Atatürk ve Türk Milliyetçiliğinde Modern Dönem

Atatürk?ün en önemli tarafı, onun fikirlerine, davranışlarına kaynak ve kök teşkil eden milliyetçiliğidir. Onun plan sahası Türk vatanı, onun refah ve medeniyet bakımından muasır medeniyetler üstüne çıkarmak istediği Türk milleti ve Türklüktür.  Bu bakımdan bazı art niyetli insanlar Atatürk?ü ırkçı olarak nitelendirmeye bile kalkmışlardır.

Atatürk?ün bütün hareketleri bir tek ana fikir etrafında toplanabilir: Milliyetçilik. O, Türk topraklarının düşman istilasından kurtarılması için savaştı. Türk milletini hür ve müstakil yaşatmak için cumhuriyeti kurdu, onu muasır medeniyetlerin üstüne çıkarmak için inkılâplar yaptı. Milliyetçiliğin temeli ve kaynağı olan dil ve tarih tetkik edilsin diye Dil ve Tarih Kurumlarını tesis etti ve servetinin büyük bir kısmını bu iki kuruma bıraktı. Atatürk?ün yapmış olduğu hareketler, kullanmış olduğu usuller, düşündüğü fikirler belki tenkit ve münakaşa olunabilir, ondan daha başkası, daha iyisi tasavvur olunabilir; fakat bütün hayatının esas manası olan milliyetçiliğinde asla tereddüt edilemez.

Tüm bunlara rağmen onun yine milliyetçilik gayesi ile ortaya attığı bazı fikirler yanlış tefsir ederek, bozarak milliyet düşmanı komünizme alet etmek isteyenler çıkmıştır. Bir noktaya çok dikkat etmek lazımdır. Atatürk bir sınıf mücadelesi değil, bir millet mücadelesi vermiştir. Komünizmle hiç mi hiç alakası yoktu; bilakis ona düşmandı. Müstevlilerin bütün maddi silahlarına, imanla, irade ve zekâyla galebe çaldığı için materyalist de değildi. ? övün, çalış, güven.? Formülü onun tarih ve millet şuurunu ön plana aldığını gösterir. Bu sözüyle şunu demek istiyordu: Geçmişine bak, atalarının yaptığı büyük işleri gör, övün. Bu imanla sen de bu milleti daha ileriye götürmeye çalış. Bunları başaran bir milletin çocuğu olduğun için ?damarlarındaki asil kana? güven.

Atatürk insanın kendinden ve milletinden kuvvet almasını istiyordu. Bunun ne kadar yaratıcı bir kaynak olduğunu bizzat görmüş ve tecrübe etmişti. Bu inancından da materyalizm ve komünizmle hiçbir ilgisi yoktur.

Milliyetçilik planında Atatürk?ün bazı hareket ve sözlerini münakaşa mevzuu yapmak isteyenler onun ana fikri olan milliyetçiliğe asla ihanet etmiş olmazlar. Asıl Atatürkçü görünerek Türk milletini hürriyet ve istikbalden mahrum etmeye çalışanlar ona ve onun davasına ihanet ediyorlar, milliyetçiliğe düşman olanların Atatürkçü görünmeleri sadece gülünçtür. Zira Atatürk?ün bütün hayatından çıkan mana milliyetçiliktir.

Atatürk?ün buyruğu ile verilen inkılâp derslerinden yayımlamış olan Recep Peker?in İnkılâp Dersleri?yle Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt?un Atatürk İhtilali adlı kitapları tam bir milliyetçiğin ifadesi ile doludur. Komünizme, sosyalizme, kozmopolitliğe, enternasyonalizme, emperyalizme, faşizme? Aleyhtar, dil, vatan, millet ve tarih şuuruna büyük yer veren, milli kültürü baş tacı eden, ülkü birliğini kurmaya, yükseltmeye çalışan bir milliyetçilik anlayışı ile karşılaşılmaktadır.

Atatürk?ün sık sık yanında bulunan Yakup Kadri Karaosmanoğlu Ulus gazetesinin 19 Mayıs 1961 tarihli sayısındaki ?Hatıraları?nda Atatürk?ün devrim ve milliyetçilik anlayışını şöyle izah ediyor: ?Atatürk, devrim ve Milliyetçilik Anlayışı. Atatürk?ün her şeyine, hatta aklına, mantığına bile hâkim olan milli duygusuydu. O bütün kalbiyle Türk milletinin büyüklüğüne inanıyordu.?

Atatürk?ün Konya Türk Ocağında yapmış olduğu bir konuşmasını nakletmek istiyorum: ?Arkadaşlar; bir milletin namuskâr bir mevcudiyet, şayanı hürmet bir mevki sahibi olması için o milletin yalnız âlim ve mütefennin olması kâfi değildir. Her ilmin, her şeyin fevkinde bir hassaya sahip olması lazımdır ki o da milletin muayyen ve müspet bir seviyeye malik bulunmasıdır. Böyle bir seciyeye malik olmayan fertlerden mürekkep milletler hiçbir vakit hakiki bir devlet teşkil edemezler. Böyle milletler birer fesat ocağı olurlar. Şunun bunun esiri olurlar.?

Atatürk?ün zihniyetini, tarih şuurunu, millete güvenilmesi ve mefkûreye sarılmayı belirtmesi bakımından çok önemli olan bir konuşmasını daha nakletmek istiyorum. Atatürk?ün bu konuşmayı 22 Eylül 1924 Samsun?da Öğretmenler Birliğinde yapmıştır. Atatürk bu konuşmasında kendisini ilahlaştırırcasına konuşan ve bizi sen kurtardın ve bu gibi sözlerle övenlere karşı şunları söylemiştir: ?? Bu vesileyle şahsıma ait çok teveccühatta bulunmak nezaketini ibraz buyurdular. Bu teveccühatın samimim kalplerden sünuhu itibarıyla şüphesiz çok memnunum, mütehassısim ve müteşekkirim. Yalnız sizden olan bir şahsa sizden fazla ehemmiyet atfetmek, her şeyi bir ferdi milletin şahsiyetinde temerküz ettirmek, maziye, hale, istikbale bütün bu edvara ait bir heyeti içtimaiye mesailinin tavzih ve tebarüzünü yüksek bir heyeti içtimaiyenin münferit bir şahsiyetinden beklemek elbette layık değildir. Elbette lazım da değildir.

Muhterem kardeşler! Memleket ve milletin hayat ve atisine olan muhabbet ve hürmetten dolayı huzurunuzda bir noktai hakikati izaha mecburum.

Vatandaşlar, vatanınızda herhangi bir şahsı, istediğinizi sevebilirsiniz! Kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi, mevcudiyeti milliyenizi bütün muhabbetlerinize rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermeye saik olmamalıdır. Bunun aksine hareket kadar büyük hata olamaz. Ben mensup olduğum büyük milletimin böyle bir hatayı artık irtikâp etmeyeceğine dair kemali itimat sahibi olmakla müsterih ve müfterihim. Arkadaşlar, ben ve benim gibi birçok vatandaşlar, kardeşler bundan beş-beş buçuk sene evvel vatanı asli millet ümitsiz felakete düştüğü zaman muvazzaf oldukları, namusu vicdan, namusu haysiyetle mükellef bulundukları vazifeyi yapmak mevkiinde kaldılar. Bunu bittabi yapacaklardı. Yapmaları mecburiydi. Vicdaniydi, insaniydi, namusu milli icabıydı. Ben bu mukaddes esasların haricinde hareket edebilirmiyim?

Efendiler, elbette edemezdim. Türk milletinin hakiki hiçbir ferdi bu icabetin haricinde hareket edemezdi. Ben elbette bu elim manzara karşısında vicdanımın emirlerine muhalif, namusu millimizin hilafından hareket edemezdim. Mensubiyetiyle müfterih bulunduğum yüksek heyeti içtimaiyenin yüksek haysiyetine elbette münafi hareket edemezdi.

Bence, mensup olmakla müfterih bulunduğum milletin hiçbir ferdi bu icabı namustan asla inhiraf etmemiştir. Eğer bundan müstesna gösterilenler varsa emin olunuz aziz ve namuskâr vatandaşlar; onların kalp ve vicdanı milletimizin müşterek vicdanı nezihinde hiç ilham alamamış kapkara sefil vicdanlardır?? gördüğünüz üzere, Atatürk yaptığı her icraatın aslında her Türk evladının yapması gereken şeyler olduğunu söylüyor ve bundan kaçanlarında milletinin yüz karaları olan sefillere benzetiyor. Gene görüldüğü üzere Atatürk sık sık Türk milletinin bir ferdi olmaktan gurur duyduğunu ve bundan aşırı bir haz aldığını söylüyor.

Aslın da Atatürk?ün milliyetçiliğini anlatmaya gerek yoktur. Çünkü O, konuşmalarında, beyanatlarında ve icraatlarında hep bunu ispatlamıştır. Bunun için size Atatürk?ün muhtelif zamanlarda ve yerlerde yapmış olduğu konuşmalardan çeşitli başlıklar halinde pasajlar sunacağım.

Milli Benliğe, Milli Geleneklere Aykırı Olan Düşmanla Mücadele

?Efendiler! Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel ve her şeyden evvel Türkiye?nin istikbaline, kendi benliğine ve ananat milliyesine düşman olan bütün anasırla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. Beynelmilel vaziyet-i cihana göre, böyle bir cidalin istilzam eylediği anasır-ı ruhiye ile mücehhez olmayan fertlere ve bu mahiyette fertlerden mürekkep cemiyetlere hayat ve istikbal yoktur.?

Türk Milletinin Manevi Gücünün Üstünlüğü

?Efendiler, bende bazı arkadaşlarım gibi, Garp milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım. Fransızları tanırım; Almanları, Rusları ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu muarefem de harp sahalarında olmuştur. Ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek size temin ederim ki, Türk milletinin kuvve-i maneviyesi bütün milletlerin kuvve-i maneviyesinin fevkindedir.?

Yabancı Kültürü Asla Benimsememek, Milli Terbiye, Milli Kültür ve Milli Seciye

?Şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin tarih-i tedenniyatında en mühim bir amil olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli terbiye programından bahsederken eski devrin hurafatından ve evsaf-ı fıtriyemizle hiç de münasebeti olmayan yabancı fikirlerden, Şarktan ve Garptan gelen bilcümle tesirlerden tamamen uzak, seciye-i milliye ve tarihiyemizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü davayı millimizin inkişaf-ı tamamı, ancak böyle bir kültürle temin olunabilir. Lalettayin bir ecnebi kültürü şimdiye kadar takip olunan yabancı kültürlerin muhrip neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür (haraset-i fikriye) zeminle mütenasiptir.

Milli hars (Milli Kültür)

?Milletimizin inkişaf-ı dehası ve bu sayede layık olduğu mertebe-i medeniyete irtikası bittabi âli meslekler arbabını yetiştirmekle ve milli harsımızı ila ile kabildir.?

Milliyete, Devlete ve Meclise Düşman Olanlarla Mücadele

?Çocuklarımıza ve gençlerimize vereceğimiz tahsilin hududu ne olursa olsun, onlara esaslı olarak şunları öğreteceğiz:

1- Milliyetine, 2- Türkiye Devletine, 3- Türkiye Büyük Millet Meclisine düşman olanlarla mücadele lüzumu! Efradı, bu mücadele esbap ve vesaitiyle mücehhez olmayan milletler için hakkı beka yoktur.?

Türk Milletinin Karakterinin Yüksek Olduğu

?Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız. Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphe yoktur. Çünkü Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk Milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.?

Türk?ün Milli Ülküsü

?Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.?

Milli Dava

?Bizi, davayı millimizi takipten yıldıracak hiçbir vasıta, hiçbir kudret mutasavver değildir. Çünkü Milli davamız bizim hayatımızdır.?

Türk?ün Vatan Sevgisi

?Düşünmediler ki, Türklerin vatan sevgisi ile dolu olan göğüsleri kendilerinin melun ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir.?

Milli Ruh, Milli İrade

?Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Hâlbuki asırların mevlûdu olan milli bir ruha, kavi ve daimi bir milli iradeye hiçbir kuvvet mukavemet edemez.?

Yukarıda görüldüğü gibi Atatürk?ün neredeyse her konuşmasında bir millilik söz konusudur. Onun içindir ki yazımı Atatürk?ün şu ünlü sözü ile tamamlamak istiyorum:

?Ey Türk gençliği! Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.?