YGS – Talu Bilgili

Ülkemizde genel olarak sınavları ÖSYM gerçekleştirmektedir. Daha öncesinde yapılan başta KPSS olmak üzere muhtelif sınavlarda kopya çekildiği, YGS’de şifreli kitapçık hazırlandığı ortaya çıkmıştı. Bu yaşanan rezaletler ÖSYM’nin itibarını yeterince zedelemiş, sınava giren hiçbir adayın güveni kalmamıştır.

Yakın zamanda ülkemizdeki milyonlarca gencin geleceğini yakından ilgilendiren YGS gerçekleşti. Sınavdan önce kitapçığın sadece %20’sinin açıklanacağı belirtildi. Kendine güvenen bir kurum sınav kitapçığının tamamını açıklamaktan ne gibi bir endişe duyabilir? Türkiye’nin en büyük seçme ve yerleştirme merkezi kendi hazırladığı soruların doğruluğundan bile emin olamamaktadır. Bundan dolayı kesin emin olduğu soruları yayınlamakta, şaibeli soruları geri planda tutmaktadır.

Yaşanan tüm bu saçma sapan olaylardan sonra ise yeni bir skandal ülke gündemine oturmuştur. Sınavın yapıldığı günün akşamı soru kitapçığına ait fotoğraf internet ortamına düşmüştür. Ülkenin en güvenlikli sınavı olarak nitelendirilen YGS’nin ne kadar “ciddiyetle” yapıldığı ortaya çıkmıştır.

Sınava giren milyonlarla genç çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştır. Ülkenin kötü gidişatından dolayı geleceğe ümitsizlik içerisinde bakan Türk gençleri bir kere daha devlet eliyle yapılan bir beceriksizliğin kurbanı olmuştur.

“YGS birincisi 4 bölümden 40′ar tane, toplamda 160 soruyu 160 dakika içinde çözmüş öğrencidir. Heyecan yapmamış, stres yapmamış, tek bir tane soruyu bile yanlış okumamış, her bir soruyu 1 dakika içinde yanıtlamış, 160 dakika boyunca şöyle bir gerinip vücudunu esnetmemiş, hatta burnunu bile kaşımamıştır.

Türkçe bölümünde 30-35 adet paragraf sorusunun hepsini 1′er dakika içinde okumuş, anlamış, doğru cevaplandırmıştır. İstisnasız! Ve bu çocuk 18 yaşındadır. Günde 18 saat ders çalışabilecek kadar beyni boştur. Hiçbir düşünce beynini işgal etmemiş, hiçbir konuda kafasında merak uyanmamış, bilgisayar oyunlarını bırakınız internete bile girmemiştir. Hatta sınıftan bir kıza bile aşık olmamıştır ki konsantrasyonu bozulsun…

Hiçbir düşünce akımına ilgi duymamış, hiçbir düşünce üretmemiştir. Sadece ve sadece test çözmüştür! 18 yaşında dünyayı yeni tanıyan bir gencin dünyasını işgal edecek hiçbir şey onun hayatına girmemiştir. Ve bu çocuk, Türkiye birincisidir. İstediği üniversiteye girerek akademik kariyer yapabilecek, meslek kazanabilecek, iş bulup hayatını geçindirebilecek imkana sahiptir şu anda. İsterse bilim, isterse sanat, isterse düşünce adamı olabilir…

Peki, sorabilir miyim: Hangi beyinle?

Bir robotla mı karşı karşıyayız? Yoksa belli çevreler tarafından seçilmiş sıradan bir çocukla mı? Normal bir çocuğun bu şekilde hayatının baharını hiçe sayarak çalışması mümkün müdür? Peki yüzbinlerce kişinin hayal kırıklığı yaşadığı bir sınavda en ufak bir gerilim bile yaşamaması? Bu şekilde bir sistemle ülkenin yetenekli ve idealist yüzbinlerce gencini hayata küstürdükleri ve böyle zavallı çocukları makineleştirerek geleceğin önemli adamları diye yutturdukları için, bu sistemi kuranlar da, uygulayanlar da bu ülkeye ihanetin en büyüğünü yapmaktadırlar. Ve yapmaya da devam edeceklerdir”


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter