Gençliğin Önündeki En Büyük Tehlike: Uyuşturucu Ve Madde Bağımlılığı – Rümeysa ATASEVEN

Gençliğin Önündeki En Büyük Tehlike: Uyuşturucu Ve Madde Bağımlılığı – Rümeysa ATASEVEN

Gençlik tanımının çeşitli kaynaklara göre farklılık gösterdiği görülmektedir. Bu farklılık özellikle yaş aralığından  kaynaklanmaktadır. En yaygın ve kabul gören tanım Birleşmiş Milletler’in 15-24 yaş aralığını kapsamaktadır. Biz de yazımızın geri kalanında genç/gençlik kavramlarına değinirken bu yaş aralığını baz alacağız.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) İstatistiklerle Gençlik 2017 araştırması, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre; Türkiye toplam nüfusu 2017 yılı sonu itibariyle 80 milyon 810 bin 525 iken 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 983 bin 97 olmuştur. Genç nüfus, toplam nüfusun %16,1’ini oluşturmaktadır.

Ülkemizin geleceğini oluşturan gençlik kavramı, Mustafa Kemal Atatürk’te muazzam değer yargısına erişmiştir. Atatürk; daha Millî Mücadele’nin başından itibaren köhnemiş fikirlere, milleti geriye götürmek isteyenlere karşı, yegâne çarenin gençlikte ve genç fikirlerde olduğunu görmüş, çağdaş zihniyetle yetişecek kuşakların, gelecekte eserini daha da geliştireceğini, onu her türlü tehlikeden koruyarak ebediyen yaşatacağını hissetmiştir. Atatürk’ün ideali; ilkelerine bağlı, çalışkan ve vatansever bir gençlik idi. “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan sarsılmaz güvenini dile getiriyordu.

Genç nesilleri,  kültürlerin geleceğe taşıyıcıları olarak değerlendirebiliriz. Bu sebeple beden ve ruh sağlıklarının korunması en önemli gerekliliklerdendir.  Bir bireyin çocukluk evresi itibariyle sağlıklı yetiştirilmesi sadece ebeveynlerinin vazifesi değil,  geleceğe yönelik ümit ve kaygı taşıyan toplumun her bir bireyinin temel meselelerindendir. “Çocukluk”un sağlıklı bir biçimde “gençlik”e taşınması, devletlerin de sağlıklı bir sosyal yapısı olduğunun nişanesidir. Sağlığı tehdit noktasında ise karşımıza hiç şüphesiz uyuşturucu maddeler çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler 2017 raporuna göre şu an dünyada 250 milyon insanın en az bir uyuşturucu madde kullandığı, Türkiye’de son 5 yılda uyuşturucu kullanımının 17 kat arttığı ve kullanım yaşının 10’a düştüğü kayıtlara geçmiştir. Elbette ki uyuşturucu madde bağımlılığı artık bir dünya sorunu haline gelmiştir.

“Madde bağımlılığı” öbeğinde hem “madde” hem “bağımlılık” kelimelerinin ayrı ayrı ifadelerine bakmakta fayda vardır. Madde denildiğinde, “duyularla algılanabilen ve bölünebilen nesne” akla gelmekle birlikte, yazımızda teknik ve özel anlamda kullanılmaktadır. Buna göre madde, insanlara sarhoşluk veren, bir takım aktivitelerini yerine getirmesine engel olan bedensel ve ruhsal sağlığı bozan alkol, tütün, eroin, kokain, haşhaş ve ilaçlar gibi uyuşturucular kastedilmektedir. Bağımlılık ise, Türkçede oldukça geniş anlamlı bir kavramı ifade etmektedir. Kelime kökü olarak bağımlı, Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğünde aşağıdaki anlamlara gelmektedir:

  1. Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi;
  2. Bir kimseye veya şeye maddi ve manevi yönden aşırı bağlı olan
  3. Sigara, uyuşturucu ve benzeri kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela

Bağımlılık ise kişinin kullandığı maddeyi birçok kez bırakma girişiminde bulunmasına rağmen bırakamaması, giderek madde dozunu arttırması, kullanmayı bıraktığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması, zararlarını görmesine rağmen madde kullanmayı sürdürmesi, zamanının büyük bölümünü madde arayarak geçirmesi durumudur.

Bağımlılık tanısı konulabilmesi için aşağıdaki maddelerden  üçünün bir arada bulunması gerekmektedir.

  • Kullanılan maddeye tolerans gelişmesi
  • Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması
  • Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan çabalar
  • Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcama
  • Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin olumsuz etkilenmesi
  • Maddenin daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması
  • Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımını sürdürmek

 

Tıbbi amaçla kullanıldığı gibi bünyevi zevk amaçlı da kullanılan tüm maddeler uyuşturucu madde olarak isimlendirilmektedir. Uyuşturucunun tarihini Mezopotamya’da İslamiyetten Önce 4000’li yıllara dayandırmak mümkündür. Sümerlerden itibaren özellikle esrar ve haşhaş tıbbi amaçla kullanılmaktaydı. Anadolu’da afyon daha çok kullanılsa da Fatih Sultan Mehmet döneminde kısıtlanmış, 4. Murat döneminde tamamen yasaklanmıştır.

Uyuşturucu maddeler uluslararası hukukta ve ulusal hukukta yasaklanmış olup, uyuşturucu madde ticareti bir insanlık suçu olarak kabul edilmiştir. Uyuşturucu maddeleri tanımak uyuşturucu madde kullanımını, bağımlılığını daha iyi anlamak ve sorunun çözümüne yönelik yapılaması gerekenleri belirlemek açısından önem arz etmektedir. Uyuşturucu maddeler:

  1. Merkezi Sinir Sistemini Yavaşlatanlar (Depresanlar)
  2. Merkezi Sinir Sistemini Uyaranlar (Stimülanlar)
  3. Duyuların Bozulmasına Sebep Olanlar-Hayal Gösterenler (Halusinojenler) olarak üç ana başlık altında toplanmıştır.

Tabloda özetlenen ve en yaygın kullanımı olan uyuşturucu maddeler; esrar, eroin, kokain, haplar olsa da son zamanlarda yaygınlaşan bonzai ve flakka da uyuşturucu madde grubu içindedir. Tanımı itibariyle alkol, amfetamin, balley, uçucular da uyuşturucu maddedir. Bu maddeleri kullanım yaşının ilkokul seviyesine kadar düşmesi ise aileleri ayrıca tedirgin etmektedir. Bu sebeple anne-babaların bilinçlenmesi son derece mühimdir.

 

 

  • Duygularda ani değişiklikler olması
  • Olağan dışında saldırganlaşma
  • İştah kaybı
  • Giderek okula, spora, hobilerine karşı ilgisini kaybetmesi
  • Sık sık durumla uyumlu olmayan uykulu ve sersem olması
  • Gittikçe daha çok yalan söylemesi ve bunun gibi başka hareketlerinin olması
  • Evden para ve başka eşyaların kaybolması
  • Vücudunda, giysilerinde alışılmışın dışında lekeler, koku veya başka işaretlerin olması gibi durumlar aileler için kırmızı alarm durumudur.

Tabloda yer almayan, birçoklarının kabul etmediği / kabul etmek istemediği bir bağımlılığı detaylandırmak istiyorum: Tütün bağımlılığı. Sigara dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunudur ve yüksek oranda nikotin içerdiği için bağımlılık yapma potansiyeline sahiptir. Sigara, nargile, pipo içme veya dumanının solunması zamanla kişide psikolojik ve fiziksel bağımlılık oluşturur. Bağımlılıkla birlikte vücudumuza yayılan kalp damar hastalıkları, akciğer hastalıkları, mide kanseri ve cilt kanseri gibi hastalıklar da cabası. Dünyada her yıl 6 milyon kişinin sigara sebebiyle hayatını kaybettiği düşünüldüğünde bu sayı her 10 saniyede bir kişinin sigaradan ölmesi anlamına gelmektedir. Ve ne yazık ki uyuşturucu bağımlılığının en alt basamağını sigara kullanımı oluşturmaktadır.

Bir diğer bağımlılık türü ise alkol bağımlılığıdır. Birçok çeşidi olan alkolün Etanol denilen türü içki olarak tüketilmektedir. İçki olarak tüketilen alkol birçok hastalığa neden olmaktadır. Bunun yanında alkol iradeyi zayıflatmakta, kişiyi kontrol kaybı yaşatmakta ve uyuşturucu maddelere açık hâle getirmektedir. Uyuşturucu kullananların yüzde 57’si alkol kullanmaktadır. Alkolden uzak durmak diğer madde bağımlılıklarından korunma noktasında önleyici bir role sahiptir. Dünyada alkol kullanan 2 milyar kişinin 76 milyon kadarı alkol bağımlısıdır. Yılda 1 milyon 800 bin kişi bu nedenle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ilk tüketim yaşı 11’e kadar inmiştir. İlk kullanım yaşı düştükçe ileriki yaşlarda bağımlı olma riski artmaktadır.

Piyasada erişimi çok kolay olan bir diğer uyuşturucu madde, extasy, ise ülkemizde genellikle “şeker” yada “ex” isimleri ile bilinmektedir. Kimyasal ve renkli olan bu uyuşturucu vücuda alındığı ilk 20 dakika içerisinde etkisini göstermeye başlamaktadır. Doğrudan merkezi sinir sistemini etkilediği için halüsinasyonlara sebebiyet vermektedir. Bir saat içinde doruk noktasına ulaştıktan sonra etkisini yitirmesiyle birlikte tam tersi mutsuzluluk hissi oluşturur. Titreme, terleme, çenede kitlenme en sık görülen etkileridir.

Filmlerde, dizilerde sıkça ismi geçen ve görsel hafızayı canlandırdığı, uyanık kalmayı sağladığı öne sürülen kristal (meth); vücutta hafifleme ve aşırı neşe hissiyatı ile öne çıkmaktadır. Kan enfeksiyonları, akciğer hastalıkları, çıban zehirlenmesi, beyin felci, paranoya gibi çok ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

Bonzai ve flakka ise sosyal medyadaki saldırgan, zombi edalı gençlerin videolarıyla hayatımıza girmiştir. Vücutta doğrudan sinir sistemine etki eden bonzai; kalp atışlarında hızlanma, ağız kuruluğu ve terleme olarak etki etmektedir. Bağımlılık sonucunda unutkanlık, kalp krizi, endişe hissi, felç ve koma gibi etkenler oluşmaktadır. Flakka ise sentetik madde olarak oluşturulan bir haptır. Diğer uyuşturucu maddelerden en önemli farkı, merkezi sinir sistemini daha hızlı ve etkili uyarıyor olmasıdır. Kalp atışındaki hızlanmayla birlikte ani duygu değişikliği meydana getirerek halüsinasyonlara maruz bırakmaktadır. En önemli etkisi saldırganlık olan flakkanın bilimsel olarak kanıtlanmasa da et yeme, zombilik semptomlarını videolarda görülmek mümkündür.

Tabloda kategorize edilen uyuşturucu maddelerden temini en kolay olan ve adı daha sık duyulanlar siz değerli okuyuculara özetlenmiştir. Videolarda, dünyanın bir ucunda sadece birkaç saniye görüp üzüldüğümüz bağımlılar artık bizim sokaklarımıza taşınmış durumdadır. Merakla, arkadaş çevresiyle, depresyon haliyle mutluluk vereceği öngörüldüğü bu maddelerin temini çok kolay olmakla birlikte bırakmak için efor sarf etmek gerekmektedir. Zira madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü halde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır. Bu da arınma sürecini zorlu hale getirmektedir.

Uyuşturucu kullanımı / madde bağımlılığı bir dünya sorunudur evet, ama biz öncelikle kendi kapımızın önünü süpürmeliyiz. Türk gençliği olarak bizim vazifelerimiz bulunmaktadır. Damarlarımızdaki asil kanın hakkını vermek bizim boynumuzun borcudur, o kanı kirletemeyiz. Her daim zinde, sağlıklı, geleceğin mimarı gençler olarak ‘’sağlam kafa sağlam vücutta bulunur’’ atasözüne riayet ederek uyuşturucuya karşı açtığımız cephede sonuna kadar mücadele etmeliyiz.

 

KAYNAKÇA

TÜİK Haber Bülteni, Sayı:27598 / 16 Mayıs 2018

T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi, Prof. Dr. Utkan Kocatürk

Selçuk Budak, Psikoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat, Ankara 2000, s. 494.

www.tdk.gov.tr

Add Comment