Ülkemizde Artan Çocuk İstismarlarına İlişkin

Toplumsal düzenini tesis eden hukuk kurallarından ziyade ahlak kuralları olmuştur. Gerek bireyle bireyin gerekse bireyle devletin ilişkilerinde önemli bir rol teşkil eden ahlakı erdemler hukukun ötesinde bir işlev tesis etmektedir. Zira kanunlarda yasak olan davranış ve eylemler ile bunların müeyyideleri belirtilirken ahlak vicdanın harekete geçmesini sağlayarak suçun oluşması engellemektedir.
Tarih boyunca büyük şahsiyetler yetiştiren ve dünyaya nizam veren Türk milleti şüphesiz yüksek bir kültür ile birlikte yüksek bir ahlaka da sahip olmuştur. Sinesinde sayısız kahraman, mazisinde görkemli zaferler olması sahip olduğu ahlaki değerler sayesinde mümkün olmuştur.
Gün geçtikçe yıpranan içerden ve dışarıdan kuşatılmaya çalışılan milletimiz her geçen gün kültüründen uzaklaşmakta, ahlaki değerleri köreltilmektedir. Yaşanan toplumsal gerilim, nemelazımcı düzen ve her geçen gün artan suç oranları bu vahim tablonun göstergesidir.
Özellikle son dönemlerde ivme kazanan “cinsel istismar” ve “çocuklara yönelik tacizler”, milletimizin geleceğini ipotek altına almaktadır. Zira, devletin gözetim ve denetimi altında olan; yurtlarda ve okullarda bile çocuklarımız tacizlere, tecavüzlere maruz kalmaktadır. Bu defa uzanan kirli eller, milletimizin geleceği olan evlatlarımızı hedef alarak yarınlarımıza kara bir leke sürmektedir.
Yüreklerimizi yakan, öfkemizi kabartan bu adi suçun failleri en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. İnsanlıktan çıkmış, canavarca masum yavrularımızın onur ve iffetine göz dikmiş olan bu “haysiyetsiz sapıklar”, bu alçak saldırıları ile aslında tüm toplumumuzu hedef almışlardır. Zira, çocuklarımız bizlerin yarınları, umutları ve onların sağlam birer birey olarak yetişmesi ise borcumuzdur. Böylesi adi bir suçun faili olan kokuşmuş şahıslar, hayatları boyunca dışarı çıkamamalıdır. Bu caniler, hapis köşelerinde çürümeli, hastalıklı zihniyetleri toplumsal hayattan uzak tutulmalıdır.
Tüm bunlar olurken, “dindarlık” adı altında mankurt bir nesil yetiştirmeye çalışan iktidar ise bu sorunda da sınıfta kalmıştır. Tecavüzcüyü mağdur ile evlendirerek düzen tesis etmeye çalışanlar, şaşalı cümleler ile tepkileri azaltmaya gayret etmektedir. Bakanların açıklamaları, sorumluların suskunlukları ise fiyaskonun beyanıdır. Suskunlukları ve aymazlıkları ile bu ahlaksızlıkların yaşanmasında kusuru bulunanlar, derhal istifa etmelidir.
Birileri keyiflerine göre ülke yönetirken, bir nesil mahvolmakta, yarınlarımız tehlikeye düşmektedir. Mukaddesatımızın ve mukadderatımızın sembolleri olan çocuklarımız büyük bir tehdit altındadır.
Allah Teala’nın hanenin bereketi sayarak şereflendirdiği, iki cihan sultanı Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in gösterdiği ilgi ile dinimizce yücelen çocuklarımız; milletimizce de her daim baş tacı edilmiştir. Ancak insanları kuru bir toplum olmaktan çıkararak, millet haline getiren en önemli sacayak olan milli ahlakın etkisini yitirmesi ile oluşan çöküntünün altında çocuklarımız bugün yalnız bırakılmaktadırlar.
Varlığını Türk Milleti’ne adayanların otağı olan “Ülkü Ocakları” olarak, bu konuda gerekli önlemlerin alınması için yetkilileri göreve davet ediyoruz. Bir an evvel çocuklara yönelik suçların cezaları arttırılarak, bu konuda caydırıcı düzenlemeler yapılmalıdır. Bundan daha da önemlisi, sevgi ve hoşgörü toplumu olan Türk Milleti’ne tekrar ahlaki erdemleri hakim kılmak için yaşanan kültürel yozlaşmanın bir an önce önüne geçilmelidir. Hukuki kaideler kısa vadede caydırıcı olarak görülmeli ve meselenin esas çaresi milli kimliğimiz de aranmalıdır. Eğer bu kimlik bunalımı devam eder, geleceğimizin genleriyle oynanırsa tamiri imkansız bir tahribat ortaya çıkacaktır.
Ülkü Ocakları olarak gerek kültürel yozlaşmanın önlenmesi gerekse “ahlaksızlığın ahlak haline getirilmesinin” engellenmesi için, faaliyetlerimizi arttırarak devam ettireceğiz. Suçun korkudan ziyade vicdan ile yok edileceğinin bilincinde ve yarınlarımıza miras olarak temiz bir nesil bırakmanın uğraşı içerisinde olacağız. Çocuklarımızın, ecdadının izinde, Hz. Ebubekir(r.a.) gibi sadık, Hz. Ömer(r.a.) gibi adaletli, Hz. Osman(r.a.) gibi edepli, Hz.Ali(r.a) gibi kudretli ve Hz. Hamza(r.a.) gibi cesur olarak yetişmesi, her birinin bir Fatih her birinin bir Alparslan olması için tüm gayretimizle çalışacağız.

Olcay Kılavuz – Ülkü Ocakları Genel Başkanı
26 Mart 20106


Kategorisi: Basın Açıklamaları / Genel Başkan'dan

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter