Üniversiteler Üzerine- Mustafa Kemal Halaman

Yakın geçmişte Türkiye’nin muhtelif üniversitelerinde yaşanılan olaylar çerçevesinde hâsıl olan sonuçlar çok boyutlu politik ve sosyolojik değerlendirmeleri beraberinde getirmiştir. Malatya, Sivas, Muğla ve birçok ilimizde meydana gelen şiddet silsilesi, üniversiteler dâhilinde iki farklı merkezi insan hüviyetinin var olduğunun açık göstergesi olmuştur. Bu dikotomi başlıca; hümanist kılıflı, demokratik eyyamcı, beynelmilel bölücü ve artığı, azgın çoğunluk ve sessiz yığın iken ötede bunların toplamına karşı yekpare ve yalın duruşuyla ülkücülerdir.

Halin ve ahvalin bu şekilde betimlenebileceği ortam hüviyeti elbette bir anda veyahut kendiliğinden vuku bulmamıştır. Birçok bileşkenin bir araya gelmesiyle meydan bulan bölücülük toplumumuzun olduğu kadar onun bir parçası olan üniversiteler içinde kanayan bir yaradır.

Siyaset, medya, yargı, bilinçsiz ve yorgun toplumun kayıtsızlığı ve birçok elementin destek ve tavizleriyle şımartılan Kürtçülük, özerk üniversite yapısı dâhilinde son set olarak ülkücüleri görmektedir. Yani farklı bir dil ile ifade etmek gerekirse; bürokratik, politik ve sosyolojik tüm uzuvlar siyasal Kürtçülük ile hemhal, dost ve müttefik, bu şer cephesinin alayına karşı yekvücut mücadele için hazır ve nazır olan ülkücülere düşman, saldırgan ve acımasızdır.

Çekilen çile bir tarafa, memleket evlatlarının yani ülkücülerin cebri-i işlemlere tabi tutulduğu, okullarından uzaklaştırıldığı, sınav haklarının ellerinden alındığı bir ortamda bölücü yandaşlarının taltif edilmesi, tavizlerle ödüllendirilmesi Türk Siyasal Tarihinde unutulmayacak bir utanç vesikası olarak nesillerce ebet müddet hatırlanacaktır.

Tasvir edilen yani utanılan hal ülkücülerin harici olduğu devlet, toplum ve üniversite mekanizmasında hayat bulmaktadır. Birde bunun aksi durumu vardır; siyahın karşısına gri ya da tonajı ile değil beyazı ile gelir. Yani laçka ve soysuzlaşmış devlet, toplum ve üniversite üzerine harici olmayan etkin ve etkili ülkücü irade hükmü ve töresi.

Bu hüküm ve töre ülkücünün genlerinde kodlanan Türklük ve İslamiyettir. Bu genetik kodlara, sarsılmaz iradeye, milli ve manevi değerler manzumesinin tarihsel süreç cezbinde göz kamaştıran billurluğuna her zamankinden fazla ihtiyaç vardır. Bu sebepten mütevellit her bir ülküdaşım yanındaki ülküdaşının kıymetini bilecek, üniversitelerde bir ve beraber hareket edecektir. Beşeriyetin içerisinde beşeri münasebetlerini nezaket çizgisinde sürdürecek, saygıyı öncelikle birbirine ardı sıra etrafına gösterecektir. Her faninin yanlışa garabete ve günaha düşme eğiliminin var olduğunu unutmayacak, anlayışlı ve doğruya sevk edici vicdanların timsali, tebliğlerin sahibi olacaktır.

Teşkilatçılık bir yönü ile de kendinden olana düğme ilikletmek değil, kendinden olmayana düğme ilikletmektir.

Saygı birçok marifetin karakterde toplanmasıyla insana gösterilir; makam veyahut mevki ile yalnızca geçicidir. Üniversiteli ülkücü kardeşim saygı uyandıran her bir karakteristiğin kendisinde var olması gerektiğini bilir, ona göre yaşar.

Yaşanılan çağın adi ve aciz olduğunun farkında ve bilincinde olan üniversiteli ülküdaşım ayrılığın azap birliğin rahmet getirdiğini elbette dillere pelesenk etmiş, aklına kazımıştır.

Ferdin önemsiz ve kifayetsiz, cemiyetin hayati ve mecburi olduğu zaman akışı içerisinde, “teşkilatçılık” önce kendi dâhilimizde küsmüş veyahut küstürülmüş, bir kenara çekilmiş üniversiteli ülküdaşımızın üzerine akabinde üniversite mevcudiyetinin toplamına olacaktır.

Defaten ve altını çizerek belirtmek isterim ki, ilahiyat fakülteleri ile fen laboratuvar kesiştirmeyi gaye edinmiş, üniversiteli Türk milliyetçileri artık dirilmek ve harekete geçmek mecburiyetindedir.

Üniversiteler Ülkücü Hareket’in lokomotifidir. Bu lokomotif içerisinde görev alan, sorumluluk sahibi her kim varsa baştan aşağı vebal altındadır.

Vebal ağır ve yüklüdür.

Bizlere düşen tekrardan üniversite koridorlarını Ülkücü Hareket’in mesken ve yuvası yapmak, otağları yeniden üniversite kampüslerine kurmaktır.

Hal ve ahval kötü, niyet halis, beden Türk, kudret Allah’tandır.

Selam olsun Tanrı dağlarının Türklüğünden, Hira dağlarının mukaddesatına…

TANRI TÜRK’Ü KORUSUN. O ZATEN YÜCEDİR!


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter