1965 Seçimleri ve Alparslan Türkeş’in Parlâmentoya Girmesi

Alparslan Türkeş’in Genel Başkan seçilmesinden sonra CKMP, yeni program ve kadrosuyla girdiği 10 Ekim 1965 seçimlerinde aldığı 208.696 (%2.2) oy ile 11 milletvekili çıkarabilmiştir. Bu seçimlerde Türkeş Ankara milletvekili olarak parlâmentoya girmiştir. 14′lerden Muzaffer Özdağ Afyon milletvekili, Rıfat Baykal ise Mardin milletvekili olarak seçildiler.

10 Ekim 1965 günü yapılan genel seçimlerden çıkan netice AP’nin tek başına iktidarı anlamına geliyordu. Seçim sonuçları şu şekilde oluştu:

AP %53 oy ile 240 milletvekili CHP %28.7 oy ile 134 milletvekili MP %6 oy ile 31 milletvekili YTP %3.7 oy ile 19 milletvekili TİP %2.9 oy ile 15 milletvekili CKMP %2.2 oy ile 11 milletvekili.

Millî bakiye sisteminin uygulandığı bu seçimin en önemli yanlarından birisi de sosyalistlerin Mecliste ilk kez grup kurmalarıdır. Aslında millî bakiye sistemi AP’nin tek başına iktidarını önlemek için getirilmiş, fakat tam tersi bir sonuç ortaya çıkmıştır.

AP’nin bu seçimlerdeki büyük ilerlemesi CKMP ve YTP’nin önemli miktarda oy kaybetmesine yol açmıştır. CKMP’nin oylarını bir bölümü MP’ye girmiştir. 1965 seçimlerde Demirel’in ilk kabinesi şu isimlerden oluşmuştur: Başbakan: Süleyman Demirel Devlet Bakanı: Cihat Bilgehan Devlet Bakanı: Refet Sezgin Devlet Bakanı: Kâmil Ocak Devlet Bakanı: Ali Fuat Alişan Adalet Bakanı: Hasan Dinçer Bayındırlık Bakanı: Etem Erdinç Çalışma Bakanı: Ali Naili Erdem Dışişleri Bakanı: İ. Sabri Çağlayangil Enerji ve Tabii Kay. Bak.: İbrahim Deriner Gümrük ve Tekel Bakanı: İbrahim Tekin İçişleri Bakanı: Faruk Sükan İmar-İskan Bakanı: Haldun Menteşeoğlu Köyişleri Bakanı: Sabit Osman Avcı Maliye Bakanı: İhsan Gürsan Millî Eğitim Bakanı: Orhan Dengiz Millî Savunma Bakanı: Ahmet Topaloğlu Sağlık ve Sos.Yar. Bak. Ahmet Türkel Sanayi Teknoloji Bakanı: Mehmet Turgut Tarım Bakanı: Bahri Dağdaş Ticaret Bakanı: Macit Zeren Turizm ve Tanıtma Bakanı:Nihat Kürşat Ulaştırma Bakanı: Seyfi Öztürk.

Dış ilişkilerde ABD ile SSCB arasında yumuşamanın hüküm sürmeye başladığı ve dünya ekonomisini çevre ülkelerinde büyümelerine izin verdiği bir ortamda başbakan olan Süleyman Demirel, avantajlı konumunu iyi kullanabilmiştir. Özellikle Orta Doğu’da ve büyük komşu SSCB ile ilişkilerinde Menderes’e göre çok şanslı bir konumda olan AP lideri, dünya politikasındaki yumuşamanın etkisiyle rahat davranma imkânı bulmuş ve Türk-Sovyet ekonomik gelişiminde önemli rol oynamıştır.

Dolayısıyla 1965-71 dönemini muhalefetteki CHP ile TİP’in iddialarının aksine Halk-AP diyalogunun sağlamca kurulduğu bir zaman dilimi şeklinde tanımlamak doğru olur. Ekonomide yaşanan gelişme veya genişlemenin karşısında merkez ve solda yer alan aydınların savundukları sosyal adalet, bağımsızlık gibi kavramları tanımlayamamaları yüzünden halk kitlelerinden seçimlerde umdukları desteği alamamışlardır. Bu ve buna benzer olumsuzluklar söz konusu çevreleri ve özellikle üniversite gençliğini Meclis dışı muhalefet yollarına sevk etmiştir.

Üniversitelerde arayış içinde bulunan radikal öğrencilerin önderlik ettiği boykot ve gösteriler yaygınlaşmış, öğrenci hareketlerinden etkilenen iktidar ve ana muhalefet ilişkileri çözümü gittikçe zorlaşan bir mecraya girmiştir.

1960′lı yıllarda sosyal ve ekonomik sorunların oldukça geniş plâtformda tartışılır olması, CHP’yi yeni bir kimlik arayışına itmiş, ortanın solu sloganıyla merkez solda yer almaya çalışan CHP’de seçim yenilgisinin de etkisiyle bir dalgalanma yaşanmıştır. Kendi anlatımlarına göre ortanın solunda ve sağında yer tutan iki grup arasındaki mücadelede İsmet İnönü, birincilerin safında yer almış ve başlatılan reform hareketini desteklemiştir. Ortanın solu hareketinin sözcüsü ve önderi olan Bülent Ecevit, önce CHP genel sekreterliğine daha sonra genel başkanlığına(14 Mayıs 1972) seçilmiştir. Ecevit’in önderliğinde sosyal demokratlar Ekim 1968′deki 19. Kurultaydan sonra ortanın solu adıyla başlattıkları yeni hareketi 1969 seçimleri için yayımladıkları bildiride düzen değişikliği şeklinde adlandırarak, dönüşümün kazandırdığı yeni kimlik ile seçmen karşısına çıkmışlardır.

13 Şubat 1961′de bir grup sendikacı tarafından kurulan TİP’in siyasî hayattaki gerçek faaliyeti İstanbul Hukuk Fakültesi eski öğretim üyelerinden Mehmet Ali Aybar’ın genel başkanlığa seçilmesi ile başlar. 1961 Anayasasını farklı bir şekilde yorumlayan Aybar ve arkadaşları, orada amaçlanan toplumun ancak sosyalist düzende gerçekleşebileceğini belirterek, siyasî hedeflerini buna göre düzenlemişlerdir.

AP’nin, TİP’in seçimlere katılmaması için Yüksek Seçim Kuruluna yaptığı itirazlara rağmen 1965 seçimlerine katılmış ve 15 milletvekili çıkarmıştır. TİP, 20 Temmuz 1971′de siyasî partiler yasasına aykırı faaliyette bulunduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince kapatılmıştır.

Millî Nizam Partisi (MNP), 1960′ların sonunda Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği’ndeki anlaşmazlıklar yüzünden İstanbul ve İzmir’deki büyük iş çevrelerine karşı Anadolu’nun küçük ve orta büyüklükteki iş yeri sahiplerini temsil eden kesimlerin ayrı bir siyasî partide birleşme gereğini duyması ile ortaya çıkmıştır. Bu isteklerin sonucu olarak 26 Ocak 1970′de MNP kurulmuştur. Liderliğini Odalar Birliği eski başkanı Necmettin Erbakan’ın yaptığı parti Anadolu’da yaygın şekilde örgütlenebilmiştir. MNP’nin görüşü kısaca “Müslüman Türkiye” şeklinde belirtilebilir. İslâmiyet’i asıl tema olarak işleyen MNP bir yıldan biraz fazla yaşamış ve 12 Mart 1971 müdahalesiyle lâikliğe aykırı davrandığı gerekçesiyle kapatılmıştır (20 Mayıs 1971).