Turan Kalaları 2 Bakü – Cihangir YILDIRIM

Turan Kalaları 2 Bakü – Cihangir YILDIRIM

Muğla Ülkü Ocakları İl Başkanı

 

Ulu atamız Oğuz oklarını bölüp göğü çadır kıldıktan sonra dağları aşıp denizleri göl eden yağız yerin üstünde, temelleri; atlarının nal izi, duvarlarının harcı, kutlu töremizle yükselen şehirlerimizi inşa ettik.

 

Tarihi boyunca esirliği kabul etmeyen Türkler vatanları, bayrakları uğrunda canları pahasına mücadele etmiş ülkelerinden, ülkülerinden asla vazgeçmemiş bağımsızlıklarını daima korumuşlardır. Turan Kalaları yazı dizimizde bu ay Türk’ün bu mücadelesinin her daim yaşandığı, iki devlet tek millet kardeş ülke Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ den  bahsedeceğim.

 

Bakü adı çeşitli toponimik araştırmalarda değişik anlamlar taşımakta, hatta daha farklı yazıldığı görülmektedir. Bag, Bakuya, Baguvan gibi. Bakü çok önceleri ‘’rüzgar kenti’’ anlamındaki Arapça Bağde-Kube adını da taşımıştır (kentte çok zaman esen kuzey rüzgarlarından dolayı). Ayrınca kentin adının eskiden burada yaşayan ‘’Bagi’’ kabilesinden geldiğini de ileri sürenler bulunmaktadır.

 

Çok eski bir kent olan Bakü Azerbaycan’ın başkentidir. Ülkenin Hazar Denizi kıyısında bulunan şehir 4 milyona ulaşan nüfusuyla Kafkasya’nın en büyük şehridir. Bölge içinde önemli bir kültür ve ticaret merkezi sayılan Bakü sanayi alanında da önemli bir merkezdir. Yılda iki milyon tonu bulan yük taşımacılığıyla Bakü Limanı bulunduğu konum itibariyle de bölgenin en önemli limanıdır. Bakü’ nün tarihi, çeşitli araştırmalara göre 1000 yıl öncesine kadar inebilmektedir. Hatta bazı bilim adamları kentin kuruluşunu M.Ö. 3000 yılına kadar indirmektedir. 8.yy’ da Şirvanşah idaresi altında buluna Bakü sık sık Hazarların saldırısına uğramıştır. İlerleyen yıllarda pek çok devletin sahip olmak istediği Bakü 16.yy’da Akkoyunlu ve Karakoyunlu Devletlerinin yönetiminde kalmıştır. Akkoyunlu Devletinin yıkılmasıyla Safevi yönetimine girmiştir. Önemli ticaret yolları üzerinde bulunması, Hazar Denizi’ne olan kıyısı, sahip olduğu doğal zenginlikleri sebebiyle pek çok devletin ilgisini çeken Bakü 16.yy’ ın sonlarında Osmanlı Devleti tarafından ele geçirildi. Fakat bu durum çok uzun sürmedi ve Bakü 17.yy’ ın ilk yıllarında yeniden İran yönetimine katılmıştır. 18.yy’ a gelindiğinde ise Rusya’nın ilgisini çeken Bakü sık sık Rus işgaline maruz kalmış ve 19.yy’ da Rusya’nın yönetimi altına girmiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında çeşitli karışıklıklara maruz kalan Bakü Ekim Devrimi’nden sonra Rusya’nın zayıflamasının ardından Bolşevik bir komutanın yönetiminde kalmıştır. Tüm bunların ardından Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kurulmuş başkent Bakü olmuştur.   Fakat bu durum da uzun sürmemiş 1920’ de Kızıl Ordu tarafından işgal edilen Bakü Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti olmuştur. Bakü bu dönemde oldukça büyük Rus etkisi altında kalmıştır. Yönetim, eğitim, şehir planlaması,  inşa edilen yapılar gibi pek çok alanda Rus etkisi görülmektedir. Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından 1991 yılında Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte hızlı bir değişim sürecine girmiştir. Sovyet Döneminden kalan binalar yıkılmış yerine yenileri inşa edilmiştir.

 

Bakü’ nün alansal gelişimi 19. yüzyıla kadar kale surları içinde olmuştur. Bugün kentin en eski bölümünü oluşturan ve görkemli kale surları ile çevrili olan bu iç şehir 22 hektarlık bir alan sahiptir. Burada sayısı 300’ü bulan çeşitli mimari anıtlar yer alır. Bunlar arasında; Şirvanşahlar Sarayı (15.yy), Kızkalesi (12.yy), Muhammed İbn-i Ebu Bekir Camisi(halk arasındaki adı Sınıkkale Minaresi yapımı 1078-1079) ve diğer camiler, kervansaraylar, doğu hamamları sayılabilir. 19.yy ortalarında Rusya’nın sanayi devrimine giriştiği yıllarda, Azerbaycan’da da petrol sanayinin doğmasıyla, Bakü nüfusu, iç şehrin sınırları dışına çıkmaya başlamış, kent kuzeydoğu- güneybatı yönünde yeni modern binalara, bankalara ve ticaret birimlerine sahip olmuştur. 19.yy sonunda kentte birçok park ve bahçe de bulunmaktaydı: Gubernator Parkı, Kent Parkı, Parapet Bahçesi, Molokon Parkı ve Villa Petroloya Parkı gibi. Bakü merkezinde binalar çok çeşitli mimari üsluplarla inşa edilmiştir. 17 Ekim ihtilalinden sonra kent, sosyalist mimarinin etkisi altına girmiştir. Bu dönmede Sabuncu Garı, deniz kenarı parkı ve daha birçok yeni binalar yapılmıştır.

 

Bakü aglomerasyonu bugün 2.000.000’un üzerinde bir nüfusa sahiptir. Aglomerasyon dahilinde kent tipli kasabalar (48 adet), ilçeler (11 adet), sanayi tesisleri, maden çıkarım ve işletme alanları, tarım alanları ve rekreasyon alanları yer alır ve hepsi birbirine üretim ilişkileriyle bağlıdır. Bakü çevresinde bütün bu oluşumların  ortaya çıkması ve gelişmesi, ülkenin ihtiyaçlarını karşılamakla paralellik taşır.

 

Bakü kuru bir iklime sahiptir. Şehirdeki yıllık yağış miktarı düşüktür. Çok sayıda tuzlu göller, çamur volkanları, kumlu plajlar, tuzlu topaklar geniş yayılım göstermekte, kuru step ve yarı çöl görünümü hakimiyet kazanmaktadır. Bu doğal görünüm yer yer beşeri etkiler nedeniyle değişikliklere uğramıştır.

 

Bakü kenti, Sovyetler Birliği zamanında yakıt sanayi ve ona bağlı imalat sanayinde uzmanlaştırılmış kentlerin başında yer almaktaydı. Bakü bir sanayi bölgesi olarak petrola dayalı bir merkez şeklinde ortaya çıktı ve buradaki sanayi ürünlerinin 4/5’ini oluşturan yakıt sanayi ve onunla ilişkili petrol yan ürünleri, elektrik enerjisi, petrol makineleri, petro-kimya ürünlerinin imalatı gerçekleştirilmektedir. Diğer taraftan; Azerbaycan’ın doğal gaz üretiminin 9/10’u, ağaç sanayi ürünlerinin 3/4’ü, inşaat sanayi malları ile dokuma giyim sanayi mallarının 1/2 ‘ si gıda sanayi ürünlerinin 1/4 ‘ünden çoğu Bakü entegre sanayi bölgesince karşılanmaktadır. Kısacası, Azerbaycan’da üretilen sanayi ürünlerinin neredeyse  % 50’si sanayide çalışanların % 58’i Bakü’ nün payına düşmektedir. Bakü petrollerinin bir kısmı da ihraç edilmekte Bakü’nün gelirlerinin artmasının önemli bir kısmı petrol ve doğal gaz ihracatına bağlıdır.

 

Bakü nüfusu hızla artan bir kenttir. Nüfusun doğal artış yoluyla her yıl 20 bin kadar arttığı tahmin ediliyorsa da, Ermenistan’la olan savaş dolayısıyla Karabağ’ dan göçen nüfus, bu artışı bir hayli yükseltmiştir. Hızlı nüfus artışıyla birlikte şehirde işsizlik artmaya başlamıştır.

 

Bakü ulaşım yollarının kavşak noktasında yer almış bir kenttir. Yük ve yolcu taşımacılığı açısında Transkafkasya’ da ilk sıradır. Bakü’ den Tiflis, Rostov, Culfa yönüne demiryolu hattı, Tiflis, Rostov ve Astara karayolu bağlantıları vardır. Bakü Hazar Denizi’nde en büyük limandır ve bu liman vasıtasıyla Volga Nehri, Volga-Baltık su yolu, Volga-Don kanalı ile dünya denizlerine bağlantılıdır.

 

Bakü turizm açısından da gelişmiş bir şehirdir. Başkent olması, tarihi ve doğal yapıları, kumlu plajları, mineralli suları, kayak merkezleri, astronomi gözlemevi ile şehir öenmli bir turizm merkezidir. 2012 yılında 57. Eurovision şarkı yarışmasının Bakü’ de gerçekleşmesi, 2015 yılında Avrupa Oyunlarına ev sahipliği yapması, 2016 yılında Avrupa Grand Prix olarak bilinen Formula 1 müsabakalarına ev sahipliği yapması şehrin tanıtımında önemli olmuş şehre gelen binlerce kişiyi kendine hayran bırakmıştır. 2000 yılının kasım ayında yaşanan bir depremde pek çok yapı hasar görmüştür. Bunun ardından Bakü’ nün şehir merkezi 2003 yılında UNESCO tarafından ‘’Tehlikede Olan Dünya Mirası’’ listesine alınmıştır.

 

Bakü bilim ve kültür merkezi olarak Azerbaycan’ın en önemli kentidir. Kentteki Bilimler Akademisi, çok sayıda sektörel bilim, araştırma ve proje enstitülerine sahiptir. Ayrıca 15 üniversite ve yüksekokul vardır ve burada okuyan öğrenciler Azerbaycan yüksek okul öğrencilerinin % 80’ini oluşturur. Bakü kenti tiyatrolar ( Azerbaycan Dramatik Tiyatrosu, Gençlik Tiyatrosu, Müzikli Komedi Tiyatrosu vd.), müzeler, (Azerbaycan Tarih Müzesi, Sanat Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Edebiyat Müzesi, Halı Müzesi, Etnografya ve Arkeoloji müzesi vd.), kütüphaneler, spor tesisleri ve rekreatif kamplar bakımından da oldukça zengindir. Bakü birkaç kent ile de kardeşlik ilişkileri kurmuştur: İzmir, Napoli, Dakar, Saraybosna, Bordeux, Huston, Mainz. Bakü’ nün Azerbaycan’ın başkenti olması idari kurumların, ekonomik ve sosyal vakıfların yoğunlaşmasını beraberinde getirmiştir.

 

Azerbaycan’da müzik ve danssız bir faaliyet düşünülemez. Özellikle de Azerbaycan’a has festivallerde halk eşsiz dakikalar geçirmektedir. Azerbaycan’da birçok festival bulunmaktadır. Bunlardan başlıcaları müzik ile ilgili festivaller olarak öne çıkmaktadır. Bu festivallerden bahsedilecek olursa:

2009 yılından bu yana geleneksel olarak yılın her yaz aylarında Gebele şehrinde düzenlenen ve ismini de buradan alan Gebele Müzik Festivali bulunmaktadır. Bu Festivalde klasik müzik konserleri ve sazlı eğlenceler verilmektedir. Diğer bir festival ise; Muğam Dünyası Uluslararası Müzik Festivalidir. İlk düzenlenmesi 2009 yılında olup Bakü’de gerçekleştirilmiştir. Festivalde muğam uzmanlarının gerçekleştirdiği müsabakalar ve operalar bulunmaktadır. İpek Yolu Uluslararası Müzik Festivali ise; birçok yabancı ülkenin katılımıyla gerçekleşmekte olan folklor, tiyatro ve müzik kategorilerinden oluşmaktadır. Üzeyir Hacıbeyov Uluslararası Müzik Festivali’nde ise; Üzeyir Hacıbeyov’un eserlerinin tiyatroları düzenlenmekle beraber diğer ülkelerden gelen katılımlarla çeşitli toplantılar da yapılmaktadır. Mstislav Rostropoviç Festivalleri 2007 yılında ilk kez Bakü’de düzenlenmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın onayıyla yapılan bu festivalde; dünyaca ünlü yorumcular bir araya gelmekte ve eşsiz bir müzik ziyafeti sunmaktadır.

 

Azerbaycan’ daki önemli müzelere, tarihi ve doğal güzelliklere daha da yakından bakalım.

 

Azerbaycan Ateşgah Müzesi; Dünya üzerinde bulunan 3 Mecusi tapınağından biridir. Ateşgah kelimesinin anlamı ateş mabedi, yani ateşin alevle olan dansıdır. Bakü şehrine olan uzaklığı 30 km’lik bir mesafede bulunmaktadır. İlk kez 16 ve18. Yüzyılda yerden doğal gazın çıkmasıyla, ebediyen sönmeyecek bir ateş olarak adlandırılan ve inanılmakta olan bir mabettir. Ateşgah, ilk kez bir 1713 yılında inşa edilmiştir. Tam olarak son haline kavuşması, 1810 yılında Tacir Kançanagaran sayesinde gerçekleşmiştir.

Ateşgah Özellikleri:

Ateşgah, mimari özellikleri bakımından yapısal olarak şehir hanlarına çok benzemektedir. Azerbaycan’da çok sayıda farklı mabet ve tapınak bulunmaktadır. Ateşgah, mabedinin tam ortasında sürekli yanmakta olan bir ateş vardır. Söylemlere göre; eskilerde doğal ateşken şimdilerde, doğalgaz tarafından yakılan bir ateşmiş. Ateşgah’ ta yanan ateşin kenarlarında küçük odacıklar bulunmaktadır ve her odanın ateşe bakan bir pençesi bulunmaktadır. Zerdüştler tarafından bu odalar çilehane olarak adlandırılmıştır. Ateşgah’ a geçmişte Zerdüştler hac için gelerek, küçük odalarda konaklayıp, ateşi izler, çeşitli işkenceleri yaparak ibadet ederlermiş. Azerbaycan’ın İslamlaşması ile beraber Zerdüştler Hindistan’a göç etmişlerdir. Şimdilerde Ateşgah’  a ait odalar müze haline gelmiştir. Özellikle 21 Mart Nevruz günü Hindistan’dan gelen Zerdüştler tarafından Ateşgah ziyaret edilmektedir. Bunların dışında farklı ülkelerden gelen yabancı turist ve eğitim için Azerbaycan’ı tercih eden öğrenciler tarafından oldukça rağbet gören tarihi bir mekandır.

 

Bakı Bulvarı: Bakı bulvarı – Bakü’de, Hazar kıyısında bulunan bir bulvardır. Milli Park alanının büyüklüğüne göre Paris’te Sena Irmağı kıyısındaki parktan sonra Avrupa’da ikinci sıradadır.

 

Kız Kulesi: Bakü için  Kız Kulesi eşsiz ve Doğuda benzeri olmayan bir sanat yapısı olup deniz kıyısında yükselmektedir. Bir zamanlar Hazar denizi dalgaları kulenin eteklerine kadar ulaşmaktaydı. Kız kulesi ХII. Yüzyılda mimar Masud ibn Davut tarafından inşa edilmiştir. Kule, Rüzgarlar Şehri üzerinde 27 metre yükselmektedir.

Bakü Hayvanat Bahçesi: Bakü Hayvanat Bahçesi, nadir bulunan ve soyu tükenmekte olan hayvan türlerinin korumak ve artırmak gibi önemli görevleri yerine getiriyor. Bakü Hayvanat Bahçesinin hem Dünya’nın çeşitli yerlerinde bulunan, hem de Azerbaycan’ ın faunasına ait olan yaygın bulunan ve de nadir bulunan ve soyu tükenmekte olan hayvan türlerinin genlerini saklamak için depo-laboratuarlar mevcut.Hayvanat bahçesinde yaklaşık 1.193 hayvan ve 168 tür bulunmaktadır.

 

Azerbaycan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi: Azerbaycan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi  Azerbaycan’ın en büyük sanat müzesidir ve başkent Bakü’nün en önemli müzelerindendir. Şehrin merkezinde Niyazi Sokağında bulunmaktadır.Müze 1936 yılında kuruldu.1943 yılında ünlü Azeri tiyatro set tasarımcısı ve tiyatro sanatçısı Rüstem Mustafayev’in adını almıştır. Müze yan yana duran 19. yüzyılda inşa edilmiş iki neoklasik binadan oluşmaktadır, 1885’de inşa edilmiş “De Bur Sarayı” ve 1895’de inşa edilmiş “Mariinski Kız lisesi”.Müzede Azerbaycan, Batı Avrupa, Rusya ve Doğu sanatının çeşitli dönemlerini kapsayan sanat eserleri sergilenmektedir ve müzenin koleksiyonunda tablo, çizim,gravür ve heykel bulunmaktadır.

 

İçeri Şehir: İçeri Şehir Orta Doğu’nun en eski meskenlerinden biridir. Kazılar gösteriyor ki, insanlar bu bölgeye henüz tunç döneminde yerleşmişler. Aralık 2000’de Şirvanşahlar Sarayı ve Kız Kalesi ile birlikte UNESCO tarafından belirlenen Dünya Mirasları arasına girdi.

 

Şirvanşahlar Sarayı: Şirvanşahlar Sarayı, 15. yüzyılda Şirvanşahlar hanedanının şahı İbrahim Halilullah’ın döneminde yapılmış saraydır. Bakü şehrinde şehrin İçeri Şeher olarak adlandırılan surlar ardındaki eski şehir bölümünde bulunmaktadır. Şirvanşahlar Sarayı, yakın doğunun en görkemli mimarli eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

 

Uluslar arası Muğam Müzesi: Baküde piyanoyu her oturduğunuz evde, otelde, restoranda göre bilirsiniz. Müzik bu şehir için çok önemlidir. Burası ise eski Azerbaycan müziği Muğam için yapılmış olan müze.

 

Gobustan Kaya Mezarları: Gobustan sanatsal kaya oymalarının olduğu yerleşim yeri, 40.000 yıl öncesine dayanan, 6.000 den fazla olağanüstü kaya oymasıyla Orta Azerbaycan yarı çölünün kenarında yükselen üç kayalık platoyu kapsar. Bu yer ayrıca, üst paleolitikten orta çağlara kadar son Buzul Çağını takip eden ıslak dönemde, tümünün bölgenin yerlileri tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığı görülen iskan edilmiş mağaraların, yerleşim alanlarının vemezarlıkların kalıntılarını içerir.

 

Yanar Dağ: 1950’li yıllarda bölgede hayvan otlatan bir çobanın ateş yakmaya çalışırken, doğal gaz kaynağının alev alması sonucu kazara keşfettiğine inanılan bir dağ. Bakü yakınındaki, tuz gölleri ile ünlü Apşeron Yarımadası’nda bulunan Yanar Dağ’da, devamlı olarak yanan gaz kaynağında basıncın etkisiyle alevlerin yüksekliği kimi zaman 3 metreyi buluyor.

 

Teze Pir Camii: Ehli Beyt soyundan geldiği kabul edilen Şeyh Said Abdal dervişinin tekkesiyle başlayıp zamanla büyüyüp cami ve medreseye dönmüş bir yer. Camii ismini Bolşevizm’e karşı savaşan Teze Pir’den alıyor. 1905’te inşasına başlanan cami, Bakü’nün en önemli mimari yapılarından birisi olarak kabul ediliyor. Kapalı alanı 1400 metrekare ama çevresindeki yapılarla birlikte çok büyük bir alanı kapsıyor.

 

Bakü Kristal Salonu: Bakü Kristal Salonu  Bakü’de bulunan çok fonksiyonlu kapalı arena. 2012 Eurovision Şarkı Yarışması burada gerçekleştirilmiştir. Maliyeti 14milyon tl olan arenanın kapasitesi 25000 kişiliktir.  Bakü’de bulunan çok fonksiyonlu kapalı arena. 2012 Eurovision Şarkı Yarışması burada gerçekleştirilmiştir. Maliyeti 14milyon tl olan arenanın kapasitesi 25000 kişiliktir.

 

Bayrak meydanı: Bu milletin  her ferdinin, uğruna seve seve canını vere bileceği bir şeydir bu bayrak. Bütün halinde düşünürsek birlik ve bütünlüğünün simgesidir . Burada bulunan bayrağın direğinin yüksekliği 162 metre olup cihazın genel kitlesi 220 tondur. Bayrağın eni 35 metre, uzunluğu 70metre, toplam alanı 2450 metrekare, kütlesi ise yaklaşık 350 kilogramdır. Ginnes dünya rekorları 2010 yılı 29 Mayıs Azerbaycan devlet bayrağı direğinin dünyada en yüksek bayrak direği olduğunu doğruladı.

 

Azaldık Meydanı: Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Azadlık meydanının Sovyetler Birliği dönemindeki ismi Lenin Meydanı idi. Azadlık Meydanı Azerbaycan’ın bağımsızlığına giden yolda önemli gelişmelerin yaşandığı bir yer oldu. Karabağ’da yaşanan gelişmeleri protesto etmek amacıyla 20 Ocak 1990 tarihinde Azerbaycan Türkleri bu meydanda toplandılar. Toplanan Azerbaycan Türkleri’ni dağıtmak için 30 bin kişilik Sovyet ordusu meydanı kuşattı ve yüzlerce Azeri’yi katletti. Öldürülenlerin cenazeleri on binlerce insanın katıldığı törenlere sahne oldu. Bu gelişmeler Azerbaycan’ın bağımsızlık sürecini hızlandırdı.

 

Şehitlik (Türk Şehitliği – Şehitler Hıyabanı):

Her bir Türk’ün Bakü’yü ziyareti esnasında görmesi gereken alanların başında ‘Türk Şehitliği’ gelmektedir. Bu kabristanlıkta 1918 Bakü Muharebesi’nde Ruslara ve Ermeniler’e karşı Azerbaycan Türkleri ile aynı safta savaşan ve şehit olan Türkiye Türkleri’nin mezarı bulunmaktadır. Türk Şehitliği Azerbaycan ve Türkiye kardeşliğinin en belirgin kanıtıdır. Ülkemizden Bakü’ye gelen devlet büyüklerinin ilk ziyaret yerlerinden biridir. Türk Şehitliği Azerbaycan ve Türk bayraklarıyla süslenmiş eşsiz bir görünüme sahiptir.

 

Kaynakça:

 

Koçman, A. Azerbaycan Coğrafyası, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İzmir, 1994

https://www.azerbaycanuniversiteleri.com/azerbaycan-hazar-universitesi/

 

 

 

 

 

Add Comment