1969 Adana Kongresi ve MHP?nin Doğuşu

CKMP?nin hem fikrî hem de teşkilâtlanma düzeyinde milliyetçi camiayı temsil etme çabaları 8?9 Şubat 1969 tarihinde Adana?da toplanan Olağanüstü Büyük Kongresi ile birlikte yeni bir aşamaya gelmiştir. 1965?1969 yılları arasındaki bu değişim sürecini ?Milliyetçi Hareket Partisi? ismi en anlamlı şekilde sembolize etmiştir.

Bu isim değişikliğinin gündeme gelişi birkaç yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Bu dönemde parti genel idare kurulunun tespit ettiği isimler arsında ?9 Işık Partisi?, Millî Hareket Partisi? ve “Milliyetçi Köylü Partisi? gibi isimler yer almaktaydı. Daha sonra yapılan genel idare kurulunun toplantılarında kongreye teklif edilecek isim olarak ?Millî Hareket Partisi? ismi ağırlık kazanmıştır. Aynı toplantılarda partinin ambleminin de bu isme uygun olarak Türk-İslâm ülküsünü sembolize edecek bir şekilde olması kararlaştırılmıştır. Sonuç olarak ?millî? kavramının kullanılabilmesi için Bakanlar Kurulu?nun iznine bağlı olması gibi bazı bürokratik engeller sebebiyle genel idare kurulu, ?Milliyetçi Hareket Partisi? isminde karar kılmıştır.

Bu isim kabul edildikten sonra partinin amblemi de değiştirilmiş, ?Terazi? olan eski amblem yerine ?Üç hilâl? sembolü benimsenmiştir. Gençlik kollarının amblemi ise ?Hilâl içinde Kurt ? motifi benimsenmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi bu tarihten itibaren Türk siyasî hayatında yerini almıştır. Bu tarihten sonra milliyetçi camianın özellikle de aydınların ilgisini üzerinde toplamıştır. Milliyetçi akımın değer ve amaçlarını Türkiye?ye tanıtmaya çalışmıştır. Bu nedenle 1969 yılı milliyetçi akım için bir başlangıç teşkil eder. Ancak her ne kadar Milliyetçi Hareket Partisi 1969 yılında kurulmuş gibi gözükse de asıl hareketlenme Türkeş?in CKMP bünyesine katılımı ile gerçekleşmiştir. Asıl temeller de bu tarihten itibaren atılmaya başlanmıştır.

MHP?nin 1969 yılında ortaya çıkışını, Türk milliyetçiliği adına ortaya konan bir siyasî tavır olarak kabul etmek gerekir. Bu tavrı, Atatürk?ün ölümüyle birlikte atıl kalan, pasifleştirilen ve sınırlı sayıdaki aydınlarımızın zihinlerinde muhafaza edilmeye çalışılan Türk milliyetçiliği fikriyatının, saklandığı zihinlerden tekrar çıkarılması ve ataletten kurtarılması şeklinde mütalâa etmek mümkündür.

Çok partili hayata geçişle birlikte kurulan, 1945′te Millî Kalkınma Partisi, 1946′da Demokrat Parti, 1948′de Millet Partisi, 1952′de Türkiye Köylü Partisi ve 1957′de Cumhuriyetçi Köylü Partisi’nin kendi dönemleri içinde Türk siyasî hayatında bıraktığı tesirler MHP’nin gelişme zeminini hazırlayan olaylardır. Yukarıda adı geçen bütün bu siyasî partiler millî şef döneminin antidemokratik uygulamalarına tepki olarak farklı zaman ve zeminlerde ortaya çıkmışlar, birtakım farklılıkları olmakla birlikte hemen hemen hepsi aynı “milliyetçi çizgi” üzerinde siyasetlerini geliştirmeye çalışmışlardır. MHP ise ortaya koyduğu ideoloji ile, bu partilerin farklılıklarını ortadan kaldırarak onların bir yekûnu ve Türk milliyetçiliği fikriyatının ulaşması gereken tarihî ve tabiî sonucu olmuştur. Dolayısıyla MHP’nin doğuşu Atatürk dönemi sonrasında Türk milliyetçiliğinin geçirdiği çetin ve sert aşamaların tabiî bir sonucudur. Türk milliyetçiliği, hak ettiği kıymeti 1969′dan itibaren MHP’nin ortaya koyduğu siyasî söyleminde bulacaktır.

MHP, diğer partilerde görüldüğü gibi yukarıdan bir emirle kurulmuş veya herhangi bir partinin bakiyeleri üzerine oturmuş bir siyasî teşekkül olarak da doğmamıştır. Tam aksine tarihî bir görevi, toplumun şartlarına göre, adım adım gerçekleştirme idealini benimseyen, milletin temel değerlerine sahip çıkan bir parti hüviyetiyle oluşmuştur.

Bu tarihten sonra MHP yeniden teşkilâtlanma dönemini yaşamıştır. Yine bu süre içerisinde ?14?ler?den Türkeş?e yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin partiden ayrıldığı görülür.

MHP yeni adı ile ilk defa 12 Kasım 1969 seçimlerine girdi. Bu seçimler sonucunda oy oranını 1965 seçimlerine göre artırmasına rağmen %3.03 oranında oy topladı ve yalnızca Alparslan Türkeş Adana Milletvekili olarak Meclise girebildi. Bu dönemde sesini sık sık duyurabilmesine ve örgütlenme özelliklerine rağmen MHP?nin belli bir seçmen tabanı dikkat çekmektedir.

MHP?nin sadece ismine ve sembolüne baktığımızda onun ideolojisi hakkında az çok bir fikre sahip olabiliriz. MHP?nin ideolojisinin birinci boyutunu Türk-İslâm sentezi oluşturur. Bu sentez parti kurulduğunda ortaya atılan bir olgu değildir. Senelerden beri varolan ve günümüze kadar gelen birtakım değerlerin birleşimidir. Bu değerler birleşimi Ziya Gökalp?ın ?Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak? formülüne dayandırılabilir.

Orhan Türkdoğan?ın da dediği gibi ilk defa bir parti dinin Türk toplumu içindeki yerini ve değerini belirtmiştir. O güne kadar bir teori şeklinde yer alan din ve milliyetçilik sentezi artık MHP ile birlikte siyasî hayata geçiriliyordu.

MHP?ye göre ?Devlet bölünmez bir bütün olan milletin teşkilâtlanmış hâlidir?. Bu teşkilâtlanmayı en iyi biçimde gerçekleştirecek olan da ?millî devlet?tir. Millî devlet ise şu şekilde ifade edilmektedir.

Birinci anlamda millî devlet, devletin tek ve aynı milletten kurulduğunu ifade eder. Millî devlet fikri ile milliyetçilik hukukî bir anlam kazanır. TC millî bir devlettir. Bir milletin kendi bağımsız devletini kurmasına, ona kendi adını, ülküsünü ve özelliklerini vermesine millî devlet adı verilir.

Millî devlet emperyalizme karşı olup, devletlerin eşitliği ilkesine inanır. Millî devletin görevi adını taşıdığı milletin varlığını devam ettirmek, onu korumak ve yüceltmektir. Millî devlet, ülke ve milleti bölmek isteyen her davranışı yok etmek zorundadır.

İkinci anlamda millî devlet; devletin kendisini meydana getiren milletin bütün fertlerini ve sosyal dilimlerini kucaklamak, onlara eşit bir şekilde hizmet etmektir. Bu anlamda millî devlet, bir hizmet ve refah devletidir.

Millî devlette, devleti yöneten, iktidara sahip olan milletin bütünüdür. Milletin üstünde hiçbir fert, zümre veya sınıf, devleti yönetemez.

MHP?nin 1977 seçim beyannamesinde millî devletten şöyle söz edilmektedir. ?Ancak güçlü, dinamik, etkili bir devlettir ki, hızlı ve gerçekçi bir kalkınmayı gerçekleştirebilir. Bizim anlayışımızda iktisadî ve manevî kalkınmanın öncüsü, motoru ve mimarı, millî devlettir?.

Partinin çeşitli yayınlarında sınıf sözcüğü kullanılmamaya özen gösterilerek toplumun altı sosyal sınıfa ayrıldığı belirtilir. İşçi, köylü, esnaf, memur, işveren ve serbest meslek sahiplerini kapsayan bu dilimlerden her birine devlet eşit bir şekilde muamele etmelidir. Ayrıca Meclis de bu altı sosyal sınıfın temsilcilerinden oluşacaktır.

Irkçılığı reddeden MHP ?millî? ya da ?siyasî demokrasi? diye tanımladığı bir sistemi benimsemiştir. Siyasî demokrasi, siyasî hürriyetler rejimidir. Siyasî demokrasi milletin bütün fertlerinin siyasî kararların alınmasına, siyasî organlara (parlâmento, belediye, vs.)  seçme ve seçilme şeklinde katılır. Parlâmento siyasî temsil organı olduğundan, gerçek siyasî demokrasiden bahsedebilmemiz için parlâmentoda milleti meydana getiren bütün sosyal dilimlerin temsil edilmesi gerekir.

MHP, tek bir Meclisin üzerinde güçlü yetkilerle donatılmış bir başkanın bulunduğu bir başkanlık sistemi önermekteydi. ?Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Bunun için icra gücünün tek elde toplanması gerekir. İcra, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olarak ikiye bölünemez. Türk tarih felsefesi ve töresinde icra organı hiçbir zaman bölünmemiş tek bir başkan tarafından yürütülmüştür. Başkan genel oy esasına göre millet tarafından seçilecek, böylece bizzat millete dayanan daha kuvvetli ve daha demokratik bir sistem meydana gelecektir.

Siyasî demokrasiyi tamamlayan ?iktisadî demokrasidir?. Türkeş ?iktisadî demokrasiyi? bir milletin iktisadî meselelerde serbestçe oy sahibi olabilmesi, memleketin iktisadî kararlarına eşit bir şekilde katılabilmesi? biçiminde tanımlamıştır.

?Millî sektör?ün kurulmasını ve devletin ekonomik alana müdahalesini zorunlu görmesine karşın ?zamanla özel sektörün ağırlık kazandığı bir karma ekonomi?yi savunmuştur. Millî sektörle kastedilen şey; altı sosyal dilimin üretim araçlarına, fabrikalara sahip olmasıyla ortaya çıkacak ?devlet sektörü? ve ?özel sektör?den başka bir üçüncü sektördür.

Sendika kurma özgürlüğüne karşı çıkan MHP?nin sendika kurma konusundaki görüşünü Türkeş, ?Her iş kolunda tek ve mecburi üyeliğe dayanan sendikacılığın kurulmasını öne sürdük? diye özetlemiştir.

Milliyetçi Hareket, her türlü sömürü düzenine karşıdır. Sermayenin emeği sömürmediği sermaye ve emeği millî menfaatler içinde dengeleyen bir düzen taraftarıdır. Emek ve sermaye birbirini yok eden, birbiriyle mücadele eden iki düşman unsur değil, birbirini tamamlayan iki kardeş unsur olarak ele alınmaktadır. Millî kalkınmanın ekonomik, gelişmenin hızla dengeli ve adil bir şekilde gerçekleşebilmesi ancak emek sermaye bütünleşmesiyle mümkün olabilecektir. MHP yabancı sermayeye karşı olmakla birlikte kalkınmanın tasarruf ve yaptırım unsurlarını karşılamak üzere bir işçi tasarruf ve yatırım sandığının kurulmasını öngörmektedir.

Sosyal ve iktisadî alanda dikkati çeken bir diğer yaklaşım da ?Tarım Kentleri? politikasıdır. Tarım kentleri birden çok küçük yerleşim birimlerinin (Köy, mezra gibi) bulunduğu bölgelerde coğrafi ve iktisadî şartlara göre belirlenecek ve en azından temel kamu hizmetlerinin (idarî, sağlık, eğitim vs.) düzenli ve yeterli olarak götürülebileceği merkezler oluşturmak fikrine dayanmaktadır. Taşrada refahı ve gelişmeyi sağlamanın bir yolu olarak düşünülen ?Tarım Kentleri Projesi?nin şehir hayatını doğrudan etkileyecek bir tarafı da bulunmaktadır. Projenin uygulanmasının tabiî sonucu olarak hızlı ve düzensiz şehirleşme sorununun çözümü kolaylaşacaktır. Çünkü taşrada tarım kentlerinin gelişmesi şehre göç ihtiyacını azaltacaktır. Bu konu 1970?lerin CHP yönetimince ?Köy Kent? 1990?larda DYP-CHP koalisyon hükûmetince ?Merkez Köyler? adı altında tekrar gündeme getirildiği görülmektedir.

Köylerin kalkınması için devletin yardımı yanında kurulacak olan Köy Yatırım ve Tasarruf Sendikalarının büyük yararlar sağlayacağı düşünülmüş, diğer taraftan köylerin ekonomik kalkınmasında vasıta olabilecek ikinci bir yol olarak toprak reformunun tatbiki ve kooperatiflerin hayata geçirilmesi vurgulanmıştır. Toprak reformu ile parçalanmış tarım topraklarının birleştirilmesi sağlanacak, ayrıca toprağı az veya hiç olmayan köylülere toprak verilecektir. Kurulacak Köy Tarım Kooperatifleri ile tarım işletmeciliğinde gerekli olan teknik araçlar ve krediler dağıtılacaktır. Bu kooperatifler pazarlama görevini de yürüteceklerdir.

MHP görüldüğü gibi köy ve köylüye büyük önem vermektedir. Nüfusumuzun büyük bir çoğunluğunu oluşturan köylerimizin kalkınması için geliştirmiş olduğu politikalar oldukça isabetlidir.

1977 seçimleri öncesi 4 Haziran 1977?de radyoda yaptığı bir konuşmada Alparslan Türkeş ?Türkiye?yi… kısa zamanda dünyanın en ileri milleti hâline getirmenin mücadelesini vermekte olan MHP, 100 milyona ulaşacak nüfusla zengin ve dış Türkleri kollayacak güçlü bir Türkiye’yi hedef olarak göstermekteydi. MHP uluslar arası anlaşmalara sadık olduğunu söylemesine karşın ?Ortak Pazar? köleliğine gerek ekonomik, gerek siyasî nedenlerden dolayı, kesinlikle karşı çıktığını açıkça belirtmişti. Türkçü milliyetçi niteliğin bir başka sonucu Türk törelerinin, geleneklerinin korunmasına verilen önemde kendini gösterir. “

Din konusuyla ilgili olarak MHP şu görüşleri ileri sürmektedir. ?Biz vicdanların hür olacağı din ve mezhep çatışmalarının bahis konusu edilmeden millî bütünlüğü sağlayacak gerçek lâikliği savunuyoruz. Devletimiz Anayasamıza göre lâiktir. Milliyetçi Hareket din ve vicdan hürriyetinin baskıdan azade olmasını dinin devlete, devletin de dine müdahale etmemesini savunur. Lâikliğin anlamı budur, hür ve medenî ülkelerde de tatbiki böyledir. Din ve vicdan hürriyetini savunan MHP; lâikliği din düşmanlığı olarak görmemekle herhangi bir amaçla dinsel duyguların sömürülmesine karşı çıkmaktadır.

MHP programında ilân ettiği temel hedeflere ulaşmada temel görüş ve kabullerine uygun olarak insanımızın eğitimini, hayata hazırlanmasını ve toplum içinde yerini almasını öncelikle ele almakta ve bunu millî varlığımızın devamı ve yücelmesinin teminatı olarak görmektedir.

MHP?nin eğitim politikası iki amaca yönelmektedir: A- Eğitimin millileşmesi B- Eğitimin modernleşmesi

Eğitimin millileşmesi demek eğitimin millî kültür ve gelenekleri genç nesillere benimsetmesi demektir. Bu gayeyi gerçekleştirmek başta dil, din, sanat, ahlâk olmak üzere bir milletin kültürel geleneklerini genç nesillere taşımasını sağlayabilmekle mümkün olur.

Eğitim sadece millî kültür değerlerini genç nesillere benimsetmekle kalmamalı, aynı zamanda da gençlerin çağdaş medeniyetin (Endüstri ve tekniğin) talep ettiği bilgi ve maharetlerle donatmalıdır.

Eğitimde fırsat eşitliğini benimseyen MHP, ilköğretimin mecburî 8 yıl olmasını yürekten desteklemiş, yabancı dil öğrenimini kolaylaştıran tedbirlerin alınması gereğini savunmuş.?yabancı dile, yabancı bir dil öğrenmeye karşı olmamıştır.

MHP?nin Nüfus Politikası da hayli ilgi çekici hususlar veya görüşler ihtiva eder; Çeşitli neşriyatlarında nüfus kontrolüne emperyalizmin bir oyunu olarak bakmıştır. Ülkemizin, yüz hatta iki yüz milyon insanı besleyebileceğini savunmuştur. Milletler arası politikada bir devletin kuvvetini gösteren üç unsurun ülke büyüklüğü, ekonomik kalkınma ve nüfus çokluğu olduğunu belirten parti, ülkemizin yeteri büyüklükte olması dolayısıyla nüfusunun artışıyla, Türkiye?nin dünya politikasında önemli bir yer işgal edeceğine inanır. Ayrıca çoğalan nüfusla iktisadî politika iyi değerlendirildiği takdirde kalkınma hızımızın artacağını iddia eder. Aile plânlaması çalışmalarında gerekli düzenlemeler yapmayı hedef edinen MHP, kürtaj ve insan vücuduna zarar verecek her türlü olumsuz uygulamaların da karşısındadır.

MHP kuracağı devlette tehlikeye uğrayan herkese ne olursa olsun insan haysiyetine yaraşır, asgarî gelir garantisi ve azamî sağlık garantisi tanıyacağını belirtir. Bunlar “millî sosyal sigorta” ve “millî sağlık hizmeti teşkilâtları”nın kurulması ile gerçekleştirilecektir.

MHP?nin fikir sisteminde ağırlıklı bir yere sahip olan ?güçlü iktidar? ve ?millî devlet? kavramları taraflı ve kasıtlı çevreler tarafından anlamsız bir şekilde faşizm ile mukayese edilmiştir. Bu değerlendirmelerde faşizmdeki anahtar kavramın başlı başına devlet olgusu olduğu göz ardı edilmektedir. Faşizme göre; insanların hakları devletin onlara verdiklerinden ibarettir. Vatandaşların canı da malı da devletindir. Faşizmde vatandaş devlet yararına çalışır. Devlet milletin ve onun hayatının tümünü yönetir. Tek bir parti idareyi ele geçirir. Bu parti askerî disipline tâbidir. Devlet bir şefin elindedir. MHP fikriyatında ise devlet millet için vardır ve devleti yaratan millet gerçeğidir, millî birlik bilincidir. Parti programında bu konuyu doğrulayan şu görüşlere yer verilir:

Milletimiz için ?millet? ve ?devlet? kararları ayrılmaz bir bütünün iki aslî unsurudur. ?Millet? olarak var olabilmek temel hedeftir Bunun yegâne vasıtası ise kudretli bir devlettir.

MHP, devralınan tarihî mirasına bağlı olarak devlet varlığının tartışılamayacağını kabul ve ilân eder. Devletin, milletin duygu, düşünce ve temayüllerini temsil etmesine, maddî ve manevî değerlerini iç ve dış tehditlere karşı korumasına, milletimizi millî ülküler etrafında birleştirmesine kesinlikle inanır ve devleti, milletin hizmetinde görür. Devleti yönetenlerin kendilerini milletimizden üstün ve milletimizi güdülen sürü olarak görmelerini de açıkça reddeder. Sadece bu cümle bile faşizmin diktatörlük vasfına karşı oluşun bir ifadesidir.

MHP ?devlet-millet? zıtlaşmasını değil ?devlet-millet? bütünleşmesini savunur. Milletimizin ve vatanımızın bölünmez bütünlüğünün korunmasını; hürriyet, barış, kardeşlik ve refahın sağlanmasını, yalnızca milletin hizmetkârı kudretli ve fakat adil, her türlü anarşiyi terörle değil, insanî ve millî politikalarla ortadan kaldıran, insan haklarına kesin saygılı, millî demokratik hukuk devleti ile sağlanabileceğine inanır.

MHP?nin toplumu altı sosyal dilime ayırması ve iktidarın bu altı meslek grubunu kendi görüşleri doğrultusunda ?korparasyonlar? biçiminde örgütleyerek ülkeyi yönetmeyi amaçlaması, toplumu aynı anda hem parçalama hem de birleştirme işlevini üstlendiğinin gözlenmesi faşizme benzetilmesine sebebiyet verebilmektedir.

MHP?nin toplumu altı sosyal dilime ayırırken bunu sınıfsal bir yaklaşımla gerçekleştirmemiştir. Burada amaç toplumda var olan her meslek grubunun parlâmentoda temsilini sağlamaktır. Sadece belli bir grubun (işçi, sermeyadar vs.) sözcülüğünü yapmayıp tüm toplumun çıkarlarını korumayı görev bilmiştir.

Faşizmin en önemli vasıflarından biri kadın aleyhtarı bir rejim olmasıdır. Kadınlara karşı büyük bir güvensizlik gösterir ve kadınları hor görür. Oysa MHP programını incelediğimizde böyle bir niteliğe kesinlikle rastlanamamaktadır. MHP, ?Kadını ve haklarını savunmak ve kadını erkeği ile beraber saygı gören bir varlık olarak korumak gerektiğine? inanmaktadır.

MHP hem faşizmi hem de nasyonal sosyalizmi reddeder. Tek partici, ırkçı, antidemokratik ve kapitalist olmaları bu rejimleri demokratik milliyetçilikten ayırır. Çünkü demokratik milliyetçilik, hür seçimlere, çok partili sisteme, demokrasiye, millî iradeye ve Türk milletine has bir toplumculuğa inanır.

MHP, ırkçı ve Turancı bir görüşe sahip olduğu gerekçesiyle eleştirilmiştir. Eleştiriler karşısında verilen cevap ise şöyledir: Türk milliyetçiliği fikri bir kültür hareketi olduğu için ırkçılığı, halka dayandığı, halkın millî ve manevî değerlerinden kaynaklandığı için her türlü otoriter rejimleri reddeder.

Erdoğan Teziç, ?Batı taklitçiliğine ya da yabancıların hazırladığı reçetelere karşı çıkarken millî bünyemize uymayan parlâmenter sistem yerine başkanlık sistemi önerdiğini, bu sistemin ilk kez kapitalist bir ülke olan ABD?de ortaya çıktığını ve ancak bu ülkede uygulanabildiğini? iddia ederek MHP?nin ?başkanlık sistemi? konusundaki görüşlerini eleştirmektedir. Teziç?in yanlı bir şekilde yaptığı anlaşılan bu tenkidinden, Türk tarihini lisans seviyesinde dahi idrak edemediği anlaşılmaktadır. ?Başkan? kelimesi ve kavramı Türkler tarafından 11. yüzyıldan itibaren bilinmekte ve kullanılmaktaydı. Türk tarihinde bugünkü modern manada bir ?başkanlık sistemi?nden bahsetmek mümkün olmamakla birlikte, “hakan, sultan, padişah, başkan” gibi adı her ne olursa olsun devletin başında bulunan şahıs hiçbir dönemde sorumsuz olmamıştır. Kurultay, Kengeç Meclisi, Töre gibi çoğulcu sistemi hatırlatan müesseseler ile padişah iradesi hemen hemen her dönemde sınırlanmıştır. Ayrıca Türklerde başa geçen hakan veya sultan daima milletine hizmet etmek için vardır. Bu davranış biçimi Türk devlet anlayışında daima mevcut olmuş ve bir gelenek olarak yerleşmiştir.

Sonuç olarak tüm görüş ve eleştiriler ne şekilde olursa olsun Milliyetçi Hareket Partisi prensipleri ve ideolojisi ile bir realitedir.

MHP özellikle gençlik kesiminde yaygın bir biçimde örgütlenmiştir. Partinin yandaş örgütü olan ?Ülkü Ocakları? en önemli teşkilâtıdır.1965?ten sonra partinin gençlik kolları ?Ülkü Ocakları Derneği? adı altında teşkilâtlanmaya başladı. 1978 yılında Ankara Valiliği, Ülkü Ocakları hakkında suç duyurusunda bulununca dernek feshedilip yerine Ülkücü Gençlik Dernekleri kuruldu. Bu dernek, 1980 yılında faaliyetlerini durdurmuştur.

MHP, gençlikten başka çeşitli toplumsal kesimleri kapsayan bir dizi ülkücü kuruluş oluşturmuştu. Milliyetçi İşçi Sendikaları, Ülkücü Polisler Derneği, Ülkücü Kamu Görevlileri Güçbirliği Derneği, Ülkücü Öğretmenler Birliği Derneği, Ülkücü Esnaf ve Sanatkârlar Derneği, Ülkücü Köylüler Derneği gibi.

Partinin resmî organı Hergün gazetesi ve onu destekleyen diğer gazeteler ise Ortadoğu, Bayrak ve Millet?tir. MHP’yi destekleyen dergiler ise şunlardır: Töre, Devlet, Bozkurt, Ocak, Genç Arkadaş, Ülkü Tek, Yiğit Köylüm, Millî Hareket, Türkiye ve Dünya vb.