Genel Başkanımız Sayın Sinan Ateş İl Ocak Başkanları İstişare Toplantısının Açılış Konuşmasını Gerçekleştirdi.

İl ocak Başkanları İstişare Toplantısı” münasebetiyle Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Sinan Ateş ve Ülkü Ocakları Genel Merkez Yöneticilerimiz, Ülkü Ocakları İl Ocak Başkanlarımız ile Antalya’da bir araya geldi. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin himayelerinde gerçekleşen program 6 Aralık Cuma günü Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Sinan Ateş’in İl Ocak Başkanlarıyla bire bir istişarelerde bulunmasıyla başladı. Toplantının 2. günü Genel Başkanımız Sayın Sinan Ateş’in açılış konuşması ile devam etti. Ülkü Ocakları Divan üyelerinin de sunum yaptığı program pazar günü Genel Başkanımız Sayın Sinan Ateş’in yapacağı kapanış konuşması ile sona erecek. “Ülkü Ocakları İl Ocak Başkanları İstişare Toplantısı”nın açılış konuşmasında Genel Başkanımız Sayın Sinan Ateş önemli değerlendirmelerde bulundu.“

 

Kıymetli Dava Arkadaşlarım,

Değerli İl Ocak Başkanlarım,

Hepinizi en kalbî duygularımla selamlıyor, bu buluşmaya vesile olan Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımı sunuyorum.

Antalya Belek Sueno Otel’de düzenlediğimiz İl Ocak Başkanları İstişare Toplantımıza hepiniz hoş geldiniz.

Değerli Ülküdaşlarım,

“Bizim değerlerimiz, çağın gerekleri” Parolamız budur. Biz bugün sosyal yapımızın gözünü iki bin yıl geriden iki bin yıl ileriye açacak, hissiyatını yükseltecek, hamiyetini, azmini, kudretini galeyana getirecek, ahlakını göz hizasının üstünde taşıyacak bir davanın temsilcileriyiz. Kökü mazide bir atiyiz. Geçmişten aldığımız ilhamla geleceğin resmini çizeceğiz.

Göz bir noktadan ibarettir, dünyayı görür. Beyin daracıktır, dünyayı değiştirecek fikri taşır.

Göğüs kafesi bir kucak, ancak Altaylardan Tuna’ya bir vatanı içine çeker. Genç henüz 19 yaşında, Türklüğün binlerce yıllık medeniyet tasavvurunun mirasçısı…

O göz Ülkücünün gözü, o beyin Ülkücünün beyni, o hayâsız akınlara siper edilmiş göğüs Ülkücünün göğsü, o 19 yaşındaki genç Ülkücünün kendidir.

Ve ocak dört duvar, yüz metrekare, beş sandalye, 10 bardak çay gibi görünebilir. Oysa Turan’dır. Türk cihan hâkimiyeti mefkûresidir.

Ya bayrak? 1 metrekare midir? Kaç milyon şehit, kaç kilometrekare toprak, kaç bin yıllık hatırattır? Başbuğ Alparslan Türkeş tam da bu sebepten “Gençler hepiniz birer Türk bayrağısınız.” diyordu.

Kıymetli Dava Arkadaşlarım,

Bizler aslından ve davasından bir adım sapmadan tekâmül eden ve herkesi kucaklayan bir bakış açısıyla Türk milletini sonsuzluğa taşımaya ant içen; imkânsız görünen hedeflere ulaşma yolunda Türk milletine rehberlik eden kutlu kadrolarız. Türk ve İslam değerleriyle donanmanın fazilet, cesaret ve şuuruna ulaşmış vicdanlarız.

Türk milletini, şanlı mazisinden şerefli geleceğine taşımak; mukaddesatımıza sahip çıkarak mukadderatımıza hâkim olmak gibi şuurlu ve yüce bir vazifeye sahibiz.

Bizleri başkalarından ayıran en bariz, en mümeyyiz vasıf inançlarımızdaki samimiyet, imanımızdaki sağlamlık ve iddialarımızdaki yüksekliktir. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi; geleceğin mimarları, gelecek nesillerin mihmandarlarıyız. Türkiye ve Türk milletinin son siperleriyiz.

Temel var oluş gayemiz bizlere emanet edilmiş kutsal bir hazine olan bu vatana gözümüz gibi bakıp onun üzerine titremek; bu kutsal emaneti bütün güzellikleriyle, millî ve manevi zenginlikleriyle tertemiz bir şekilde gelecek nesillere teslim etmektir. Bu, en zor şartlarda vatanı gözbebeği gibi koruyarak bizlere teslim eden şehitlerimiz ve gazilerimize karşı minnet ve şükran borcumuzdur.

Yarım asırdır hiçbir güçlüğe yenilmedik; acılara ve saldırılara boyun eğmedik. Zekâmız kadar şuurumuz, şuurumuz kadar imanımız, imanımız kadar cesaretimiz sayesinde yıkılmaz bir kale olduk. Mensubu olmaktan gurur duyduğumuz büyük Türk milletinin sadık evlatları olmayı şeref addettik. Bu yolda ülkümüzden taviz vermedik, mücadele azmimizde bir an olsun tereddüt etmedik.

 

 

 

 

Değerli Ülküdaşlarım,

Büyük ülkülere fedakâr ve inanmış insanlarla yürünebilir. Her vakit kendimizi vazifeli görecek, çağın gereklilikleriyle donanacak, Türk düşmanlarının heveslerini kursaklarında bırakacağız. Çünkü biz İslam’la müşerref olmuş Türk milletiyiz, çünkü biz susuzluğumuzu Orkun’un berrak sularından dindirdik.

Soluk alıp verdiğimiz her an, geçmişin derinliğini merkezimize alarak hâlin üstünden geleceğe uzanan millî ve manevi geçiş noktaları inşa edecek, böylelikle dün-bugün ve yarın arasındaki dengeyi en iyi şekilde kuracağız.

Bu itibarla ağır, çetin ancak bir o kadar da kutlu görevleri ifa ediyoruz. Uzun, çetrefilli, dikenli ancak bir o kadar da mübarek bir yolda ilerliyoruz. Görevimiz çok, hedeflerimiz yüksek, yapmamız gerekenler ve hâliyle sorumluluklarımız fazladır.

Hayatımızın her anında bu şuurla hareket etmeli; her şeyden evvel bilgimizi, görgümüzü, becerimizi, millî ve manevi özelliklerimizi ön plana çıkarmalıyız. Sağlam bir duruşa, tam bir asalete ve keskin bir zekâya sahip olduğumuzu çevremizdekilere göstermeli, yaptığımız her işin hakkını vermeye çaba sarf etmeliyiz.

 

Hedeflerimize ulaşmak için asla pes etmeden, maddi ve manevi gücümüzün son sınırlarına kadar çalışmalı, kolaycılığa kaçmadan faydalı ve kalıcı işler yapmalı, insanlara temas ederek davamızı anlatmalıyız. Kalpleri fethetmeli, gönülleri kazanmalıyız.

Gönül kazanmak için de her şeyden önce gençlere yönelik bir teklif sahibi olmamız gerekmektedir. Bir teklifimiz olmazsa dikkate alınmayız. Türk gençliğine teklifimiz ahlaklı bir hürriyet, töreli bir şahsiyet, maddi ve manevi kalkınma, mutlu ve güçlü bir ülke, huzurlu güzel bir gelecektir.

“Ülkücüyüm” demenin şartları ve sorumluluğu çok ağırdır. Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ifade ettiği gibi “Bu yolda karşımıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir sürü engel çıkacaktır. Bu çetin yolda dayanabilecekler bizimle gelsinler. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar.”

Milletimizi tavizsiz seveceğiz. Tüm kutsallarımızın korunması ve yaşatılması için her türlü fedakârlığı göstereceğiz. Uyanık olacağız, feraset sahibi olacağız. Gaflete düşenlerin, basiretsizlik gösterenlerin ve dar görüşlülerin aramızda yeri yoktur.

Ülkücü ahlaktan mahrum, Ülküdaşlık hukukundan nasipsiz; disiplinsiz, ilkesiz ve gevşek tabiatlı kimselerle kaybedecek zamanımız yoktur.

Tekraren söylüyorum ki Türk milletinin bekası için verdiğimiz mücadelede ancak sabır, azim, kararlılık, alçakgönüllülük, fedakârlık, cesaret gibi hasletlere sahip olanlarla yol arkadaşlığı yapabiliriz.

Değerli Ülküdaşlarım,

Çok yönlü bir medeniyet buhranının içerisinde bulunmaktayız. Bu buhran çerçevesinde gençliğimizin millî ve manevi yönden zayıfladığını üzüntü içerisinde gözlemlemekteyiz.

Karşı karşıya olduğumuz bu buhran ve bunalımın büyük milletimizi ülkülerinden koparmaması, hedeflerinden caydırmaması, yolculuğundan geri döndürmemesi için gençliğe yatırım yapmamız gerekmektedir.

Zekâsını, enerjisini israf etmeyen; millî sorumluluğunun farkında; şuurlu ve disiplinli bir neslin inşasının sağlanması hususunda üzerimize büyük vazifeler düşmektedir.

 

 

Bu vazifelerin başında; gençlerimize bu çağın mücadelesinin bilimle vuku bulduğu; tarihe yön vermenin yolunun bilgiden geçtiği şuurunu kazandırmak gerekmektedir.

Ben arkadaşlarımdan kendilerini her anlamda yetiştirmelerini, sosyal bilimlerde Türk medeniyetinin kodlarını çözecek ve geliştirecek kalibrede olmalarını, fen bilimlerinde bilgi teknolojilerinin Türk kodlarını kurmalarını istiyor, bekliyorum.

Çünkü ancak bilgili, inançlı, azimli, millî şuura sahip, değerlerine sıkı sıkıya bağlı ve çağın ihtiyaçlarına uygun bilim üreten bir gençlik,  tasavvur ettiğimiz medeniyet ufkuna erişebilir.

Kim olduğunun farkında, ülke meselelerine duyarlı, okuyan ve tefekkür eden bir nesil; bilimde, sanatta, edebiyatta, yani hayatın her alanında Türk-İslam medeniyetini tekrar ihya edebilir.

Gençlerimize şahsiyet kazandırabilmek için Türklük şuurunu uyandırmalı, hafızalarını tazeleyerek mazilerini hatırlatmalıyız. Türk gençliğini mutlak manada mukaddesata bağlı, millî ülkü ve fikirler etrafında toplanmış aksiyoner kimliğe büründürmeliyiz.

Gençliğimizi kaybedersek geleceğimizi kaybedeceğimizi bir an olsun aklımızdan çıkarmamalı; varlığımızı devam ettirecek bilgiye, ferasete, sağlıklı görüşe ve yüksek ahlaki niteliklere sahip bir gençlik oluşturmalıyız.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Gençlerimiz, geçmişi unutacak kadar hafızasız, geleceği tasavvur edemeyecek kadar hayalsiz olursa Türk milleti için imha ve iflas kaçınılmaz olacaktır.

Donanımlı, geleceğine geçmişinden aldığı ilhamla yön veren, ahlaklı ve şuurlu bir nesil hayal etmekteyiz. Bu itibarla bizler doğru yerdeyiz, doğru yoldayız ve dosdoğru bir hedefin takipçileriyiz.

Kendi kültür ve inançlarına bağlı, tam bağımsız bir millet ve millî devlet olarak yaşama ülkümüzü gerçekleştirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bağımsız millet varlığımıza, temel değerler sistemimize aykırı olan her türlü fikirle mücadele edeceğiz. Bu bizim millî ve dinî görevimizdir.

Aziz milletimizin kardeşlik, sevgi ve yükselme davasının yılmaz savunucuları olmayı sürdüreceğiz.

Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ilkeli, seviyeli ve millî siyaset çizgisi, bugün olduğu gibi yarın da yolumuzun hiç sönmeyen feneri olacaktır.

Hedeflerimizin büyük, yolumuzun uzun ve meşakkatli olduğunun farkındayız. Bu hedeflerimize; birlikte olursak, beraber mücadele edersek ulaşabiliriz. Milletimizi ve ülkemizi kutlu yarınlara, güzel günlere taşımak için hep beraber, azimle, sebatla çalışmaktan yılmayacağız.

Yorulmayacağız, Türk düşüncesini ve Türk ülküsünü daha yukarı taşıyacağız. Hiçbir konuda geri kaldık demiyorum ama her konuda en ileride olacağımızın altını çiziyorum. Çünkü Türk’e yakışan budur, Türk Milliyetçisine yakışacak da budur.

Görevi devraldıktan sonra yaptığım ilk konuşmamda da belirttiğim üzere; okumayan, araştırmayan, tefekkür etmeyen bu cephenin gerisinde su bile taşıyamayacaktır.

Doğu’nun da Batı’nın da muhtaç olduğu Türk medeniyetinin yeni ufku Ülkü Ocaklarının yetiştirdiği dağ gibi gençlerin üzerinden doğacaktır. Çocuklar müreffeh Milliyetçi Büyük Türkiye’nin hayali ile büyümeye devam edeceklerdir; karakter ve ahlak abidesi ülkücü bir nesli inşa etmek, Ülkü Ocaklarının asli vazifesidir.

Müreffeh yarınların hamuru da harcı da Ülkü Ocakları’ndandır; hürriyetin ve medeniyetin mayası Ülkü Ocakları’dır. Ülkü Ocaklılar bu devrin bahadır çocuklarıdır ve her vakit yeni baştan doğan Türk’ün gözlerindeki ışık bizimdir.

Yaşasın ülkümüzün ocağı, yaşasın Ülkü Ocakları…

Ocak evimizdir, teşkilat ailemiz, her Ülkücü öz kardeşimiz, Devlet Bahçeli liderimiz, Turan hedefimiz.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm Ülküdaşlarımı kucaklıyor ve en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Kurumsallaşma ve olgunlaşma seviyesine ulaşan Ülkü Ocaklarımıza her daim sahip çıkan, onun güçlenip Türk gençliğinin sesi olması hususunda desteklerini esirgemeyen, bize her konuda rehberlik eden ve bu toplantının husule gelmesine vesile olan Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’ye Ülkü Ocakları adına şükranlarımı yeniden arz ediyorum.

Toplantımızın düzenlenmesinde emeği geçen arkadaşlarıma, Yıldızlar Organizasyon’un sahibi Sayın Eyüp Yıldız’a, Sueno Otel’in sahibi Sayın Erhan Korkmaz’a ve değerli ekibine teşekkür ediyorum.

Tanrı, Türk’e yâr olsun.

Add Comment