Yazdır
Mail Yolla
Yazı Boyutu
"Ya da Ülkücü"-Cengiz Çelik
“ya da Ülkücü”
Bütün Ülkücü kardeşlerime sesleniyorum: Ya Nazlı Hanım gibi düşüneceğiz (!) ya da bu vatanı terk etmemizin zamanı gelmiş demektir!
Nazlı Ilıcak 23 Ocaklı yazısını şaşırmadan okudum. Nazlı Hanımın cibiliyetine yakışır türden bir inci (!). Saman alevi gibi yanıyor.
Bildiğiniz döktürmüş!
Kendisini tebrik ediyorum!
***
Sayın Ilıcak’ın tutumu elbette kendisine göre mantıklı ve tutarlıdır. Demokratik, özgürlükçü, çözümlemecidir! Kendilerinin penceresinden olaylar ya öyle görünüyordur, ya da görünmesi için telkin ediliyordur. Orası bize karanlık… o yüzden aydınlık tarafından bakalım meseleye: Nazlı Hanımın kaleme aldığı “Ya sev ya terk et” adlı yazısında, toplum mühendisliği görevine soyunduğunu görüyoruz. Hrant Dink’e karşı gerçekleştirilen suikastın vebalini Ülkücülere yükleyerek vicdanını rahatlatmış görünüyor.
***
Aslına bakarsanız, Nazlı Hanımın derdinin, merhum Dink olduğu düşünmüyorum. Durumdan vaziyet çıkartarak, “Ermenciliğin” popülaritesine kaptırmış kendisini. “Ülkü Ocakları, Agos'un önünde "Ya sev ya terk et" diye bağırdı. Doğu Perinçek'in partisi de protesto yürüyüşü tertip etti”. Ülkücüleri bu davansın asıl sorumlusu olduğunu gizli gizli vurgulamış. Açıkça yazamamış ama azmettirici noktasına getirmiş. Demokratik sınırlar içersinde gerçekleştirilmiş legal bir tepkiyi evirip, çevirip getirdiği nokta da Ülkücü zihniyeti mahkûm etmeye kalkıyor. Sayın Ilıcak aklınca “siz böyle böyle yapmamış olsanız, belki böyle bir durum çıkmazdı” demek istiyor. Sanki bir yerlere göndermede bulunuyor. “Bakın bunları da göz ardı etmeyin” diyerek sanırım savcıları göreve mi çağırıyor. Hukukun yaralı ceylanı andırdığı bir dönemde, “hayırdır inşallah” demekten kendisini alamıyor insan…
Nazlı Hanıma ait yukarıdaki cümlede dikkat çeken bir başka husus ise Ülkücülerle, İP (İşçi Partisi)’le bağdaştırmaya çalışması. “Al birini, vur ötekine” tarzındaki bu yaklaşımı masum olarak kabul etmek, hiç değilse insani vicdanda kabul bulmayacağı açıktır. “Nazlı Hanıma yakışır” demek insanın içini kanatır. Çünkü bu tutum Nazlı Hanıma bile yakışmaz. Sırıtır. AKP sözcülüğü yapmaktan büyük bir haz aldığı her halinden belli oluyor. Ne iş arkadaş seçim yatırımı yapıyorsun?
***
Demokrasiden dem vururken, ülkücüleri hedef tahtasına oturtmaktan geri kalmayan bir anlayış varlığı ürpertiyor insanı. Merak ettiğim, seksenli yıllarda olduğu gibi çilehanelerin yolunun ne zaman görüneceğidir!
Hitlerin Almanyasında Yahudi olmak neyse, Nazlı Hanımın kafasında da Ülkücü olmak öyle sanırım. Ciğerlerime buram buram faşizm kokusu geliyor. Şükürler olsun ki, Hitlerin hortlamasının mümkün olmadığını biliyor, rahat bir nefes alıyorum.
***
Dink ailesine sabırlar dilerim. Hrant Dink’e de mensubu bulunduğu inanca göre bir ahret hayatı dilerim.
Etiketler: ülkü ocaları, ülkü, köşeyazıları cengiz çelik, cengiz çelik, nazlı ılıcak,






















