“2023 Lider Ülke Türkiye” Hedeflerine Doğru Gençlik Sorunları Ve Öneriler – Hüseyin KAYIŞ

“2023 Lider Ülke Türkiye” Hedeflerine Doğru Gençlik Sorunları Ve Öneriler – Hüseyin KAYIŞ

Ülkü Ocakları Kahramanmaraş İl Başkanı

 

“Öncelikle kirli, karmaşık ve zararlı düşüncelerden kafanızı korumalı, sağlam bir imam ve inançla kalbinizi doldurmalı ve bütün zararlı alışkanlıklardan kolunuzu uzak tutmalısınız.”

LİDER DEVLET BAHÇELİ

3K(Kafa, Kalp, Kol) Teorisi

 

“Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.”

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın tanımına göre gençlik; buluğa erme sebebiyle, biyolojik ve psikolojik bakımdan çocukluğun sonu ile toplum hayatında sorumluluk alma dönemi olan 12-24 arasında kalan yaş grubudur. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın tarifine göre ise genç; 15 ile 25 yaşları arasında, öğrenim gören, hayatını kazanmak için çalışmayan ve ayrı bir konutu bulunmayan kişidir. Gençlik çağı bir insanın tüm yönleri ile en hızlı yaşadığı dönemdir. Bu dönemde bedensel ve ruhsal gelişim çok hızlı yaşanır. Gençlik çağı insanın biyolojik, psikolojik, sosyolojik gelişim ve değişimin yoğun olduğu çok hassas bir zaman dilimidir. Karışık fikir ve duygusal durumların yaşanabildiği, kişilik ve kimlik arayışının en karmaşık olduğu dönemdir.

Kişilik bunalımı, hayat gayesi oluşturma, sorumluluk duygusunun gelişmesi, hayattan tatmin arama, isyankarlık, macera ve hareket isteği bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre gençlik döneminin en başta gelen psikolojik özellikleridir. Stres, panik atak, depresyon, ruhsal bunalım ve sürekli tatminsizlik gibi sorunlar bu dönemin en öne çıkan hastalıkları olarak görülmektedir.

Dünya’da hızla gelişen teknoloji son yıllarda ülkemizde bazı toplumsal ve kültürel değişimleride beraberinde getirmiştir. Bu değişimin en sorunlu hale getirdiği alan ise gençliktir. Ve bu sorun adeta gelişen teknolojiyle birlikte her geçen gün daha da artarak büyümektedir.

Kişiliğini oturtma ve eğitim kariyerine karar verme çağındaki gençler, aile ortamından dışarıya attıkları ilk adımdan sonra hayatta bir takım sorunlarla karşı karşıya gelmektedirler. Gençlerdeki işsizlik ve gelecek kaygısı; karamsarlık, güvensizlik ve can sıkıntısı gibi zihinsel yıpranmalara neden olabilmektedir.

Günümüzde gençlik, geleceğine tehdit oluşturacak birçok sorunla karşı karşıyadır. Küreselleşme, popüler kültür, dijital sistem, uyuşturucu ve madde bağımlılığı, ileri derecede fanatizm, Televizyon-bilgisayar-internet ortamındaki zararlı yayınlar, aşırı sosyal medya bağımlılığı, Terör odaklarının varlığı, cinsel ve şiddet olaylarındaki artış gibi sosyal çevreden kaynaklanan sorunlar gençlik üzerinde büyük tehlike oluşturmaktadır. Bunlara özenti duyan gençlerimizde ise büyük bir kültürel düşüş meydana gelmektedir. Bu özenti, merak, taklit veya hayalcilik; Aile içi geçimsizlik, bencillik, lakaytlık, idealsizlik, şiddet olayları ve cinsellikle ilgili aşırılıklar, marka ve popüler kültüre düşkünlük, kimlik ve inanç bunalımı gibi ahlaki çöküntüye ve illegalleşmeye sebep olmaktadır.

Çocuklar ailenin, gençler toplumun aynasıdır. Unutulmamalıdır ki; milli ve manevi değerlerinden yoksun inançsız ve kimliksiz bir gençliğin yetişmesi bir milletin yok olması demektir. Bu kültürel yozlaşma ve ahlaki çöküntüye dur demek; kötü ve zararlı bireylerin yok edilmesiyle değil, ancak genç nesillerin yetiştirilmesiyle mümkün olacaktır. Nesli korumak ve sağlıklı bir toplum oluşturmak için gençlere iyi bir eğitim verilmeli; kendilerini korumaları, dünya ve ahirette mutlu, huzurlu olmaları için iman, inanç ve güzel ahlak sahibi olmalarına yardımcı olunmalıdır. Gençleri üstün ahlak sahibi bireyler olarak yetiştirebilmek, doğru bir şahsiyet kazandırmak için öncülük edilmeli ve onlara örnek olunmalıdır. İnsan eğitiminin aslında bir nefis eğitimi olduğu unutulmamalıdır.

Peygamber efendimizin “Çocuklarınıza güzel davranıp iyilikte ve ikramda bulununuz, onları en güzel şekilde terbiye ediniz” hadis-i şerifinden yola çıkarak İlim, İrfan ve Ahlak esasına dayalı; imanlı, İhlaslı, töresini bilen, bilim ve teknoloji’ye yön verecek, temiz bir toplum için temiz bir nesil yetiştirilmelidir. Milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yükseltmeye çalışan geçler yetiştirmek gerekmektedir. Bu şekilde gençliği ruh, zihin ve beden olarak zinde yetiştirmekle bir toplum kendi geleceğinede yatırım yapmış olacaktır.

Ülkemizin ‘2023 Lider Ülke Türkiye’ hedefleri doğrultusunda her bireye büyük sorumluluklar düşmektedir. Tabi ki asıl sorumluluk Ülkücü gençliktedir. Öncelikle Ülkemize hizmet noktasında; milli ve manevi değerleriyle zengin, sorumluluk sahibi, şahsiyetli, benlik duygusundan uzak ve en önemlisi önce ‘ülkem ve milletim’ diyen bir gençliğe ihtiyaç vardır. İşte böyle bir gençlik, aklın ve bilimin ışığında ‘2023 lider ülke Türkiye’ hedefini gerçekleştirerek 21. yüzyıla ‘Türk’ mührünü vuracaktır.

Necip Fazıl’ın dediği gibi ‘kim var!’ denilince sağına soluna bakmadan ‘ben!’ diyebilen bu gençlik, damarlarındaki asil kanda mevcut olan bu kudretle Seyyid Ahmet Arvasi Hoca’nın tariflediği kriterler ölçüsünde bütün mazlum milletlerin de umudu olacaktır.

Gençlerimiz, Türk ahlak ve töresinden beslenip, İslam inanç ve faziletinden feyizlendiği, gücünü dünden alıp, heyecanını yarınlarda bulacağı bir eğitime tabi tutulmalıdır. Gençlerimiz aldığı bu eğitim sayesinde kendi tarihimizi ve milli kültürümüzü yaşatacak, yüceltecek ve yabancı kültürlerin etkisinden uzaklaşacaktır.

Gençlik maneviyatını ve milli ruhunu asla kaybetmemelidir. Gençlerimizi tarihinden ve kültürel bağlarından koparmamalıyız. Gençlik bu tehditlere karşı gücünü milli kimliğinden, ahlakını maneviyatından alacaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendisinde kuvvet bulacaktır. Dünya’ya askerlik sanatını öğreten Mete Han’dan; Malazgirt ovasında ak kefen içinde savaşarak bizlere ebedi bir vatan bırakan Alparslan’a, Tonyukuk’tan Akşemsettin’e, Hürriyet kavgasında dünyada emsali görülmemiş bir cesaret göstererek kırk çerisiyle birlikte Türk kavmini yok olmaktan kurtaran Kürşat’tan; İstanbul özlemi ile yanıp tutuşarak çok büyük hayallerinde gerçekleşebileceğini kanıtlayan Fatih Sultan Mehmet Han’a, Abdülkerim Satuk Buğra Han’dan; Türk-İslam dünyasının son başbuğu Alparslan Türkeş’e ecdatlarını tanıdıkça gençliğin milli şuuru güçlenecek, ufku daha da genişleyecek ve yolu aydınlanacaktır. Türk gençliği; Türkistan’dan yetiştirip gönderdiği müritlerle Anadolu’yu Müslümanlaştıran Hoca Ahmet Yesevi’den hizmet sevgisini, “Yaratılanı severiz Yaratandan ötürü” aşkıyla Yunus Emre’den sevgiyi, “Gel, ne olursan ol yine gel” kabullenişiyle Mevlana’dan hoşgörüyü, “İncinsen de incitme” anlayışıyla Hacı Bektaş-ı Veli’den insan sevgisini, taşıdığı sorumluluk duygusuyla dünyaca ünlü yapıtların sahibi Mimar Sinan’dan meslek sevgisini ve Samsun’dan kurtuluş mücadelesini başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten vatan sevgisini öğrenecektir.

Böylece milli refleksleri keskin, milli ve manevi değerlerle donatılmış, atalarımızdan bize miras kalan bu kutsal vatanı gelecek nesillere layıkıyla emanet edecek sağlam bir gençlik meydana gelecektir. İşte bu gençlik sokaklarda değil tıbbiye laboratuvarları ile ilahiyat fakültelerinin birleştiği koridorlarda olmalıdır. Her türlü çatışma ortamından uzak durmalı ve sağduyulu hareket etmelidir. Ama her türlü mesuliyet duygusundan yoksun, milletinin değerlerine küfrederek milletinin ekmeğini yiyenlere karşı milli bilinci açık olmalı ve bölücü yapılanma karşısındaki dik duruşu asla son bulmamalıdır.

Gençliğimizin önündeki en büyük tehlikenin milli kimlik ve manevi değerlere yönelik olduğunu unutmayalım. Gençlerimiz maneviyatını, tarihini, kültürünü ve milli ruhunu asla kaybetmemelidir. Asıl önümüzdeki en büyük tehdit gençlerimizin bu değerlerden uzaklaşmasıdır. Bu büyük tehlikeye karşı öncelikle yapmamız gereken gençliğe milli kimliğimizi hatırlatmak olmalıdır. Türk gençliğinin ithal fikirlere ve kurtarıcı beklemesine ihtiyacı yoktur. Türk gençliği Oğuz Kağan’ın dualarında kendini bulacak, Bilge Kağan’a kulak verdiğinde titreyip kendine dönecek, Şeyh Edebali’nin nasihatiyle geleceğe sağlam basacak ve Atatürk’ün Gençliğe hitabesinde muhtaç olduğu kudreti kendisinde görecektir.

Bence bir insanın vatan sevgisi evlat yetiştirme başarısı ile doğru orantılıdır. Velhasıl hepimizin birinci vazifesi böyle evlatlar yetiştirmek olmalıdır ki Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa edebilelim. Bunun için istikbalimiz olan gençliğimizin eğitiminde elimizden gelen fedakarlığı göstermeli ve asla vazgeçmemeliyiz. Unutulmamalıdır ki; bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at bir yiğit kurtarır, bir yiğit bir vatan kurtarır…

 

Add Comment