Ülkü Ocakları Eğitim Kültü Vakfı Genel Merkezi Anasayfa Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi

Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
16-03-2005
Tarihinden itibaren

kez ziyaret edilmistir.
 
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
TÜRK DÜNYASINA GENEL BAKIŞ
Sayfa123

Makedonya'da Yaşayan Türkler

MS IV. yüzyılda Türk boylarından Hun, Avar, Bulgar, Oğuz, Peçenek ve Kumanların bölgeye gelmesi ile başlayan Türk yerleşimi, Osmanlı İmparatorluğunun bölgeyi fethetmesi (1389) ile Türkleşmeye başlamıştır. Fethedilen topraklara batı ve kuzey Anadolu'dan getirilen Türkler yerleştirilerek Türk köy ve kasabaları kurulmuştur.

1991 yılında bağımsızlığını kazanan Makedonya'da bugün 200 bine yakın Türk yaşamaktadır. Özellikle Üsküp, Bitola, Gostivave, Devar'da yaşayan Türkler, az bir çoğunluk olan ve "Makedonya Makedondur" sloganı ile yola çıkan Makedonların baskısı atındadırlar.

Bugün çok ciddi problemleri olan Makedonya'da yaşayan Türklerin özellikle eğitim ve millî mensubiyet belirleme konusunda baskı altında tutulmaları devam etmektedir.

Son yıllarda kurulan Türk siyasi parti ve dernekleri Türkler seslerini duyurmaya başlamışlardır. 1990 yılından sonra çok partili sisteme geçen Makedonya'da Türk Demokrat Birliği ilk seçimlere katılmış, daha sonra Türk Demokratik Partisi ismini almıştır. 1994 seçimlerinde bir milletvekili ile parlâmentoya girebilmiştir.

Bugün Makedonya'da, Makedon ve Arnavut milliyetçiliği çatışmakta, Türkler özellikle eğitim ve milli mensubiyette çok ciddi problemlerle karşılaşmaktadırlar.

Kosova'da Yaşayan Türkler


1375 yılında Osmanlı İmparatorluğunca fethedilen Kosova'ya Osmanlı geleneklerine uygun olarak Türkler yerleştirilmeye başlanmıştır.

Balkan savaşları sonucu elden çıkan bölgedeki Türkler, krallık ve komünist Yugoslavya döneminde üç büyük göç ve katliama uğramışlardır. 1930 yıllarında toprağı kamulaştırma reformu altında Türklerin ellerinden arazileri zorla alınarak Sırplara verilmiş ve göçe itilmişlerdir. İkincisi ise 1956-60 yılları arasında gerçekleştirilerek Türklerden silâh toplama kampanyası adı altında büyük eziyetlere başlamış ve bunun sonucu ikinci göç meydana gelmiştir.

Sırplar tarafından yapılan bu iki baskı ve zulümden sonra, 1968 - 1990 yılları arasında Türkler, Arnavutlar tarafından asimile politikasını uygulamalarına maruz kalmışlardır.

Yugoslavya'nın parçalanması ile bölgede başlayan Arnavut-Sırp çekişmesi sonucu yıllardır özerk bölge statüsüne sahip olan Kosova'nın Sırplar tarafından kendilerine bağlanması sonucunu doğurmuştur.

Bütün bunlara rağmen Kosova'da kalan resmi istatistiklere göre 12 bin, gerçekte 20-25 bin Türk, oradaki Türk kültürünü yaşatmayı başardılar. Özellikle Priştine ve Dragas'ta çoğunluk olan Türkler bugün kültür dernekleri ve siyasî partileri ile Türk varlığını Sırp ve Arnavutlara karşı yaşatma savaşına devam etmektedirler.

Üç kültür derneği (Doğruyol, Gerçek, Aşıkfenki), bir partisi "Türk Demokrat Birliği" ile siyasî ve kültürel yaşamlarını sürdüren Türkler, Sırp ve Arnavut milliyetçiliği arasında sıkışıp kalmışlardır.

Sancak'ta Yaşayan Türkler

Eski Yugoslavya sınırları içerisinde, bugün kuzeyinde Bosna-Hersek, doğusunda Sırbistan, güneyinde Kosova, batısında Karadağ ile Çevrili olan 8687 km2 büyüklüğünde bir vilâyet olan Sancak, XV'nci yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine girerek Türklerin yerleşmesine sahne olmuştur.

Daha sonra 1877-78 Savaşı ile Avusturya- Macaristan İmparatorluğuna geçici olarak verilen Sancak vilayetindeki Türkler, XIX'ncu yüzyılda Rusya'nın teşvikleri ile Sırbistan ve Karadağ'ın soykırımına uğramışlardır. İşkence, etnik ayrımcılık ve göçe zorlama sonucu Sancak Türkleri Türkiye'ye göçe başlamıştır.

1980 yıllarında Tito'nun ölümüyle dağılma sürecine giren Yugoslavya, 1991 yılında parçalanınca Sancak vilâyetinde Sırp ve Karadağ zulmü ile Türk kıyımı tekrar başlamıştır.

Bugün 350 bin Müslümanın yaşadığı ve Türk-Osmanlı karakterini yansıtmakta olan vilâyette Sırp-Karadağ ve Bosna-Hersek arasındaki mücadeleye karşı Türk ve Müslümanlar "Sancak Milî Müslüman Meclisi"ni kurarak haklarını korumaya
çalışmaktadırlar.
Bütün bunlara rağmen Sancak Türkleri atalarının kanıyla sulanmış topraklarını Sırp süngüsü korkusu ile terketmeye niyeti olmadığını da devamlı açıklamaktadırlar.

İDİL-URAL BÖLGESİNDE YAŞAYAN TÜRKLER

Tertep Türkleri


Başkurtistan ve Tataristan Cumhuriyeti ile bunlara komşu vilâyetlerde yaşamaktadırlar. İdil-Ural Türk Tatarlarının bir koludur.

Kundur Türkleri

Kafkasya'dan göç ederek İdil (Volga) nehri deltasında ve burada bulunar Astrahan şehrinde yaşamaktadırlar. Nogaylara yakın bir Türk boyu olup, nüfusları bilinmemektedir.

Mişer Türkleri


İdil-Ural Tatarlarının bir kolu olan Mişer Türkleri Tataristan ve Başkurtistan Özerk Cumhuriyeti ile bunlara komşu olan Udmurt, Mari Özerk Cumhuriyeti, Saratov ve Samarra bölgelerinde çoğunlukla yaşamaktadırlar.

SİBİRYA'DA YAŞAYAN TÜRKLER

Kumandi Türkleri


Tomsk vilâyetinin Bey ırmağı havzasında yaşarlar. Çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmektedir. Şaman dininden olup, nüfusları 100.000 civarındadır.

Tobol Türkleri


Güney Sibirya'da İrtiş ve Tobol havzalarında yaşamaktadırlar. Nüfusları bilinmemektedir. Haklarında bilgi çok azdır.

Batı Sibir Tatarları


Obi nehrinin kolu olan Tobol nehri ile Altay ve Hakas Türk Cumhuriyetlerinin bulunduğu bölgeye kadar olan Güneybatı Sibirya'da yaşamaktadırlar.

Özellikle Obi, İrtiş ve Tobol nehri vadilerinde ve bu vadilerde bulunan Tobol, Tümen, Oms, Tomsk, Novosibir, İrkutsk, Arhangelsk, Çikitinks, Kemerova ve Barabba şehirlerine yerleşmişlerdir. Kazan Tatarları ile yakın akrabadırlar, Nüfusları 350 bin civarındadır.

Telengit Türkleri

Altay Türklerinin bir kabilesidir. Altay dağlarının güney yamaçlarında Teleski gölü civarında yaşamaktadırlar. Şaman dinine bağlı olup nüfusları 5 bin civarındadır.

Şor Türkleri


Güney Sibirya'da Hakas Türk Cumhuriyetinin batısında Kemerova vilâyetinde yaşamaktadırlar. Aynı bölgede yaşayan Televüt Türkleri ile iç içedirler. Nüfusları 16.800 civarındadır. Bunların 12 bini Kemerova şehrinde diğerleri Kemerova'nın kaza ve köylerinde yaşamaktadırlar. Nüfusları gittikçe azalmaktadır.

Yaşadıkları bölge SSCB tarafından bilinçli geri bırakılmış, sosyo ekonomik ve kültürel sorunlar çözülmemiştir. Bölgede Türk yerleşim birimleri susuz, elektriksiz ve yolsuz bırakılmıştır. Şor Türklerinin elinden toprakları alınmış, kömür ocaklarında çalışmaya
mahkûm edilmiştir.

1917 yılına kadar kendi alfabelerini kullanan Şorlara Ruslar zorla Kiril alfabesini kabul ettirerek kültürlerini yok etmeye çalışmışlardır. Bunun sonucu 16.800 Şor Türkünden sadece ana dilini bilen 900 kişi kalmıştır.

Şor Millî Hareketi, özellikle Türk milliyetçiliği ve kültürü muhafaza üzerinde çalışmalar yapmaktadır.

Semey nükleer poligonunda yapılan nükleer denemeler, kömür ocaklarından çıkan radyoaktivite ve kömür tozları Televütler gibi Şorları da etkilemiş, çok sayıda çocuk hasta ve sakat doğmuş, ölüm oranları artmıştır.

Bütün bunlara rağmen ata folklörünü, kültürünü ve dilini kanlarında saklayarak, Türk kimliğini unutmadan bugünlere gelmesini başarmışlardır.

Televüt Türkleri

Telengitlerin bir kabilesidir. Güney Sibirya'da Kemerova vilâyetinde yaşamaktadırlar. Bir zamanlar on binlerle ifade edilen sayıları bugün 2.800 kişiye düşmüştür. Bunun 2500'ü Kemerova'da diğerleri ise Kemerova'nın köylerinde yaşamaktadır.

Televüt Türklerinin nüfuslarının bu şekilde azalmasının en bü yük sebepleri Rusya Federasyonu'nun uyguladığı asimilâsyon politikası ile birlikte, 1943-53 yılları arasında nükleer denemelerin sıklıkla yapıldığı Seney nükleer poligonunun bölgede bulunmasıdır.

Bu nükleer denemeler sonucu binlerce kişi hastalanmış, ölmüş, çocuklar sakat doğmuştur.

Diğer bir sebep Televüt topraklarında bulunan zengin kömür ocaklarıdır. SSCB
zamanında toprakları bu kömür yüzünden elinden alınan Televütler yoksulluğa itilerek kömür ocaklarında çalışmaya mecbur edilmiş, kömürün taşıdığı radyoaktivite ve kömür tozları ile yaşamaya mahkûm edilmiştir.

Bunun sonucunda kanama hastalığı (hemofili) Televüt Türklerine illet olmuş, yol, su, elektrik, sağlık ocağı olmayan bölge Rusya tarafından ölüme terk edilmiştir.

Nükleer felâket, kömür ve hemofili Televüt Türklerini yok olma tehlikesi ile karşı karşıya getirmiştir. Televütler Altay Cumhuriyetine göç etme hazırlığı içerisine girmişlerdir.

Dolgan Türkleri

Güney Sibirya'da Şor Türkleri ile komşudurlar. Özellikle Krasnoyask vilâyetine bağlı Dolgan-Nenets muhtar bölgesinde yaşamaktadırlar. Saha Federe Türk Cumhuriyetinde yaşayan birçok Dolgan (Sahalaşmış -Tunguz) Türk'ü bulunmaktadır. Nüfusları tahminen beş binin üzerindedir.

Tofa Türkleri


Moğolistan Cumhuriyeti kuzeyinde, Baykal gölünün doğusunda bulunan İrkuts vilâyetinde yaşamaktadırlar. Nüfusları kesin olarak bilinmemekle birlikte iki bin kişilik bir kabile oldukları tahmin edilmektedir. Türkçe konuşmaktadırlar.

Kumarı Türkleri


Şor'da yaşamaktadırlar, nüfusları 6 bin kişi civarındadır.

Sibirya Buharalıları


Batı Sibir Tatarları ve Tobol Türkleri ile aynı bölgelerde yaşamaktadırlar. 25-30 bin civarında oldukları tahmin edilmektedir.

Doğu Sibir Tatarları

Moğolistan Cumhuriyeti kuzey sınırlarından, Kuzey Buz Denizine kadar olan bölgede Saha Türkleri ile birlikte dağınık olarak yaşamaktadırlar.

Şato Türkleri

Doğu Sibirya'nın en ucunda Mançurya'da yaşayan bir Türk kabilesidir. Nüfusları ve Mançurya'ya ne zaman yerleştikleri bilinmemektedir. Haklarında bilgi çok az olup araştırılması gerekmektedir.

Hoton Türkleri


Moğolistan'da yaşayan Kazak ve Kırgızlar'a ilâve olarak ilk defa TÜDEV tarafından ortaya çıkarılan 5-6 bin civarında Hoton Türkünün Moğolistan'da yaşadığı tespit edilmiştir.
Satinler
K. Moğolistan'da, Bay Ölke'de yaşamaktadırlar. 85 kişi kalmışlardır.

Kaşgarlılar

Doğu Türkistan'da Çin zulmünden göç ederek Özbekistan ve Kazakistan'a yerleşmişlerdir. Kaşgarin de denilen bu boyun nüfusu 60 binin üzerinde olduğu (1920'de 40 bin) tahmin edilmektedir.

ORTA DOĞUDA YAŞAYAN TÜRKLER

Suriye'de Yaşayan Türkler

Türklerin Suriye'ye gelmesi XI'nci yüzyıl sonlarına doğrudur. Yarrukiye Türkmenleri
öncelikle Suriye'ye yerleşmişler, daha sonra Selçuklu hâkimiyetinin başlaması ile birlikte Suriye'ye Türk yerleşimi başlamıştır.

30 Ekim 1916 Mondoros mütarekesine kadar aşağı yukarı 500 yıl Türk hâkimiyetinde kalan Suriye, İngiliz, ve Fransız işgaline uğramış, 1936 yılında ise Fransa denetiminde cumhuriyet olmuştur. Darbeler ülkesi olarak tarihe geçen Suriye Cumhuriyeti son darbeyi yapan Hafız Esat'la birlikte (17 Kasım 1970) dikta rejimine geçmiştir.

Osmanlı İmparatorluğundan sonra özellikle Esad zamanında tüm baskı, zulüm ve asimilâsyon uygulamalarına rağmen, hiçbir uluslararası kuruluşların güvencesi ve koruması olmadan, Suriye Türkmenleri millî kimliklerini korumak gayreti içerisinde yaşam savaşı vermişlerdir.

Bugünkü nüfusları 1.5 milyon civarlarında olan bu Türkler İlbeglü, Akçakoyunlu, Baraklı, Karakeçili ve Bayır-Bucak Türkmenleridir. Yerleşim bölgeleri;

1. Bayır-Bucak Türkmenlerinin yerleştiği Hatay güneyi Lazkiye arası,
2. Halep ve çevresi;
3. Hama-Humus bölgesi;
4. Şam ve civarı;
5. Lübnan Dağları ve Bekea Vadisi;
6. Kuneytra ve Golan Tepeleri bölgesi;

Irak'da Yaşayan Türkler

MÖ. Orta Asya göçleri sırasında Mezopotamya'ya gelen çeşitli Türk gruplarının varlığı bilinmekle beraber, Irak'ta ilk Türk yerleşimi MS 674 yılında Emevi valilerinden Ubeydullah Bin Ziyad'ın Basra'ya iki bin Türk getirmesiyle başlamıştır. Daha sonra üç bin kişilik bir Türk grubu da Bağdat'ın güneyindeki Bedre kasabasına yerleştirilmiştir.
Irak'a ikinci Türk dalgası 1040 tarihinden (Dandanekan Savaşı) sonrası gelmeye başlamış, Oğuz boyları ile Türkmenler kalabalık gruplar hâlinde bölgeye yerleşmeye başlamışlardır.

1055 yılında Bağdat'ın Selçukluların egemenliğine girmesiyle Türk yerleşimi devam etmiş, Selçukluların dağılmasından sonra kurulan Atabeylikler, Abbasiler, Moğol İstilası, İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Ak Koyunlular devirlerinde de Türkmen gruplarının Irak'a yerleşmesi devam etmiştir.

Osmanlıların Safevileri yenerek 1534 yılında Bağdat'ı alması ile Irak Osmanlı hâkimiyetine girerek Trakya'dan, Afyon'dan, Urfa'dan, Tokat'tan ve Diyarbakır'dan binlerce Türk, özellikle Kerkük bölgesi başta olmak üzere Irak'a yerleştirilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı sonucu Irak elimizden çıkmış, Misak-ı Milli sınırlarımız içerisinde olan Musul çeşitli İngiliz oyunları ile Cemiyet-i Akvam tarafından 1925 yılında Irak'a bırakılmıştır.

İngiliz mandası altında 1920 yılında kurulan Irak, 1932 yılında bağımsızlığına kavuştuktan sonra Türkler için kara kâbus olmaya başlamış, oturdukları toprakları 1000 yıl kanları ile sulayan Türklere baskı, katliam başlamıştır. Kendi dilleri ile eğitim, basın yayın özgürlüğü gibi kültürel haklardan mahrum edilen Türkler her yıl ayrı bir katliam, tutuklama ve sürgünlerle karşılaşmışlardır.

Bugün Irak'ta 3 milyon 200 bin Türk, çelik gibi bir irade ile dimdik ayaktadır. Türkler Musul şehrinin 60 km kuzeybatısından başlayarak, şerit hâlinde Musul, Erbil, Kerkük vilâyetleri ile Bağdat'ın 12 km doğusundan darlaşarak devam eden Bedre ve Tursak kazaları dahil bölgede yaşamaktadırlar.

Musul, Erbil, Kerkük vilâyetleri çok eski Türk yerleşim merkezleri olup, buram buram Türk kokan ata yadigârı Türk topraklarıdır. Bu vilâyetler dışında Selahattin (Tikrit), Süleymaniye ve Bağdat vilâyetinde de Türkler bulunmaktadır.

1991 yılında ortaya çıkan fiili duruma göre 36. paralelin üstündeki bölgede %15,
himaye dışındaki bölgede ise %40 Türk yaşamaktadır. Türkler bu bölgede savunmasız bırakılmıştır. 35-36'nci paralel arasındaki bölge ise dünya devletlerinin gözünü diktiği petrol bölgesidir. Bölgede Türk nüfusu %65'lere varmaktadır. 34-35'nci paralel arasında ise Türk nüfusu %60'dır. 34'ncü paralelin altında ise Bakuba, Mendeli, Kazaniye, Bedre ve Hanekin'den oluşan eski Türk yerleşim merkezleri bulunmaktadır. Nüfusun %33'ü Türktür.

Bu duruma göre Irak'ta Türkler Saddam'ın kaderine terk edilmiş, bölgesel çatışma içerisinde kimsesiz, korumasız bırakılmışlardır. Bugün Irak'taki Türkler, Türklüklerinden koparılmış, Arap ve Kürt milliyetçileri arasında sıkıştırılmış bir şekilde yaşam savaşı vermektedirler.

Irak'ta Saddam'ın iktidara gelmesiyle ilk defa teşkilâtlanmaya başlayan Türkmenler, Kerkük'te "Türkmen Kardeş Ocağı"nı açmışlar, 1980'den sonra da "Irak Türkmen Birlik Partisi" ile "Irak Millî Türkmen Partisi" kurulmuştur.

İlk defa 1995 yılında K. Irak'ta faaliyet gösteren Türkmen grup ve partiler, "Türkmen Cephesi" adı altında birleşmeye başlamışlardır. Bunun sonucu I'nci Türkmen Kurultayı Ekim 1997 yılında Erbil'de yapılabilmiştir.

1995 yılından sonra 36'ncı paralel kuzeyinde "Akıncılar Teşkilâtı" adı altında silâhlı Türkmen birlikleri oluşturulmaya başlanmıştır.

İran'da Yaşayan Türkler

Türklerin İran'a ilk defa ne zaman geldikleri hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, Türklerin İran yaylası üzerinden Mezopotamya'ya çok eski tarihlerde inmiş olmaları muhtemeldir.

Sümerlerle başlayan bu göç MÖ. VI'ncı yy.'la Kafkasya'dan gelip, İran'a yerleşen Saka Türkleri ile devam etmiş, daha sonra bölgeye Albar Türkleri yerleşmiştir. İlk yurtları Pamir olan ve menşe itibariyle Aryani olan İranlılar ise Karadeniz ve Hazar kıyılarından MÖ. 2.000 yıllarında bölgeye göç etmişlerdir. Dolayısıyla İran'daki Türk varlığı Farslarda 4.000 yıl önce gerçekleşmiştir.

MS 395 yılında Batı Hun İmparatorluğu'nun, yıkılması ile birlikte Volga boylarından İran'a inerek Horasan bölgesine yerleşen Türkler ve Ak Hun Devletini kurmuştur. Daha sonra Gök-Türk devleti İran'da Kandahar bölgesine kadar olan yerleri Türkleştirmiştir.

Göktürk devletinin yıkılmasından sonra İran'a Oğuz göçü başlamış, Gazneliler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Horasan Selçuklu devleti, Türk Atabeylikleri, Harzemşahlılar, İlhanlılar, Ak Koyunlu ve Safavi devleti ile İran Türklerin hâkimiyetinde kalmıştır.

Safavi devletinde Şah İsmail'den sonra İran Türk karakterinden uzaklaşmaya başlamış, Osmanlı İmparatorluğu Tebriz dahil, Hazar denizine kadar olan bölgeyi ele geçirmiş, bundan sonra İran'a hâkim olan Avşar ve Kaçar hanedanları son Türk hanedanı olarak tarihte yerlerini almışlardır.

İngiliz desteği ile Kaçar Hanlığını yıkan General Rıza, İran'da ilk defa Fars asıllı bir hanedan kurmuş, bu hanedan oğlu Rıza zamanında, dinî bir hareket sonucu yıkılmış ve 1979 yılında İran İslâm Cumhuriyeti kurulmuştur.

Bugün özellikle Şahlık rejimi başta olmak üzere İran'da Türk tarihini ve Türkleri silmek için oynanan oyunlar aynı hızla devam etmektedir. Türk toplumu üzerinde tam bir baskı rejimi devam etmektedir.

900 yıl İran'a hâkim olan Türkler, günümüzde de çoğunluğu teşkil etmektedir. Tarih ve nüfus itibariyle İran aslında bir Türk ülkesidir. Fars azınlığın Türk çoğunluğuna tahakkümü İran'da yaşanmaktadır.

Yukarıda açıkladığımız tarihin getirdiği 32 milyondan fazla Türk İran'da yaşamaktadır. Türkler İran nüfusunun %50'sinden fazlasını oluşturmaktadır.

Türkiye hududundan başlayıp, İran'ın hemen hemen her bölgesinde yaşayan Türkler, aşağıdaki boy ve topluluklardan meydana gelmektedir.

1. Azerbaycan Türkleri: nüfusları 20 milyonun üzerinde olup, bugün kuzeydoğu İran olarak adlandırılan Güney Azerbaycan'da yaşamaktadırlar.

2. Kaşgaylar; Güney İran'da Fars eyaletinde yerleşiktirler. Nüfusları 2 milyon civarındadır.

3. Afşarlar; Daha çok Zencan, Ahvaz ve Horosan bölgelerinde çoğunluktadırlar. Nüfusları 1.8 milyondan fazladır. 4. Şahsevenler; Güney Azerbaycan'ın kuzeydoğu bölgesinde yaşamaktadırlar. Nüfusları 740 bin civarındadır.

5. Kaçarlar; Gürgan'ın Sovar, Saku ve Mazenderen eyaletlerinin Hazar-Cebir bölgesinde yarı yerleşik bir hayal sürmektedirler. Nüfusları 180 bin dolaylarındadır.

6. Karapapahlar; Sulduz eyaleti Usnu doğusunda ve Güney Azerbaycan'ın Soğukbulak bölgesinde yerleşmişlerdir. Nüfusları 180 bin civarındadır.

7. Hamse Türkleri; Yaşadıkları Hamse vilâyetinin adı verilmiştir. Aslen Innanlu, Baharlu
ve Nefer boylarıdır. Nüfusları 320 binden fazladır.

8. Kengürlüler; Tahran'ın Veramin ve Kum bölgesine yayılmışlardır. Nüfusları 380 bin dolayındadır.

9. Karadağlılar; Karadağ bölgesinde yaşamaktadırlar. Sayıları 360 bin civarındadır.

10. Horasani ve Boçağçi Türkleri; Kirman ve Belücistan bölgesinde yaşamaktadırlar, 13 soya ayrılan ve 380 bin civarında nüfusları olan bir Türk topluluğudur.

11. Karayiler; Horasan eyaletinin Türbete Haydari'nin güneyine yerleşmişlerdir. Nüfusları 600 binden fazladır.

12. Türkmenler; Türkmenistan Cumhuriyetine yakın kuzeydoğu İran'da Horasan bölgesine yerleşmişlerdir. Nüfusları 2 milyon civarındadır.

İran'da bugün devamlı Fars-Türk çekişmesi devam etmekte, özellikle Tebriz'de yoğun olarak görülmektedir. Müslüman Halk Partisi ve Humeyni tarafından FKÖ militanları tarafından öldürülen Şeriat Medari'nin yerine geçen Hamaney'in liderliğinde Türk Hareketi devam ederken, Tebriz'de Azeri milletvekillerinin oluşturduğu 43 kişilik "Azeri Temsilciler Grubu" teşkil edilmiştir.

Ancak İran'da muhalefet yapma imkânı olmadığından, Avrupa ve Türkiye'de faaliyet göstermektedirler.

Çin Halk Cumhuriyetinde Yaşayan Türkler


Çin Halk Cumhuriyetinde Uygur, Kazak, Salar (Salur), Şibe (Şive), Özbek ve Tatar Türkleri yaşamaktadır. Çinliler ülkede yaşayan diğer etnik grupların nüfuslarını vermekten ısrarla kaçınmakta, açıkladıkları istatistiklerde yanlış bilgiler vermektedirler.
Ancak son araştırmalar sadece Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan'da 30 milyondan fazla Türk olduğunu göstermektedir.

