Atatürk İlkeleri

A- Cumhuriyetçilik

Cumhuriyet kelimesi dilimize Arapça?dan girmiştir. Cumhuriyet kelimesinin dar ve geniş olmak üzere iki anlamış vardır. Geniş anlamda cumhuriyet yönetimiyle egemenlik toplumun bütününe yani millete aittir. Dar anlamda ise cumhuriyet sadece devlet başkanının doğrudan doğruya veya dolaylı olarak halk tarafından belirli bir süre için seçilmesi anlamına gelir.

Atatürk?ün, cumhuriyeti, devletin siyasi bir rejim olarak seçmesinin en önemli sebebi Türkiye?yi modernleştirme çabalarına cevap veren tek yönetim modeli olmasıdır. Cumhuriyetçilik; devletin siyasi rejimi olarak cumhuriyeti benimseme ve onu fazilet rejimi olarak tanımlama ve değerlendirmektir.  Bu ilke Atatürk?ün devlet anlayışının temellerinden birini oluşturan Milli Egemenlik ilkesiyle çok sıkı ilişki içindedir.  Milli Egemenliğin korunması Cumhuriyet rejimi ile mümkündür. İlke, fertlerin değil milletin bütününün benimsediği bir ilkedir ve Türk milletine aittir.

Türkiye de cumhuriyet, ırk, dil, din ve cinsiyet farkı gözetmeksizin, bütün vatandaşların paylaştığı ve yararlandığı siyasi rejimin adı olmuştur.

B- Milliyetçilik

Milliyetçilik, millet gerçeğinden hareket eden bir fikir akımı ve çağımızın en geçerli sosyal politika prensibidir. Milliyetçilik Türk inkılâbının temel prensibi olduğu kadar Türk Milleti?nin kaderini tayin eden bir ilke, yüze bir ülkü ve milleti huzura yönelten bir bağdır.

Millet objektif bir ifade ile ?herhangi bir esas etrafında toplanmış insan topluluğu? olarak ifade edilebilir. Atatürk?ün millet tarifi ise şöyledir; ? millet, dil, kültür ve mefkûre birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir siyasi içtimai heyettir.?  Atatürk Türk Milleti?ni tarif ederken bu tarifi biraz daha açarak milleti meydana getiren unsurları ? siyasi varlıkta birlik, dil birliği, yurt birliği, ırk ve menşe birliği, tarihi ve ahlaki yakınlık? olarak tespit etmektedir. Bu tarif Türk Milleti?nin zengin bir kültür ve medeniyete sahip olduğunu ifade eder.

Atatürk?ün milliyetçilik anlayışı, özellikle Türk Milleti?nin birliği ile beraberliğine değer vermektedir. Atatürk?ün milliyetçilik anlayışı birleştirici ve toplayıcı nitelikte ve millet yararınadır.  Bu anlayış Türk milleti gerçeğinden hareket eder ve ona dayanır. Türk Milleti?nin yükselme ve çağdaş seviyeye ulaşma ülküsünü ifade eder.

Milliyetçiliği millet sevgisi, millete güvenme aşkı olarak kabul eden Atatürk, genç nesillerin mutlaka bu duygu ve düşünceyle yetişmesini istemiştir. O istiklal harbini ve inkılâpları bu büyük milli his ile başarabilmiştir. Atatürk?ün milliyetçilik anlayışı hürriyete ve insan eşitliğine değer verir, eşitlikçidir, eşitlik fikrine dayanır.

Türk milliyetçiliği bir inanç, bir duygudur. O inanç ve duygunun içinde vatanın bölünmezliği esası yatar. Sosyal ve kültürel faaliyetlerle oluşan ruhsal bir bağdır. Sınıfsız ve imtiyazsız bir toplumu ifade eden bu bağ geçmişte ve gelecekte heyecanını daima hissettiren bir mefkûredir.

C- Halkçılık

Dilimizde kullanılan halk deyiminin anlamı insan topluluğudur.  Türk devlet geleneğine göre devlet halk için vardır.  Halka hizmet, halkın korunması ve doyurulması için mevcut bir idari yapıdır.  Halkın taşıdığı bu mana Osmanlı devletinin son yıllarında unutulmaya yüz tutmuşken hak ettiği ifade ve önemi Türk inkılâbı ile tekrar kazanmıştır.

Türk inkılâbının anlayışına göre halk ile millet arasında bir birlik, eşdeğerlik vardır. Ancak halk milletin henüz dayanışma duygusu ile biçimlenmemiş halidir.  Halk dediğimiz insan topluluğunun belirli hedeflere yönelmesi ve biçimlenmesi ile millet ortaya çıkar. Türk halkı, Türk devletinin beşeri unsurunu oluşturur. Türk milleti halklardan teşekkül etmiş değildir. Bunun sonucu olarak Türk devletinin beşeri unsurunu halklar meydana getirmez. Türk halkı şehirlisi köylüsü ile din ve ırk farkı gözetilmeksizin vatandaşların bütününü ifade eder. Halkçılık milliyetçilik fikrinin bir sonucudur. Gerçek anlamda milliyetçilik halkçılığa dayanır, halkçı bir özellik gösterir. Modern Cumhuriyet Türkiye?sinde Atatürk?e göre halkçılık; demokratlık, Fertler arasında imtiyaz tanımamak, sınıf mücadelelerini kabul etmemektir.

D- Devletçilik

Atatürk inkılâpları çerçevesinde incelendiğinde devletçiliğin dar ve geniş anlamlarının bulunduğunu söyleyebiliriz. Geniş anlamıyla ele alındığında Türkiye?de uygulanan ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın özelliklerini ortaya koyan bir politik uygulamadır. Dar anlamda ise özel teşebbüse yer veren ekonomik prensiplere sahip iktisadi alandaki uygulamalardır. Türkiye?de devletçilik karma ekonomi olarak gelişme göstermiştir. Karma ekonomi devlet işletmeciliği ile özel teşebbüsün bir arada bulunması demektir.

Atatürk devletçiliği ?Türkiye?nin ihtiyaçlarından doğmuş ve Türkiye ye has bir sistemdir. Kişinin çalışmasını esas almakla beraber mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha kavuşturmak ve memleketi geliştirmek için milletin genel ve yüksek menfaatlerinin icap ettirdiği işlerde özellikle ekonomik alanda devleti fiilen alakadar etmek mühim esaslarımızdandır.? Şeklinde tarif etmektedir.  Atatürk devletçilik anlayışıyla devleti ekonomik hayatı destekleyen bir güç olarak düşünmüştür. Devlet yatırımcıya üreticiye dağıtımcıya tüketiciye yön vermek ve bu tür konuları denetlemekle yükümlüdür.  Atatürk devletçiliği tamamıyla demokratik ve hürriyet rejimi içerisinde değerlendirmiş, devletin iktisadi sahada rehberliğini ön planda tutmuştur.  Ancak bu rehberlik her şeyi devlet yapar anlamında değildir.

E- Laiklik

Laiklik kelimesi dilimize Fransızca?dan geçmiştir. Anlamı ?ruhani olmayan, dini olmayan şey,  fikir müessese, prensip? demektir. Laik olma ? dünya işlerinin din işlerinden dini otoritelerden ayrı olarak ele alma?  şeklinde tarif edilebilir.  Bugün hukuki manada laiklik devlet işleri ile din işlerinin ayrılığı,  devletin vicdan hürriyetinin gerçekleşmesinde tarafsız kalmasıdır.

Atatürk?ün gerçekleştirdiği inkılâpların temelini teşkil eden laiklik, Türk Milleti?nin maddi, manevi ve fikri yapısını modernleştirme istikametine yöneltmiştir. Laiklik prensibi kongreler döneminden itibaren ortaya çıkan milli hâkimiyet prensibinin normal bir gereği olarak yeni Türk devletinin temel prensipleri arasında yer almıştır. Atatürk?e göre din bir vicdan meselesidir. Dine saygı inanan kişinin haklarına saygının bir sonucudur.  Buna en güzel delil Atatürk?ün şu sözleridir ? din bir vicdan meselesidir.  Herkes vicdanın emrine uymakta serbesttir.  Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz?.

F- İnkılâpçılık

İnkılâpçılık ileriye, gelişmeye yönelik bir manayı ifade eder. İnkılâpçı bir toplum devamlı gelişme içerisindedir.  Tarihi ve sosyal gelişmeler neticesinde toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde kurallar koymak inkılâpçı topluma has bir özelliktir.

Atatürk bu amaçla ? efendiler yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkının tamamen asri ve bütün mana ve eşkâli ile medeni bir heyeti içtimaiye haline isal etmektir? diyerek Türk devletinin ve Türk toplumunun medeni ve insani yaşayışının gereği meydana gelen yeni düzenin korunmasını lüzumlu görmüştür.

Türk inkılâbını ? Türk milletini son asırlarda geri bırakmış müesseseleri yıkarak yerlerine milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müessese koymuş olmak?  şekliyle tarif eden Atatürk?ün inkılâpçılık anlayışı söz konusu müesseseleri korumak ve savunmaktır. Atatürk?ün inkılâpçılık anlayışının ardında dünya kültür ve medeniyetinden, Türk halkını yararlandırma çabası yatmaktaydı.