Sokak Hayvanları ile ilgili Basın Açıklaması

Doğum ve ölüm arasındaki yolculuğunu at sırtında tamamlayan Türkler’de hayvanlar çağlar boyunca kültürün ve günlük yaşamın önemli parçası olmuştur. Türkler, atlarını sahip olunan bir mal, bir hayvan olarak görmemiş, atları bir dost, bir kardeş, kendilerine gönülden bağlı bir silah arkadaşı kabul etmişlerdir. Yerleşik bir düzeni olmayan bu avcı, savaşçı toplumda göç yollarında, er meydanında, sürek avlarında en sadık yaverleri pusatları, atları, kartalları olmuştur. İnsan, kendini diğer canlıların üzerinde yüce bir varlık olarak görüp dünyayı çıkarları doğrultusunda şekillendirdiğinde zalim, sahip olduğu aklı, dünyayı tüm canlılar için yaşanabilir bir yer haline getirmek maksadıyla kullanıp, ekosistemin tepesinde değil tam içinde yer aldığında, canlılarla birlikte yaşama ilişkisi kurduğunda yaratılmışların en şereflisi ünvanını hakeder. Peki şehir hayatının telaşesi içerisinde hangi ünvana uygun bir yaşam sürüyoruz ? Şehirlerimizi kurarken bu hassasiyetlerin ne kadarını gözetiyoruz ? Mevcut şehir yapılanmalarında işbu hassasiyetleri gözetmek mümkün mü? Mümkün! Göç yollarında vurulan, hastalanan, sakatlanan, göç edemeyip sürüden ayrı, garip kalan kuşların derdiyle dertlenip dünyanın ilk hayvan hastanesini, Bursa’daki “Düşkün Leylekler Evi”ni kuran atalarımız bize bunun mümkün olduğunu yıllar öncesinden göstermiştir. Hayvanlarla olan bu dostluk yerleşik hayata geçişten sonra da Türk devletlerinde devam etmiştir. Osmanlı Devleti’nde hayvan sevgisinin birçok örneğine şahit olmaktayız. Bunlardan bir tanesi olan mancacılıkta halk hayvan yemi satın alır ya da dileyen parasını verir ve mancacı onların yerine sokak hayvanlarını düzenli olarak beslerdi. Mancacının bir diğer önemli görevi ise soğuk kış günlerinde dağda bulunan ayı, tilki, çakal gibi yabani hayvanlar yiyecek bulamadıklarında aç kalarak telef olmasın, bilhassa aç kaldıklarında şehre inmemesi için dağın eteklerine et ve kemik gibi yiyecekler koyarlardı.
Günümüz Türkiye’sinde binlerce sokak hayvanı her yıl Türkiye’de yoğun sıcak hava koşullarından dolayı can çekişmek ve sokak hayvanlarının susuz kalma durumu bizleri derinden üzmektedir. Ülkü ocakları Genel Merkezi olarak bu durum karşısında tepkisiz kalamayız.
Ülkü ocaklılar şehir hayatının getirdiği koşuşturmacalar içinde minik dostlarımızı unuttuğumuz bu modern dünyada mancacı hassasiyetini yaşatmayı kendisine görev edinmiştir. Bu kapsamda her il ocak teşkilatımız “mancacılık” mesleğini sahiplenerek sokak hayvanlarımızın bakımını üstlenmeye karar vermiştir. Bu kapsamda yoğun sıcak havalarda sokak hayvanlarımızın susuz kalmaması adına tüm il ve ilçe ocaklarımız sokaklarımıza su kapları koyarak sokak hayvanlarımızın susuzluğunu gidermeyi amaçlamıştır. Bizlere destek olmak isteyen tüm vatandaşlarımızı sokaklarına bir kap su bir kap mama koymaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Sinan Gökhan YAVUZ
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı
Genel Başkan Yardımcısı

Add Comment