Bugün Doğu Türkistan hariç Çin'de yaşayan Türklerin (Çinghai ve Gansu eyaletleri) nüfusları hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Sadece bu eyaletlerde yaşayan Salar (Salur)'ların 1982 yılında 69.503 nüfusa sahip oldukları resmi istatistiklerden anlaşılmaktadır. Diğer Türklerde göz önüne alındığında bugün bu sayının çok yükseklerde olduğu tahmin edilmektedir.

DİĞER TÜRK TOPLULUKLARI

Karaimler


Musevî dininden olan fakat Talmud'u kabul etmeyen bir Türk topluluğudur. Hazarların devamı oldukları ileri sürülen Karaimler, Kray olarak bilinen çok eski Türk topluluğudur. Nüfusları 15 bin civarında olup yoğunlukla Kırım'da yaşamaktadırlar. Bir kısmı Litvanya, Ukrayna, Polonya ve İsrail'e dağılmışlardır.

Kırımçaklar

Karaimler gibi Yahudi inancında olan bu Türk topluluğu SSCB'nin Avrupa bölümünde yaşamakta olup nüfusu 1500-2000 kişi kadardır.

Polonya, Litvanya ve Beyaz Rusya Tatarları

Bundan 600 yıl önce Tataristan'ın başkenti Kazan'dan batıya göç eden Türkler, Beyaz Rusya, Lityanya ve Polonya'ya yerleşmişlerdir. Kendi gruplarından ayrı düşen bu Türkler zamanla kendi dillerini kaybetmeye başlamışlardır. Ancak kendi kültür ve Türklüklerini devam ettiren bu Türkler yaşadıkları bölgelerde birçok cemiyet ve dernek kurarak kültür ve geleneklerine sahip çıkmaktadırlar.

Bugün Lityanya'da 30 bin, Beyaz Rusya'da 17 bin, Polonya'da 4.500 (Bigavistok Şehrinde) Türk yaşamaktadır.

Tacikistan ve Afqanistan'da Yaşayan Türkler


Afganistan'da ve Tacikistan'da 15 milyona yakın Hazara, Özbek, Kazak, Türkmen, Kırgız, Karakalpak, Başkur'ı, Uygur Türk'ü daha ziyade Afganistan kuzeyi ile Hindikuş dağlık bölgesinde toplu olarak yaşamaktadırlar.

Özbekler: Herat, Bala Murgap, Maymana, Şıbırgan; Seripul, Akça, Belh, Mezar-ı Şerif ve
Tükurgan'da
Türkmenler: Teke, Yomurt, Herat, Maymana, Maruçak ve Andhui'de
Kırgızlar: Afgan Pamiri ve Vahan'da
Kazaklar: Hanabad'da, Karakalpaklar ise dağınık bir hâlde yaşamaktadır.
Hazara Türkleri: 1991 yılında BM yardımı ile yapılan sayımda Afganistan'da 6.5 milyon Hazar Türkü yaşamaktadır. Bamyan, Paryan, Kabil, Meydan, Gazne, Hor, Kunduz, Belh (Mezar-ı Şerif) şehirlerinde çoğunluk olarak yaşamaktadırlar.

AVRUPA'DA YAŞAYAN TÜRKLER

1960'lı yıllar başında özellikle Türkiye'den olmak üzere Avrupa'ya başlıyan işçi akımları nedeniyle başta Almanya olmak üzere Fransa, İsviçre, Hollanda, Belçika, İngiltere, Danimarka ve İsveç'te olmak üzere birçok Türk ailesi yerleşmiştir.

Eurostat'a göre Almanya'da 2.014.000, Fransa'da 268.000, Belçika'da 88 bin, İsviçre'de 77 bin, Hollanda'da 64 bin, İngiltere'de 37 bin, Danimarka'da ve İsveç'de 35 bin'er olmak üzere 2 milyon 800 bin Türk yaşamaktadır.

Son yıllarda bağımsızlığını kazanan Türk devletleri ve Rusya Federasyonu'nda yaşayan bir kısım Türklerin Avrupa'ya göç ettiği bilinmektedir. Bu Türkler de eklendiğinde bugün Avrupa'da 3.5 milyondan fazla Türk yaşamaktadır.

Özellikle Almanya başta olmak üzere 50 bine yakın (bunun 40.500'ü Almanya'da) Türk kendi işini kurmuş, iş adamı olmuştur.

Almanya'da doğan, büyüyen ve eğitim gören 2'nci ve 3'üncü nesil gençler, dillerini, kültürlerini unutmaya başlamışlardır. Bunu önlemek için kurulan çeşitli vakıf ve dernekler yeterli olmamakta Türkiye'nin bu konu üzerinde acil desteği gerekmektedir.

Macarlar


Avrupa'da yaşayan Türklerle ilgili diğer bir konuda Macarlardır. MS 896 yılında Orta Asya'dan Macaristan'a yerleşen bu topluluk, 1235 yılından beri "kök" arayışını sürdürmektedir. Son olarak Macar ilim adamlarının köklerini Uygur Türklerine dayadıkları bilinmektedir.

Bilindiği gibi SSCB Macarları kendi yörüngelerinde tuta- bilmek için Macarların Orta Asya ve Urallardan geldiğini kabul etmiyorlardı. Komünizmin çöküşü ile gittikçe artan kök araştırmaları sonucu 1986 yılında Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de bir mezarlıkta (1200 mezar üzerinde) araştırma yapan ilim adamları, bu mezarlıkta çıkan kalıntılar ile IX. ve X. asırda Macaristan'daki mezarlardan çıkan kalıntıların aynı olduklarını gördüler. Silâhlar, gömülüş şekilleri ve üzerindeki yazılar aynı idi.

Burada çalışmalarını devam ettiren Macar ilim adamlarından Istvan Kiszeley (antropolog) bu mezarlığın Uygurların bir kolu olan "Yugarlara" rastladı. Yugarlarda sadece 9 bin kişinin bildiği 73 şarkının, Bartok tarafından dünyada meşhur edilen beş tonlu Macar şarkıları ile aynı olduklarını tespit etti.

Bir Uygur kabilesi olan Yugarlar'ın İslâmiyet'i kabul etmeden önceki kültürleri, örf ve âdetlerinin, MS Xl. yüzyılda Macarların Hıristiyanlığı kabul etmeden önceki kültürlerine çok benzediğini de kabul etti.

Kiszely'e göre V. yüzyılda Doğu Türkistan'ı terkeden ve batıya göç eden Yugarlar, Finlilerle karışarak şimdiki Macarları ve Macar dilini ortaya çıkardılar.

AMERİKA'DA YAŞAYAN TÜRKLER


Bugün ABD'inde Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, KKTC, Rusya Federasyonu, Çin ve Afganistan içerisinde yaşayan Türk devlet ve Topluluklarından 500 bin civarında Türk yaşamaktadır.

ABD'nin çeşitli eyaletlerine dağılmış bulunan Türkler arasında güçlü vakıf ve dernek faaliyetleri bulunmaktadır. Türk-Amerikan dernekleri 40 yıldır Türk dünyasına faydalı hizmetler vermektedirler.

Kızılderililer

Kızılderililerin menşeleri hakkında birçok teoriler bulunmaktadır. Bunlardan birisi de binlerce yıl önce Asya'dan Bering boğazını geçerek Alaska'ya gelen, oradan 25 bin yıl gibi uzun bir dönemde Amerika kıtasına yayılan bu insanların, bir kısmı bugün Kanada topraklarına yerleşirken, diğerleri ABD, Meksika, Orta Amerika hatta güney Amerika'ya kadar giderek yerleşmişlerdir.

Birçok bilim adamı gibi dil bilimcilerin Kızılderililer hakkında yaptığı araştırmada, Kızılderili kabilelerinin konuştuğu dilde yaklaşık 400-600 Türkçe kelime bulunduğunu tespit etmiştir.

Araştırmalar sonucu bu kavimlerin Asyalı olduğu, Kuril adaları üzerinden Amerika'ya geçtiklerinin kanıtladığını belirten bazı bilim adamlarına göre "Kızılderililer Türk ırkından gelmektedir".

Meluncanlar


Amerika'da yaşayan diğer bir Türk grubunun Meluncanlar olduğu son yıllarda yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

Tarihi belgelere göre 1550 yıllarında Portekiz'e esir düşen 400 Türk leventinin Amerika'da İngilizler tarafından kurtarılmasını müteakip Kızılderili kızları ile evlenmeleri sonucu ortaya çıkan bir gruptur.

Bugün Tennessee, Kentucky, Georgia, North Carolina, Virginia, West Virginia eyaletleri ile Apalaş Dağlarında 40 bin kadar Meluncan yaşamaktadır.

Bütün bunların dışında Avustralya, Libya, Mısır, S.Arabistan, Kuveyt gibi ülkelerde 350 binden fazla Anadolu, Kazak, Uygur, Özbek Türkleri ile Türkmenler dağınık hâlde yaşamaktadırlar.

Sayfa123


Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Sitemizle ilgili Görüş ve Önerilerinizi yazabilirsiniz...