocakları, bir “Eğitim ve Kültür Vakfı” olmanın ötesinde pek çok anlam ve önemi ihtiva eder. Altay Dağları’nda zuhur eden, Ergenekon’da büyüyen, Bozkurt ile yürüyen, Ötüken’den dünyaya yayılan, İstanbul’u fetheden ve Viyana’nın kapılarını titreten tarihi bir hakikatin cevheri, Ülkü Ocakları’nın varoluş sebebidir. Temelinde Hakk’a tapan ve Türk milletinin tarafında duran bir tavır vardır. Eskiler “Yiğit düştüğü yerden kalkar” derler. Türk milleti 100 yıl evvel kaybettiği imparatorluğu ile dünya devletler sistemi içerisindeki yerini de kaybetti. İşte Ülkü Ocakları; 5000 yıllık Türk tarihini ve tecrübesini yeniden alevlendirmek, alevlendirmekle kalmayıp bir ateş misali yeniden cihanın etrafını sarabilmesini sağlamak ülküsüyle yola çıkmıştır. Mete’nin disiplini, Atilla’nın haşmeti, Kürşad’ın yüreği, Bilge Kağan’ın bileği, Tuğrul ve Çağrı Beylerin çerileri ve ismini zikredemediğimiz şanlı tarihimize can veren geçmişin itici güçleri, bizim gönlümüzde ve önümüzdedir. Kurulduğu ilk günden beri Ülkü Ocaklarının yegâne gayesi yiğidi düştüğü yerden kaldırmak ve bunu başaracak rol modeller yetiştirmektir. Dile kolay, 50. yıla ulaştık. Sivil toplum anlamında, gençlik kuruluşları anlamında Türkiye’nin en kurumsal ve en büyük teşkilatıyız. Bilgiyle donanarak yolumuza devam edecek, nice 50 yıllara inşallah ulaşacağız. Liderimizin Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin takdir ve tensipleriyle, Ülkü Ocaklarının 50. yılında Genel Başkan olarak görevlendirilmem ise benim için tarifsiz bir duygu oldu. Şehitler yuvası, Türk gençliğinin şaşmaz adresi ve Türk milletinin ‘ideal insanı’nı yetiştirmenin merkezi Ülkü Ocakları’dır. Bilginin güç olduğu gerçeğinden ilhamla büyümeye, gelişmeye devam ederek, Ülkü Ocaklarının ve görevinin nice asırlara taşınması noktasında pek çok kilometre taşını bu kutlu yola ekleyeceğiz inşallah.

Türk gençliğinin sorunları neler ve Ülkü Ocakları nasıl bir gençlik tasavvurunda bulunuyor?
Çok geniş bir soru olmakla beraber, bazı temel noktalara temas etmekte fayda var. Öncelikle Türk gençliğine yapılan her türlü orantısız eleştiri ve tenkidi kenara bırakmak gerekir. El Bab’da, Afrin’de ve 15 Temmuz’da meydanda şehadete koşanların ekseriyası Türk gençleriydi. Allah hepsinden razı olsun. Genel olarak bir göz gezdirdiğimizde eğitim, işsizlik ve ideal eksikliği gözümüze çarpıyor. Eğitim imkânlarının geliştirilmesi, özellikle barınma imkânlarının artırılması gerekiyor. Gençlerimizi ne idiğü belirsiz örgütlerin pençesinden kurtarmak gerekir. İşsizlik ise ülkenin ve küresel dünyanın genel akışıyla ilgili. Bu konu pek tabi olarak hükümetin ve siyasetin meselesidir. İdeal eksikliği ise bizim ilgi ve çalışma alanımıza girmektedir. Sosyal medyanın da etkisiyle gerçek hayattan kopmuş, sanal âlemin sanal olan dünyasının dehlizlerinde ne aradığını bilmeyen bir kitle var. Apolitik yetişiyorlar. Tek dertleri iaşelerini temin etmek, rahat bir gelecek için imkânları kullanmak. İşte bu noktada Ülkü Ocakları olarak biz bir yol öneriyoruz: Mezhebi, meşrebi, rengi, tarzı ne olursa olsun kendisini Türk milletinin değişmez bir parçası kabul eden tüm gençlerimizi Ülkü Ocaklarına çay içmeye bekliyoruz. Bizleri yakından tanımalarını istiyoruz. Şairin dediği ‘bu kaynaktan içenin yüreği tunç olur’ sözüne muhatap olacakları Ülkü Ocaklarımızda, Türk milletinin beklediği gençlerin yetişmesi için çaba harcıyoruz. Ruhen, fiziken, aklen, ilmen, nezaket açısından toplumda kabul gören bir rol model tercihimiz var. Gençlerimizi bir ideal, bir düş, bir hayal ile tanıştırmak istiyoruz. Türk tarihinin ve milletinin bugüne kadar taşıdığı sosyo-kültürel gerçekleri benimsemiş, İslamiyet’in yüksek ahlakıyla ahlaklanmış, Türklük şuuruna 21. yüzyıl perspektifiyle sahip olan bir gençlik tasavvurumuz var. Düşünen, sorgulayan, okuyan, araştıran ve nihayetinde ortaya bir sonuç ve eser ortaya çıkarabilen gençlerin yetişmesini arzuluyoruz. Türk ülküsünü 2019’dan alıp zaman ötesine taşıyacak; muasırlaşan ama asla başkalaşmayan bir gençlik yetiştirme tasavvuruna sahibiz.

Siz de eğitimci kökenden gelen birisi olarak Türk gençliğinin eğitimine dair ne gibi projeler tasarlıyorsunuz?
Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Eğitim, Ülkü Ocaklarının fikirlerini yayma noktasında olmazsa olmaz bir vasıtası ve gerçeğidir. Lakin yeni dönemde üzerinde daha sistemli ve daha teferruatlı çalışmalar yapacağımız bir alan olacak. Biz diyoruz ki “Kendisini geliştirmeyen bu cephenin gerisinde su bile taşıyamayacak.” Bu ikaz ve hatırlamamın sonuna kadar arkasındayım. Bilginin güç olduğu gerçeğinden hareketle çeşitli projeler gerçekleştireceğiz. Ülküdaşlarımızın okuyan, irdeleyen ve anlamlandıran işler yapmasını hedefliyoruz. Bu noktada ideolojik eğitimlerle beslemek kadar tarihi, fıkhi, edebi, politik, sosyolojik ve kısacası bir entelektüele yakışır düzeye sahip bir eğitim programı ve okuma düzeni oluşturacağız. Gelişmeleri Türkçe okuyan, dünyaya Türkçe bakan ve toplumu ilgilendiren her konuda en az giriş seviye bilgisine, ihtisas ve ilgi alanında ise detaylı bilgiye sahip kardeşlerimizin yetişmesi için güncel eğitim programları, özel programlar, okuma grupları, çalışma grupları ve teknolojiden yararlanarak meydana getireceğimiz “online” programlar oluşturacağız. Titiz ve detaylı bir çalışma sürecindeyiz. İnşallah kısa sürede bu anlamda güzel ve kalıcı işleri başaracağımız adımlar atacağız.
Ocağımızın süreli yayın organı olan Ülkü Ocakları Dergisi’nde de bu konuda yeni tasarruflarda bulunacağız. Bundan böyle aynı formatta ve aynı font kullanılarak yayımlanacak dergimiz ile Ülkü Ocakları Dergisi’ne elle tutulur bir imaj kazandırmayı amaçlıyoruz. Bunun yanında dergimiz bu sayıdan itibaren hakemli dergi olarak yayınlanacaktır. Oluşturduğumuz yayın kurulu ile yayınlanmak üzere gönderilen makaleler alanında uzman akademisyenlerin incelemesinden geçecektir. Bu sayede yazılarımızın niteliğinde önemli bir sıçramayı hedeflemekteyiz. Bunun yanında yine müjdesini buradan vermek istediğimiz iki yeni dergi çalışmamız var. Orta öğretim gençliğine yönelik bir dergi ve bir kültür-sanat-edebiyat dergisini en kısa zamanda ülküdaşlarımızla buluşturacağız.
Eğitim faaliyetleri yoluyla özellikle edindirmek istediğimiz duyarlılık ise çevre duyarlılığıdır. “Sigara söndürdüğün kumsal, çocuk bezi attığın dere, kırık şişe bıraktığın çimen, poşet saçtığın deniz de vatan toprağı!” diyerek bir vatanı sevmenin onun insanını, doğasını, yer altı ve yer üstündeki her türlü kıymeti korumasıyla mümkün olduğuna dikkat çekeceğiz. Bu farkındalığı artırmak için kurduğumuz çevre birimi ile kısa zamanda önemli projeler hayata geçirmek niyetindeyiz.

Ülkü Ocakları birçok alandaki faaliyetlerinin yanında uyuşturucuyla mücadeleyle de ön plana çıkıyor. Bu alandaki çalışmalarınız ne durumda?
Türk milletini ve Türk gençliğini cehaletin dışında en büyük tehdit eden şey; uyuşturucu ve keyif verici maddelerdir, diye düşünüyorum. Küresel bir pazarın ve sistemin bir sonucu olan uyuşturucu, yalnızca gençliğimizi değil Türk milletinin varlık ve istikbaline kast eden en sinsi hadiselerden birisidir. Bu anlamda kurumsallığa dayanarak söyleyebilirim ki; Ülkü Ocakları bünyesinde kurulan Uyuşturucuyla Mücadele Platformu çerçevesi kapsamında yaklaşık 5 yıldır ciddi çalışmalar gerçekleştirdik. Uyuşturucunun zararlarını anlatan konferansların düzenlenmesi, yerel halkın konferans ve broşürlerle bilgilendirilmesi, farkındalık oluşturmak amacıyla ilgili soruna ilişkin tiyatro gösterimleri ile kararlılığımızı ilan etmek adına Türk milletinin yoğun katılım sağladığı ‘Sağlık Yürüyüşleri’ gibi pek çok farklı faaliyeti düzenlemiş olduk. Uyuşturucuyla mücadeleye karşı merkezinde reddediş, sağlıklı yaşam ve bilinçlenme üçgeninden oluşan bir şuur ile cephe açtık. Bu cephede başarılı olma noktasında kararlıyız. Bizim Türk milletinin herhangi bir ferdini uyuşturucu bataklığına bırakmak, o bataklığa düşeni ise terk etmek gibi bir lüksümüz olamaz. Hz. Peygamberin –sav- “Suçluya değil suça düşman olun” telkininden hareketle, faaliyet alan ve kapsamımız nezdinde uyuşturucuyla olan mücadelemiz devam edecek.

Türk dünyasına yönelik ne gibi projeleriniz var?
Türk Dünyasının varlığı ve birliği, Ülkü Ocaklarımızın varoluş gayelerini oluşturan değerler tablosunda ilk sıralarda yer alır. Bu anlamda Türklerin birliği demek olan Turan, Milliyetçi-Ülkücü Hareketin, cihan hâkimiyetine giden yolda ilk kızıl elmasıdır. Sınırların birlikteliğinden ziyade güdülen ideolojinin-fikrin etkisinin hâkim olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz. Sağlam bir ideolojiye sahipseniz onu ihraç ederek dünyaya sesleniyorsunuz. Mesela Osmanlı, yükselme devrine kadar ki süreçte ‘gaza-cihat’ politikasına ya da ideolojisine sahipti. Fethettiği tüm bölgeleri bu saikle vatan kılıyor, yurt tutuyordu. Bu müspet bir örnektir. Yine ABD’nin bugün sözümona ‘demokrasi’ götürme çıkışıyla dünyaya meydan okuma girişimi de bu anlamda ‘menfi’ ve tarihe kara leke olarak geçen bir ideolojik tutumu olarak yorumlayabiliriz. Biz “Dilde, fikirde, işte birlik” ilkesinden ilhamla, Türk Dünyasının düşünsel ve gönül bağı anlamında bir araya gelmesi için mücadele ediyoruz. Bu bakımdan bağımsız Türk devletlerinin tarihine, bugününe haiz ve gelecek perspektifini öngörebilen Türk milliyetçisi kardeşlerimizin yetişmesini sağlayacağız. Yapacağımız ilmi ve sosyal faaliyetler ile Türkiye ve Türk Dünyası arasındaki gönül köprüsünü Ülkü Ocaklarının iman ve kandan mülhem direkleriyle daha da sağlam hale getirerek, Turan’a giden yolun güzergahını çizeceğiz. Zaman içerisinde somut projelerimizi de inşallah Türkgün vasıtasıyla ilan etmiş oluruz.

Türk milliyetçisi gençlere yönelik tavsiyeleriniz nelerdir?
Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de sık sık “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” diyor. Türk milletinin ve Türk gençlerinin üzerinde ağır bir yük var. Bu yük dinin, vicdanın, tarihin kısacası Türk olmanın bize yüklediği ağır bir yüktür. Şairin dediği gibi bu yük kemiği çatırdatır. Bu yükü taşımak için yapılacak ilk şey zamanın şartlarına uyum sağlamak, zamanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde donanarak ilerlemektir. Bugün bilmek; yön tayin etmek, kader çizmek yani idare ederek irade gösterebilir hale gelmek demektir. Bilmenin yolu da aynı kökten mülhem bilimdir, ilimdir. Tarihimizi, günümüzü, dinimizi, estetik ve etik değerlerimizi, dünyayı ve lisanları bilmek ve bunlarla amel ederken ortaya eserler koymakla mükellefiz. Ecdadımız bir yeri fethetmeden evvel gönül erleri, ilim adamları gibi müstesna şahsiyetleriyle oraları fikri ve gönül açısından zaten çoktan fethetmiş oluyorlardı. Biz de bu yolu izleyeceğiz. Bilmenin, Hakk’ın istediği her ölçüde her şeyi mümkün kıldığının farkında olacağız. Çift başlıklı Selçuklu kartalından ilham alarak doğuya ve batıya aynı göz ile bakabilmek adına bir doğu bir batı dilini, kardeşlerimden öğrenmelerini bekliyorum. Her Türk genci en az bir konuda ihtisaslaşırken değer ve yargı üretebileceği, uzmanlık oluşturacağı tali yol ve konuları da belirlemesi gerekir. Türk gençliği, sağlığına da dikkat etmeli; uyuşturucu vb. gibi zararlı her türlü maddeden uzak durmalıdır. En az bir spor dalını alışkanlık haline getirmek gerekir. Misal ben at biniciliğini ve yüzmeyi yıllardır hobi edinmiş bulunuyorum. Bir modern ya da geleneksel sanat dalında kendimizi geliştirmemiz ruhi anlamda dinlenmemize ve gelişmemize katkı sağlar. Dünyayı anlamak ve anlamlandırmak adına sosyal medyayı daha öğretici ve daha faydalı şekilde kullanabiliriz. Sosyal medya bağımlılığına da dikkat ederek ailemizle, arkadaşlarımızla birebir diyaloglarımızı diri tutmalıyız. Türk kültür ve tarihini, İslam ahlak ve faziletini daha çok tanımalı ve çevremizdeki herkese daha iyi şekilde, yaşayarak anlatmalıyız. Kısacası ‘insan-ı kamil’ bir hedefi kendimize şiar edinerek, örnek Müslüman Türk gencini, Ülkücüyü tüm insanlığa göstermemiz gerekiyor.