LİDERİMİZ SAYIN DEVLET BAHÇELİ BEY’İN GRUP TOPLANTISI KONUŞMALARI-24.01.23
Değerli Milletvekili Arkadaşlarım, Saygıdeğer Misafirler, Basınımızın Değerli Temsilcileri, Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılı, huzurlu ve sağlıklı bir hafta geçirmenizi diliyorum. Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda y...
LİDERİMİZ SAYIN DEVLET BAHÇELİ BEY'İN SOSYAL MEDYA AÇIKLAMALARI-21.01.23
Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünün yeni bir demokrasi zaferiyle taçlanma vakti yaklaştıkça, aziz millet iradesinin sandıkta tecelli edeceği tarihi güne sayılı günler kaldıkça, iç ve dış menşeli hain provokasyonların eşzamanlı olarak devreye alındığı gözlemlenmektedir. İsveç’in başkenti Stockholm’de Cumhurbaşkanımızı hedef alan alçak teşebbüsten kısa bir süre sonra bu defa da Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’e yönelik aşağılık bir tertip...
LİDERİMİZ SAYIN DEVLET BAHÇELİ BEY'İN YENİ YIL MESAJI-31.12.2022
Uzun yıllara sari bir özlemin, on yıllar boyunca heyecanla beklenen tarihi bir eşiğin ifadesi, ilamı ve ibrası olan 2023 yılına taptaze ümitlerle ulaşmış bulunuyoruz. Ne mutlu bizlere ki, muhteşem bir mücadele şuuru ve kahramanlık gururuyla tezahür eden Türkiye Cumhuriyeti, zaman içinde karşılaştığı zorlu etapları aşa aşa yüzüncü yıl dönümüne erişmiş, 1923’ün kurucu ruhu 2023 yılının geniş ufkuyla birebir kenetlenmiştir. Devletlerin k...
GENEL BAŞKANIMIZ ÜLKÜ OCAKLARI MERSİN İL BAŞKANLIĞINI ZİYARET ETTİ
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanımız Ülkü Ocakları Mersin İl Başkanlığını ziyaret etti. Genel Başkanımız ziyaretini "Liderimiz Sn. Devlet Bahçeli Beyefendi'nin teşrifleriyle 18 Aralık'ta gerçekleşecek olan Mersin açık hava toplantımız öncesi, Ülkü Ocakları Mersin İl Yöneticilerimiz ve İlçe Ocak Başkanlarımızla bir araya gelerek istişarelerde bulunduk." ifadeleriyle paylaştı. ...
GENEL BAŞKANIMIZ MHP MERSİN İL BAŞKANI ZEYNEL UĞUR GÖLGELİ'Yİ ZİYARET ETTİ
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanımız Ahmet Yiğit Yıldırım MHP Mersin İl Başkanlığını ziyaret etti. Genel Başkanımız ziyaretini "Liderimiz Sn. Devlet Bahçeli Beyefendi'nin teşrifleriyle 18 Aralık'ta gerçekleşecek olan Mersin açık hava toplantımız öncesi ziyaretlerimiz kapsamında MHP Mersin İl Başkanımız Sn. Zeynel Uğur Gölgeli'yi ziyaret ettik. Misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum." İfadeleriyle paylaştı. ...
GENEL BAŞKANIMIZ ADANA'DA İL ve İLÇE OCAK YÖNETİCİLERİMİZLE BİR ARAYA GELDİ
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanımız Ahmet Yiğit Yıldırım Adana'da il ve ilçe yöneticilerimiz ile bir araya geldi. Genel Başkanımız "Liderimiz Sn. Devlet Bahçeli Beyefendi'nin teşrifleriyle 18 Aralık'ta gerçekleşecek olan “2023'e Doğru: Aday Belli, Karar Net" Mersin açık hava toplantımız öncesi Ülkü Ocakları Adana İl Yöneticilerimiz ve İlçe Ocak Başkanlarımızla bir araya gelerek istişarelerde bulunduk." İfadeleriyle pa...
Tüm Haberlere Git
ATATÜRK’ten

Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtmaya kadirdir. Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar.

BAŞBUĞ'dan

Bati memleketleri maddi ilerleme sağladı, ama insanlığa huzur getiremedi. Doğu ise geriledi ve sefalet ile cehaletin bataklığına saplandı. Madde ile manayı birleştiren, her ikisini de kucaklayan yeni görüş ise Milliyetçi Hareket Partisinin sunduğu 9 Işık görüşüdür.

LİDER’den

Dava adamı inanç ve iman adamıdır. Dava adamı ilke ve ülkü abidesidir. Dava adamı samimiyet ve dürüstlük anıtıdır. Hep ülkücü yaşadık, hep ülkücü kaldık, Allah nasip ve kısmet ederse de ülkücü olarak hayata gözlerimizi yumacağız.

Genel Başkan’dan

Yüce Türk milletinin şanlı tarihinden ve mücadelesinden ilham alarak; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde; Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in yolunda ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin emrinde; Ülkücü Türk Gençliğine yakışır bir duruş ve olgunlukla milletimizin her bir gencine ulaşmayı planlıyoruz.

KONUŞMALAR


LİDERİMİZ SAYIN DEVLET BAHÇELİ BEY'İN GRUP TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUKLARI KONUŞMA-31.01.23

Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,

Saygıdeğer Misafirler,

Basınımızın Değerli Temsilcileri,

Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, başarılı ve huzurlu bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum.

Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından takip eden tüm vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda birlik ve dirlik mücadelesi veren tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyor, en halisane selamlarımı iletiyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin hedefleri büyük olduğu kadar, bu hedefleri tahkim ve takviye edecek heves ve heyecanları da büyüktür.

Büyüklük taslamayan, tevazuyu elden bırakmayan bu büyük olma hali; Türk milletini medeniyetler ve milletler mücadelesinin en üstüne çıkarmak, Türkiye’yi de “Lider Ülke” yapmak için gerekli olan manevi ve moral seviyenin, ilham ve inanç sentezinin ilk ve ön şartıdır.

Hamd olsun kaynağımız bereketli, kaderimiz berrak, kalbimiz berkemaldir. Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi bilir.

54 yıllık bir maziye dayanan siyaset ve dava mücadelemizin hiç kimseye, hiçbir güç ve çıkar lobisine diyet borcu yoktur.

Saklayacak, gizleyecek, üzerini örtecek bir açığımız yoktur.

Başımızı eğecek, yüzümüzü kızartacak, gözlerimizi kaçıracak bir yanlışımız, bir mahcubiyetimiz, verilemeyecek bir hesabımız da olmamıştır.

Neysek oyuz, nasılsak öyle görünürüz, göründüğümüz gibi olacak cesaret ve özgüvene fazlasıyla sahibiz.

Bazıları bizi hazmedemez, zira bünyeleri helale alışkın değildir.

Bazıları bizi tanıyamaz, zira onlar gözleri açıkken bile gaflet uykusuna dalan, sonra da ışığın altında bile fark edilmeyenlerdir.

Kaldı ki görmek istemeyen bir göze aydınlığın yararı dokunamayacaktır.

Tutamayacağımız sözü dilimize, veremeyeceğimiz sevgiyi kalbimize, ulaşamayacağımız hedefleri önümüze koymadık, koymaya da niyetimiz yoktur.

Merhum Hocamız Prof.Dr Nurettin Topçu’nun dediği gibi “kin, zaafın ve esaretin mahsulüdür. Muhabbet, bolluk ve rahmet dağarcığıdır.”

Bizim işimiz kin değil muhabbettir; kibir değil mehabettir; nihayet milli ve Muhammedi ahlakı hakkıyla içselleştirip yaşamaktır.

Gündüz vaktinin korkak gecelere, nezih ve serazat bir kalbin zalim bedenlere acıdığını en iyi bilen, en iyi gören Milliyetçi-Ülkücü Hareket’tir.

Toprağına merhamet tohumu serpilmeyen ülkeler, nice fatihlerin matemi olmuştur.

Gönüller arasında karanlık uçurumlar açan anlayışsızlık, katılık, kötülük, sevgi kıtlığı ve bunlardan mülhem insani felaketler merhamet cevherinden mahrumiyetin çok soğuk esintisidir.

Bu esintiye yüreğimizin sıcaklığıyla direniyoruz.

İftira salgınına inancımızın şifasıyla karşılık veriyoruz.

Biz merhameti de biliriz, mertliği de biliriz, mefkûreyi de biliriz, melanet emellerden hesap sormasını da mutlaka biliriz.

Biz bu ülke, bu vatan, bu bayrak uğruna, rahmetle ve hürmetle andığımız hilal kaşlı, kurt bakışlı 3 bin şehit verdik.

Şafağı ağarmayan nice zifiri karanlıkları yendik.

Gideni gelmeyen, ağlayanı gülmeyen, feryadı dinmeyen, hüsranı bitmeyen, ancak imanlı mücadelesi de asla eksilmeyen zulmet dolu senelerde kendi yarasını iyileştiren bir aslan gibi doğrularak kükremesini bildik.

Siyasi seciyemiz, Türklüğe duyulan emsalsiz bir sevdanın potasında eriyerek, yeri gelince sükût gibi münzevi, yeri gelince de çığlık kadar hür oldu.

√ Kendi yatağımızı kendimiz açarak,

√ Kendi akışımızı kendimiz sağlayarak,

√ Önümüze çekilmiş engelleri günbegün aşarak,

√ Birleşecek gövde arayan başka pınarları aramıza katarak Türk-İslam ülküsünün mecrasında tıpkı bir akıncı ruhuyla ilerledik.

Çelme taktılar, tökezledik, ama düşmedik.

Arkamızdan ittiler, sendeledik, ama eğilmedik.

Kuyuya attılar, vakti saati geldiğinde Yusuf olup çıktık.

Mahkûm ettiler, vatan sağ olsun dedik.

Mağdur ettiler, kaderimiz buymuş, Allah bizimledir dedik.

Azığımız ıstırap olsa da yeise kapılmadık.

Bulanık akan suların günü geldiğinde durulacağına inandık.

Gökyüzüne direkleri kuracağımız günleri saydık.

Kurban olduk vatana, kutup yıldızı gibi parladık.

Merhum Faruk Nafiz Çamlıbel’in, “Bizim Memleket” isimli şiiri vatana kurban olanların adeta manzum seslenişidir ve şöyledir:

 

Orada yaşayan erlerin içi,

Bir yaşta yoğurur derdi, sevinci;

Onlar ki sabansız, tarlasız çiftçi,

Davarsız, kavalsız çoban olurlar.

Başıboş, kırlara salar tayını,

Elinden düşürmez okla yayını;

Ellere bırakır zafer payını,

Memleket yolunda kurban olurlar.

 

Artık ve asla zafer payını ellere bırakmayacağız.

Hakkımıza sonuna kadar sahip çıkacağız.

Milli haysiyetimizi ve dava onurumuzu çiğnetmeyeceğiz.

Şairin dediği gibi:

 

Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır,

Külümüzden yükselen duman bizden yanadır,

Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır,

Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır.

 

Dahası irade bizden yanadır. İstikbal bizden yanadır. İstiklal bizden yanadır.

Yetmez, millet bizden yanadır. Tarih bizden yanadır. Talih bizden yanadır.

Bu da yetmez, elleri nasır tutmuş analar bizden yanadır. Başını niyazla semaya çevirmiş babalar bizden yanadır. Dedeler, nineler, henüz bıyığı terlememiş sabiler bizden yanadır.

Rüzgar bekleyen bayrak bizden yanadır. Türklüğün varlığı bizden yanadır. Türk gençliği bizden yanadır. Türkiye bizim yeryüzü cennetimizdir ve sonuna kadar bizden yanadır.

Milliyetçi Hareket Partisi’ne zincir vurmak, kement bağlamak, kelepçe takmak hiçbir alçağın, hiçbir ahlaksızın harcı ve haddi değildir.

Sürekli körüklenen karalama kampanyalarının, sürekli gündemde tutulan karanlık senaryoların müellif ve müteahhitlerinin, zamanı geldiğinde hem vallahi, hem billahi burunlarından fitil fitil getireceğimizi de herkes bilmelidir.

Kötüleri ve kötülükleri unutursak kanımız kurusun.

Yok öyle üç kuruşa beş köfte, saman altından su yürütüp saklandıkları deliklerden bağrımıza taş atanların yakasından bizzat büyük Türk milleti tutacaktır.

Millet kendi eserine, sevdasından deliye dönmüş Milliyetçi Hareket Partisi’ne duasıyla, desteğiyle, dev gibi iradesiyle sahip çıkacaktır.

Hiç kimse boşuna hayal kurmasın, boş yere hesap yapmasın.

Milliyetçi Hareket Partisi, içinde milletin olmadığı, milli ve manevi değerlerin yer almadığı hiçbir hedefi kabul etmez, etmeyecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi, aslını inkâr etmez, etmeyecektir.

Bizi meşgul edip Türkiye üzerinde oyun kuracağını zanneden, siyaseti sokak dedikodusuna çeviren, davamızın iffetine çamur atmaya kalkışan, Bozkurdu çakala boğdurmak için fırsat kollayan ahmaklara, asalaklara, aşağıların da aşağısına yuvarlanmış arsızlara en küçük geri adımımız söz konusu olursa diyorum ki, gök girsin kızıl çıksın.

Hepsine birden de meydan okuyorum.

Etrafımızda dolaşanları görüyoruz. Zehir ve zillet saçanları anbean takip ediyoruz.

Fitne yayan siyasetçileri, sözde gazetecileri, sosyal medya farelerini, ülkeden korkakça kaçmış şerefsizleri, FETÖ’cü hainleri, bölücü mihrakları, dış bağlantılı casusları,  köksüzleri, kimliksizleri, millet ve milliyet hasımlarını rezil rüsva etmek için uygun zamanı sabrın gücüyle, Allah’ın inayetiyle, milletimizin metanetiyle bekliyoruz.

Bize kan sıçratmak isteyenlerin alayının elinde, yüzünde yakasında ve vicdanında şehitlerimizin kanı vardır.

Şeytanın uşaklarına milletin evlatları yenilmeyecektir.

Operasyon piyonlarına teslim bayrağı çekecek bir korkak aramızda yoktur.

Emperyalizmin maşalarına Müslüman Türk milleti eyvallah etmeyecektir.

Batılın tuzaklarına hakkın ve haklının yanında duranlar kesinlikle düşmeyecektir.

El mi yaman, bey mi yaman göreceğiz, kötülük saçan Türk düşmanlarının hepsine bir gün sıfıra inmiş temas hattından bakacağız.

İçimize sızmış işbirlikçileri ve bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyen idare-i maslahatçıları da ayrıca ve dikkatle değerlendireceğiz.

Davamızın hisarları ok yağmuruna tutuluyorken, risk almayan, bana ne diyen, kendini ortaya koymayan, ıslık çalıp eli arkasında dolaşan aymazları da tek tek not ediyor, onları unutmayacağımızı buradan kararlılıkla ifade ediyorum.

Vizyonu yetmeyenlerin menzillerinin tükendiği yerde terk etmeleri, hızlı koşanların soluk almak için duraksamaları, hatta farklı etkilerin sonucu değişmeleri, dönüşmeleri, yılmaları, umutsuzluk ve yılgınlığa düşmeleri her zaman mümkündür ve beklenmelidir.

Bu nedenle bize düşen görev, kafa karıştıran, akıl çelen, zihin bulandıran bozuk zihniyetlerin etki alanına girmeden hak bildiğimiz yolda arkamıza bakmadan hızlı adımlarla yürümektir.

İyi günü herkes paylaşır, mühim olan zahmetli dönemlerde bir ve beraber olmaktır.

Konu paye kapmaya, taltif almaya gelince el ovuşturup telaşla öne çıkanlarla, zorlu mücadele dönemlerinde masa altına saklanıp üç maymunu oynayanlarla işimiz olamaz, ortak geleceğimiz olamaz, kalbimiz bir atamaz, atmayacaktır.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Özellikle hatırlatmak isterim ki, Türkiye’ye ve Türk milletine kalkan elleri kırmak, saldırıları engellemek, gerekirse canımızı feda etmek bizim için şeref bahsidir

Üç hilal, ecdadın yadigârı, ezilenlerin yareni, hakkı yenmişlerin yarı, milli birlik ve kardeşliğin yaldızıdır.

Üç hilalin ışığı al bayrağın ışığıdır.

Bize FETÖ’cüler saldırıyormuş, saldırsınlar.

Bize PKK’lılar saldırıyormuş, saldırsınlar.

Zillet ittifakı ağız birliği etmiş, iftiralarını kusuyormuş, varsın yapsınlar.

Bize Türk ve Türkiye düşmanları saldırıyormuş, bırakın aynen devam etsinler.

Bizim tarafımız belli, istikametimiz sıratı müstakimdir.

Himaye edenimiz Allah, destekçimiz büyük Türk milletidir.

Açık hesap 14 Mayıs 2023 tarihinde sandıkta görülecektir.

Partimizin zor durumda olduğunu gün aşırı söyleyen çapulcular vardı.

Millet ve vatan uğruna kendi bindiği gemiyi denizin ortasında yakacak kadar kaygıyı ve korkuyu yenmiş bir davanın mensuplarını elinde kibrit kutusuyla tehdit etmeye çalışan densizler ve denyolar vardı.

Ağızlarından salyalar aka aka istifa edip gidenlerden bahsediyorlardı.

Oyumuzun düştüğünü iddia ediyorlardı.

Bir yalana bin yalan ekleyip algı operasyonlarıyla üzerimize geliyorlardı.

Türklüğün anayasadan çıkarılmasına hazırlık yapan, PKK’ya mütareke çağrısını silahlara veda kisvesiyle açıklayan, Türkiye’yi zalimlerin kafesine hapsetmek için tertip içinde olan ne kadar kokuşmuş zihniyet sahibi ve ar damarı çatlamış siyasetçi varsa Cumhur İttifakı’nın zayıfladığını, kan kaybettiğini koro halinde söylüyordu.

Ömer Hayyam diyordu ki;

Felek ne denli cömert aşağılık insanlara!

Han hamam, dolap değirmen hep onlara.

Kendini satmayan adama ekmek yok;

Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!

Bu cürüm ve müfteri güruhuna gerçekten de yuh olsun, yazıklar olsun, bu vatanın ekmeğini yiyip de Türk düşmanlarının vaatlerine kendini satanlara da her şey haram olsun.

Sanıyorum bunların hepsi Amasya’yı görmüştür. Tahmin ediyorum Amasya’dan ders almışlardır. Herhalde Amasya’daki heybetten küçük dillerini yutmuşlardır.

Milliyetçi Hareket Partisi’ne kucak açan onbinlerce vatandaşımızın muazzam coşkusuna cümle alem şahit olmuştur.

Amasya Genelgesi’nin ruhuyla birleşip bütünleşen Milliyetçi Hareket Partisi zillete düşenleri yine şaşırtmış ve ters köşeye yatırmıştır.

Vaktimiz olsa şerefin ne demek olduğunu hece hece anlatırdım, ancak kaybettikleri bir değerin ne olduğunu dinlemenin bunlara oldukça ağır geleceğinin de farkındayım.

Kiralık anket şirketleri Amasya’ya baktınız mı?

MHP’yi sosyal medya kumpaslarıyla infaza kalkışan namussuzlar Amasya’nın şahlanışını izlediniz mi?

Henüz yeni başlıyoruz, alayınızı birden çılgına döndüreceğiz.

14 Mayıs 2023 tarihine kadar konuşacaklarını konuşsunlar, sonra sıra Türk milletine gelecektir.

Diyorum ki, “Aziz Milletim Sıra Sende”

Varlığına sahip çıkmak için sıra sende.

Onuruna sahip çıkmak sıra sende.

“Aziz Milletim Sıra Sende.”

İstiklaline ve istikbaline destek olmak için sıra sende.

Hakkına, hukukuna ve haysiyetine sahip çıkmak için sıra sende.

15 Temmuz gecesi Ankara’yı bombalayan FETÖ’cülerden, emzikli bebeklere kurşun sıkan PKK’lılardan ve bunlarla yol yürüyen zillet ittifakından hesap sormak için sıra sende. Yetki sende. Ruhsat sende. Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı da seninle.

“Aziz Milletim Sıra Sende.”

Huzurlu bir gelecek için sıra sende.

Lider Ülke Türkiye’yi inşa etmek için sıra sende.

Türk ve Türkiye Yüzyılının sayfasını açmak için söz ve sıra sende.

Türklüğün sosyo-kültürel yükselişinin binlerce yıllık kazanımlarını; millet olmanın kolektif kuvvet ve dayanışmasını zayıflatarak,

√ Milletten kabileye,

√ Cemiyetten cemaate,

√ Üst kimlikten alt kimliğe,

√ Millilikten yerelliğe,

Toplumsallıktan yalnızlığa,

√ Birlik olmaktan bireyselliğe dönüştürecek tarihi bir yanlışa hizmet eden zillet ittifakını sandığa gömmek için “Aziz Milletim Sıra Sende.”

CHP’sinden İP’ine ve zilletin diğer tüm paydaşı olan partilere varıncaya kadar tavsiyem şudur: Hepinizin arıza sinyali yanıyor, ne sanayiye gitmek ne de sandığı sabote etmeye kalkışmak hiç birinizi kurtarmaya yetmeyecektir.

Cumhur İttifakı sefil gayelere müsaade etmeyecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi milletiyle bir ve beraber olacak zillet ittifakını siyaset çöplüğüne yollayacaktır.

“Aziz Milletim Sıra Sende” temalı Amasya Açık Hava Toplantımıza katılan bütün vatandaşlarıma, bütün dava arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

Parti teşkilatlarımızın değerleri yöneticilerini hassaten kutluyor, başarılar diliyorum.

Açık hava toplantılarımıza kararlılıkla devam edeceğimizi de buradan bir kez daha duyuruyorum.

5 Şubat 2023 Pazar günü bu kez Tekirdağ’da olacağız ve bu ilimizde vatandaşlarımızla hasret gidereceğiz.

Ve tekraren diyorum ki:

İnandık, başaracağız.

Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünde cumhurun zafer sancağını el ele verip kaldıracağız.

Bıyığını kesip ayrılanlar varmış, manen aramızda olmayanlarla zaten ilgilenecek değiliz. Hiç olmayanların yokluğundan da şikayet edecek değiliz.

Gönül kervanımıza her gün katılan binlerce Türkiye sevdalısıyla işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, yolumuza azimle devam ediyoruz.

Bayağı senaryoların hızımızı kesmesine göz yummayacağız.

Her insanımızı kucaklayacağız ve kardeş bileceğiz.

Her değerimizi muhafaza ve müdafaa edeceğiz.

Hiç kimsenin etnik, mezhep, ideolojik ve fikri farklılığına kafa yormayacağız.

Öz dururken kabukla ilgilenmeyeceğiz.

Ağaca bakarken ormanı gözden kaçırmayacağız.

Sanal ayrımlarla meşgul olmayacağız.

Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine büyük bir aile olduğumuzu hiç aklımızdan çıkarmayacağız.

Ve diyeceğiz ki: “Aziz Milletim Sıra Sende.”

Şer cephesinde buluşan müfteri ve münafıkları da buradan uyarıyorum:

Damarımıza basanlarla, kurumsal kimliğimize organize şekilde saldırı yapanlarla yerin yedi kat dibine inseler de hesaplaşacağız, gözlerinin içine baka baka, hukukun imkanlarını sonuna kadar kullanarak layık oldukları akıbetle buluşturacağız.

Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe devletimizi ve milletimizi hiç kimse bozguna uğratamayacaktır.

Teminat Türk milletidir.

Teminat Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Teminat Cumhur İttifakı’dır.

Bu duruş ve inanışımıza itiraz eden kim varsa buyursun karşımıza geçsin, hepsinin boynunun ölçüsünü tek başımıza almasını da biliriz.

Muhterem Arkadaşlarım,

Cumhuriyet’in yeni yüzyılını umutla karşılayacağız.

Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünü iftiharla kutlayıp milli iradenin seçim ve tercihiyle Türk ve Türkiye Yüzyılının tertemiz sayfasını açacağız.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle de geçmişin muzaffer anılarını geleceğin müstakbel ve müstesna özlemleriyle eklemleyeceğiz.

Biz mevsimlere göre kuruyarak çekilen veya yağışa göre sel olup taşan, dahası bulanan bir nehrin arayışında değil, okyanus gibi haşmetli bir istikbalin peşindeyiz.

Bunu da başarmaya kapasite ve kabiliyet itibariyle yeterli ve yetenekliyiz.

Dünyanın nereye ve nasıl gittiğini bütün aşamalarıyla yorumluyoruz.

Beşeriyetin yaşadığı buhranların kaynağını dikkatle tefrik ve teşhis ediyoruz.

Dünyada oynanan büyük oyunların mahiyetini ve zulüm aktörlerinin gölgeli iç yüzünü açıklıkla görebiliyoruz.

Türkiye’nin dünyadaki stratejik yerini ve jeopolitik mevkiini detaylarıyla anlamlandırıp siyasetimizin eksen ve koordinatlarını fikri zenginliğimizle çiziyoruz.

Türk milletinin gelecekte nerede olması gerektiğini vizyoner bir bakış açısıyla ele alıyor, hedeflerimizi reel politik düzlemde isabetle tayin ediyoruz.

Ülkemiz ve milletimiz için hedeflerimiz nelerdir ve bunu nasıl başaracağız? Sorusuna sürekli cevaplar arıyor, düşünce temelinde siyaset oluşturuyoruz.

Bugün hepimizin öncelikli görevi; dünyada yaşanan gelişmeleri kavramak, insanlığın ortak kaderine ilişkin sorunları çözecek, Türkiye’nin içinde bulunduğu açmazları aşacak, zarar gören kardeşliğimizi onaracak siyaset anlayışını ortaya koymaktan geçmektedir.

Türk siyaseti ve siyasetçisi, bu birikimlerin ışığında ülke kaynaklarını en iyi ve en verimli bir şekilde kullanarak ülkesini geleceğe hazırlayıp taşımakla mükelleftir. Ve partimiz buna hazırdır.

Bildiğiniz gibi milliyetçilik millet olma halinin şuurla kavranması ve savunulmasıdır.

Bir millete mensup olmak başkadır. Bu mensubiyetin devamını şuurla benimsemek başkadır.

Ancak millet yalnızca sosyo-kültürel bir toplumsal uzlaşma alanı değil aynı zamanda politik bir uzlaşmanın da sonucudur.

Bilhassa demokratik milli devletlerde, toplumun ortak veya benzer taleplerle ortalama politik bir uzlaşma arayışının sonuca ulaşabilmesi için,

√ İnsanın nasıl yaşayacağı,

√ Ailesini nasıl geçindireceği,

√ Nasıl yönetileceği,

√ Hangi hakları talep edeceği,

√ Ve bunları kendisine kimin ve nasıl ulaştıracağı gibi haklı soruların cevap bulması zaruridir.

Bu açıdan millet birliğini bozan yalnızca dilde, inançta, ülküde ayrışma değil, nasıl yönetileceği ve hangi hakları isteyeceği konusunda karar verememiş toplumların yaşadıkları gelgitler ve tereddütlerdir.

Bir siyasi parti olarak bizden beklenen görev ve fonksiyonlardan biri ve belki de en önemlisi bu tereddütleri gidermektir.

Bu nedenle "biz" merkezli bir anlayışın temsilcisi olan milliyetçiliğin "ben" ile olan bağlantısını dikkate alarak "ben ve biz" arasında hassas bir denge oluşturmalıyız.

Milliyetçiliğin anlamı olan "biz" sayısız "ben"lerden oluştuğuna göre vatandaşlarımızın sorunlarını çözerek milletimizin de sorunlarını çözecek, millet eksenli ve insan odaklı bir siyaset gelişimini daha da güçlendireceğiz.

Bu durumda, insanın yaşadığı her sorunun siyasetimizin de ilgi ve çözüm sahasına gireceğini asla unutmayacağız.

Milliyetçi Hareket Partisi Cumhuriyet’in yeni yüzyılına, mazisi 1,5 asra ulaşan fikri derinliğiyle, 54 yıllık siyasi mücadelesinden damıttığı tecrübesiyle hazırdır, nazırdır, nazımdır, köklerinden kopmadan yenilenmeden yanadır.

Yeni yüzyılın eşiğinde oyalanmaya hakkımız yoktur.

Zaman kaybına tahammülümüz yoktur.

Tarihi akışın gerisinde kalmaya, zamanın tozunu yutmaya, milletler mücadelesinde ezilmeye hiç ama hiç niyetimiz yoktur.

Bu nedenle Cumhur İttifakı milletinin ve ülkesinin hizmetkârıdır, yeni yüzyıla Türk mührünü vurmaya yeminlidir.

Aslına bakılırsa zillet ittifakının karın ağrısı da budur.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığına birden bire seslerini yükseltmeleri, itiraz ve tepkilerini yoğunlaştırmaları bir defa milletimizin umutlarını küllemek ve kündeye getirmektir.

Bu beyhude çabanın sonu ve sonucu elbette hüsrandır.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı bal gibi, buz gibi yasaya uygundur, anayasa uygundur, ahlaken ve hukuken de meşrudur.

16 Nisan 2017 tarihli Halkoylamasıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmiştir.

Yeni sistemle birlikte, Cumhurbaşkanlığı makamının “anayasal statüsü”  değişmiş; tarafsız, yetkisiz ve sorumsuz özelliğinden partili, yürütmede tek yetkili ve tam sorumlu hale dönüşmüştür.

Bir bakıma bu yeni yönetim modeli nevi şahsına münhasır bir başkanlık sistemidir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde bir dönem yetkilerini kullanan Cumhurbaşkanı’nın tekrar aday olamayacağını iddia etmek, hukuken geçersiz, siyaseten ağır kusurdur.

Bu vaziyet yeni sistemin doğasına ve işleyiş mantığına tamamen aykırıdır.

Değişiklik teklifine ilişkin Anayasa Komisyon Raporu’nda açıkça ifade edildiği üzere, iki defa seçilme kuralı yeni sistemde bu yetki ve sorumluluklara sahip Cumhurbaşkanı için iki defa seçilme şeklinde anlaşılmalıdır. Ve doğrusu da budur.

Cumhurbaşkanı Seçimi tek başına değil Milletvekili Genel Seçimiyle “birlikte” yapılmaktadır.

Cumhurbaşkanı’nın iki defa seçilme kuralı “birlikte seçim usulü” göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır.

Nitekim Anayasa değişikliği hakkında 6771 sayılı Kanun’un 18. maddesinin b) fıkrasına göre, “101 ve 102’nci maddelerde yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte yürürlüğe girer”. hükmü amirdir.

İlk TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvim, 30 Nisan 2018 tarihinde işlemeye başlamış ve yeni sisteme göre ilk birlikte seçim 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşmiştir.

Aynı şekilde Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun “Seçim dönemi, seçim döneminin başlangıcı ve seçimlerin tamamlanması kenar başlıklı 3. maddesinde, “Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev sürelerinin dolmasından önceki son Pazar günü oy verme günüdür. Görev süresi, birlikte yapılan bir önceki seçim tarihi esas alınarak belirlenir.” hükmü yer almaktadır.

Bu düzenleme kapsamında Cumhurbaşkanı’nın görev süresi birlikte yapılan seçimlere göre belirlenmelidir.

Cumhurbaşkanı’nın adaylığı ve seçimini düzenleyen 101. madde içinde bazı ifadeler aynı kalsa da yeni bir kanun maddesi niteliği kazanmıştır.

Madde içinde “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” ifadesi aynen kalsa da, bu yeni madde içinde Cumhurbaşkanı ibaresi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde görev üstlenen “Cumhurbaşkanı” anlamı kazanmıştır.

Anayasa’nın “Cumhurbaşkanı’nın adaylık ve seçimi” kenar başlıklı 101. maddesinin 2. fıkrasına göre “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.” denilmektedir.

Dar ve lafzi yorum yapanlar bu hükümden hareketle, görevdeki Cumhurbaşkanı’mızın biri Parlamenter Sistem diğeri de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde iki kez seçildiğini, yeniden aday olamayacağını maksatlı ve mesnetsiz şekilde ileri sürmektedirler.

Anayasal hükümlerin yorumlanmasında lafzi yorum kuşkusuz eksik ve yetersizdir.

Kaldı ki Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.” ifadesi malumlarınızdır.

Lafzi yorumdan hareket edildiğinde “yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak” temel hakların sınırlanabileceği sonucuna varılacaktır.

Ne var ki Anayasa Mahkemesi sistematik ve amaçsal yorum yöntemini izleyerek, ilgili maddede sınırlama sebebi olmayan maddelerinde sınırlanabileceğini kabul etmektedir.

Hukuk kaidelerinde bir ibareye anlam verirken, tek başına o ibarenin yer aldığı kuralın lafzına bakılamayacaktır.

Hukuki belirlilik ilkesi gereğince, bir ibarenin anlamı hukuk düzeni içinde diğer kurallarla birlikte bütüncül yorumuyla açıklanmalıdır. 

Adaylık hakkı seçilme hakkının bir parçasıdır.

Özgürlük lehine geniş sınırlama için dar yorum esastır.

Cumhurbaşkanı’nın adaylığına ilişkin düzenlemeyi dar ve indirgemeci yorumlayanlar sınırlamaları çarpık ve geniş yorumlamaya çalışmaktadır.

Dolayısıyla sistematik ve amaçsal yorum gereğince iki defa seçilme kuralını yeni sistem içinde iki defa Cumhurbaşkanı seçilmek olduğu çok açık ve belgelidir.

Anayasa’daki iki defa seçilme kuralı yeni sistemde bu yetki ve sorumluluklara sahip Cumhurbaşkanı için iki defa seçilme şeklinde değerlendirilmelidir.

Bu itibarla Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki görev, yetki ve sorumluluklarıyla sadece bir dönem seçilmiştir.

İkinci dönem için Cumhurbaşkanı adaylığı da tartışmasızdır, 14 Mayıs 2023’te milletimizin iradesiyle seçileceğine inancımız ise tamdır.

Vesayetçilerin başını kaldırması boşunadır.

14 Mayıs’ta söz ve sıra milletindir.

Henüz bir Cumhurbaşkanı adayı bile bulamayan zillet ittifakı partilerinin 26 Ocak 2023 tarihli 11’inci toplantısında müştereken Sayın Erdoğan’ın adaylığına karşı çıkmaları anti demokratik ve gayri hukuki bir hezeyandır.

Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Türk milletinin adayıdır.

Karşı çıkanlar küresel güçlerdir.

Mukaddesatımıza diş bileyen haçlı yanaşmalarıdır.

Küresel medya Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığına muhaliftir.

Türk ve Türkiye düşmanları cephe almışlardır.

Varsın çıkarcılar güç birliği yapsınlar, varsın hainler işbirliği yapsınlar, varsın zalimler emel birliği yapsınlar, biz Cumhur İttifakı olarak hepsinin bileğini bükeriz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın tekrar seçilmesi için geceyi gündüze katacağız.

İstiyorlar ki, güdülen, kukla gibi oynatılan ve kontrol edilebilen bir Cumhurbaşkanı olsun.

Diliyorlar ki, milli haklarımızı yok saymış bir Cumhurbaşkanı olsun.

Bekliyorlar ki, sesini kısan, boyun eğen, taviz veren, teslim olan bir Cumhurbaşkanı göreve gelsin.

Geçti o günler, bitti o masallar, suyu tersinden akıtmak geldiğimiz bu aşamada imkansızdır.

Millet kararlıdır, iradesine sonuna kadar arka çıkacaktır.

Millet kararlıdır, sevdalılarını yarı yolda bırakmayacaktır.

Söz milletindir, sıra milletindir, zillet ittifakı da sıfırı çekecektir.

Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayıyla uğraşmasın.

FETÖ’nün ve PKK’nın sırtını sıvazlayan İP başkanı kendi işine baksın.

Bizim adayımız belli, kararımız nettir.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan 14 Mayıs 2023’te yeniden ve açık ara farkla seçilecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi de milletvekili sayısını beklentilerin hilafına güçlü bir şekilde artıracaktır.

Korkmasınlar, kaçmasınlar, saklanmasınlar, kriz ve kaos peşinde koşmasınlar, sadece ve sadece 14 Mayıs’ı beklesinler, aziz milletimiz zillet ittifakına gününü gösterecek, mandacılığın ve yabancılara kurşun askerlik yapmanın bedelini çok ağır ödetecektir.

Sabrımızı zorlamasınlar, ayranımızı kabartmasınlar, konuşursak derinden hiç kimse, hiç birisi kalkamaz yerinden.

Değerli Milletvekilleri,

Zillet ittifakı kaynayan kazan misali kapak tutmuyor.

İttifak ortağı partilere hakim olan panik havası gözlerden kaçmıyor.

13 Şubat’ta Cumhurbaşkanı adayını belirleyeceklermiş.

Bu gidişle seçimlere bir gün kala da Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını konuşuyor ve tartışıyor olurlarsa hakikaten şaşırmayacağız.

Eğer karar veremiyorlarsa Noter huzuruna çıkıp kurayla adaylarını tespit etmeleri de bir seçenek olarak önlerinde durmaktadır.

Buna akılları yatmıyorsa kısa ve uzun çöp çekilişi yapmak suretiyle zilletin talihli adayını çıkarabilirler.

Bu da olmazsa “o piti piti karamela sepeti” tekerlemesiyle muhtemel adaylarını bularak ilan edebilirler.

Buna yanaşmıyorlarsa, Beyaz Saray’a telefon edip veya bir ulak gönderip Biden’in son talimatını alarak karşımıza çıkarlar.

Zillet ittifakı acizdir, fırsatçıdır, ucuz siyasetçilerin kumkumasıdır.

Dün açıkladıkları “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” sadece göz boyayan, işin özünde Türkiye alerjisini ve millet muhalifliğini netleştiren bir siyaset kofluğudur.

Bugüne kadar paylaşılan, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni”ne, “Temel İlkeler ve Hedefler Mutabakatı”na, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi”ne, “Kurumsal Reformlar Raporu”na ve “Seçim Güvenliği Raporu”na yeni bir zillet halkası ilave edilmiştir.

Ortak Politikalar Mutabakat Metni dedikleri ortak ihanet belgesi, yıkım beyannamesidir.

Dün gündeme taşınmış olan bu metin, bölücülüğe verilmiş güvence, Türkiye’yi sistem krizine sürüklemeyi hedefleyen sakat bir adım, milletin huzur ve güvenliğine kast eden sancılı ve ucube bir dayatmadır.

Türk milleti zillet ittifakının sipariş metinlerine katiyen itibar etmeyecektir.

Kervan yürüyecek, Türkiye büyüyecek, Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi gücüne güç ekleyecektir.

Şimdi sıra milletimizdedir.

Şimdi sıra tarihin hükmüyle hareket etmektir.

Değerli Arkadaşlarım,

İsveç ve Danimarka başta olmak üzere Kur’an-ı Kerim’e ve inançlarımıza yönelik yaygın tahrik ve azgın saldırıları nefretle kınıyoruz.

İsveç’in NATO üyeliğini derin dondurucuya alınmasından yanayız.

Buna karşılık Finlandiya’nın kendi özel şartları çerçevesinde NATO üyeliğinin makul olduğu hususunda Sayın Cumhurbaşkanımızla aynı görüşü paylaşıyoruz.

Kitabımıza el uzatan din ve millet düşmanlarına her anlamda kapalı ve karşı olduğumuzu da buradan açıklıyorum.

Geçen hafta dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın İran Büyükelçiliğine yapılan kanlı saldırıyı kınıyor, hayatını kaybeden soydaşımıza Allah’tan rahmet diliyor, can Azerbaycan’ın her zaman yanında olacağımızı belirtiyorum.

Unutulmasın ki, Azerbaycan ne kadar Türk ise güneyi de o kadar Türk’tür ve bizim can beraberimizdir.

Diğer yandan EYT düzenlemesinin yasalaşması konusunda üstümüze düşen katkıyı TBMM Genel Kurulu’nda mutlaka vereceğimizin, bu mağduriyetin sonlanması için her aşamada yapıcı ve destekleyici tavrımızı göstereceğimizin bilinmesini özellikle arzu ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyor, Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.

Sağ olun, var olun diyorum.

DEVLET BAHÇELİ

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL BAŞKANI


LİDERİMİZ SAYIN DEVLET BAHÇELİ BEY'İN AMASYA AÇIK HAVA TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUKLARI KONUŞMA-29.01.23

Aziz Vatandaşlarım,

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,

Türk milletinin altın sırması, gariplerin müşfik sığınağı, hükümran mazimizin bayraklaşmış yadigârı, şehzadeler yurdu Amasya’da sizlerle bir arada olmaktan kıvanç duyuyorum.

Bu vesileyle hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Her yanı tarih, her taşı yakut olan Amasya’dan gönül ve kültür coğrafyalarımıza en kalbi selamlarımı gönderiyorum.

Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümündeyiz.

Türkiye’nin kader seçimlerinin eşiğindeyiz.

Adım adım sandık ve seçim gününe yaklaşıyoruz.

Herkes konuşacağını konuştu, şimdi söz sizdedir.

İrade milletindir. Hüküm milletindir. Karar milletindir.

Türk milletinin önünde ve üstünde hiçbir kuvvet, hiçbir kudret de yoktur.

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılması gündemde olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri Türkiye’mizin gelecek ümitlerini tazeleyecektir.

Bu seçimler Lider Ülke Türkiye hedefini gerçeğe dönüştürecektir.

Önümüzdeki seçimler Türk ve Türkiye Yüzyılının çatısını örecektir.

Bu nedenle diyorum ki: “Aziz Milletim Sıra Sende.”

Amasyalı kardeşlerim, sıra sizlerde.

Birlikte başaracağız, birlikte yapacağız, Türkiye’mize hep beraber sahip çıkacağız.

Soruyorum sizlere;

Bu kutlu mücadelede yanımızda mısınız? (Evet)

Bu inançlı mücadelede bizimle yürüyecek misiniz? (Evet)

İç ve dış işgal cephesine karşı Milliyetçi Hareket Partisi’ne destek verecek misiniz? Cumhur İttifakı’na olur ve omuz verecek misiniz? (Evet)

Allah razı olsun hepinizden.

Güvencemiz Amasya, gücümüz büyük Türk milletidir.

Gözümüz parlak ufuk çizgisinde, gönlümüz her daim sizlerledir.

Yavuz Selim Meydanı’nda coşkusuyla bizlere şevk ve heyecan veren siz değerli kardeşlerimize, buraya kadar gelemese de gözü, kulağı ve duası bizimle olan muhterem vatandaşlarımıza en iyi dileklerimi sunuyorum.

Açık hava toplantımızın düzenlenmesinde, tertibinde ve temininde emeği geçen Amasya il Başkanımıza, Belediye Başkanımıza, feragat timsali tüm dava arkadaşlarıma bu vesileyle teşekkür ediyorum.

Alayınıza hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum.

Muhterem Vatandaşlarım,

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Tarihi vesikalar göstermektedir ki, Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a gelmiş, müteakiben Havza’ya geçmiş, nihayetinde de 12 Haziran 1919 Perşembe günü Amasya’ya intikal etmişti.

Askeri erkân, Amasya Müftüsü, eşraf ve halk tarafından coşkuyla karşılanmıştı.

Amasya 104 yıl önce Milli Mücadele’nin ilk karargâhı olmuştu.

Milli duyuş, milliyetçi duruş buradan yedi düvele meydan okumuştu.

Mustafa Kemal Paşa Amasya’nın merkez olarak seçilme nedenini bakınız şöyle açıklamıştı:

“En uygun yer Amasya’dır. Burası Türklüğün öz kaynaklarından birisidir. Uzun zaman şehzadelerin merkezi olması ile de merkezi idareye intibak itiyadı vardır.”

Amasya iliklerine kadar Türk’tür, milli onurun medarı iftiharıdır, nitekim en buhranlı dönemlerde karar ve hareket mihveri olarak sivrilmiştir.

Amasya demek vatana sevdalı yüreklerin mecmuu demektir.

Amasya demek, yurdunu alçaklara uğratmayanların, al bayrağa yan baktırmayanların, milletine laf ettirmeyenlerin mukadderat membaı demektir.

1815 Viyana Kongresi’nde Osmanlı İmparatorluğu’na hasta adam yaftası vurulmuştu.

Kanlı savaşlar, karanlık oyunlar, kalleş tuzaklar, soysuz entrikalar hem insan varlığımızı hem de vatan topraklarımızı sistematik şekilde budamıştı.

Türk milletinin tarihten silinmesi planlanmıştı.

Türkleri Anadolu’dan çıkarmanın zalim projeleri hazırlanmıştı.

Bilmiyorlardı ki, bağımsızlık milletimizin kaderidir.

Görmüyorlardı ki, tek dişi kalmış canavarın sonuç alması imkânsızdır.

Merhum Akif’in, “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.” haykırışı ruh kökümüzün yankısı ve yansıması idi.

Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın şu muhteşem şiiri Türk milletinin ortak irade seslenişiydi:

Düşmez yere haşa o bizim bayrağımızdır.

Bir fecr olarak doğmadadır her dağımızdan.

Ay yıldız, o mazideki süstür, emin ol,

Atide güneşler doğacak bayrağımızdan.

 

Altına yatarken de bizimdir yerin üstü,

Bir kal’e olur toprağımız vecde gelir de;

Dağlar, kayalar göğsümüz üstünde tepinse,

Düşmanları biz ram ederiz kan kesilir de.

 

Deryaları kan, taşları bitmez kemik olsa,

Bir son nefesin aynı olup bitse nesimi,

Ölmez bu vatan, farz-ı muhal ölse de hatta,

Çekmez kürenin sırtı o tabut-u cesimi.

 

Kürenin sırtı Türk milletini çekemez.

Küresel sırtların hükmü Türkiye’ye geçmez, geçemez.

Bunun ispat ve işareti 22 Haziran 1919 tarihinde yayımlanan Amasya Genelgesi’dir.

Sekiz maddelik işbu Genelgede, milletin istiklalini yine milletin azim ve kararının kurtaracağı, milletin hukukunu savunacak bir heyetin kurulacağı ilan ve ilam edilmişti.

Amasya Genelgesiyle tezahür eden istiklal iradesi aynısıyla Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın mert ve soylu siyasetine emanettir.

Bu emanet çiğnenmeyecek, çiğnetilmeyecektir.

Bu emanetin feyziyle Cumhuriyet’in yeni yüzyılı inşa ve imar edilecektir.

Maalesef Türkiye’nin aleyhine kudurmuş gibi faaliyet gösteren işbirlikçiler yeniden çifte sürülmüşler, yine araziye çıkarılmışlardır.

Husumet cephesinde toplaşan lekeli güruh, ülkemize bir kez daha ölümü gösterip sıtmaya razı etmenin peşine düşmüştür.

Amasya Genelgesi, Cumhuriyet’in ilk yüzyılının beyannamesiydi, şimdi de yeni bir yüzyılın sayfası açılmaktadır.

1919’lu yıllarda, milletimizin varlığına, birliğine ve bağımsızlığına kim saldırmışsa, kimler suikast yapmışsa, biliniz ki, bugünkü tortuları, bugünkü torunları gene aynı gayeyle işbaşındadır.

Dün devşirilmiş manda ve himayeciler vardı, bugün de vardır.

Dün zalimlere yandaşlık yapanlar vardı, bugün de karşımızdadır.

Havza’dan Amasya’ya gelen Mustafa Kemal Paşa’yı karşılayanlar arasında bulunan Müftü Hacı Tevfik Efendi demişti ki: “Paşam bütün Amasya emrinizdedir.”

Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa da tarihe geçen şu konuşmasını yapmıştı:

“Memleket elden gidiyor, eğer düşman Samsun’a ayak basacak olursa çarıklarımızı giyip dağlara çıkmamız, vatan toprağını son parçasına savunmamız gerekecek.”

İşte bu cesur yürek, bu dirayetli tavır vatanımızın üzerine serpilen ölü toprağını kaldırıp atmıştır.

Bu mücadelenin mana ve mirasıyla her türlü iç ve dış tehdide karşı tetikteyiz, teyakkuz halindeyiz.

Türkiye’yi zilletin anaforuna çekmek için fırsat kollayanları tanıyoruz.

Şimdi sizlere soruyorum, öyle bir cevap veriniz ki, bütün muhasım odakları titretin, hepsine Amasya’nın mesajını duyurun:

√  Vatana sahip çıkacak mısınız? (Evet)

√  Bayrağa sahip çıkacak mısınız? (Evet)

Türkiye’ye sahip çıkacak mısınız? (Evet)

Hakkınıza, haysiyetinize, hukukunuza sahip çıkacak mısınız? (Evet)

Allah sizleri her daim var etsin diyorum.

Beraber çok daha güçlüyüz.

Birlikte her zorluğu aşmaya muktediriz.

Çünkü ayrılıkta azap, birlikte rahmet olduğunu çok iyi biliyoruz.

Kim hangi oyunu oynarsa oynasın, kim hangi tuzağı kurarsa kursun, ayrılmayacağız, ayrışmayacağız, aramızda ayrık otu barındırmayacağız, bihakkın saflarımızı sıkı tutacağız, el ele, gönül gönüle Kızılelmaya doğru koşar adım yürüyeceğiz.

Yılmayacağız, yıkılmayacağız, yıktırmayacağız, sonunda yükseldikçe yükseleceğiz.

Taviz vermeyeceğiz, teslim olmayacağız, tembellik göstermeyeceğiz, mutlaka kazanacağız.

Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümünde cumhurun muhteşem zaferine hep birlikte omuz vereceğiz.

Yine soruyorum, ama az önceki cevaplarınızın şiddetini geçmenizi istiyorum:

14 Mayıs seçimlerine hazır mısınız? (Evet)

Seçim günü gelip çattığında sandığa gidecek misiniz? (Evet)

Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy verecek misiniz? (Evet)

Cumhur İttifakı’na destek olacak mısınız? (Evet)

Kim ne söylerse söylesin, bizim Cumhurbaşkanı adayımız belli, kararımız nettir.

Kriz severler boşuna uğraşmasın, sözümüz sözdür; değerli adayımızın da, şaşmaz kararımızın da sonuna kadar arkasındayız.

Bulanık sularda balık avlama merakında değiliz.

Uçurum kenarlarında oyalanma arayışında değiliz.

Meçhul bir istikametin kulvarına sürüklenme niyetinde değiliz.

Hele hele Türkiye’nin zillete düşmesine katiyen tahammül edecek değiliz.

Diyorum ki, “Aziz Milletim Sıra Sende.”

Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün amacındayız.

Zalimlere karşı aynı siperdeyiz.

Zillete karşı aynı mevzideyiz.

Hainlere karşı aynı hizadayız.

Türkiye düşmanlarına karşı aynı çizgideyiz.

Biriz, diriyiz, hep birlikte Türkiye’yiz, Türk milletiyiz.

Doğudan batıya, kuzeyden güneye büyük bir aileyiz.

Hedefimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açık ara farkla tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesi, TBMM’de milletvekili sayısı ve siyasal destek itibariyle çok güçlü bir Milliyetçi Hareket Partisi grubunun ve Cumhur İttifakı’nın oluşmasıdır.

Gayemiz budur, gayretimiz buna yöneliktir.

Soruyorum sizlere;

√  Buna var mısınız? (Evet)

√  Bize destek olacak mısınız? (Evet)

√  Üç hilalin yanında mısınız? (Evet)

√  Beraber miyiz? Birlikte miyiz? Bizimle misiniz? (Evet)

Bu evetler, 104 yıl önce Amasya’da uyanan, zafere giden yol haritasını hazırlayan, teslim olmayacağını haykıran milli direniş ruhunun gür sesidir.

Bu evetler boyun eğmeyen iradenin cümle aleme seslenişidir.

Değerli Vatandaşlarım,

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Türkiye’miz içeriden ve dışarıdan yaylım ateşine tutulmuştur.

Cumhur İttifakı’nın ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin karalanması için her türlü çirkeflik sahnelenmektedir.

Seçim tarihi yaklaştıkça ABD’sinden İngiltere’sine, Almanya’sından İsveç’ine sırayla Türkiye’ye algı operasyonları düzenlenmektedir.

İsveç’ten Danimarka’ya kadar dinimize ve diyanetimize hakaretler edilmektedir.

Hiçbir insanın kabul edemeyeceği ilkel ve iffetsiz sataşmalar ülkemize, Cumhur İttifakı’na ve Cumhurbaşkanımıza reva görülmektedir.

FETÖ’cüler zillet ittifakının yanındadır.

Sosyal medya terörü bütün insani ve vicdani ölçüleri berhava etmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi’ne şerefsizler, vatan hainleri, sömürgeci caniler eliyle kumpas kurulmaktadır.

İtibar cellatları devreye girmektir.

Müfteriler korosu fazla mesai yapmaktadır.

Münafıklar koalisyonu aralıksız fitne saçmaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi’ne son dönemlerde yoğunlaşan, eşzamanlı ülkemize ve Cumhur İttifakı’na karşı ilerletilen düşmanlığın sebebi 14 Mayıs seçimlerinde küresel emperyalizmin Türkiye’den intikamın alma çabasıdır.

Provokasyonların sebebi budur.

Huzur ve güvenliğimizi zaafa düşürmek için sistemli bir faaliyet gündemdedir.

Gafiller, hainler, zeka ve vicdan özürlüsü içimizdeki haçlı severler bu kapsamda sonuca ulaşacaklarını sanıyorlar.

Amasya’yı kandırmayı hayal ediyorlar.

Türkiye’nin belini kırmanın arayışındalar.

Milli silah sanayindeki dev atılımlardan korkuyorlar.

Göz kamaştıran alt yapı yatırımlarından, hayranlık uyandıran eser ve hizmet seferberliğinden rahatsız oluyorlar.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin son beş yıldaki muhterem ve müstesna performansından, devlet-millet dayanışmasının müthiş ve muazzez seviyesinden, zorlukların ve zorbaların üstesinden fedakarca gelme kararlılığından ürküyorlar, kabus yaşıyorlar.

Gücüne güç katan Türkiye’ye tahammül edemiyorlar.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın varlığıyla uyanışa geçen Türk Birliği hedefinden çılgına dönüyorlar.

Kızılelma ülküsünü duyunca, insansız savaş uçaklarını görünce, bölgesel ve küresel alanda sesi yükselen bir Türkiye’ye şahit oldukça ödleri patlıyor.

Milletimizin kronikleşmiş sosyal ve ekonomik sorunları birer birer çözüldükçe sabahı zor ediyorlar, kızarmaz gözleriyle, yaşarmaz gözleriyle, utanmaz siyasetleriyle her yapılana kulp takıyorlar, her başarıya kara çalıyorlar.

Bunlar nimet bilmez, bunlar ekmek bilmez, bunlarda vefa, millete mensubiyet ve sevgi yoktur.

Yabancılarla el ele vererek Türkiye’ye muhalefet edecek kadar zillete gömülmüşlerdir.

Memurlarımızın, işçilerimizin, esnaflarımızın, emeklilerimizin, dul ve yetimlerimizin, şehit yakınlarımızın, polislerimizin, askerlerimizin, gazilerimizin, hülasa toplumun her kesiminin ihtiyaç ve talepleri sırasıyla karşılandıkça CHP’sinden İP’ine, HDP’sinden Deva’sına, serokundan diğer marjinal zihniyetlere kadar alayı siyasi şok geçirmektedir.

CHP Genel Başkanı, terörle mücadelede kahramanlıklar gösteren Türk Silahlı Kuvvetleri’ni iftiralarla durdurmaya çalışmaktadır.

PKK terör örgütüne çıtını çıkaramayan bu köksüz, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesini alçakça suçlamaktadır.

Türk askerinin cepheden kaçtığını iddia edecek kadar aciz, korkak ve art niyetlidir.

Kahraman güvenlik güçlerimiz şehadet pahasına terör örgütlerine dünyayı zindan ederken Kılıçdaroğlu adeta hop oturup hop kalkmaktadır.

Şerefli Türk askerinin üniformasını Ortadoğu ülkelerindeki askerlerin üniformalarıyla bir tutacak kadar akıl, ahlak ve izan sınırlarından taşmıştır.

Kılıçdaroğlu Türkiye’nin karşısındaki mihraktır.

Kılıçdaroğlu bölücülerle, yağmacılarla, teröristlerle, Türkiye düşmanı çevrelerle aynı gemidedir. Aynı istikamettedir. Aynı hevestedir.

İP Başkanı Diyarbakır’a gidip utanmadan, sıkılmadan, vicdanı sızlamadan silahlara veda mesajı vermiştir.

Ne hazindir ki, PKK’ya yeşil ışık yakmıştır.

Bölünmeye selam salmıştır.

Teröristlerle mütarekeye efendilerinin emriyle tamam demiştir.

Bunun adı demokrasi olamaz.

Bunun adı iyilik hiç olamaz.

Bu olsa olsa küresel güçlerin kafa kola aldığı, ağzına bir parmak bal çalıp zalim bir projede konu mankeni yaptığı çarpık siyasetçi hezimetidir.

Meyvesiz ağaç, susuz dere, hedefsiz ülke, değersiz insan, vatansız millet, milletsiz devlet neyse Türkiye’nin karşısına geçmiş zillet ittifakı bire bir fotokopisidir.

Bu nedenle zillette hayır yoktur.

Zillette umut yoktur.

Zillette ufuk yoktur.

Zillet partileriyle ulaşılacak hiçbir gelecek yoktur.

Soruyorum sizlere;

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yanında mısınız? (Evet)

Cumhur İttifakı’nın yanında mısınız? (Evet)

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında mısınız? (Evet)

Milliyetçi Hareket Partisi’nin sonuna kadar arkasında mısınız? (Evet)

Allah sizlerden razı olsun, iradeniz irademizdir, gücünüz gücümüzdür.

Bu evetleriniz Türkiye’nin önünü pırıl pırıl aydınlatmaktadır.

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerini sabote etmek, toplumsal huzuru bozmak, milli mukavemeti kırmak, iç kargaşa ve çatışma ortamını yaratmak maksadıyla alçak bir proje uygulamaya geçilmiştir.

Amaç Türkiye’nin teslim olmasıdır.

Amaç Türkiye’nin iddialı ve iradeli duruşundan tavizler koparmak, cumhurun yükseliş ve büyüme seferberliğini baltalamaktır.

İsveç’te Yüce Kitabımıza karşı işlenmiş nefret suçunun sebebi budur.

İsveç yönetimi Türkiye Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yakılmasına izin vererek vahim ve vandal bir skandala imza atmıştır.

Bilahare İsveç’in İsrail Büyükelçiliği önünde Tevrat yakılmasına izin verilmemiş, elbette doğru yapılmıştır.

Ne var ki sıra dinimize, kitabımıza, Türk ve İslam’ın tüm değerlerine gelince İsveç ve diğer muhasım niyetli ülkeler insan onurunu, inanç hürriyetini yok saymaktadır.

Bu alçaklıktır.

Bu zulüm tetikçiliğidir.

Biz ne dinimize ne de başka dinlere saygısızlığı asla hoş görmeyiz.

Şayet konu ifade ve düşünce özgürlüğü ise buna en fazla riayet edip hürmet gösteren Türk milleti olduğunu dostun da düşmanın da yüzüne söyleriz.

Doğruya doğru yanlışa yanlış deriz.

Kur’an-ı Kerim’i yaktıklarını zannedenler aslında kendilerini yakan Cehennem ehlileridir.

Müslüman Türk milleti 14 Mayıs yaklaştıkça tuzakların yaygınlaştığını görmektedir.

Ancak zalimlerin zulmü cumhurun zaferine gölge edemeyecektir.

Küresel oyuna teşrifatçılık yapan zillet ittifakının oyunu sandıkta bozulup parçalanacaktır.

Şimdi siz söyleyiniz:

Sandık günü geldiğinde Türkiye’nin varoluşunu kurcalamaya cüret eden, yabancılarla bir olup milli varlığımızı kundaklamaya çalışan zillet ittifakına gerekli demokratik cezayı kesecek misiniz? (Evet)

Bunları gelmemek üzere defedecek misiniz? (Evet)

Cumhurbaşkanımızın maketini tersten asıp mukaddesatımıza el ve dil uzatanları, Milliyetçi Hareket Partisi’ni günlerdir tahrik ve taciz kampanyasıyla zedelemeye uğraşan bölücü teröristlerle FETÖ’cü alçakları, siyasetteki ve medyadaki kimliksiz uzantılarını pişman edecek misiniz? (Evet)

Buna söz veriyor musunuz? (Evet)

Milliyetçi Hareket Partisi’ne, Cumhur İttifakı’na ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan amasız, fakatsız destek olacak mısınız? (Evet)

Amasya Genelgesi’nin hükümleri vicdanımızda mahfuzdur.

Samimiyetle ve yiğitlikle pekişmiş bu mesajlarınız Amasya’nın açık ve net kararının demokratik tescilidir.

Aziz Vatandaşlarım,

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Zillet ittifakının hala ve henüz Cumhurbaşkanı adayı yoktur.

Seçim tarihi belli olunca adayı açıklayacağız demişlerdi, ancak müstakbel zillet adayını şimdiye kadar ne duyan ne de öğrenen vardır.

Altılı masanın 26 Ocak 2023 tarihli 11’inci toplantısından da sonuç çıkmamıştır.

Aralarındaki gizli ve şiddetli rekabet iradelerine haciz koymuştur.

Bugünden yetki krizinin pençesine düşmüşlerdir.

Altılı masa konsey yapılanmasıyla kukla bir Cumhurbaşkanı arayışına girmişlerdir.

Ortak imzayla ülke yöneteceklerini deklare etmişlerdir.

Sonuç bildirgesi olarak yayımladıkları kağıt parçası ise siyasetsizliğin, hazırlıksızlığın, rant ve ikbal paylaşımındaki gerilimin esasen belgesi niteliğindedir.

Zillet ittifakı darmadağındır.

Zillet ittifakına sahiplerinden henüz şunu aday gösterin talimatı gelmiş değildir.

Biden muhtemelen son kararını iletmemiştir.

Bizim garibimize giden husus ise öncelikle şudur:

CHP Genel Başkanı geçtiğimiz günlerde bir gazeteciye şöyle demişti:

"Erdoğan'ın aday olup olmamasına kilitlenmek gibi bir düşüncemiz yok"

Sonra da bir televizyon kanalında, "Erdoğan’ın adaylığına karşı üçüncü dönem itirazı yapacak mısınız?" sorusuna ise "Yok hayır. Net; aday olmak istiyorsa buyursun gelsin, millet herkesin boyunun ölçüsünü verecektir. Özel bir tartışma yapmayacağız. Bu tartışmalar artık geride kalmalı. Biz yapmayacağız.” cevabını vermişti.

Bu düşüncelerini bir hafta evvel paylaşmıştı.

Buna rağmen altılı masanın 26 Ocak tarihli toplantısının ardından yapılan ortak açıklamada, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına hukuksuz ve vesayetçi anlayışla karşı çıkılmış, demokrasi tarihine eklenen kara bir sayfa olarak değerlendirilmiştir.

Altılı ganyana bu aklı kim vermiştir?

Bir hafta içinde değişen ne olmuştur?

Bu zaman sürecinde kimlerin görüşü sorulmuş, kimin mesajına köle gibi riayet edilmiştir?

Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığına karşı çıkılmasını esas alan metin nerede hazırlanmış, hangi ülkenin büyükelçiliğinde kaleme alınmıştır?

Be hey gafiller, be hey densizler, be hey demokrasi muhalifleri Sayın Erdoğan’ın adaylığından bu kadar mı korkuyorsunuz?

Çelişkide bocalıyorsunuz, bu suretle yanlışı savunacak beyhude gerekçeleri hangi mihraklar üretip elinize tutuşturuyor?

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı meşrudur, hukukidir, anayasaldır, ahlakidir, tartışmaya açan cumhura, Cumhuriyet’e savaş açan demokrasi kaçkınları, adalet inkarcıları, milli irade dolandırıcılarıdır.

Tespitimiz zillet ittifakının kaosa oynadığı yönündedir.

Sandıkta alamayacağı neticeyi sokakta zorlamak için denklem kuran bir curcuna ve cukka ittifakı karşımızdadır.

Bizim adayımız belli, kararımız nettir.

Cumhurbaşkanı adayımız sonuna kadar Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Merhum Namık Kemal’den esinlenerek diyorum ki:

“Felek her türlü eziyet yollarını toplasın gelsin, millet yolunda hizmetten, Cumhurbaşkanımızın adaylığından vazgeçersek namerdiz.”

Aziz Milletim Sıra Sende.

Zalime direniş için sıra sende.

Zillete haddini bildirmek için sıra sende.

Mühürlü kalpleri rezil etmek için sıra sende.

Egemenlik haklarımıza, milli bekamıza ve milli çıkarlarımıza korkusuzca sahip çıkmak için sıra sende.

Türkiye’nin kategorik ve kesintisiz diriliş ve yükseliş azmine sahip çıkmak için sıra sende.

Sıra sende Amasyalı kardeşim.

Türk ve Türkiye Yüzyılına sahip çıkmak için sıra sende.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne sahip çıkmak için sıra sende.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni bir beka sorunu haline geldiğini iddia eden süfli ve silik zillet siyasetini tasfiye etmek için sıra sende.

Nerede bir mazlum varsa, nerede hakkı yenmiş bir masum bulunuyorsa, nerede barış ve huzura susamış mağdur görülmüşse oraya el uzatan Türkiye’ye sahip çıkmak için sıra sende.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif’i Müslüman gönüllerle buluşturan güçlü iradeye sahip çıkmak için sıra sende.

Tahıl koridorunun açılmasına ortam hazırlayarak açlıktan bir deri bir kemik kalmış gariplerin yanında duran siyasi haysiyete sahip çıkmak için sıra sende.

Abdülhamid Han Sondaj gemimizle birlikte 4 sondaj, 2 de sismik araştırma gemimiz sayesinde Türkiye’nin mavi vatandaki varlığını ve kararlılığını sergileyen, enerji alanında yeni bir vizyon haritası çizen devlete sahip çıkmak için sıra sende.

28 yıl sonra Karabağ’ın esaret ve işgalden kurtarılmasında öncü rol oynayan şerefli duruşa sahip çıkmak için sıra hepinizde.

Vakit, hiçbir ayrım yapmadan, “bayrak”, “vatan” ve “millet” ortak paydasında kucaklaşma vaktidir.

Bizim düşünce ve inanışımıza göre, Türkiye’de yaşayan 85 milyon vatandaşımız Cenab-ı Allah’ın kutsal bir emanetidir.

Her yöremizi, bin yılın barışından ve kardeşliğinden doğmuş her insanımızı bağrımıza basıyoruz.

Herkese elimizi uzatıyoruz.

Ancak bölünme gayreti içerisinde olanları da affetmemizin mümkün olmadığını buradan ilan ediyoruz.

Çağrımız birliğe, dirliğe ve kardeşliğedir.

Çağrımız, önce ülkem ve milletim diyen her kardeşimedir.

Çağrımız, bu millet, bu vatan, bu bayrak benim diyen her kardeşimedir.

Çağrımız, milli birlik ve huzurlu yarınlara ulaşmak isteyen her kardeşimedir.

Çağrımız, her insanımızı kardeş, her yöremizi aziz bilen Türkiye sevdalılarınadır.

Paylaşılacak vatanım, vazgeçilecek insanım yok diyen her vatan evladıyla kaderimiz birdir.

Biz birlikte Türkiye’yiz diyen herkes bizim özbeöz kardeşimizdir.

Soruyorum sizlere;

2023 yılında sandığa gidecek misiniz? (Evet)

√  Cumhurun muazzam iradesini gösterecek misiniz? (Evet)

√  Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı’na oy verecek misiniz? (Evet)

√  Amasya’nın tarihi kararını oyunuzla zillet ittifakına tebliğ edecek misiniz? (Evet)

Hepinize şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi hürmetle, rahmetle, minnetle anıyorum.

Yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun diyorum.

Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.

Ne Mutlu Türküm Diyene.

DEVLET BAHÇELİ

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL BAŞKANI


Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin TBMM Grup Toplantısında Yapmış Oldukları Konuşma - 10 Ocak 2023

Değerli Milletvekilleri,

Aziz Dava ve Yol Arkadaşlarım,

Basınımızın Muhterem Temsilcileri,

Bu haftaki Meclis Grup Toplantımıza başlarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, başarılı ve huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyorum.

Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimize en kalbi selamlarımı iletiyorum.

Sözlerimin başında, bütün gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik ediyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta, Sakarya Meydan Savaşı için “Melhame-i Kübra”, yani çok kanlı savaş manasına gelen terimi kullanmıştı.

Gerçekten de öyleydi ve bu savaş Milli Mücadele’nin dönüm noktasıydı.

22 gün 22 gece süren ve nihayetinde zaferle mükafatlanan Sakarya Savaşı bütün menfi ahvale rağmen istiklal umudunu yeşertmişti.

Bu savaş sonucunda bir hilal uğruna 5 bin 713 şehit vatan topraklarına aşılamaz ve alınamaz mukaddes bir sur çekmişti.

Merhum dava büyüğümüz Dündar Taşer’in bu muazzam zaferle ilgili isabetli yorumu da şöyleydi:

“Türk’ün cezri, -diğer bir ifadeyle geri çekilmesi- Sakarya’da bitmiştir. Yeni bir med devrine -kısaca yükseliş dönemine- girme çabasındayız. Bu med olacak ve Türk milleti eski azametine kavuşacaktır. Bunun sancıları ve ızdırapları içerisindeyiz.”

Sakarya Savaşı devam ediyorken Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa, kendisine intikal eden raporlardan etkilenmiş, bu suretle orduyu daha gerilerde sağlam bir hatta çekerek savunma yapılmasını Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya teklif etmişti.

Fevzi Paşa ise bu düşünceyi reddetti ve “Adım Adım Savunma yaparak başarıya ulaşılacağını” açıkladı.

Nitekim dediği gibi de oldu ve zafer Türk milletinin hanesine yazıldı.

102 yıl evvel “adım adım savunma stratejisiyle” Türk’ün makus ve meyus talihi değişmiş, müstevli ilerleyişi püskürtülerek Cumhuriyet’e giden yolların taşları döşenmişti.

Bugün de planlayıp tatbik ve temin ettiğimiz “adım adım 2023 stratejisiyle” Cumhuriyet’in 100’üncü yılına giden sürecin dört başı mamur hazırlıkları yapılmaktadır.

Biz adımlarımızı adam gibi attıkça önümüze engeller çıkmaktadır.

İstesek de istemesek de hayatın ve siyasetin doğasında yer etmiş çetin mücadelelere zaman zaman maruz ve muhatap kaldığımız hepinizin şahit olduğu gerçekler arasındadır.

Varsın olsun, ne gam ne tasa, yaşadığımız müddetçe gecesine dalıp da şafağıyla uyanmadığımız hiçbir gün şimdiye kadar olmamıştır.

Gene merhum Dündar Taşer’in dediği üzere, “çadırımızı sırtlanların yolu üzerine kurduğumuz da tarihi tecrübelerle sabit ve varittir.”

53 yılını geride bıraktığımız siyasi mücadelemizin her etabı zorluklarla geçmiş, yürüdüğümüz her yol dikenlerle tuzaklanmıştır.

Elbette bu kutlu yolculuk ikna edilmişlerle değil inanmışlarla, kapı arasından bakanlarla değil kapıyı omuzlayıp içeri giren serdengeçtilerle yürünmüş, bundan sonra da böyle olacaktır.

Aka karışmayıp tavaya bulaşmayanlarla, balkondan seyredip suya sabuna dokunmayanlarla ne can beraberi olunacak, ne de ülkülerimizin peşinden gidilecektir.

Türk milletinin karşısında birikmiş tehditler, bilenmiş tehlikeler aynısıyla Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde geçerlidir ve bu durum normaldir.

Çünkü bizim siyasetteki gayemiz Türk milletinin hayat ve varlığının muhafazası, yeri gelirse de hesapsızca müdafaasıdır.

Bu yıl içinde yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri için vakit daraldıkça, zaman kısaldıkça, vade yaklaştıkça hain proje elemanları, oyun uşakları, siyaseti zillete düşmüşlerin iç yüzü birer birer deşifre olmaktadır.

Diyebiliriz ki, 2023 yılı bir turnusol kağıdı gibi her melaneti, her rezaleti, her melun niyeti açığa ve ortaya çıkaracaktır. Hatta bu süreç başlamıştır.

2023 seçimleri, iftira ile iffet, irade ile ihanet arasında geçecektir.

2023 seçimleri, üniter milli devlete sadakat besleyen Türkiye sevdalılarıyla; geleceklerini dağılmaya, çözülmeye, ufalanmaya bağlayan federasyoncular arasındaki bir seçime sahne olacaktır.

Türkiye’nin önünü kesmek, yükselişini durdurmak, ayağına zincir vurmak, onca yapılanı yıkmak, onca yatırımı ve hizmeti baltalamak amacıyla faal halde olanlar aynı kuyrukta sıraya girmişlerdir.

Karşımızda belirginleşen husumet cephesi kalabalık ve karanlıktır.

Seçime kadar her türlü provokasyonun sahnelenmesi muhtemeldir, beklenmelidir.

Zillet ittifakına aleni dayanak ve destek olan küresel emperyalizm bütün çakallarını aramıza salmıştır.

Yıkım kuryeleri, hıyanet yetiştirmeleri, Soros’un uşakları, FETÖ’nun itleri, PKK’nın piyonları, yabancı istihbarat örgütlerinin taşeronları, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünü, Cumhur İttifakı’nın kutlu yürüyüşünü sekteye uğratmak amacıyla zillet ittifakının yanında hizalanmışlar, ikmal kanallarını da ardına kadar açmışlardır.

Nitekim iğrenç oyunu görüyoruz, beşinci kol faaliyetinin açıkça farkındayız.

Çorak tarlada bostan bitirmeye çalışan müptezellerin siretlerini de, suretlerini de az çok tanıyoruz.

And olsun, alayına birden Türk’ün gücünü göstereceğiz.

Türk milletiyle uğraşmanın, Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı’na kumandalı saldırı pozisyonuna geçmenin bedelini çok ağır ödeteceğiz.

Zillet ittifakının siyasetsizliği ortadadır.

Program, hedef ve vizyon yokluğu tescillenmiştir.

Türkiye’ye bağlılıkları, Türk milletine mensubiyetleri ise komalıktır.

5 Ocak 2023 tarihinde 10’uncu toplantısını yapan bu kirli ve kriminal siyaset ittifakı yine aday çıkaramamış, yine aday belirleyememiştir.

Yaklaşık 9,5 saat toplantı yapıp da Cumhurbaşkanı adayını tespit edemeyen, üstelik nevzuhur bir aday üzerinde uzlaşmak için yeni bir istişare süreci başlatma kararı alan zillet partileri bir bakıma iflas bayrağını çekmişlerdir.

Ortak aday çıkarmak için altılı masadaki parti başkanları görüşmüşlere başlayacaklarmış.

İnsan merak etmeden duramıyor, peki bugüne kadar ne görüştünüz, neyle avundunuz, neleri konuştunuz, neyin hesabını yaptınız?

12 Şubat 2022 tarihinden bu tarafa toplanıp toplanıp dağılıyorlar, boşa dönen değirmen taşı gibi patırtı gürültü çıkarmaktan başka hiçbir şey yapmıyorlar.

Tarafsız bir Cumhurbaşkanı hedefini telaffuz etmelerine rağmen, altılı masanın himaye ve vesayetine A’dan Z’ye bağlanmış bir Cumhurbaşkanı kararında fikir ve görüş birliğine varmış durumdalar.

Altılı masanın adayı şayet Cumhurbaşkanı olursa Türkiye’yi birlikte yöneteceklermiş.

Bu nasıl bir hezeyan, nasıl boş bir kafadır?

Bu nasıl bir yozlaşmış siyaset ve demokrasi anlayışıdır?

Doğru kararlar üretmeye yatkın bir demokrasi siyasal istikrar ve itibarın vazgeçilmez ilkesidir.

Bu ilkenin çizik yemesi adalet ve hukuk ihlallerini teşvik etmekle kalmayacak ülkeyi yönetilemez hale sokacaktır.

Asıl düşünüp tedbir almamız gereken hususlardan birisi de demokrasilerde süreç ve içerik sorunlarının yaygın cesametidir.

Bu sorunun müsebbipleri her şeyden önce demokrasinin soysuzlaşmasına, gerçek manasından koparılmasına hizmet eden laçkalaşmış zihniyetlerdir.

Serok Ahmet’in, “Cumhurbaşkanı içeriden veya dışarıdan olsun, genel başkanlar her stratejik kararda imza yetkisine sahip olacaklar” itirafı altılı masanın mahvı perişanlığını resmetmiş ve belgelemiştir.

Böylelikle zillet ittifakının tüm tezleri, tüm önermeleri çürümeye terk edilmiştir.

Siyasetlerinin çatısı çökmüş, koltuk krizi, güç rekabeti, yetki karmaşası, ikbal kaosu, rant paylaşımı, makam hırsı bunların maskelerini düşürmüştür.

Kaldı ki biz farklı hiç bir şeyi zaten düşünmedik.

Sağ olsunlar, bu kokuşmuş siyasetle ilgili öngörülerimizde yine yanılmadık.

CHP’sinden İP’ine, Deva’sından Serok’una kadar hiçbir zillet partisinin Türkiye’ye hizmet, millete dev eserler kazandırmak gibi bir derdi, özlemi, gayesi, niyeti yoktur, olmasını beklemek ise tamamıyla beyhudedir.

Zillet ittifakı bir alternatif değildir.

Zillet ittifakı hazır değildir.

Zillet ittifakı yerli ve milli hiç değildir.

Milletimiz bunların asıl maksatlarının, asıl yüzlerinin tamamıyla farkındadır.

Değerli Milletvekilleri,

Lütfen dikkat buyurunuz, Milliyetçi Hareket Partisi ne zaman itibar ve iftira suikastlarına uğrasa anbean gözden kaçırılmak istenen, saman altından su gibi yürütülmesi arzulanan bir tertip, bir tezgah, bir plan derhal devreye alınmaktadır.

Bize yönelik saldırılarla aziz milletimizi hedef alan tahrip düzeyi yüksek hazırlıklar yakın benzerlikler taşımaktadır.

Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin son kalesi, son siperi, düşman karşısında atılacak son kurşunudur.

Milliyetçi Hareket Partisi’ni akıllarınca meşgul ettiklerini zannedip haklı ve tarihi mücadelesinde kuşkular uyandırmak isteyenler Türkiye’nin ve Türk milletinin kuyusunu kazmak için gemi azıya alan işbirlikçi güruhtur.

Olan biten ne varsa biliyor, izliyor, çok sıkı bir şekilde takip ediyoruz.

Londra tefecilerinden, Newyork bankerlerinden, küresel sermaye çetelerinden ilhamını alıp, İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin günümüz ayağına talip olan Demokrasi ve Atılım Partisi’nin başındaki zat, Anayasa’nın 66’ıncı maddesini 2 Ocak 2023’te tartışmaya açma cüreti göstermiştir.

Açıkladığı Temel Haklar ve Eylem Planı sömürgecilerin siparişidir.

Selamsız sabahsız Babacan aynısıyla, “Anayasamızın 66’ıncı maddesini, çağımızın gereği olarak kapsayıcı bir anlayışla yeniden ele almayı” teklif etmiştir.

Anayasanın mezkûr maddesi “Türk Vatandaşlığı” üst başlığıyla şöyledir:

“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türk’tür. Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir. Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz. Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.”

Devası derdine kafi gelmeyen bu tulumba partisinin Kurumsal İletişim ve Tanıtım Başkanı da, kendisine sorulan, Anayasadan Türklüğü çıkarıyor musunuz?” sorusuna “doğru” cevabını vermiştir.

Bu kurşun gibi sözlere CHP’den tek bir itiraz gelmemiştir.

İP’ten tek bir tepki duyulmamıştır.

Zilletin diğer paydaşları da suspus vaziyettedir.

Şimdi sormak lazımdır, Devanın icazetli başkanını Türklüğün nesi ve neresi rahatsız etmektedir?

Türklüğü Anayasadan çıkarmayı cesedimizi çiğnemeden nasıl başaracaktır?

Buna nasıl kalkışacaktır?

Zillet ittifakının her bir ortağı aynı görüşte midir, aynı düşüncede midir?

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na danışmanlık yapan bölücü bir şahsın parti genel merkezinde verdiği bir röportaj sırasında, orada bulunan Türk bayrağını kaldırtması yalnızca skandal değil suçtur, cinayettir, kepazeliktir, bağımsızlığımızın sembolü al bayrağa adice bir hakarettir.

Bunlar bayraksızdır, bunlar milliyetsizdir, bunlar cibilliyetsizdir.

Allah muhafaza, eğer ellerine fırsat geçerse Türkiye’yi emperyalizmin kursağına teslim etmeleri kaçınılmazdır.

Bu azgın tehdide seyirci kalamayız, bu alçak teşebbüse sabır gösteremeyiz, tahammül edemeyiz, asla da etmeyeceğiz.

Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünde, Türklükle hesaplaşma sayfası açanların, özerklik emelini canlandıranların, HDP’nin sırtını sıvazlayanların, PKK’yla dayanışma içinde olanların akıl hocaları, ahlaksız rehberleri esasen her vatan sevdalısının hafıza kayıtlarında mahfuzdur.

Türklüğü Anayasadan ayıklayıp etnik kimlik mertebesine çekecek bir şerefsiz henüz anasından doğmamıştır.

Böylesi bir hıyanet ve hezimete her kim teşne ise karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır.

Şeytan oradaysa iman buradadır, haydi hodri meydan.

Biz adamı yüzünden, satılmışı da gözünden tanırız.

Milletimin hiçbir ferdi yılgınlığa kapılmasın, düzelir böyle kalmaz, yıkılır güze kalmaz, hesap sorulur mahşere bırakılmaz.

Cıngıllı fistan olanlar karşımıza geçip güllü gülistanlık taslıyor.

Delikli kapla su taşımanın çabasıyla oyalanıyorlar.

Çürük merdiven bulmuşlar dama çıkmanın arayışındalar.

Milliyetçi Hareket Partisi’ni olmadık suçlamalarla durdurmaya, Cumhur İttifakı’nda çatlak oluşturmaya çalışıyorlar.

Bizim görüş açımızı kapatarak 2023’te Türk’e kefen biçmek için kumpas planları yapıyorlar.

Yunanistan’ın Ege’deki tacizlerine sesleri çıkmaz.

Bölücülere, teröristlere, canilere hiçbir tavır gösteremezler.

Dahası Türkiye lehine tek bir laf etmezler, edemezler.

Zalimlerin yanında, yeminli Türkiye düşmanlarının yolundadırlar.

Türkiye zillet ittifakına bırakılmayacaktır.

Cumhur İttifakı Türkiye’ye sahip çıkacaktır.

Cumhur İttifakı Türk ve Türkiye Yüzyılını inanç ve irfanla inşa edecektir.

Yorulmayacağız, yolumuzdan dönmeyeceğiz.

Düşmanca senaryolara taviz vermeyeceğiz.

Milliyetçi Hareket Partisi’ni sosyal medyaya yuvalanmış trol teröristler eliyle fitne anaforuna çekmeyi amaçlayıp çarşaf çarşaf iftira kusan vatansız namussuzlara, 2023’ü zilletle karalamak isteyen devlet muhalifi namertlere Allah şahit olsun ki müsaade etmeyeceğiz.

Endülüs’ü fetheden Tarık Bin Ziyad’ın dediği gibi, arkamızda düşman gibi deniz, önümüzde deniz gibi düşman olsa da geri dönmeyeceğiz, sabır ve sadakatle ömür verdiğimiz haklı mücadelemizden ödün vermeyeceğiz, menfur bir cinayetin içine tertemiz davamızı, pirüpak dava arkadaşlarımızı çekmek için kudurmuş gibi faaliyete giren kansızlara eyvallah etmeyeceğiz, tamam demeyeceğiz.

Sabrın boyun eğmek değil, mücadele etmek olduğunu cümle aleme hep birlikte göstereceğiz.

Allah’tan korkmayıp cennetten çıkmayanlar, çakal olup Bozkurt’a diş gösterenler, münafıklığın her türlü yüzünü sahneye sürenler, densizin devesi gibi çan çan ötenler, şunu özellikle unutmasın ki, tek başıma kalsam da davayı çiğnetmeyeceğim, tek bir ülküdaşımı ezdirmeyeceğim, sonu ölüm de olsa surda gedik açtırmayacağım.

Karın ağrısı çekenlere, bir cinayet üzerinden siyasi kurgu yapanlara tekrar haykırıyorum, adayımız belli, kararımız nettir.

Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Acaba yutar mıyız diye hesap yapanlara sesleniyorum, deneyin de görün anyayı Konya’yı, Cumhur İttifakı haram otobanı olmuş pis boğazınızda lokma lokma kalacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi aklınızı alacak, şer odaklarını şaşkına çevirecektir.

Davamız dualıdır, Türk milletinin hasıdır, Türk-İslam ülküsünün sancağıdır, siyasetteki şehitlik anıtıdır, Kızılelmanın duvağıdır, Turan ülküsünün ve İ’la-yi Kelimatullah’ın eğilmeyecek duruşudur.

Milliyetçi Hareket Partisini suç örgütleriyle ilişkilendirip Türkiye üzerinde hain projelerini uygulamaya heveslenenlerin son neferimize, son nefesimize, son damla kanımıza kadar karşısındayız, karşısında duracağız.

2023’e girdik gireli kapımızın önünde nümayiş yapan, açığımızı kollayan, ensemizde boza pişiren, bizi terörize ederek köşeye sıkıştırma amacı güden hangi mendebur varsa bugüne kadar konuştu, şimdi sıra bizdedir.

Madem herkes sırasını savdı, madem herkes eteğindeki irili ufaklı taşları döktü, o halde şimdi söz sırası bize gelmiş demektir.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Buradan aynı zamanda aziz milletimle ne var ne yok paylaşacağım.

Uğradığımız ağır haksızlıkları birer birer anlatacağım.

Aynı şekilde vefakar, cefakar, fedakar camiamıza; Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in her onurlu ve şerefli mensubuna sesleneceğim.

Milliyetçi Hareket Partisi Fena Fi’d Millet, Fena Fi’d Devlettir.

Yani milletinde ve devletinde erimiş, bu uğurda her meşakkati göze almış bir kahramanlık mefkûresidir.

Allah’ın dağına göre kar verdiğini biliyorum.

Dağ başlarının da dumansız olmadığının bilincindeyim.

30 Aralık 2022 Cuma günü, Ankara’nın Çukurambar semtinde hunhar bir suikast vuku buldu.

Bu kanlı olay gerçekleşir gerçekleşmez, perde arkasının aralanması, sislerin dağılması, önünün ve arkasının aydınlığa kavuşması amacıyla sabır ve sebatla beklemeye koyulduk.

Adli ve idari soruşturma sürecinin teferruatla ve titizlikle yapılabilmesi maksadıyla her gelişmeyi yakından takibe başladık.

Zira ortada güpegündüz işlenmiş bir cinayet vardı.

Dibi görünmeyen kuyudan su içmediğimiz, bilmediğimiz göle girmeyeceğimiz herkesin malumudur.

Ancak kanlı saldırı gerçekleştikten hemen sonra, adeta tek bir merkezden emir almışçasına Milliyetçi Hareket Partisi’ne organize ve örgütlü bir saldırı ivme alarak hız kazandı, sürekli olarak da kamçılanıp körüklendi.

Tüm FETÖ’cüler partimize karşı algı operasyonları kanalıyla yeni bir kalkışma başlattılar.

Cinayetin gölgesi birden bire Milliyetçi Hareket Partisi’ne düşürülmek istendi.

Bir iç hesaplaşmanın olduğu devamlı surette iddia edilip gündemde tutuldu.

Böyle zamanlar duygusal taşkınlığın akli melekeleri kilitlediği kaotik ve kargaşa zamanlarıdır. Ve dikkat, temkin, tedbir, sabır, uyanıklık şarttır.

Üstelik bu sıkıntılarla karılmış zamanlar, fitnenin sadağından çıkmış ok gibi sağa sola saplanmak için hedef aradığı alacakaranlık zamanlardır.

İmam Şafi’ye sormuşlar, fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?

Cevap vermiş: “Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.”

Biz de bu manevi öğüde riayet ederek düşman oklarını takip ettik.

Nihayetinde tehlikeyi sezdik, hücumu gördük.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları’yla en küçük bağ ve bağlantısı olması şöyle dursun, devamlı kundaklayıp kurutmaya çalışan etki ajanları, içimizden devşirilmiş siyaset artıkları, HDP’sinden CHP’sine, komünistinden bölücüsüne, FETÖ’cüsünden PKK’lısına kadar tüm şirret ve nefret odakları bizi cinayetle aynı karede göstermek gibi vahim bir günaha ortak oldular.

Hiç kimse aklından çıkarmasın, kurt kışı geçirir, ama yediği ayazı unutmaz, unutamaz, unutmayacak.

Adına zafer denilen yenilmiş ve casusların şebekesine dönmüş marjinal bir partinin ümitsiz vakası, “hepimiz katilin kim olduğunu biliyoruz” açıklamasıyla Cumhuriyet savcılarının görev alanına giren bir açıklamada bulundu.

Bu istihbarat fosiline bildiklerini sormak kuşkusuz şerefli Türk savcılarının ana görevi olduğunu buradan hatırlatmak, gereğinin yapılmasını istemek hem çağrım hem de görevimdir.

Şimdi de parti binalarına “yerli ve milli katil kim” yazılı afişler asacak kadar küçülüp yeri dibine geçtiler.

Cinayeti müfterilik şovuna dönüştüren, itibar cellatlığını pusula yapan, Cumhur İttifakı’nı sarsmayı ve Milliyetçi Hareket Partisi’ni anılan saldırıyla irtibatlandırmak için binlerce FETÖ hesabı açıldı.

Pensilvanya menşeli ve merkezli sosyal medya saldırıları yoğun olarak yaşandı, yaşatıldı.

Azılı MHP düşmanları günbegün bu konuyu gerçek mecrasından saptırarak siyasi bir hesaplaşmaya çevirdiler.

TBMM’de yuvalanan terörseviciler soru önergesi vererek meseleyi iyice kanatmayı ve karıştırmayı denediler.

Sosyal medyada, yakalanan cinayet faillerinin ifade tutanakları kripto damar vasıtasıyla devamlı servis edildi.

Bir yumrukla adeta ağaç devirmenin çabasına giren akıl, vicdan ve izan özürlü insanlık fukaraları ortalığa döküldü.

Aleyhimize, aslı astarı olmayan ihbar ve itham dolu düzmece iddialar başta CHP olmak üzere diğer zillet partilerinin, teröristlerin, bölücülerin, küreselcilerin, kozmopolit mankurtların, tescilli devlet ve millet muhaliflerinin eline tutuşturulup tıpkı suç örgütlerine sözcülük yaptıkları gibi meseleyi sahiplenmeleri için siyasi iklim ve istismar ortamı açıldı.

Biz damgalı iftiracıları, bunlara figüranlık yapan onursuzları tanıyoruz.

Nefesimizle de enselerinde olduğumuzu ifade ediyoruz.

Milletvekillerimiz ahlaksızca suçlandı.

Başkanlık Divanı üyesi arkadaşlarım töhmet altında bırakıldı.

Ülkü Ocakları hain bir kuşatmaya alındı.

Milliyetçi Hareket Partisi’ne cinayetin ihale edilmesi amacıyla şiddetli bir cephe açılıp ittifakla harekete geçildi.

Ne tuhaf ki, Ülkücüyü öteki gören, Mehmetçik katilleriyle el birliği yapan Kılıçdaroğlu da geçen hafta paylaştığı bir sosyal medya mesajıyla, suskunluğumuzun nedenini sorma gereği duydu.

Hz.Mevlana’nın aynen dediği gibi, “Suskunluğumuz asaletimizdendir. Lakin bir lafa bakarız laf mı diye, bir de söyleyene bakarız adam mı diye.”

Edebimiz el vermez,

Edepsizlik edene.

Susmak en güzel cevap,

Edebi elden gidene!

Sayın Kılıçdaroğlu, suskun değilim, sadece firavun taktiklerinizi, edepsiz imalarınızı, seviyesiz ithamlarınızı seyredip gerekli notlarımı aldım, alıyorum.

Bu siyaset defosu, gençlerimizin mafyacılık oynadığını, onları teslim etmem gerektiğini, gündemdeki meseleyi 3-5 torbacıyla da geçiştiremeyeceğimi ileri sürdü.

Neyi kast ettiği ayan beyan ortaya çıkmış oldu.

Bak Sayın Kılıçdaroğlu, senin sağında solunda, yanında yörende konuşlanan teröristlerle Ülkücü Türk gençliğini sakın ola karıştırma aymazlığına düşme, bu gaflete kapılma.

Sen her şeyinle zaten teslim olmuşsun, sen ihanete el sallamış bir kimliksizsin,  azılı katillerin dümen suyuna çoktan girmişsin, bizim aramızda senin bildiğin ve yakın mesai içinde olduğun tiplerden tek bir genç yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.

Her bir ülkücü genç, Türk-İslam Ülküsünün örnek bir şahsiyeti, davasının yılmaz bekçisidir.

Her bir genç kardeşim, imanlı, kanaatkâr, berrak fikirli, elmas gibi pırıl pırıl, keskin görüşlü, kıvrak zekalı, milletimizin derin ve saf kültürüyle mücehhez, insan sevgisiyle dopdolu, asaletiyle, efendiliğiyle, delikanlılığıyla, engin kültürüyle bu çağın imrenilecek değeridir.

Ülkücü Türk gençliği, vatanın ve milletin içinde bulunduğu şartları bir varoluş mücadelesi olduğunu bilerek, Akif’in “Asım’ın Nesli” dediği dinine, milliyetine, kültürüne, tarihine sonuna kadar bağlı bir gençliktir.

Bizim zamanı geldiğinde teslim edeceğimiz sadece Allah’a can borcumuzdur.

Kılıçdaroğlu, şayet yüreğin varsa, gözün kesiyorsa buraya gel, tek bir evladımı al da senin ciğerinin kaç okka ettiğini göreyim.

PKK’nın boyunduruğuna girmiş bir partinin, siyasi bölücülüğü bağrından çıkarıp Türkiye’nin başına bela etmiş kuluçka bir siyasetin bize parmak sallayıp sütten çıkmış ak kaşık pozu vermesi milletimizin aklıyla ve ferasetiyle alay etmektir.

Çünkü CHP demek, HDP ve PKK’yla koyun koyuna yatan parti demektir.

Böylesi tezgâhlara karnımız toktur, CHP’yi bilen bilir, Milliyetçi Hareket Partisini de bilen bilir.

Elinde Ülkücü kanı olanlardan, Ülkücüye en ağır bühtan ve küfrü reva görenlerden ne duyacağımız, ne de öğreneceğimiz bir şey vardır.

Geçtiğimiz yıl siyasi cinayet iddiasında bulunan Kılıçdaroğlu, neleri bildiğini, kimlerin kulağına ne fısıldadığını, muhtemel istikrarsızlık sarmalında kendisine hangi görevin verildiğini açıklamak durumundadır.

Kılıçdaroğlu’nun aklından 12 Eylül öncesinin tekrar vasat bulması geçiyorsa, bunun için baskı altındaysa diyeceğim odur ki, telkinlere ve teşvik edici kışkırtmalara kapalıyız; ancak vatanın, milletin ve devletin varlığı, birliği ve selameti için de hiçbir fedakârlıktan kaçınmayız.

Milliyetçi Hareket Partisi’ni uyuşturucu çeteleriyle, kiralık tetikçilerle, torbacılarla, cinayet örgütleriyle, eşitlemeye, bir göstermeye, aynı kazana atmaya niyetlenmiş, buna heves etmiş kim varsa şerefsiz kere şerefsizdir.

Bizim üzerimize kan sıçratmak, katil yaftası vurmak, sokağa çıkmamızı tahrik etmek, Türkiye’yi bir kavga iklimine çekmek için el ovuşturan kim varsa şerefsiz kere şerefsizdir.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e çirkefçe çamur atıp 2023 seçimlerini zillet ittifakının lehine dönüştürmek için ganimet avcılığına soyunanlar şerefsiz kere şerefsizdir.

Fetöyle Pensilvanya’da işbirliği yapıp Türkiye’de Milliyetçi Hareket’in üzerine saldırmak isteyen kim varsa şerefsiz oğlu şerefsizdir.

Allah’ın izniyle muvaffak olamayacaklardır.

Oyuna gelmeyeceğiz, tuzağa düşmeyeceğiz.

Biz kaybedilmiş bir medeniyeti tekrar tesis edecek iman erleriyiz, Lider Ülke Türkiye’nin umudu ve ufku olan Cumhur İttifakı’yız.

Ölüsüyle dirisiyle, sözüyle duruşuyla, tavrıyla tarzıyla, şekliyle şemaliyle düşmana ganimet olanları iki cihanda da affetmeyeceğiz, haklarımızı helal etmeyeceğiz.

Şu paylaşacağım söz Mecelle kuralıdır: "Def-i mazarrat celb-i menafiden evladır."

Yani zararları def etmek, faydalara talip olmaktan daha iyidir.

Bir diğer Mecelle kuralı da şudur: "Zarar izale olunur.”

Yani zararın giderilmesi de ancak usulü dairesinde olmalıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi, dört bir koldan süregelen nifak saldırısını, bundan kaynaklı zararlı akımları ve aktörleri muhakkak def edecek, şerefli mazisini ve mücadele geleneğini heba ettirmeyecektir.

Vatansızların taşlamasıyla kervanın yolundan geri döndüğü nerede görülmüştür?

Biz bir işin önüne değil, arkasına ve sonuna bakarız.

Şimdi bakıyoruz, bütün kirli çamaşırları, hasmane bağlantıları, FETÖ operasyonunu, gavur uzantılarını, batıla esir düşmüş mihrakları birer birer teşhis ediyoruz.

Büyük Türk düşünürü Yusuf Has Hacib diyor ki:

Her sözü dinle, hemen inanma.

Gönül sırrını açma, sıkıca sakla.

Doğru ol, dürüst davran,

İki dünyayı da kazanır doğru olan.

Gönlümüzü de dilimizi de doğru tutuyoruz.

Ve Allah’tan niyaz ediyoruz ki:

Tenimizden çıkarken canımız,

Şehadet ile kesilsin son nefesimiz.

Değerli Milletvekilleri,

Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi muazzez bir huyu vardır.

O zaman geldiğinde saldırganların, koro halinde zehir saçan müfterilerin, bilmiyorduk, farkında değildik, kullanılmışız, kandırılmışız, hata etmişiz, pişmanız demelerine hiç kimse aldırış etmeyecektir.

Bunların yaptıklarını ne yarına ne de yanlarına bırakacağız.

Bizi cinayete karıştırmak için tezvirat üretenleri de hem Allah’a hem de hukuka havale etmek vazifemizdir.

İşleyen yargı sonucunu sabırla bekleyip suikastın maksat ve motivasyonunun iç örgüsünü tam anlamıyla görmek kanaatimce en doğru olanıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurumsal ve tüzel kişiliğini bu cinayetle irtibatlandıranlar iddialarını ispat etmezlerse şerefsizdir ve onların peşlerini asla bırakmayacağımızı bilmelerinde yarar vardır.

Değerli Arkadaşlarım,

Genel Başkan olarak sorumluluk taşıdığım süre içerisinde, kendimde sır olarak sakladığım görevden alma nedenlerini yeri geldiğinde paylaşırım. Onlara şu an yandaşlık yapmış görev kaçkınlarını da o zaman tekrar hatırlatırım.

Hayatları boyunca bir Ülküdaşımızın elinden tutmamış, şehitlerimize rahmet okumamış, hayrı dokunmamış, dokunaklı ve güzel bir sözüne tesadüf edilmemiş, acımızın ve sevincimizin içinde yer almamış ne kadar haşarat varsa cinayeti malzeme olarak kullanmaktadır.

Diyor ya Merhum Ziya Paşa:

“Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkar! Katır mühürdar oldu, eşek defterdar.”

Merhum Kazım Karabekir Paşa’nın dediği gibi:

“Öyle puslu ki hava, şeytan bile Müslüman mintanı giyiyor.”

Mezar başında video çekip yayınlayanlar, sürekli ajitasyon yapanlar, gözyaşı dökerken kayda aldıranlar esasen fırsatçı vampirlerdir.

Bizim vampirlerle işimiz olmayacaktır.

Yurt dışında kaçak halde bulunan hainlerin, organize suç örgütü mensuplarının, mafyatik yapılanmaların, bunlara yardım ve yataklık yapan esfele safilinlerin iki elimizle yakalarından tutacağımız günler de uzak değildir.

“Alan aldı oyuna gitti, çoban aldı koyuna gitti” demeyeceğiz, hakkımızı, haysiyetimizi ve hukukumuzu ziyan ettirmeyeceğiz.

Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi’ni mafyayla ilişkilendirmek başlı başına bir cürümdür, cinnettir.

Ülkücünün mafyası olmaz, mafyadan Ülkücü olmaz.

Müfteriden Ülkücü olmaz, Ülkücüden iftira ve gıybet duyulamaz.

Bilmeyenlere hatırlatırım ki, davamız mazlumların iç çekişidir.

Davamız hak arayanların içkin sesidir.

Davamız Türklüğün bayraktarıdır.

Davamız hak yoludur, hakikat yoludur, Allah’ın yoludur.

Bu dava güneşi mazlum milletin, bu dava her şeyden her şeyden çetin, bu yolda dert, hüzün, gurbet bizimdir.

Gerek İbni Sina, gerekse de İbni Rüşd İslam felsefesinde doruk isimler arasındaydı.

Bu iki büyük düşünür, aklın ve ahlakın doğru ve gerçek olanı kavradığını iddia etmişlerdi.

Dürüst yönetimin temeli olarak da meşruiyet ve ahlaki sağlamlığı göstermişlerdi.

Adaleti ise toplumsal dirliğin ve düzenin esası görmüşlerdi.

Bu dirlik ve düzenin özü ise insanın edep anlayışında gizliydi.

Mevlana’dan Hacı Bektaş’a, Taptuk Emre’den Yunus’a birlik ve düzen ruhu “edep, ya hu” olarak ifade edilmişti.

Diyor ya Yunus;

Gezdim Halep Şam,

Eyledim ilmi talep,

Meğer ilim bir hiçmiş,

İlla edep illa edep.

Edep, nefsini tanıyıp haddini bilmektir.

Edep, kul olduğunu anlayıp Cenab-ı Allah’a yönelmektir.

Edep, kibri kırıp tevazuya sarılmaktır.

Edep, hayâlı ve vefalı olmaktır.

Kısaca edep, güzel ahlâktır.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket edeplidir, bundan mülhem de güzel ahlakla bezenmiştir.

Hz.Mevlana ne kadar da anlamlı söylemiş:

Aklım kalbime, iman nedir diye sordu. Kalbim ise aklımın kulağına eğilerek, “iman edeptir” dedi.

İmansızlara itibarımız yoktur.

Türk düşmanlarının kara kampanyalarına inanacak tek bir dava arkadaşım yoktur, olmayacaktır.

Muhterem Arkadaşlarım,

Bildiğimiz ayranı bilmediğimiz yoğurda hiç değişmedik.

Özü itibariyle bizden olmayıp, biz gibi davranmayıp, anılarımızı, acılarımızı, bizi biz yapan hasletleri siyasi ve dünyevi çıkarlarına alet edenlere karşı her zaman dikkatli, şuurlu ve uyanık olduk.

Başını Ülkücünün çekmediği hiçbir olayda yerimiz yoktur.

Bundan sonra söylenecek her söz ayaklarımızın altındadır.

Türk ve Türkiye husumetinden nemalananların hepsine karşı bir olacağız, hazırlıklı olacağız, adam gibi duracağız, mertçe mücadele edeceğiz, Bozkurt gibi dikileceğiz, 2023 yılında cumhurun zaferine hep beraber ulaşacağız

Sanmasınlar bu tekerlek kalır tümsekte, yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.

Dilimizi gıybetten, kalbimizi hasetten, midemizi haramdan, davranışlarımızı riyadan, mücadelemizi de kem gözlerden koruyacağız.

Biliniz ki, asiller idare, acizler şikâyet, basitler ise yalan söyleyip iftira eder.

Unutmayınız, Allah sabredenlerle beraberdir.

Yine unutmayınız, zafer inananların olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygılarımla selamlıyor, Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.

Sağ olun, var olun diyorum.


Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin TBMM Grup Toplantısında Yapmış Oldukları Konuşma - 3 Ocak 2023

Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,

Saygıdeğer Misafirler,

Basınımızın Değerli Temsilcileri,

2023 yılının bu ilk Meclis Grup Toplantımızın başında hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Yurt içinde ve yurt dışında, televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından, radyo kanallarından toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımızı, gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan değerli kardeşlerimizi hasret ve muhabbetle kucaklıyorum.

2023’ün esenlik ve huzur arayışına, barış ve kardeşlik amacına, birlik ve dirlik gayesine kalıcı vesile olması temennisiyle; sizlerin, aziz milletimizin, Türk-İslam âleminin, tüm insanlığın yeni yılını içtenlikle tebrik ediyorum.

2022’yi geride bırakıp 2023’e ulaşmayı bir takvim ve tarih değişiminden daha çok milli talihin dönüşümü ve dahi müessir tahkimatı şeklinde izah ve ifade etmek sanıyorum hatalı bir yorum olmasa gerektir.

2023 yılı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yıllık tecrübe hazinesidir.

2023 yılı, cumhurun son yüz yıllık müdanasız mücadele haysiyetidir.

2023 yılı aynı şekilde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla Türk milletinin kurtuluş yıllarının parlak bir gelecekle buluşma potası, milli hedef ve ülkülerin yükseliş parkurudur.

Merhum Hocamız Prof.Dr.Aydın Taneri’ye göre, milletler için yaşamanın en mühim şartı ikidir:

Bunlardan ilki, var olmaktır.

İkincisi, var olmak azim ve iradesidir.

Bu kapsamda insanın var olmak azim ve iradesi “kendini koruma” veya “nefsi müdafaa”yla tanımlanırken, milletlerin var olmak azim ve iradesine de milli şuur, milliyet duygusu, ezcümle milliyetçilik denilmektedir.

Kurtuluşumuzun fikri kaynağı bellidir ve bilinmektedir, o da Türk milliyetçiliğidir.

Kurtuluşumuzun beşeri cevheri bellidir ve bilinmektedir, o da büyük Türk milletidir.

İlhamını ecdadından alarak devletimizin kuruluş ilkelerini belirleyen, Cumhuriyet’in tecelli hükmünü tayin ve tespit eden lider bellidir ve bilinmektedir, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür, Milli Mücadele’nin her safhasında vatanına ve milletine üstün hizmetleri geçen dava ve yol arkadaşları ise kahramanlar kuşağıdır.

1923’ün mesaj ve muhtevasını anlamadan, İstiklal Savaşı’mızın gerçek iç yüzünü tanımadan cüret edilecek gelecek okuması ve geleceğin yorumu imkânsız değilse bile çok zordur.

Cumhuriyet’in ilan gününe gelesiye kadar dağ gibi engeller aşılmış, en vahşi kuşatmalar yarılmış, en kesif saldırılar def edilmiş, en çetin tuzaklar bozulmuş, en şiddetli operasyonlar tesirsiz hale getirilmiştir.

İmanın ve iradenin emsalsiz imkânlarıyla aziz vatan topraklarında musibet ve melanetin başı Türk milletinin kahramanlığıyla ezilmiştir.

Belki çok bedel ödedik, belki çok çile çektik, belki çok badireden geçtik, ancak milletimizin istiklal sevdasıyla içimizde ve dışımızda yuvalanmış yeminli Türk düşmanlarının nefes borusunu da hamd olsun kesmesini bildik.

Refi Cevat Ulunay isimli işbirlikçi sözde bir gazeteci ve yazar 31 Ağustos 1919’da Alemdar Gazetesi’nde şöyle yazmıştı:

“İstiklal diye bağıranlar kötü niyetlidir.”

Yine aynı çürümüş 19 Kasım 1919 tarihinde mezkur bu gazetede şunları kaleme almıştı:

“Çarıklı, mavzerli bir heyetin kuru sıkı tehdidi ile iş yürür mü?”

O çarıklı denilen kahramanlar tam bağımsızlığımızı tescilleyen iftihar burçlarımızdır.

Vicdanını aldırmış, onurunu ve mensubiyetini uçurumdan aşağı atmış teslimiyetçiler ve düşman teşrifatçıları vatanı nereden bilecekler? Şerefli bir hayata nasıl layık olacaklar?

Damat Ferit kabinesinin kokuşmuş Adliye Nazırı Ali Rüştü Efendi 12 Temmuz 1920’de şu beyanatı vermişti:

“Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Bu ordu bizim ordumuzdur. Yunan ordusu Mustafa Kemal’e ceza verme işini yapıyor.”

Hain Ali Kemal, 28 Mayıs 1920’de Peyam-ı Sabah’ta çıkan bir demecinde diyordu ki: “Büyük Millet Meclisi, küçük heriflerin eseridir.”

Hıyanetin mevziisinde sipere yatanlar milletin hakikatini göremeyecek kadar alçalmış, laçkalaşmış, aşağıların da aşağısına yuvarlanmış vatan hainlerinden başkası değillerdir.

Aynı Ali Kemal, 19 Kasım 1919 tarihli Alemdar Gazetesi’nde çıkan yazısında, Milli Mücadele kahramanlarına “Anadolu’nun yeni celalileri” diyecek kadar satılmış ve zulme uşak düşmüştü.

Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin devletsiz ve bağımsız yaşamayacağının zora direnerek, zulme diklenerek tescil başarısıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, esarete ve erimeye kapalı ve karşı duran milli asaletin, bu asalete sırtını yaslayan şehitlerimizin, gazilerimizin, fazilet ve fedakârlık nişanesi cesur yüreklerin zafer tacıdır.

Bu taç, milli ömürlerin ilelebet taşıyacağı var oluş cevheridir.

2023 yılı, 1923’ün kuruluş ruhunu, kurucu şuurunu bütün efali ve encamıyla tedarik ve tebellüğ etmiş, nihayetinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla birleştirmiş ve bütünleştirmiştir.

Bu yıl, Türk tarihinin bir kavşak, bir kader, bir karar noktasıdır.

Geçmişten ders ve ibret alan, ecdadının izinden yürüyerek geleceğe büyük umutlar bağlayan bir ittifak ahlakının Cumhuriyet’in yeni yüzyılına Türk ve Türkiye damgasını vurması artık hayal değil, somut bir hakikat olarak tezahür ve temayüz edecektir.

Geride kalan 2022, Lider Ülke Türkiye’nin hazırlık evresi, 2023 ise devreye girme senesidir.

Özellikle altını çizerek ifade etmek isterim ki, Lider Ülke Türkiye, yükseliş, kuvvet, zenginleşme, büyüme, kalkınma, zirveye tırmanmadır.

Lider Ülke Türkiye, tarihimizin şanlı sayfalarının, göz kamaştıran dönemlerinin tekerrür hükmüdür.

Lider Ülke Türkiye, bölgesinde ve küresel zeminde hatırı sayılan, ne diyeceği merak uyandıran, uzak ya da yakın demeden her meseleye doğrudan müdahil olabilen, tarihi geriden takip eden değil istikametini ve rotasını çizen bir devlet ve millet kudretinin ortaya çıkmasıdır.

Kriz ve kaos dalgalarıyla, çatışma ve savaş karanlığıyla, huzursuzluk ve umutsuzluk sancılarıyla meşhun 2022, beşeriyet aleyhine tebarüz ve temerküz eden ağır sorunlara sahne olmuştur.

Mazlumların göz pınarlarından sicim gibi akan yaşlar adeta bir nehir haline dönüşmüş, mağdur milyonların derin iç çekişi bir volkan ağzı gibi patlamıştır.

Dünya genelinde kavga ve kutuplaşma dinamikleri daha da sertleşmiş ve serpilmiştir.

Terörizmin kanlı tertipleri, cesameti artan hakimiyet mücadeleleri, azgınlaşan ekonomik operasyonlar, hiçbir değer tanımayan emperyalist arzular 2022 yılını kundaklamış ve karartmıştır.

Kafkaslar’dan Balkanlar’a, Orta Asya’dan Ortadoğu’ya, Afrika kıtasından Avrupa’ya, Akdeniz’den Pasifik’e mütemadiyen gelişen ve gerçekleşen devasa gerilimler 2022 yılını gölgelemiştir.

İnsanlık huzura susamıştır.

İnsanlık daha güvenli, daha adaletli, daha merhametli, daha refah dolu bir hayata yine uzak kalmıştır.

Göçmenlerin trajedileri, salgın sonrasının hasarları, diyalog ve işbirliği kanallarındaki tıkanmalar; ülkeler, milletler ve medeniyetler arasında katılaşan cepheleşmeler, eşitsizlik ve adaletsizlikteki inatçı genişlemeler dünyayı abluka altına almıştır.

Buna karşılık Türkiye her anlamda ve her alanda öne çıkmış, sesini yükseltmiş, iradesini göstermiş, dahası istikrarlı ve iddialı yapısını daha da pekiştirmiştir.

Ülkemiz bilhassa diplomaside altın bir yıl yaşamıştır.

Küresel ekonomi resesyon girdabına düşmüşken, Türkiye ekonomisi dünya çapında en çok büyüme kaydeden birkaç ülkeden birisi olmayı başarmıştır.

İhracatta rekorlar kırılmış, muazzam yatırımlar yapılmış, terörle mücadelede takdire şayan sonuçlar alınmış, milletimizin ihtiyaç ve beklentileri yasal ve idari düzenlemelerle birer birer karşılanmıştır.

Memnuniyetle belirtmek isterim ki, kronik ve kemikleşen sorunlara neşter vurulmuştur.

Emeklilikte yaşı bekleyen 2 milyon 250 bin vatandaşımızın yaş sınırına takılmaksızın mağduriyetlerinin giderilmesi için adım atılmış, sırayı da kanuni düzenleme etabı almıştır.

Allah’ın izniyle EYT sorunu TBMM’de kati ve köklü çözüme kavuşacak, bu mesele gündemden tamamıyla çıkmış olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı TBMM’de gereğini gecikmeksizin yapacak, hak, hak sahibine iade edilecektir.

Asgari ücretin 2022 yılı Ocak ayına göre neredeyse yüzde yüz zamla 8 bin 500 liraya çıkarılması, dar ve orta gelirli insanlarımıza makul gelir aktarımı, sosyal konut desteği, emekli ve memur maaşlarıyla işçilerimizin ücretlerinde enflasyonu etkisiz kılacak adaletli artışlar kuşkusuz toplumsal rahatlamayla birlikte 2023’ün çok daha güzel olacağının habercisi niteliğindedir.

Karadeniz’de keşfedilen 710 milyar metreküplük doğalgaz, bu çerçevede evlerde ve sanayide kullanılan doğalgaz fiyatlarında indirime gidilmesi, Şırnak Gabar Dağı’nda bulunan 150 milyon varil petrol bize göre 2023’ün bereketi, Allah’ın da bir lütfudur.

Ülkemiz 2023 yılına birbirini takip eden pek çok müjdeyle girmiştir.

Laf değil icraat üretilmiştir.

Zira Cumhur İttifakı geleceğin mükafat beratıdır.

Cumhur İttifakı huzurun, kardeşliğin ve kaynaşmanın koç başıdır.

Verdiğimiz sözler, paylaştığımız vaatler sırasıyla ve imkanlar nispetinde yerine getirilmektedir.

İnanıyorum ki, şeytanın bacağı kırılacak, Türkiye prangalarından bütünüyle kurtulacaktır.

Nitekim 2023 yılı Türk ve Türkiye Yüzyılının miladı olacaktır.

Milletimizin her talebi haklıdır, meşrudur, ifası ve ikmali mutlaka sağlanacaktır.

Olanla yetinmeyen, olabilecek ne varsa hayata geçirmenin, güçlükleri yenmenin, imkânsızlıkları başarmanın peşine düşen bir Türkiye gerçeği her geçen gün belini doğrultmaktadır.

Yerli ve milli otomobil yapan, insansız savaş uçağı Kızılelmayı gökyüzüyle buluşturan, dev köprüler inşa eden, muazzam yollar açan, akarsulara kemer takıp barajlar kuran, teknolojik atılımlara imza atan, silah sanayinde atağa kalkan, hiç kimseye el avuç açmayan, onun bunun ağzına bakmayan Türkiye’mizle ne kadar gurur duysak azdır.

Yapacağız, başaracağız, kazanacağız, üreteceğiz, geliştireceğiz, Cumhuriyet’in yeni yüzyılına Lider Ülke Türkiye’nin şeref madalyasını asacağız.

Önümüzü kesmek için pusu kuranlar gene olacaktır. Bu doğaldır.

Birliğimizi ve dirliğimizi sabote etmek için fırsat kollayan mihraklar gene çıkacaktır. Bu beklenmelidir.

2023’ün muazzez hedeflerini lekelemek, örselemek ve yürüyüşümüzü sekteye uğratmak için tetikte bekleyen iç ve dış menfaat çeteleri yine şanslarını deneyecektir. Bu da mümkün ve muhtemeldir.

Fakat hiç kimse sabrımızı yanlışa yormasın.

Hiç kimse suskunluğumuzun asaletinden cesaret almaya kalkışmasın.

Kötü niyetlerini bildiğimiz, kötürüm ilişki ağlarını tanıdığımız ve takip ettiğimiz odakların bizimle aşık atması, bize ayar verme küstahlığına tevessül etmeleri, Cumhuriyet’in yeni yüzyılını tartışmaya açma sinsilikleri sonuç vermeyecek, yapılan hesaplar ters tepecektir.

Bunların ortalık malına dönmüş ezberleri, bizim ise el sürülmemiş hayallerimiz vardır ve bu hayallerimize yetişme çabaları beyhude bir çırpınıştır.

Ağızlarını tetik, dillerini tüfek yaparak ha bire nefret ve nifak kusan hayasızlara 2023’ün hedeflerini kirlettirmeyeceğiz, Üç Hilali de yargılatmayacağız.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyasi şeref ve onuruna musallat olan kepazeleri asla affetmeyeceğiz.

Siyah örtüye bürünüp yüreksizce ve yüksekten konuşanlara, balığı tutmadan tavayı ateşe koyanlara herkes bilsin ki eyvallahımız olmaz, itibarımız olmaz, bunlarla da hiç işimiz olamaz.

Milliyetçi Hareket Partisi anlayan az, anlamayana da çok gelir.

Daldan dala atlayarak her fırsatı ganimete çevirmenin hesabını yapan ahlaksızlara diyorum ki, defalarca açılıp asidi kaçmış gazoz gibisiniz, hiç de tat vermiyorsunuz.

Doğru koşan yorulmaz, nitekim doğruluk dost kapısıdır.

Doğrudan şaşmayız, ahlaktan sapmayız, milletimize ve ülkemize sevdayla perçinlenmiş hizmet seferberliğinden asla ayrılmayız.

Birileri istedi diye, birileri dayattı diye, birileri iftira ve isnat etti diye hak bildiğimiz yoldan dönmeyiz, 53 yıllık mücadelemizden taviz vermeyiz.

Belanın üzerine gitmeyiz, üzerimize gelen beladan da herkes bilsin ki kaçmadık, kaçmayız.

Lider Ülke Türkiye hedefimizi tutulacak kutlu bir yemin gibi vicdanımızda taşırız.

Ayağımıza basan olursa, önümüze geçip yakamızdan tutmaya kalkışan görülürse, buna da tahammül etmeyiz, asla etmeyeceğiz.

Değerli Milletvekilleri,

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl dönümünde aziz milletimizin seçimi ve tercihiyle hem 13’üncü Cumhurbaşkanı’nı hem de 28’inci Dönem TBMM’i belirlenecektir.

Bu haliyle 2023 aynı zamanda demokrasi ve sandık yılıdır.

Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri ister zamanında yapılsın isterse de erkene alınsın, biz iki seçeneğe de varız ve hazırız.

Bu kapsamda seçim kararının alınabilmesi için ya 360 milletvekilinin evet oyuyla Meclis kararı gereklidir ya da Cumhurbaşkanımızın anayasal yetkisine dayanarak Türkiye’yi seçime götürmesi lazımdır.

Bahse konu bu iki yol da hukukidir, anayasal bir yetkinin kullanım hakkıdır.

Altılı masayı oluşturan partilerin 6 Nisan 2023’ten önce yapılacak bir seçime sıcak bakıp, sonrası için ipe un sermesi demokratik ve dengeli bir siyasi tavır değildir.

Biz bunları bir türlü çözemedik, uzaktan mı adamlar, adamlıktan mı uzaklar, belli değildir, net değildir, açık değildir.

Muhalefet cenahının karmaşa ve kargaşa içinde olduğundan dolayı iradesizliği saklanamayacak boyutlardadır.

Bir defa kendi aralarında uzlaşmaktan acizlerdir.

Hal böyle olunca Meclis çatısı altında, ünlemli akıllarıyla, soru işaretli anlayışlarıyla, sorgulanan amaçlarıyla bir uzlaşma vasatına yanaşmaları bugünden değerlendirdiğimizde son derece güçtür.

Zillet ittifakı demokrasinin istismarını devamlı surette yapsa da, hazım ve özümseme hususunda çok ciddi zaafı vardır ve ortadadır.

Bu ittifakın Türkiye’ye güveni yoktur.

Bu ittifakın Türk milletine sadakat ve muhabbeti yoktur.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 2022’nin son günlerinde kendisine sorulan, “altılı masanın Cumhurbaşkanı adayı ne zaman belirlenecek” sorusuna, “Cumhurbaşkanı adayını niye merak ediyorsunuz, kim olacak diye? En garipsediğimiz olay bu.” diyerek akıl dağılması yaşadığını, kaçak güreştiğini, korkunun esiri olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu nasıl bir cevaptır?

Bu nasıl bir ifade sakatlığıdır?

Milletimiz, zillet ittifakının kimi Cumhurbaşkanı adayı göstereceğini öğrenmesin mi? Merak etmesin mi? Sözde yıpranmasından çekindikleri potansiyel adayın hüviyetini bilmesin mi?

Gizlenen nedir? Rahatsızlık duyulan nelerdir?

Sayın Kılıçdaroğlu, bir kez daha söylüyorum, adaysan çık açıkla, değilsen adayınız kim ondan bahset.

Madem aday belli olur olmaz bacanızdan beyaz duman çıkaracaksınız, o halde yerini ve zamanını paylaş da bilelim.

Elbette bu zillet ittifakı şu saatten sonra fırtına koparsa, bizde yaprak dahi kımıldamaz, dal bile sallanmaz.

Anlaşılan Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışması altılı masada deprem yaratmaktadır.

Bu nedenle arayışlar her seferinde duvara toslamaktadır.

Kılıçdaroğlu’nun, “altılı masada birden çok aday da çıkabilir,  çoklu adayla da seçime gidebiliriz” değerlendirmesi işin özünde mutabakat acziyetinin tevsik edilmiş beyanıdır.

Bir isim üzerinde fikir ve söz birliği sağlayamayan partilerin, Türkiye’nin geleceğini şekillendirmeleri, milli, ahlaki ve siyasi bir uzlaşmaya destek olmaları şüphesiz aklın ve mantığın almayacağı bir garabettir.

Zillet ittifakının siyaseti teklemiş, masası devrilmiştir.

Kılıçdaroğlu’nun ergenler gibi sosyal medyada Türkçesi yükleniyor manasına gelen loding mesajıyla meşgul olması perişanlığın ve pişkinliğin alametidir.

Yüklenen, milletimizin zillete soracağı hesabın yekûnudur.

Yüklenen, milletimizin CHP’ye ve diğer ortaklarına sandıkta ödeteceği bedelin acıklı faturasıdır.

Türk milleti, notunu peşinen verdiği bir siyaset gafilliğini bir daha sözlüye bile kaldırmayacaktır.

Cumhurbaşkanı adayını belirlemekten mahrum çürük siyaset köhneliğine aziz milletimiz onay vermeyecektir.

Böylesi bir dağınıklığa, böylesi bir alçalmaya, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini protokole bağlamayı düşünen siyaset ve hukuk ümmilerine Türkiye’nin yarınları emanet edilmeyecektir.

Geleceğin koordinatlarını Cumhur İttifakı çizecektir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle her mesele kökünden çözülecektir.

Bu yeni yönetim sisteminin birinci beş yılı başarıyla geçmiş, onca zorluğa rağmen Türkiye her alanda, her sahada yıldız gibi parlamıştır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, ikinci beş yılına çok güçlü bir şekilde girmeli, hayaller, hedefler ve özlemler akamete uğramamalı, arada derede kaybolmamalıdır.

Çünkü maceraya atılmak, müphem ve muammaya davetiye çıkarmak çok tehlikelidir.

Sosyal ve ekonomik sorunların hepsi bitecektir.

İşsizliği yeneceğiz, yoksulluğun tıpkı terör gibi kökünü kurutacağız.

Her insanımızın elinden tutacağız.

Bunların hepsini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin imkanlarıyla yapacağız.

Cumhuriyet’in yeni yüzyılı Türk ve Türkiye Yüzyılı olarak simgeleşecek.

Mutlu millet, güçlü devlet, huzurlu gelecek Cumhur İttifakı’yla tesis edilecek.

Merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’dan esinlenerek diyorum ki;

Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapmadık, yapmayız.

Hak namına haksızlığa ölsek bile tapmadık, tapmayız.

Doğduğumuzdan beridir aşığız istiklale,

Bize hiç tasmalık etmiş değildir altın lale.

Ezelden beridir hürüz, yine hür kalacağız.

Esaret zincirlerini birer birer kırıp atacağız.

Zalimlerden aman dileyenleri de asla bağışlamayacağız.

Kesilse de, çekmeye gelmez başımız.

Çıksa da bedenimizden, satılık değildir canımız.

Aksa da damarlarımızdan, kiralık değildir kanımız.

Kaderimizdir bağımsızlık, kavlimizdir bekamız.

Boşuna şehit vermedik.

Anadolu coğrafyasını boş yere vatan etmedik.

CHP yönetimine bakınız, zalimlerle bir olmuş Türkiye aleyhine konuşuyor.

İP yönetimine bakınız, işbirlikçilikte ve siyasi fitnede sınır tanımıyor.

Türkiye düşmanlarına, fayton feneri gibi sinyal üstüne sinyal yakıyorlar.

Milli iradenin üzerinde ambargo koymaya heveslenen odakların hayalini kuruyorlar.

Emperyalizmin arkasına saklanıp Türkiye’yi taşa tutuyorlar.

Zalimlerin tetikçiliğinden medet umuyorlar.

Güya demokrasiyi överek Türk milletinin hedeflerini karalıyorlar, terör örgütlerini arkalıyorlar, zulmü alkışlıyorlar, zilleti aklıyorlar, melaneti allayıp pulluyorlar.

Maalesef Emperyalizm hesabına çalışan bir muhalefet anlayışının ülkemizde bulunuyor olması utanç anıtı gibi karşımızdadır.

Keçeyi suya salmışlar, Türk milletiyle yollarını ayırmışlar.

Çok açıktır ki, zillet ittifakı Türkiye’nin karşısındaki mihraktır.

Zillet ittifakı Türkiye’nin ayağına vurulmak istenen küflü zincirdir.

Türkiye’de iktidarın yolu yabancı başkentlerden geçmez, geçemez.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Milletin üstünde bir güç ve kudretten de bahsedilemez.

Zillet ittifakının siyaseti sömürgeleşmiş bir siyasettir.

Zillet ittifakının siyaseti teslimiyetçiliğin lobi faaliyetidir.

Bunlardan hayır gelmez.

Çünkü zilletin sonu yoktur.

Çünkü zilletin sonucu yoktur.

Kılıçdaroğlu ne yapsa nafiledir; İP’çiler, Deva’cılar, Serokçular, oncular buncular, bilumum sol ve bölücü mihraklar neyle uğraşırsa uğraşsın boşunadır, Türk milletini geçemezler, Türkiye’yi yenemezler.

Muhterem Milletvekilleri,

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle siyasi istikrar hamd olsun kurumsallaşmıştır.

Ülkemiz ağyarını mani efradını cami yeni yönetim sistemiyle dünyaya örnek teşkil etmiştir.

Koalisyonlar devri kapanmış, fakat zillet ittifakı tekrar bu solmuş ve sararmış sayfayı açmanın peşindedir.

Hükümet buhranları bitmiş, fakat zillet ittifakı bir kez daha söz konusu buhran dönemlerini yeşertmenin gayretindedir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birinci dönemi gıpta edilecek kadar başarılıdır.

Bunu göremiyorlar, görseler bile itiraf edemiyorlar.

Çevremiz siyasi istikrasızlıklara mahkum olmuşken, Türkiye huzur ve istikrar adası gibi sivrilmiş, yeni yönetim sistemiyle ekonomiden diplomasiye, spordan sanata, sağlıktan kültüre, terörle mücadeleden egemenlik çıkarlarımızı müdafaaya kadar her alanda göz doldurmuş, göğüs kabartmıştır. 

Cumhur İttifakı, 85 milyon Türk vatandaşının gurur duyacağı, birlikte ve beraberce huzur, esenlik ve ekonomik gelişmişlik içinde yaşayacağı küresel güç Türkiye’nin güvencesidir.

Kılıçdaroğlu’nun rahatsızlığı bu yüzdendir.

Zilletin diğer ortaklarının huzursuzluğu bu nedenledir.

Ağızlarından düşürmedikleri Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, siyasi istikrarsızlık yıllarına duyulan ilgidir, müdahale edilen, iradesi ipotek altına alınan bir döneme özentiden başka bir şey de değildir.

Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek nafile bir gayrettir.

Parlamenter Sistem günahıyla sevabıyla Türkiye şartlarında miadını doldurmuş, arıza sinyali veren bu sistemin bakım, tamir ve onarım imkanı ise kalmamıştır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yönetim hayatımıza kalıcı bir soluk, güçlü bir irade, etkin ve hızlı karar alma mekanizması kazandırmış, köklü bir reform olarak milletimize mal olmuştur.

Bu yeni sistem, ertelenemez milli ihtiyacın ve beka hassasiyetinin ortak akılla birleşmesinden doğmuş ve doğrulmuştur.

6+1 formatlı masanın kuru gürültüsü tamamıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne muhalefet üzerine bina edilmiştir.

Yani etki-tepki üzerine şekillenmiş reaksiyoner bir sistem teklifi karşımızdadır.

Bu yüzden zillet ittifakı şuursuzdur, derin bir gaflet çukurundadır.

Köprünün altından çok sular akmıştır.

Züğürt bezirgân eski defterleri karıştırırmış.

Zillet ittifakı, milletimizin beklentilerini, dünyanın yeni eğilimlerini, devletimizin yüksek hedeflerini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne niye gerek duyulduğunu anlamaktan, algılamaktan, analiz etmekten mahrumdur.

Geleceğin hükmü cumhurun iradesiyle gerçekleşecektir.

Türkiye Yüzyılının güneşi Cumhur İttifakı’yla doğacaktır.

Bir olacağız, diri olacağız, uyanık olacağız, tedbirli olacağız, teyakkuzda olacağız, saflarımızı sımsıkı tutacağız, fitneye geçit vermeyeceğiz, 2023’ü cumhurun zafer yılı yapacağız.

Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümünde daha da hızlanacağız, Türkiye’yi imrenilecek medeniyet seviyelerine el birliğiyle taşıyacağız, güç birliğiyle çıkaracağız.

Muhterem Milletvekilleri,

Milliyetçi Hareket Partisi olarak siyasi çalışmalarımızı tüm vatan sathında heyecanla sürdüreceğiz.

Hiçbir dedikoduya aldırış etmeyeceğiz.

Hiçbir bozguncunun planına dahil olmayacağız.

Bilinmelidir ki, istikametimiz sıratı müstakim üzeredir.

Varlığımızdan, mücadelemizden, fikir ve düşünce aydınlığımızdan ürken, çekinen, davamızı haksız ve şerefsizce suçlamaya çalışanlar vardır, takibimiz altındadır.

Aklımıza bile gelemeyenler kalbimizde yer tutamayacaktır.

Fiyatını kuruşu kuruşuna hesapladığımız, ancak beş kuruş bile etmeyecek değerde olanların oyunlarına, duygu sömürülerine, tahrik ve tacizlerine asla boyun eğmeyeceğiz.

Bilinmelidir ki, sayılmayız parmak ile, tükenmeyiz kırmak ile.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.

Biz haktan, halktan ve hakikatten yana duran dava ve gönül erleriyiz.

Bir ayak gelene iki ayak gideriz.

Beğenmediğimiz, benimsemediğimiz hiçbir söz ve telkine de kulak açmayız.

Siz değerli arkadaşlarımdan ricam, özellikle Meclis’in çalışma takvimi içinde Cumhur İttifakı’nın ilke ve esaslarından milimde olsa ödün vermemenizdir.

Acilen çıkarılması gereken kanuni düzenlemelerle ilgili yapıcı ve destekleyici siyasi tutumumuzu her milletvekilimizin kararlılıkla icra etmesini bekliyor, Genel Kurul çalışmalarına tam ve eksiksiz katılmanızı hassaten istiyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor; sağlıklı, başarılı ve huzurlu bir yıl temenni ediyorum.

Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.

Ekran Bağımlılığı
Ülkü Ocakları olarak çağımızın en büyük problemlerinden biri olan ekran bağımlılığına karşı Türk gençliğinin ekranda kalma süresini kontrol altında tutmak ve bağımlı olma riskini azaltmak için ekran bağımlılığı ile mücadele projemizi başlattık. Geliştirdiğimiz anket ile gençlerimiz kendilerini test edebilecek ve test sonuçlarına göre verilen tavsiyelerden faydalanabilecektir. 
Permakültür | Sürdürülebilir Tarım
Ülkü Ocakları olarak dünyada ve ülkemizde yaşanabilecek sorunlara yönelik çözümler üretebilmek adına çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Yaz döneminde ise tüm il ve ilçe ocaklarımızda Permakültür yani sürdürülebilir Tarım projemizi başlatıyoruz. Permakültür, özellikle şehirlerde; balkon, teras ve bahçe gibi değerlendirilebilir alanlarda herkesin kendi sebze ve meyvesini yetiştirmesini sağlayan ve bunun da sürdürülebilir olmasını sağlayan bir tasarım modelidir. Bu vesileyle tüm ülküdaşlarımızı gelecek günlerde duyuracağımız permakültür projemize katılmaya davet ediyoruz.
Odak2023
ODAK 2023, başta Türk gençliğinin hizmetine sunmuş olduğumuz; kullanıcıların dikkatlerini artırmak, odaklanma becerilerini geliştirmek ve okuma bozukluklarını gidermek amacıyla geliştirilmiş olan bir eğitim programıdır.
BilgiOcakta
BilgiOcakta; 2 ana modülden oluşan bir eğitim ve bilgi sınama sistemidir: 1-Bilgi Yarışması Bilgi Ocakta eğlence modülü ile dokuz kategoride yüzlerce soruyla kendini test edebilir, genel kültürünü geliştirebilirsin. Günlük,haftalık ve aylık puan tablosuyla arkadaşlarınla ve Türkiye genelinde kıyasıya rekabete girebilir, yarışarak eğlenceye ortak olup aynı zamanda sürpriz hediyelerin sahibi olabilirsin. 2-Eğitime Destek: Bilgini Ölç, Dersleri Pekiştir! Ülkü Ocakları online eğitim modülünde lise, üniversite ve çeşitli sınav seviyelerine kadar her öğrencinin ihtiyacına uygun, uzman hocalar tarafından MEB ve ÖSYM müfredatına göre hazırlanmış sınava yardımcı sorular sayesinde okulda gördüğün dersleri test çözerek pekiştirebilir doğru ve yanlışlarını test bitiminde anlık olarak kontrol edebilirsin.
Ocaktabul
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından hazırlanan; Büyük Türk milletinin binlerce yıllık tarihi ve Ülkü ocaklarının şerefli mazisinden özenle seçilmiş 816 kelimenin olduğu bu oyunu oynayanlar; Türk Dünyası'nın kavramlarını ve önemli şahsiyetleri öğrenecek, Kendini ifade etme becerisini ve konuşma yeteneğini geliştirecektir. Ocakta'Bul oynarken öğretir, öğretirken eğlendirir bu sayede bilgileri kalıcı hale getirir.
Tercih Robotu
Ülkü Ocakları Tercih Robotu; puan türü, başarı sırası aralığı, ücret/burs, şehir, üniversite türü, öğretim türü, doluluk/statü filtrelemelerini yaparak üniversite tercihinizde uzman rehberlik hizmeti sunar.

VİDEOLAR | OCAK TV

ÜLKÜ OCAKLARI EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI | VİDEOLARA GÖZ AT

ÜLKÜ OCAKLARI DERGİSİ

FARKLI DİL SEÇENEKLERİ İLE ÜLKÜ OCAKLARI DERGİSİ'Nİ HEMEN İNCELE

TÜRK BÜYÜKLERİ
OKUMA SERİSİ

ÇİZGİ ANİMASYONLARI

Türk Milletinin geleceğinin teminatı evlatlarımız için hazırladığımız Türk Büyükleri Okuma Serisi'nin tüm çizgi animasyonlarını sunuyoruz.