Ülkücüler Nerede? – Muhammet Dingil

Geçtiğimiz günden bu yana Ayn el-Arap bölgesinin IŞİD terör örgütü tarafından abluka altına alınarak işgal edilmesine tepki gösteren PKK terör örgütü ve sempatizanları “Kobani Eylemleri” adı altında sokaklarda başlayacak bir savaşın düğmesine basmıştı. Öyle ki PKK terör örgütü sempatizanlarının “Kobani düşerse Ankara düşer” sloganıyla demokratik bir mücadele kisvesi altında Ankara’yı yıkmayı ve yıpratmayı hedef alan bu sokak eylemleri günlerdir ülkemizi ve şehirlerimizi kargaşa ortamına sürükledi.

PKK terör örgütü ve sözcüleri, her fırsatta tek ehemmiyet verdikleri konunun Ayn el-Arap’tayaşayan sivil Kürt kökenli vatandaşların hatta tüm masum halkın güvenliği olduğunu söylemesinin ardından devlet mekanizması, inanıyorum ki bu söylemden bağımsız olarak bölgedeki sınır kapısını açarak buradaki savaş mağduru insanların kendi topraklarımıza doğru tahliyesinin yapılmasını açıkça stratejik bir mağlubiyet sayan akabinde de sandığa yansıyabilecek bir gedik olarak gören PKK terör örgütünün siyasal temsilcileri, tamamen menfaatçi bir yaklaşımla naylon bir kahramanlık yaparak eline silahı alıp, insiyatifi de Kandil’e sayıp Ayn el-Arap bölgesine yani sonradan uydurulan bir diğer adıyla Kobani’ye IŞİD terör örgütünü bitirmeye gideceğini ilan etti.

Bu gelişmelerin ardından PKK’dan ve Suriye’deki yavrusu YPG’den oluşan karma terörist birliklerin arazide IŞİD terör örgütü militanları karşısında kısmî bir yenilgi alarak ağır bir korkuya maruz kalmasının neticesinde PKK terör örgütü tekrardan ülkemizin sınırlarına kaçarak etnik Kürt ırkçılığı yapan kendi kitlesinin gözünde ve masaya müzakere için oturduğu devlet bürokrasisinin nazarında kaybolan itibarını yeniden tesis edebilmek için Türkiye’de örgüt lehine olaylı ve kanlı eylemlere başladı. Her fırsatta ülke bürokrasisine mikrop bulaştıran PKK terör örgütü, kendisini sisteme yeniden dâhil edebilmek için Ayn el-Arap’ta estiremediği terörü bu sefer Türkiye’de gösterdi ve yine hedef belliydi: Bu sokak eylemleriyle bir iç savaş provası yaparak özellikle de Ülkücü Türk Gençliği’nin sinir uçlarını test etmek.

Ayn el-Arap’ta IŞİD terör örgütü hakimiyeti artarken PKK terör örgütü sempatizanları da Türkiye’de harekete geçti ve;

IŞİD orada kendi bayrağını dikti, PKK burada Türk bayrağı yaktı.

IŞİD orada kan döktü, PKK burada Türk Kızılayı Kan Araçlarını yaktı.

IŞİD orada mevzileri ele geçirdi, PKK burada otobüslere molotof attı.

IŞİD orada köyleri ve kentleri talan etti, PKK burada esnafımızın dükkânlarını yağmaladı.

IŞİD orada kendi gibi teröristleri vurdu, PKK burada Türk polisine haince pusu attı.

Sonuç olarak bugün için PKK terör örgütünün, sempatizanlarının ve siyasi temsilcilerinin kullandıkları söylem biraz devşirerek, Türk devleti sınır kapısını yeniden açarsa PKK terör örgütünün Kobani’deki savaşa katılacağı şekline dönüştü.

Lafa da bakınız !

PKK terör örgütü Kuzey Irak ile Güneydoğu Anadolu bölgemiz arasında hiçbir yasal kaideyi tanımadan alenen sınır ihlali yaparak yıllarca cirit atmış, sınırlarımızda her türlü kaçakçılığın bekçiliğini sürdürmüş, istedikleri an istedikleri yerde konumlanabilmiş iken bugünse bakıldığında aynı PKK terör örgütü, IŞİD terör örgütü ile mücadele etmek için ülkemizden sınır geçiş izni istemektedir. Bu noktada PKK terör örgütünün gafil, ırkçı, art niyetli ve basiretsiz yüzünü bir kez daha gördüğümüz gibi birçok Kürt kökenli vatandaşımızın da bu örgütün kendi imajını temin etmeye yönelik gayeleri için nasıl kullanıldığına üzülerek tekrardan tanık olmaktayız.

Peki, Ülkücü Hareket yaşanan tüm bu olaylara nasıl bakmaktadır ve bu olayların neresindedir?

Ülkücü Hareket’in yaşanan tüm bu olaylara bakışı geçmişte olduğu gibi şimdi de milliyetçi eksenden ve millî bekadan taraftır. PKK terör örgütü sempatizanları devlet ile masaya oturup devlete kendi diktalarını dayatmaya çalıştığı sırada kısacası ne Ayn el-Arap ne de Ortadoğu coğrafyasını umursamazken Ülkücü Hareket IŞİD’in çok tehlikeli bir terör örgütü olduğunu ifade etmişti. Gerek milliyetçi yayın organları gerekse ülkücü hareketin fert fert mensupları IŞİD terör örgütünün Ortadoğu’da büyüyen bir ateş olduğunu, Türkmen bölgelerini uzun süreli abluka altına aldıklarını, Telafer Kerkük Erbil Musul Tuzhurmatu Dahuk Beşir Tisin gibi Türk illerinde kardeşlerimizin canıyla mücadele etmeye çalıştığını, Türkmenlere yönelik yapılan katliamlarda Türkmenlerin bu coğrafyanın aslî unsurlarından biri olduğu gerçeğinin sindirilmek istendiğini, IŞİD’e yapılan mühimmat yardımlarının Türkmen kardeşlerimize kurşun olarak geri döndüğünü aylarca bas bas bağırarak söylemişti.

Fakat şunu herkes çok iyi bilsin !

Ülkücüler, havuz medyasının günlerdir sürdürmeye çalıştığı “IŞİD eli kanlı terörist PKK ise pamuk prenses“ şeklindeki bu çürük algı operasyonunu asla yutmayacaktır. IŞİD ne kadar zalim, kanlı, ayrılıkçı ve maşa bir terör örgütü ise PKK’da bir o kadar kukla, hain ve eli kanlı bir terör örgütüdür. Biz ne IŞİD’in Türkmenlere yaptığını unuttuk ne de PKK’nın Türk milletine yaptığını unuttuk. Bunun yanında, biz 12 Eylül’ü de unutmadık !

Hafızası bu kadar köklü ve derin olan Ülkücü Hareket’i şimdilerde sokaklara çekmek isteyenlerin niyetinin ise ne olduğunu çok iyi bilmekteyiz. Bu dava her daim seslendi; terör örgütleriyle müzakere olmaz ancak mücadele olur diye. Buna karşın bugünkü siyasi iktidar ülkücü fikriyatı dinlemekten aciz ve noksan kaldı.  Şimdi ise yine söylüyoruz.

Mademki bugün Devlet müzakere etmeyi tercih etti,

Mademki bugün Devlet teröre imtiyaz tanımanın adına “çözüm” dedi,

Mademki bugün Devlet terör gerçeği karşısında şirin baba taklidi yapmayı seçti,

O halde şimdi Devlet’e düşen görev kendinin gözü önünde başlayan “Ülkücüler Nerede?” filminin galasına ışık tutmak yerine taviz vere vere, cesaret vere vere büyüttüğü terör çılgınlığının önüne geçerek kendi Devlet imkânlarıyla mücadele etmektir.

Peki, gelelim Ülkücüler’in nerede olduğuna. Bu kadar çok merak edip Ülkücüleri görmek isteyen varsa bir zahmet aradığınız yeri değiştirin zira Türk milletinin bekasını düşünen her kim varsa bir kez daha bilsin ki Ülkücüleri sokak olaylarında değil sandık başında aramaktır, bu ülkeyi bataklıktan kurtaracak olan tek gerçek.


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter