ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANIMIZ DR. SİNAN ATEŞ İSTANBUL’DA!

ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANIMIZ DR. SİNAN ATEŞ İSTANBUL’DA!

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanımız Dr. Sinan Ateş, İstanbul Programları kapsamında İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsünde öğrencilerle buluştu. MHP İstanbul İl Başkanlığını ziyaret edip, Cumhur İttifakı Milliyetçi Hareket Partisi Belediye Başkan Adaylarının Seçim İletişim Merkezlerini gezdi. İstanbul Ülkü Ocakları İstişare Toplantısını gerçekleştirdi.

Dr. Sinan Ateş İstişare Toplantısında bir konuşma yaptı. Konuşmasına Türk Dünyasının Bilge Lideri Devlet Bahçeli Beyefendinin selam ve iyi dileklerini ileterek başlayan Ateş,  katılımcıları saygı ve hürmetle selamladı.

Sn. Ateş, ‘’Tarih bizim için bir kıvanç meselesinden önce bir şuur meselesidir. Tarihten ibret alınabilirse, olaylar arasında bağlantılar, sebep-sonuç ilişkileri ortaya konulur, bunların oluşmasını sağlayan iktisadi, sosyal ve kültürel tesirler hesaba katılırsa, güne anlam kazandırılır. Tarih şuuru olmayan, tarihi kimliğini bilmeyen, tarihine ilgisiz kalan topluluklar milletleşme seviyesine ulaşamamış yığınlardır. Tarihi bilmek, doğru anlamak ve anlamlandırmak, milli şuur sahibi her Türk aydınının en önemli özelliği olmalıdır. Yani, tarihin bilinmesi, öğrenilmesi milli bir vecibedir. Tarih maziyi bilmek ilmi değil, istikbali hazırlamak sanatıdır. Tarihten aldığımız ilhamla geleceğin resmini çizeceğiz.’’ diyerek tarih ve milli şuurun önemine vurgu yaptı.

Dr. Sinan Ateş, ‘’Fikir kudreti varsa, iman gücü varsa, ülkü sevdası varsa, vicdan ve ahlak temizliği de bulunuyorsa mesafeler kısalacak, zafer şafağı mutlaka sökecektir. Tereddüt ve tezvirata hapsolan mizaçların geleceği olamaz. İş üretmek yerine laf üretenlerin bahaneleri çok, değerleri yoktur. Rahmetli Peyami Safa 1943’te, Almanlar Paris’i işgal ettiğinde yazdığı bir yazıda şöyle diyordu: “Fransızları tanksızlık değil imansızlık mağlup etti. Tank yapacak demirleri de, mühendisleri de vardı; ama savaş öncesi komünist ve sosyalist akımlar Fransız milli imanını yok etmişlerdi! Her eylemin temelinde iman vardır. Kısaca arkadaşlar “İman varsa, imkân vardır.” dedi.

Genel Başkanımız, tarih boyunca Türklerin Türk cihan hâkimiyeti mefkûresine sahip olduklarına dair elimizde yeterli veriler olduğunu belirterek, ‘’ Milletimiz, yüz yıllar boyunca başka milletlerle olan ilişkilerinde kuralı koyan ve uygulatan güç olmuştur. Attila’ya “Tanrı’nın Kırbacı” dedirten bu güçtür. Fatih’e gemileri karadan yürüten bu güçtür. Kanuni’ye, bir mektupla hasımlarına aman dedirten sır bu güçtür. Milletimiz benzer acıları müteakip yıllarda da yaşamıştır. Bazen 1944 Irkçılık-Turancılık Davası, genç nesiller üzerine bir heyula gibi çökmüştür. Milliyetçilik düşüncesinin devlet katında zararlı cereyan sayılması sebebiyle yeni yetişen nesillerin kıblesi değişmiş, kimi yönünü Moskova’ya, kimi Paris’e, Londra’ya ve New York’a; kimileri de Türk milletinin bin yıldır anladığı ve yaşadığı İslam’ı bir tarafa bırakıp Mısır ve Pakistan gibi sömürge ülkelerine İngiliz eliyle yerleştirilen “Siyasal İslamcılığa çevirerek eti kemiği bizden olsa da fikren ve ruhen kaybedilen nesiller olmuşlardır.’’ dedi.

Dr. Sinan Ateş, ‘’Türk milliyetçilerine düşen kendi kök ve kaynaklarından beslenerek bu medeniyet tasavvurunu gerçekleştirmek ve yakılacak bu ateşle tüm dünyanın aydınlanmasını sağlamak yolunda çaba harcamaktır. Haysiyetli bir gelecek bu yüksek ülküdedir. Türk milliyetçilerin bu ülkünün de öncüleridir. Bozkır’ın ortasına Kaşgar’ı, Buhara’yı inşa eden medeniyet bizimdir, Hindistan tarihinin bugün öne çıkan estetik harikaları kısa Türk hâkimiyetinin izlerini taşır. İstanbul’un fethi Ötüken’in, Kaşgar’ın at sırtında geçilen Türkistan steplerinin başarısıdır. Tarih bir şuurdur diye lafa başladık, İstanbul; Türklüğe tarihin ve ecdadın aziz bir hatırasıdır. Kültürümüzün, sanatımızın, fetih ruhumuzun remzi olarak var olacaktır. Haliyle İstanbul bütün Türklüğe ait olarak yaşayacaktır. Bu hakikatin farkına kimse ülkücüler kadar vakıf olamaz. İstanbul azmiyle, çabasıyla; Ulubat’a, Kastamonu’ya, Tokat’a, Erzurum’a, Çanakkale’ye borcunu ödemek zorundadır. Bu borç, düşman saldırılarını göğsünde dindiren Çanakkale’ninki gibi hasbi/gönüllü bir borçtur.’’ ülkücülerin ecdadına sahip çıkması gerektiğine dikkat çekti.

Genel Başkanımız, ‘’ Herkes otursa İstanbul’daki ülküdaşım ayağa kalkacak, herkes yürüse İstanbul’daki ülküdaşım koşacak. Bu benim bir talimatım değildir, bu şu surlar önünde can veren Eyüp Sultan’ın, surlarda can veren Ulubatlı Hasan’ın, “Ya ben İstanbul’u alırım ya İstanbul beni” kararlılığıyla İstanbul’a Türk mührünü vuran Fatih’in vasiyetidir. Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendinin “İstanbul’da hak ettiğimiz siyasi mevkie gelmek, feleğin çemberini yarmak, şeytanın bacağını kırmak artık ertelenemez bir amaçtır.” sözleriyle bize gösterdiği hedeftir. Suiistimaller, tembellikler, nemelazımcılıklar ülkücü karaktere uğramayacak şahsiyet bozukluklarıdır.’’ dedi.

Genel Başkanımız Dr. Sinan Ateş, ‘’Allah’tan gayrısına kulluğu reddeden, secdeden başka hiçbir yerde eğilmeyen bir inancın bir hareketin mensuplarıyız. Türk milletinin ülküsünü temsil eden, kutlu bir davanın fedakâr erleriyiz. Ölüm karşısında geri adım atmayan, hayatın güçlüklerine pes etmeyen bir mazinin mirasçılarıyız. Tarihin bir yüklediği sorumlulukların farkında, biçtiği ülkücü vazifesinin peşindeyiz.‘’ diyerek sözlerini noktaladı.