Ülkücü Şehit Mustafa Pehlivanoğlu Kabri Başında Anıldı

Vefatının 35. Sene-i devriyesine Ülkücü Şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu kabri başında anıldı. Ziyarete Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, taş medreseli ülkücüler, Ülkü Ocakları Genel Merkez yöneticileri, Ankara Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Tatlı ve çok sayıda ülkücü katıldı. Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlayan ve dualar ile devam eden ziyarette duygusal anlar yaşandı. Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz kabir başında şu ifadeleri kullandı:

“‘12 Eylül 1980′de, bundan 35 yıl önce bir askeri darbe ile ülke yönetimine el koyulmuş, demokrasi kesintiye uğramış ve acısı belki de çağlara uzanacak bir zulümler devrine şahit olunmuştur. Darbe sonrası, cunta tarafından binlerce Ülkücü gözetim altına alınmış, tutuklanmış, yargılanmıştır. Bu haksız ve hukuksuz yargılamalardan daha kötü olan ise; işkence, hakaret ve urganlara layık görülen Ülküdaşlarımızın sinemizde dinmeyecek olan acı hatıralarıdır.

Binlerce vatan sevdalısı yalan ve düzmece belgelerle, yalancı şahitlerle ve uydurma senaryolarla yargılanmış ve hüküm giymiştir. Cezaevlerinde dava arkadaşlarımıza reva görülen muamele halen hatırımızdadır. Ülküdaşlarımız hakkında idamlar istenmiş, nicesinin hayatları karartılmış, işkencehanelerde, zindanlarda akla hayale gelmeyecek eziyetlere muhatap kalmışlardır.

Gerçekleştirilen sözde yargılamalardan sonra, dokuz yiğit darağacına yürüyerek şehadet şerbetinden içmiştir. Ahmet Kerse, Ali Bülent Orkan, Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş, Fikri Arıkan, Halil Esendağ, İsmet Şahin, Mustafa Pehlivanoğlu, Selçuk Duracık, bu haksız yargılamaların kurbanları olarak tarihe geçmiş, zalim yönetimin mazlumları olarak Hakk’ın rahmetine kavuşmuşlardır.

Bugün kabri başında anmak için bulunduğumuz Mustafa Pehlivanoğlu ağabeyimiz de bu kalleş düzenin kurduğu senaryolar sonucunda idam sehpasına çıkarılmıştır. Yaşamının hiçbir evresinde eğilmemiş, kendi değerlerinden asla taviz vermemiş olan ağabeyimiz; ölümü de aynı dik duruş ile karşılamış ve son mektubunda anasına ve babasına;
‘Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakkin ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah’ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah’ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah’tan bulsunlar.’ diyerek seslenmiştir .

Ölümü bu şekilde soğukkanlılık ile karşılamak herkese nasip olamayacak bir imanın eseridir. Ağabeyimiz bu mektupta suçsuz olduğunu ifade ediyordu. Bu noktada haklı olduğunu da; kendisinin idam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan daha sonra anlattığı anılarında ifade etmekte ve Mustafa Pehlivanoğlu’nun asılan solcu Necdet Adalı’ya denge olsun diye idam edildiğini itiraf etmektedir.
O günkü yönetimin, hakimlerin ve insanların algılayamadığı gerçeği yine abimiz kendi mektubunda belirtmiş ve “Sunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakindir. Zafer her zaman Allah’a inananlarındır.” diyerek o kimselere adeta ders vermiştir.
Biz ağabeyimizin bu sözünü şiar edinerek, şehitlerimizin hatıralarına sahip çıkarak; Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyefendi ve aziz şehitlerimizin açtığı yolda sonuna kadar yürüyeceğiz. Emanetlerine sahip çıkmak için gece gündüz demeden didineceğiz. Bütün şehitlerimizin ruhu şad mekanları cennet olsun.”

Mustafa Pehlivanoğlu’nun kabrini ziyaret ettikten sonra : Fikri Arıkan, Ercüment Yahnici, Erol Türkmen, Dündar Taşer, Ali Bülent Orkan , Şahin Bingöl, Şehit Emniyet Müdürü Atıf Şahin ve Mustafa Pehlivanoğlu’nun Annesi Zeynep Anne’nin de kabirlerinin ziyaret edilmesi akabinde lokum ve gülsuyu ikram edilmesi ile program tamamlandı.


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter