Alparslan Türkeş’in Siyasete Girişi

Türkeş’in Ankara’ya döndüğü sıralarda siyasî iktidarda II. İnönü Koalisyon hükümeti bulunuyordu. Kurulan bu koalisyon hükûmeti çok çabuk yıpranmıştı. İnönü dahi partisi içinden eleştirilmeye başlanmıştı. Hükûmet iktidarda olduğu süre içinde ciddî sayılabilecek hiçbir faaliyette bulunmadı.

Sürgünden dönüşü ile birlikte ilgi odağı hâline gelen Türkeş, AP ileri gelenlerinden Saadettin Bilgiç ile görüşüyordu. Türkeş bu sıralarda AP mensupları tarafından partiye davet edilmişti. AP’lilerin yanı sıra CKMP’liler de kendisini partilerine davet etmişlerdi.

Alparslan Türkeş daha sonraki günlerde arkadaşlarıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği”ni kurarak partileşme çalışmalarını buradan yürütmeye başladı. Derneğin kurucuları arasında Mustafa Kemal Erkovan, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu, Zühtü Pehlivanlı ve Alaattin Çetin gibi milletvekilleri vardı. Dernek siyasî partilerden önemli ölçüde destek sağlamıştı. AP’lilerin yanı sıra YTP’li ve CKMP’liler derneğe geliyor, Türkeş ve arkadaşlarını aralarına davet ediyorlardı. Bu dönemde 14′lerin desteğini önemli ölçüde sağlamış olan Türkeş ise Huzur ve Yükseliş Derneğini parti hâline getirmeye çalışıyordu.

Partileşme faaliyetlerinin hız kazandığı bu yıllarda Alparslan Türkeş’in kader birliği yaptığı arkadaşları 18 Mayıs 1963 günü AP’lilerle bir anlaşmaya vardı. Bu anlaşmada Türkeş’in AP’ye genel başkan olarak seçilmesi plânlanmıştı. Ancak 21 Mayıs Hareketi bu plânın gerçekleşmesini engellemiştir.

Bu arada 17 Kasım 1963′te yapılan yerel seçimler AP’nin zaferiyle sonuçlandı. Oyların %48,87′sini AP, %36.97′sini CHP, %6.5′ini YTP, %2.6′sını CKMP alırken kalan %8′lik kısım Millet Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve bağımsızlar arasında paylaşılmıştı.

CHP ile iş birliğine yanaşmayan AP, yerel seçim sonuçlarının kendisine kazandırdığı itibarı değerlendirerek güç toplamaya çalışmıştı. Koalisyona katılan YTP ve CKMP hızla zayıflamaktaydılar. AP, erken seçime gidilmesini isterken, Osman Bölükbaşı’nın MP’si Millî Koalisyonu, YTP ise yeniden CHP-AP koalisyonunu teklif etmişlerdi.

Hükûmet krizinin başladığı bu ortamda koalisyonu oluşturan partiler arasında çözülme başlamış ve CKMP 26 Kasım 1963′te, YTP de 27 Kasım’da hükûmetten çekilmişlerdir. Böylece Başbakan İsmet İnönü de istifa etmek zorunda kalmıştır.

İnönü’nün istifasından sonra yine CHP tarafından kurulan III. Koalisyon Hükûmeti 25 Aralık 1963 – 20 Şubat 1965 arasında görev yapmıştır. Bu hükûmetin kuruluşu uzun görüşmelerden sonra olmuş, Meclisteki oylamada ancak 225 kabul oyu alabilmiştir. Güvensizlik oyları 175 olduğu için hükûmet bir azınlık hükûmeti olarak kurulmuştur. CHP 21, bağımsızlar ise 2 bakanlıkla kabineyi oluşturdular ; Başbakan: İsmet İnönü Başbakan Yardımcısı: Kemal Satır Devlet Bakanı: İbrahim Saffet Omay Devlet Bakanı: Malik Yolaç Devlet Bakanı: Vefik Piniççioğlu Adalet Bakanı: Sedat Çumralı Bayındırlık Bakanı: A.Hikmet Onat Çalışma Bakanı: Bülent Ecevit Dışişleri Bakanı: Feridun Cemal Erkin Enerji ve Tabii Kayn. Bak.: Hüdai Oral Tekel Bakanı: Mehmet Yüceler İçişleri Bakanı: Orhan Öztrak İmar-İskan Bakanı: Celâlettin Uzer Köyişleri Bakanı: Lebit Yurdoğlu Maliye Bakanı: Ferit Melen Millî Eğitim Bakanı: İbrahim Öktem Millî Savunma Bakanı:  İlhami Sancar Sağlık ve Sos. Yar.Bakanı: Kemal Demir Sanayi Bakanı: Muammer Erten Tarım Bakanı: Turan Şahin Ticaret Bakanı: Fenni İslimyeli Turizm Tanıtma Bakanı: Ali İhsan Göğüş Ulaştırma Bakanı: Ferit Alpiskender.

Kurulan bu III. İnönü Koalisyon Hükûmeti, 1964 yılı boyunca Kıbrıs meselesiyle uğraştı. Bu arada ülkede aydınlar arasında ilerici-gerici sürtüşmeleri baş gösterdi. Bu sürtüşmeler iktidarın hareket alanını daraltan neticeler veriyordu. 1964 yılının Mayısında hükûmet muhalefet ilişkilerinde zaten gergin olan havayı iyice sertleştiren yeni bir gelişme meydana geldi. Bu gelişme, Türkiye’nin batı ittifakı içindeki yerinin tespiti meselesiydi. İsmet İnönü, Kıbrıs konusunda Amerika’nın aleyhte tutumuyla Türkiye’nin ihanete uğradığını belirterek sert açıklamalar yapmaya başladı.

5 Mayısta Mecliste dış politika tartışılırken, yalnızca AP sözcüsünün kendi hükümetinden çok Amerika’yı destekler görünmesi iktidar-muhalefet ilişkisinin hangi noktada olduğunu göstermesi açısından dikkate değer bir gelişmedir. Hatta Başkan Johnson’ın, bir Sovyet saldırısı karşısında diğer NATO ülkelerini Türkiye’yi savunmak için garanti veremeyeceğini bildiren mektubundan sonra bile muhalefet hükûmeti desteklemedi. Johnson’ın mektubunun basına sızmasından sonra kamuoyunda Amerika’ya karşı bir duyarlılık oluştu. Bu arada 1964′ün sonlarına gelinirken, AP genel başkanlığı değişimi yaşandı. Ragıp Gümüşpala’nın vefatından sonra yerine Süleyman Demirel seçildi. Demirel henüz milletvekili bile değildi ve 226 oyu sağlar sağlamaz hükûmeti devireceğini açıkça beyan etti. Adalet Partisi, erken bir genel seçim çağrısında daha da ısrarlı oldu ve 25 Ocaktaki bütçe oylamasında hükûmete son darbeyi indirmeye hazırlandı. Demirel, kendi plânına bir destek aramak için diğer muhalefet liderleriyle görüştü. 9 Şubata gelindiğinde muhalefet partileri anlaşma sağlamışlardı. Bu arada İnönü, bütçenin reddedilmesi hâlinde istifa edeceğini açıkladı ve 12 Şubat 1965′te yapılan bütçe oylamasıyla meydana çıkan durum üzerine İsmet İnönü Başbakan olarak son defa istifa etti. Bu arada yeni hükûmet Kayseri Bağımsız Senatörü Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında AP, YTP, CKMP’li üyeler oluşturdu. 20 Şubat 1965 – 27 Ekim 1965 arasında kısa bir süre görevde kalan hükûmet şu üyelerden oluşuyordu:

Başbakan: Suat Hayri Ürgüplü Başbakan Yardımcısı: Süleyman Demirel Devlet Bakanı: Hüseyin Ataman Devlet Bakanı: Mehmet Altınsoy Devlet Bakanı: Şekip İnal Adalet Bakanı: İrfan Baran Bayındırlık Bakanı: Orhan Alp Çalıma Bakanı: İ.Sabri Çağlayangil Dışişleri Bakanı: Hasan Esat Işık Enerji ve Tabii Kay. Bak.: Mehmet Turgut Gümrük ve Tekel Bakanı: Ahmet Topaloğlu İçişleri Bakanı: İ.Hakkı Aydoğan İmar ve İskan Bakanı: Recai İskenderoğlu Köyişleri Bakanı: Seyfi Öztürk Maliye Bakanı: İhsan Gürsan Millî Eğitim Bakanı: Cihat Bilgehan Millî Savunma Bakanı: Hasan Dinçer Sağlık ve Sos. Yar. Bak.: Faruk Sükan Sanayi Bakanı:Ali Naili Erdem Tarım Bakanı: Turhan Kapanlı Ticaret Bakanı: Macit Zeren Turizm ve Tanıtma Bakanı:Zekai Dorman Ulaştırma Bakanı: Mithat San.

Yeni kabinede AP’lı 9, MP’li 4, CKMP’li 4, YTP’li 4 ve bağımsız 3 üye bulunuyordu. Bu koalisyon hükûmeti 8 ay kadar devam etmiştir.

1964 yılına gelindiğinde Ragıp Gümüşpala’nın ölümü ile boşalan AP’deki genel başkanlık yarışına katılmayan Türkeş bu yarışta Saadettin Bilgiç’i destekledi. Ancak bu seçimi Süleyman Demirel kazandı.

21 Mayıs sonrasında dört ay tutuklu kalan Türkeş beraat ettikten sonra siyasî faaliyetlerine hız verdi. Arkadaşlarıyla yaptığı görüşmeler sonrasında CKMP’ye daha sıcak bakılmaya başlanmış, AP ve YTP’deki milliyetçilerin de orada toplanabilecekleri düşünülmüştü.

Bu arada CKMP Genel Başkanı olan Osman Bölükbaşı bu görevinden ayrılmıştı. CKMP’nin yöneticilerinden ve bu tarihlerde Devlet Bakanı olan Mehmet Altınsoy, Ahmet Oğuz ve parti Genel Başkan Vekili İrfan Baran, Alparslan Türkeş’i partilerine davet ederek genel başkanlık teklif ettiler. Türkeş 27 Mayıs Hareketi’nden itibaren bir siyasî parti hüviyeti altında ülkeye hizmet etmeyi düşünmekteydi. Sürgünde bulunduğu süre içinde bu fikrini olgunlaştırmış, Türkiye’ye dönüşünden itibaren ise en uygun zemini kollamıştı. Türkeş ve arkadaşlarının CHP’ye girmeleri mümkün değildi. AP ile zaman zaman temasları olmasına rağmen 21 Mayıs Hareketi sonrasında tutuklanması bu parti ile olan münasebetinin kesilmesine sebep oldu. CKMP’den gelen ısrarlı davetler Türkeş ve arkadaşlarının bu partiye katılma kararını kolaylaştırdı. Yeni bir parti kurmaktansa, güç kaybetmeye başlamış olan CKMP’nin kuvvetlendirilmesi düşünülerek bu parti tercih edildi.

Böylece Alparslan Türkeş, 14′lerden 9 arkadaşı ile birlikte, 22-23 Şubat 1964 tarihinde yapılan CKMP kongresinde bu partiye resmen katılmış oldu. Türkeş ile CKMP’ye katılan dokuz kişi şunlardır; Muzaffer Özdağ, Rıfat Baykal, Fâzıl Akkoyonlu, Numan Esin, Mustafa Kaplan, Şefik Soyuyüce, Münir Köseoğlu, Dündar Taşer ve Ahmet Er.

Alparslan Türkeş ve dokuz arkadaşının CKMP’ye girmesinden sonra Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı ve İrfan Solmazer CHP’ye, Muzaffer Karan da Türkiye İşçi Partisi’ne(TİP) girdiler. Böylece 14′lerin aktif siyasete başlamasıyla parçalanmaları birlikte gelişmiş oldu. Ancak 14 kişiden 10 ‘unun siyasî tercihlerini aynı yönde ortaya koymaları Türkeş’in 14′ler üzerindeki tesirinin devam ettiğini göstermektedir.

Alparslan Türkeş, bir siyasî parti mensubu olarak 31 Mart 1965 tarihinde yaptığı konuşmasında özetle ve altını çizerek şu gerçekleri dile getirir; “…Türk milleti için, değişmez kader yapmada şeref payı gerçekten büyük olan CKMP’lileri, dürüst, samimî, vatansever ve inandıkları prensiplerden vazgeçmez oluşları ile duygu ve düşüncelerimizin uyarlılığı bizleri kendilerine çekmiştir.

Açıkça belirtmek gerekir ki; bugünün politik, sosyal, ekonomik ve kültürel bakımdan memleketin içinde bulunduğu durum çok düşündürücüdür. Gerçeklere cesaretle parmak basacak, dertlerini cesaretle ortaya koyacak kötü tedbirlerle çağdaş uygarlık düzeyine giden yolu aşmaya çalışacak yerde, kin ve garezlerin duyulması, şahıs ve zümre çıkarlarının sağlanması uğruna yapılan kısır politika kavgaları vatandaşların huzurunu kaçırmış bulunmaktadır.

Ayrıca, aşırı akımların yıkıcılığı gittikçe endişeleri arttırmaktadır. Türkiye’nin bütünlüğüne karşı yönetilen zehirleri, ayırıcı faaliyetlerle ciddî ve müspet, ilmin icap ettirdiği şekilde savaşılmalıdır.

Parti farkı gözetilmeksizin bütün vatandaşların hizmetinde bulunmak Türk milletini kutsal bir bütün görerek, onu yüceltmeyi, mutluluğa kavuşturmayı başlıca ülkü saymak gerekir. Bunları gerçekleştirmek için Atatürk milliyetçiliğin gerçek temsilcileri el ele vererek çalışmalıdır”. Alparslan Türkeş’in siyasete girmesi güç kaybetmekte olan CKMP’ye ve siyasî hayata canlılık getirmiştir. Bu gelişme karşısındaAP’de telâş başlamış, CKMP’deki liderlik meselesinde AP’liler Türkeş’e karşı Ahmet Tahtakılıç’ı aday çıkararak Türkeş’in önünü kesmeye çalışmışlardır. CHP ise partiye kabul ettikleri 14′lerin üç üyesini Türkeş grubuna karşı kullanmak istemiştir. Bu sıralarda Millet Partisi’nin Genel Başkanı olan Osman Bölükbaşı’nın şu sözleriyle dile getirdiği yaklaşım ise oldukça ilgi çekicidir:

“Yahu orası ordu karargâhına döndü. Çizme gıcırtısından, kılıç şakırtısından oraya girilemiyor”.

Alparslan Türkeş, CKMP’ye katıldıktan sonra parti genel müfettişliği görevine getirildi. Parti teşkilâtlarıyla doğrudan temasa geçerek hızlı bir çalışma temposu içerisine girdi.

Bu durum CKMP içinde bir iç mücadelenin doğmasına yol açtı. CKMP’ nin 1965 Haziran sonunda “Olağan Kongre” kararını alması ise Genel Başkan Ahmet Oğuz’un istifası ile sonuçlandı. Genel Başkan Ahmet Oğuz’un istifasını CKMP’de Alparslan Türkeş ile başlayan yapısal değişikliğe ve canlılığa bir tepki olarak değerlendirmek mümkündür.

CKMP Olağanüstü Kongresi 30 Temmuz 1965 tarihinde başladı. Türkeş’in karşısına Ahmet Tahtakılıç aday olarak çıkarılmıştı. Tahtakılıç’ın kongrede hemen hemen iki gün süren uzun konuşmasına karşılık Türkeş’in yapmış olduğu konuşma yarım saat sürmüştü. Konuşmasında gayet samimî bir ifade ile duygu ve düşüncelerini dile getirerek şunları söyledi;

“Ben bir makam, mevki için aranıza gelmiş değilim. Bana hangi görev verirseniz, seve seve onu kabul eder, yaparım. Bir nefer olarak, bir er olarakaranızda çalışmaya geldim” Bu konuşmanın arkasından yapılan seçimlerde Alparslan Türkeş büyük bir oy farkıyla1 Ağustos1965 tarihinde CKMP Genel Başkanlığına seçildi. Oylamada Ahmet Tahtakılıç 516 oy, Alparslan Türkeş ise 698 oy almışlardı.

1 Ağustos 1965 tarihi Alparslan Türkeş ve CKMP için yeni bir dönemin başlangıcı olur. Alparslan Türkeş’in CKMP Genel Başkanı olarak kendisinin liderliğine karşı tavır koyan CKMP’li bakanlara karşı hükûmet nezdinde gösterdiği tepki siyasî hayatındaki davranış biçimini ortaya koyması bakımından oldukça önemlidir.

Cumhuriyet Senatosu Kayseri Senatörü Suat Hayri Ürgüplü’nün Başbakanlığında kurulmuş olan koalisyon hükûmetinde. CKMP Niğde Milletvekili Mehmet Altınsoy Devlet Bakanı, Konya Milletvekili İrfan Baran Adalet Bakanı, Afyonkarahisar milletvekili Hasan Dinçer Milli Savunma Bakanı ve Eskişehir Milletvekili Seyfi Öztürk’de Köyişleri Bakanı olarak görev almışlardı.

CKMP’li Bakanlardan Hasan Dinçer, Seyfi Öztürk ve Millet Meclisi Başkan Vekili Nurettin Ok, Ahmet Oğuz, Veli Başaran, Mehmet Kesen ve Senatör Rasim Hancıoğlu, 4 Ağustos 1965 tarihinde CKMP Genel İdare Kuruluna müşterek bir mektup göndererek; “Türkeş’in liderliği altında partinin totaliter ve maceracı bir hüviyet aldığı” iddiasıyla istifa ettiklerini bildirmişlerdir.

Genel Başkan Alparslan Türkeş, 5 Ağustos 1965 günü, Başbakan Suat Hayri Ürgüplü’yü Başbakanlıktaki makamında ziyaretle; mütecaviz bir tavırla partiden istifa edip de, hâlen partisini temsilen bakanlık görevini sürdürmekte olan Hasan Dinçer ve Seyfi Öztürk’ün, “öğleye kadar hükûmetten istifa etmelerinin temini için” Başbakan’a mehil verir. Türkeş, aksi taktirde koalisyona dahil siyasî parti liderlerinin de toplantıya çağrılmasını ister. Öte yandan adı geçen iki bakanın bakanlıktan istifa etmemekte direnmeleri, Başbakan S. Hayri Ürgüplü’yü zor durumda bırakmıştır.

CKMP lideri Alparslan Türkeş’in, sert ve kararlı ve ültimatom niteliği taşıyan uyarısı üzerine, mevcut koalisyonda yer alan siyasî partilerin liderleri 6 Ağustos 1965 günü saat 17.00 toplanırlar.

Başbakan S. H. Ürgüplü, “her şeyin iyi niyetle halledileceği” yolunda bir demeç verir. Sonuçta Türkeş’in talebi istikametinde; Hasan Dinçer ve Seyfi Öztürk resmen bakanlıklarından istifa ederler. Aynı tarihte CKMP Cumhuriyet Senatosu Çankırı Üyesi Hazım Dağlı, Millî Savunma, CKMP Yozgat Milletvekili Mustafa Kepir de Köy İşleri Bakanlığı’na atanırlar.

Alparslan Türkeş, CKMP Genel Başkanı sıfatı ile verdiği demeçlerle Türk milletinin ters talihini yenmek azminde olduklarını, yeni bir devir açılmasında millete yardımcı olmak isteklerini dile getirerek, Türk milletinin uyanış ve kendisine geliş meselelerine hizmet etmek azminde olduklarını sürekli olarak ifade etmekten geri kalmamıştır.

Alparslan Türkeş’in lideri olduğu 14′lerin 27 Mayıs Hareketi ile birlikte önemli sayılabilecek bir askerî gücü elde ettikleriinkâr edilemez. Türkeş ve grubunun sahip olduğu bu askerî güç, ihtilâlsonrasında geçilen demokratik hayatın kendine özgü şartları içinde sıkıntılar yaratabilecek mahiyette idi. Ancak Türkeş bu gücü meşru yollarla siyasî arenaya taşımaya muvaffak olmuş bir liderdir. Oluşmasında Türkeş’in sahip olduğu karizmatik kişiliğinin de rolü olan bu askerî gücün siyasî tezahürü, 1965′te yenileşmeye başlayan bir CKMP ve 1969′da kendine özgü bütün özellikleriyle ortaya çıkan MHP’dir.