Ülkücü Düşüncede İdealist Tasvir ve Somut Mevcudiyet Üzerine Bir Kaç Not – Mustafa Sarıkaya

Tarih/sosyoloji bilimlerinde toplumların anlatılmasında “ideal tip”ten yararlanılır. Buradaki ideal sözcüğü “ütopik” anlamda değil, belirli bir düşünce, kavram veya varlık anlamındadır. Belirli özelliklere sahip bir üst kavramdır.

Türk Tarihi anlatılırken de, milli yükseliş dönemlerinde tek tip, ülkücü ruhlu bir Türk tasvirinden, düşüş dönemlerinde de benzer şekilde tek tip bitkin, yorgun, manevi buhran içerisinde bir Türk tasvirinden yararlanılır. Toplum içerisindeki istisnalar veyahut etkisiz kalabalıklar bu tasvirler içerisinde fazla yer bulamaz.

Örneğin Kürşad İhtilali anlatılırken, 40 idealist, Ülkücü, cefakar, cesur fedaiden bahsedilir. 40 ruh adeta tek bir ruh olmuştur. Bu ruhun amacı boyundurluktan kurtulmak, Türk soyunun bağımsızlığını sağlamaktır. Kürşad, boyundurluktan kurtulmak için bir ihtilal teşkilatı kurmuştur. İhtilal günü olarak belirlediği günde, beklenilen durumun dışında bir durum yaşanmış, ancak bu durum Kürşad ve 40 idealist ruhun planını değiştirmemiş, onları alıkoyamamıştır. Kürşad ve 40 Türk, mert ve kahramanca Çinli muhafızlarla çarpışmış ve birer birer mertçe, kahramanca can vermiştir. Bu hareketin tohumu kısa sürede filizlenmiş ve 2. Gök-Türk Devleti’nin kuruluşuna zemin sağlamıştır.

Bu bağlamda Kürşad ve onunla özdeşleşmiş 40 idealist ruh, ne büyük bir ülke almış, ne yoksul Türklüğü zengin kılmıştır. Ancak daha da önemlisini gerçekleştirmiş ve milli ruhu, Türklüğü, milletin Cihan Hakimiyeti Ülküsünü yaşatmıştır. Çarpışmalarından ve can vermelerinden 1300 yıl sonra, merhum Nihal Atsız’ın çalışmaları neticesinde hareketleri hatırlanmış ve hayırla yad edilmişlerdir. 13 asır sonra yeniden can bulmuşlar, Türk Ülkücülüğünün simgesi haline gelmişlerdir.

Yukarıdaki tanımlamalardan yola çıkarak bugünü anlamlandırmak gerekirse, Ülkücülük, bugün yükseliş dönemi arifesindeki idealist ruhun bizzat kendisidir. Yükseliş dönemini başlatacak olan harekettir. Başbuğumuzun dediği gibi “Tarihteki büyük Türk ideal tipini canlandırmak ve Türklük üzerinde hâkim kılma düşüncesidir.” Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi bu ideal(tek tip) ve idealist (ülkücü) tasvirler ete kemiğe büründüğünde; tek bir insan üzerinde canlandığında birebir ve hatasız olmayacaktır. Bu olgunlukla, bu şuurla ve en önemlisi Kürşad’ın ve Kırk arkadaşının idealist ruhunun samimiyetiyle; eksiğiyle, hatasıyla, Ülküdaşla; bir olunması ve her şeyden öte samimi olunması gerekmektedir. Bu samimiyete (samimiyetimize) kendimizle birlikte çevremizdekileri de gönülden inandırmamız gerekmektedir. Aslolan da Başbuğumuzun belirttiği gibi budur. Hedef, Kılavuz ve Düşünceyle Türkün geçmişteki idealist ruhunun tasviri olunduğunun farkındalığını taşımaktır. Esaret ve zulüm altındaki milyonlarca soydaşımızın varlığını unutmayarak, birbirimizin kusurunu gidererek ilerlemektir. Gönül Seferberliğidir.


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter