| TÜRK
DÜNYASINA GENEL BAKIŞ | |
|
| |
Makedonya'da Yaşayan Türkler MS IV. yüzyılda Türk boylarından
Hun, Avar, Bulgar, Oğuz, Peçenek ve Kumanların bölgeye gelmesi ile başlayan Türk
yerleşimi, Osmanlı İmparatorluğunun bölgeyi fethetmesi (1389) ile Türkleşmeye
başlamıştır. Fethedilen topraklara batı ve kuzey Anadolu'dan getirilen Türkler
yerleştirilerek Türk köy ve kasabaları kurulmuştur. 1991 yılında bağımsızlığını
kazanan Makedonya'da bugün 200 bine yakın Türk yaşamaktadır. Özellikle Üsküp,
Bitola, Gostivave, Devar'da yaşayan Türkler, az bir çoğunluk olan ve "Makedonya
Makedondur" sloganı ile yola çıkan Makedonların baskısı atındadırlar.
Bugün çok ciddi problemleri olan Makedonya'da yaşayan Türklerin özellikle
eğitim ve millî mensubiyet belirleme konusunda baskı altında tutulmaları devam
etmektedir. Son yıllarda kurulan Türk siyasi parti ve dernekleri Türkler
seslerini duyurmaya başlamışlardır. 1990 yılından sonra çok partili sisteme geçen
Makedonya'da Türk Demokrat Birliği ilk seçimlere katılmış, daha sonra Türk Demokratik
Partisi ismini almıştır. 1994 seçimlerinde bir milletvekili ile parlâmentoya girebilmiştir.
Bugün Makedonya'da, Makedon ve Arnavut milliyetçiliği çatışmakta, Türkler
özellikle eğitim ve milli mensubiyette çok ciddi problemlerle karşılaşmaktadırlar.
Kosova'da Yaşayan Türkler 1375 yılında Osmanlı İmparatorluğunca
fethedilen Kosova'ya Osmanlı geleneklerine uygun olarak Türkler yerleştirilmeye
başlanmıştır. Balkan savaşları sonucu elden çıkan bölgedeki Türkler,
krallık ve komünist Yugoslavya döneminde üç büyük göç ve katliama uğramışlardır.
1930 yıllarında toprağı kamulaştırma reformu altında Türklerin ellerinden arazileri
zorla alınarak Sırplara verilmiş ve göçe itilmişlerdir. İkincisi ise 1956-60 yılları
arasında gerçekleştirilerek Türklerden silâh toplama kampanyası adı altında büyük
eziyetlere başlamış ve bunun sonucu ikinci göç meydana gelmiştir. Sırplar
tarafından yapılan bu iki baskı ve zulümden sonra, 1968 - 1990 yılları arasında
Türkler, Arnavutlar tarafından asimile politikasını uygulamalarına maruz kalmışlardır.
Yugoslavya'nın parçalanması ile bölgede başlayan Arnavut-Sırp çekişmesi sonucu
yıllardır özerk bölge statüsüne sahip olan Kosova'nın Sırplar tarafından kendilerine
bağlanması sonucunu doğurmuştur. Bütün bunlara rağmen Kosova'da kalan
resmi istatistiklere göre 12 bin, gerçekte 20-25 bin Türk, oradaki Türk kültürünü
yaşatmayı başardılar. Özellikle Priştine ve Dragas'ta çoğunluk olan Türkler bugün
kültür dernekleri ve siyasî partileri ile Türk varlığını Sırp ve Arnavutlara karşı
yaşatma savaşına devam etmektedirler. Üç kültür derneği (Doğruyol, Gerçek,
Aşıkfenki), bir partisi "Türk Demokrat Birliği" ile siyasî ve kültürel
yaşamlarını sürdüren Türkler, Sırp ve Arnavut milliyetçiliği arasında sıkışıp
kalmışlardır. Sancak'ta Yaşayan Türkler Eski Yugoslavya
sınırları içerisinde, bugün kuzeyinde Bosna-Hersek, doğusunda Sırbistan, güneyinde
Kosova, batısında Karadağ ile Çevrili olan 8687 km2 büyüklüğünde bir vilâyet olan
Sancak, XV'nci yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine girerek Türklerin yerleşmesine sahne
olmuştur. Daha sonra 1877-78 Savaşı ile Avusturya- Macaristan İmparatorluğuna
geçici olarak verilen Sancak vilayetindeki Türkler, XIX'ncu yüzyılda Rusya'nın
teşvikleri ile Sırbistan ve Karadağ'ın soykırımına uğramışlardır. İşkence, etnik
ayrımcılık ve göçe zorlama sonucu Sancak Türkleri Türkiye'ye göçe başlamıştır.
1980 yıllarında Tito'nun ölümüyle dağılma sürecine giren Yugoslavya, 1991
yılında parçalanınca Sancak vilâyetinde Sırp ve Karadağ zulmü ile Türk kıyımı
tekrar başlamıştır. Bugün 350 bin Müslümanın yaşadığı ve Türk-Osmanlı
karakterini yansıtmakta olan vilâyette Sırp-Karadağ ve Bosna-Hersek arasındaki
mücadeleye karşı Türk ve Müslümanlar "Sancak Milî Müslüman Meclisi"ni
kurarak haklarını korumaya çalışmaktadırlar. Bütün bunlara rağmen Sancak
Türkleri atalarının kanıyla sulanmış topraklarını Sırp süngüsü korkusu ile terketmeye
niyeti olmadığını da devamlı açıklamaktadırlar. İDİL-URAL
BÖLGESİNDE YAŞAYAN TÜRKLER
Tertep Türkleri Başkurtistan ve Tataristan Cumhuriyeti ile
bunlara komşu vilâyetlerde yaşamaktadırlar. İdil-Ural Türk Tatarlarının bir koludur.
Kundur Türkleri Kafkasya'dan göç ederek İdil (Volga) nehri
deltasında ve burada bulunar Astrahan şehrinde yaşamaktadırlar. Nogaylara yakın
bir Türk boyu olup, nüfusları bilinmemektedir. Mişer Türkleri
İdil-Ural Tatarlarının bir kolu olan Mişer Türkleri Tataristan ve Başkurtistan
Özerk Cumhuriyeti ile bunlara komşu olan Udmurt, Mari Özerk Cumhuriyeti, Saratov
ve Samarra bölgelerinde çoğunlukla yaşamaktadırlar. SİBİRYA'DA YAŞAYAN
TÜRKLER Kumandi Türkleri Tomsk vilâyetinin Bey ırmağı
havzasında yaşarlar. Çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmektedir. Şaman dininden
olup, nüfusları 100.000 civarındadır. Tobol Türkleri
Güney Sibirya'da İrtiş ve Tobol havzalarında yaşamaktadırlar. Nüfusları bilinmemektedir.
Haklarında bilgi çok azdır. Batı Sibir Tatarları Obi
nehrinin kolu olan Tobol nehri ile Altay ve Hakas Türk Cumhuriyetlerinin bulunduğu
bölgeye kadar olan Güneybatı Sibirya'da yaşamaktadırlar. Özellikle Obi,
İrtiş ve Tobol nehri vadilerinde ve bu vadilerde bulunan Tobol, Tümen, Oms, Tomsk,
Novosibir, İrkutsk, Arhangelsk, Çikitinks, Kemerova ve Barabba şehirlerine yerleşmişlerdir.
Kazan Tatarları ile yakın akrabadırlar, Nüfusları 350 bin civarındadır.
Telengit Türkleri Altay Türklerinin bir kabilesidir. Altay dağlarının
güney yamaçlarında Teleski gölü civarında yaşamaktadırlar. Şaman dinine bağlı
olup nüfusları 5 bin civarındadır. Şor Türkleri Güney
Sibirya'da Hakas Türk Cumhuriyetinin batısında Kemerova vilâyetinde yaşamaktadırlar.
Aynı bölgede yaşayan Televüt Türkleri ile iç içedirler. Nüfusları 16.800 civarındadır.
Bunların 12 bini Kemerova şehrinde diğerleri Kemerova'nın kaza ve köylerinde yaşamaktadırlar.
Nüfusları gittikçe azalmaktadır. Yaşadıkları bölge SSCB tarafından bilinçli
geri bırakılmış, sosyo ekonomik ve kültürel sorunlar çözülmemiştir. Bölgede Türk
yerleşim birimleri susuz, elektriksiz ve yolsuz bırakılmıştır. Şor Türklerinin
elinden toprakları alınmış, kömür ocaklarında çalışmaya mahkûm edilmiştir.
1917 yılına kadar kendi alfabelerini kullanan Şorlara Ruslar zorla Kiril
alfabesini kabul ettirerek kültürlerini yok etmeye çalışmışlardır. Bunun sonucu
16.800 Şor Türkünden sadece ana dilini bilen 900 kişi kalmıştır. Şor
Millî Hareketi, özellikle Türk milliyetçiliği ve kültürü muhafaza üzerinde çalışmalar
yapmaktadır. Semey nükleer poligonunda yapılan nükleer denemeler, kömür
ocaklarından çıkan radyoaktivite ve kömür tozları Televütler gibi Şorları da etkilemiş,
çok sayıda çocuk hasta ve sakat doğmuş, ölüm oranları artmıştır. Bütün
bunlara rağmen ata folklörünü, kültürünü ve dilini kanlarında saklayarak, Türk
kimliğini unutmadan bugünlere gelmesini başarmışlardır. Televüt Türkleri
Telengitlerin bir kabilesidir. Güney Sibirya'da Kemerova vilâyetinde yaşamaktadırlar.
Bir zamanlar on binlerle ifade edilen sayıları bugün 2.800 kişiye düşmüştür. Bunun
2500'ü Kemerova'da diğerleri ise Kemerova'nın köylerinde yaşamaktadır.
Televüt Türklerinin nüfuslarının bu şekilde azalmasının en bü yük sebepleri Rusya
Federasyonu'nun uyguladığı asimilâsyon politikası ile birlikte, 1943-53 yılları
arasında nükleer denemelerin sıklıkla yapıldığı Seney nükleer poligonunun bölgede
bulunmasıdır. Bu nükleer denemeler sonucu binlerce kişi hastalanmış,
ölmüş, çocuklar sakat doğmuştur. Diğer bir sebep Televüt topraklarında
bulunan zengin kömür ocaklarıdır. SSCB zamanında toprakları bu kömür yüzünden
elinden alınan Televütler yoksulluğa itilerek kömür ocaklarında çalışmaya mecbur
edilmiş, kömürün taşıdığı radyoaktivite ve kömür tozları ile yaşamaya mahkûm edilmiştir.
Bunun sonucunda kanama hastalığı (hemofili) Televüt Türklerine illet olmuş,
yol, su, elektrik, sağlık ocağı olmayan bölge Rusya tarafından ölüme terk edilmiştir.
Nükleer felâket, kömür ve hemofili Televüt Türklerini yok olma tehlikesi
ile karşı karşıya getirmiştir. Televütler Altay Cumhuriyetine göç etme hazırlığı
içerisine girmişlerdir. Dolgan Türkleri Güney Sibirya'da
Şor Türkleri ile komşudurlar. Özellikle Krasnoyask vilâyetine bağlı Dolgan-Nenets
muhtar bölgesinde yaşamaktadırlar. Saha Federe Türk Cumhuriyetinde yaşayan birçok
Dolgan (Sahalaşmış -Tunguz) Türk'ü bulunmaktadır. Nüfusları tahminen beş binin
üzerindedir. Tofa Türkleri Moğolistan Cumhuriyeti kuzeyinde,
Baykal gölünün doğusunda bulunan İrkuts vilâyetinde yaşamaktadırlar. Nüfusları
kesin olarak bilinmemekle birlikte iki bin kişilik bir kabile oldukları tahmin
edilmektedir. Türkçe konuşmaktadırlar. Kumarı Türkleri
Şor'da yaşamaktadırlar, nüfusları 6 bin kişi civarındadır. Sibirya
Buharalıları Batı Sibir Tatarları ve Tobol Türkleri ile aynı bölgelerde
yaşamaktadırlar. 25-30 bin civarında oldukları tahmin edilmektedir. Doğu
Sibir Tatarları Moğolistan Cumhuriyeti kuzey sınırlarından, Kuzey
Buz Denizine kadar olan bölgede Saha Türkleri ile birlikte dağınık olarak yaşamaktadırlar.
Şato Türkleri Doğu Sibirya'nın en ucunda Mançurya'da yaşayan
bir Türk kabilesidir. Nüfusları ve Mançurya'ya ne zaman yerleştikleri bilinmemektedir.
Haklarında bilgi çok az olup araştırılması gerekmektedir. Hoton Türkleri
Moğolistan'da yaşayan Kazak ve Kırgızlar'a ilâve olarak ilk defa TÜDEV tarafından
ortaya çıkarılan 5-6 bin civarında Hoton Türkünün Moğolistan'da yaşadığı tespit
edilmiştir. Satinler K. Moğolistan'da, Bay Ölke'de yaşamaktadırlar. 85
kişi kalmışlardır. Kaşgarlılar Doğu Türkistan'da Çin
zulmünden göç ederek Özbekistan ve Kazakistan'a yerleşmişlerdir. Kaşgarin de denilen
bu boyun nüfusu 60 binin üzerinde olduğu (1920'de 40 bin) tahmin edilmektedir.
ORTA DOĞUDA YAŞAYAN TÜRKLER Suriye'de Yaşayan Türkler
Türklerin Suriye'ye gelmesi XI'nci yüzyıl sonlarına doğrudur. Yarrukiye Türkmenleri
öncelikle Suriye'ye yerleşmişler, daha sonra Selçuklu hâkimiyetinin başlaması
ile birlikte Suriye'ye Türk yerleşimi başlamıştır. 30 Ekim 1916 Mondoros
mütarekesine kadar aşağı yukarı 500 yıl Türk hâkimiyetinde kalan Suriye, İngiliz,
ve Fransız işgaline uğramış, 1936 yılında ise Fransa denetiminde cumhuriyet olmuştur.
Darbeler ülkesi olarak tarihe geçen Suriye Cumhuriyeti son darbeyi yapan Hafız
Esat'la birlikte (17 Kasım 1970) dikta rejimine geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğundan
sonra özellikle Esad zamanında tüm baskı, zulüm ve asimilâsyon uygulamalarına
rağmen, hiçbir uluslararası kuruluşların güvencesi ve koruması olmadan, Suriye
Türkmenleri millî kimliklerini korumak gayreti içerisinde yaşam savaşı vermişlerdir.
Bugünkü nüfusları 1.5 milyon civarlarında olan bu Türkler İlbeglü, Akçakoyunlu,
Baraklı, Karakeçili ve Bayır-Bucak Türkmenleridir. Yerleşim bölgeleri;
1. Bayır-Bucak Türkmenlerinin yerleştiği Hatay güneyi Lazkiye arası, 2. Halep
ve çevresi; 3. Hama-Humus bölgesi; 4. Şam ve civarı; 5. Lübnan Dağları
ve Bekea Vadisi; 6. Kuneytra ve Golan Tepeleri bölgesi; Irak'da
Yaşayan Türkler MÖ. Orta Asya göçleri sırasında Mezopotamya'ya gelen
çeşitli Türk gruplarının varlığı bilinmekle beraber, Irak'ta ilk Türk yerleşimi
MS 674 yılında Emevi valilerinden Ubeydullah Bin Ziyad'ın Basra'ya iki bin Türk
getirmesiyle başlamıştır. Daha sonra üç bin kişilik bir Türk grubu da Bağdat'ın
güneyindeki Bedre kasabasına yerleştirilmiştir. Irak'a ikinci Türk dalgası
1040 tarihinden (Dandanekan Savaşı) sonrası gelmeye başlamış, Oğuz boyları ile
Türkmenler kalabalık gruplar hâlinde bölgeye yerleşmeye başlamışlardır.
1055 yılında Bağdat'ın Selçukluların egemenliğine girmesiyle Türk yerleşimi devam
etmiş, Selçukluların dağılmasından sonra kurulan Atabeylikler, Abbasiler, Moğol
İstilası, İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Ak Koyunlular devirlerinde
de Türkmen gruplarının Irak'a yerleşmesi devam etmiştir. Osmanlıların
Safevileri yenerek 1534 yılında Bağdat'ı alması ile Irak Osmanlı hâkimiyetine
girerek Trakya'dan, Afyon'dan, Urfa'dan, Tokat'tan ve Diyarbakır'dan binlerce
Türk, özellikle Kerkük bölgesi başta olmak üzere Irak'a yerleştirilmiştir.
Birinci Dünya Savaşı sonucu Irak elimizden çıkmış, Misak-ı Milli sınırlarımız
içerisinde olan Musul çeşitli İngiliz oyunları ile Cemiyet-i Akvam tarafından
1925 yılında Irak'a bırakılmıştır. İngiliz mandası altında 1920 yılında
kurulan Irak, 1932 yılında bağımsızlığına kavuştuktan sonra Türkler için kara
kâbus olmaya başlamış, oturdukları toprakları 1000 yıl kanları ile sulayan Türklere
baskı, katliam başlamıştır. Kendi dilleri ile eğitim, basın yayın özgürlüğü gibi
kültürel haklardan mahrum edilen Türkler her yıl ayrı bir katliam, tutuklama ve
sürgünlerle karşılaşmışlardır. Bugün Irak'ta 3 milyon 200 bin Türk, çelik
gibi bir irade ile dimdik ayaktadır. Türkler Musul şehrinin 60 km kuzeybatısından
başlayarak, şerit hâlinde Musul, Erbil, Kerkük vilâyetleri ile Bağdat'ın 12 km
doğusundan darlaşarak devam eden Bedre ve Tursak kazaları dahil bölgede yaşamaktadırlar.
Musul, Erbil, Kerkük vilâyetleri çok eski Türk yerleşim merkezleri olup,
buram buram Türk kokan ata yadigârı Türk topraklarıdır. Bu vilâyetler dışında
Selahattin (Tikrit), Süleymaniye ve Bağdat vilâyetinde de Türkler bulunmaktadır.
1991 yılında ortaya çıkan fiili duruma göre 36. paralelin üstündeki bölgede
%15, himaye dışındaki bölgede ise %40 Türk yaşamaktadır. Türkler bu bölgede
savunmasız bırakılmıştır. 35-36'nci paralel arasındaki bölge ise dünya devletlerinin
gözünü diktiği petrol bölgesidir. Bölgede Türk nüfusu %65'lere varmaktadır. 34-35'nci
paralel arasında ise Türk nüfusu %60'dır. 34'ncü paralelin altında ise Bakuba,
Mendeli, Kazaniye, Bedre ve Hanekin'den oluşan eski Türk yerleşim merkezleri bulunmaktadır.
Nüfusun %33'ü Türktür. Bu duruma göre Irak'ta Türkler Saddam'ın kaderine
terk edilmiş, bölgesel çatışma içerisinde kimsesiz, korumasız bırakılmışlardır.
Bugün Irak'taki Türkler, Türklüklerinden koparılmış, Arap ve Kürt milliyetçileri
arasında sıkıştırılmış bir şekilde yaşam savaşı vermektedirler. Irak'ta
Saddam'ın iktidara gelmesiyle ilk defa teşkilâtlanmaya başlayan Türkmenler, Kerkük'te
"Türkmen Kardeş Ocağı"nı açmışlar, 1980'den sonra da "Irak Türkmen
Birlik Partisi" ile "Irak Millî Türkmen Partisi" kurulmuştur.
İlk defa 1995 yılında K. Irak'ta faaliyet gösteren Türkmen grup ve partiler,
"Türkmen Cephesi" adı altında birleşmeye başlamışlardır. Bunun sonucu
I'nci Türkmen Kurultayı Ekim 1997 yılında Erbil'de yapılabilmiştir. 1995
yılından sonra 36'ncı paralel kuzeyinde "Akıncılar Teşkilâtı" adı altında
silâhlı Türkmen birlikleri oluşturulmaya başlanmıştır. İran'da Yaşayan
Türkler Türklerin İran'a ilk defa ne zaman geldikleri hakkında kesin
bir bilgi bulunmamakla birlikte, Türklerin İran yaylası üzerinden Mezopotamya'ya
çok eski tarihlerde inmiş olmaları muhtemeldir. Sümerlerle başlayan bu
göç MÖ. VI'ncı yy.'la Kafkasya'dan gelip, İran'a yerleşen Saka Türkleri ile devam
etmiş, daha sonra bölgeye Albar Türkleri yerleşmiştir. İlk yurtları Pamir olan
ve menşe itibariyle Aryani olan İranlılar ise Karadeniz ve Hazar kıyılarından
MÖ. 2.000 yıllarında bölgeye göç etmişlerdir. Dolayısıyla İran'daki Türk varlığı
Farslarda 4.000 yıl önce gerçekleşmiştir. MS 395 yılında Batı Hun İmparatorluğu'nun,
yıkılması ile birlikte Volga boylarından İran'a inerek Horasan bölgesine yerleşen
Türkler ve Ak Hun Devletini kurmuştur. Daha sonra Gök-Türk devleti İran'da Kandahar
bölgesine kadar olan yerleri Türkleştirmiştir. Göktürk devletinin yıkılmasından
sonra İran'a Oğuz göçü başlamış, Gazneliler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Horasan
Selçuklu devleti, Türk Atabeylikleri, Harzemşahlılar, İlhanlılar, Ak Koyunlu ve
Safavi devleti ile İran Türklerin hâkimiyetinde kalmıştır. Safavi devletinde
Şah İsmail'den sonra İran Türk karakterinden uzaklaşmaya başlamış, Osmanlı İmparatorluğu
Tebriz dahil, Hazar denizine kadar olan bölgeyi ele geçirmiş, bundan sonra İran'a
hâkim olan Avşar ve Kaçar hanedanları son Türk hanedanı olarak tarihte yerlerini
almışlardır. İngiliz desteği ile Kaçar Hanlığını yıkan General Rıza,
İran'da ilk defa Fars asıllı bir hanedan kurmuş, bu hanedan oğlu Rıza zamanında,
dinî bir hareket sonucu yıkılmış ve 1979 yılında İran İslâm Cumhuriyeti kurulmuştur.
Bugün özellikle Şahlık rejimi başta olmak üzere İran'da Türk tarihini ve
Türkleri silmek için oynanan oyunlar aynı hızla devam etmektedir. Türk toplumu
üzerinde tam bir baskı rejimi devam etmektedir. 900 yıl İran'a hâkim
olan Türkler, günümüzde de çoğunluğu teşkil etmektedir. Tarih ve nüfus itibariyle
İran aslında bir Türk ülkesidir. Fars azınlığın Türk çoğunluğuna tahakkümü İran'da
yaşanmaktadır. Yukarıda açıkladığımız tarihin getirdiği 32 milyondan
fazla Türk İran'da yaşamaktadır. Türkler İran nüfusunun %50'sinden fazlasını oluşturmaktadır.
Türkiye hududundan başlayıp, İran'ın hemen hemen her bölgesinde yaşayan Türkler,
aşağıdaki boy ve topluluklardan meydana gelmektedir. 1. Azerbaycan Türkleri:
nüfusları 20 milyonun üzerinde olup, bugün kuzeydoğu İran olarak adlandırılan
Güney Azerbaycan'da yaşamaktadırlar. 2. Kaşgaylar; Güney İran'da Fars
eyaletinde yerleşiktirler. Nüfusları 2 milyon civarındadır. 3. Afşarlar;
Daha çok Zencan, Ahvaz ve Horosan bölgelerinde çoğunluktadırlar. Nüfusları 1.8
milyondan fazladır. 4. Şahsevenler; Güney Azerbaycan'ın kuzeydoğu bölgesinde yaşamaktadırlar.
Nüfusları 740 bin civarındadır. 5. Kaçarlar; Gürgan'ın Sovar, Saku ve
Mazenderen eyaletlerinin Hazar-Cebir bölgesinde yarı yerleşik bir hayal sürmektedirler.
Nüfusları 180 bin dolaylarındadır. 6. Karapapahlar; Sulduz eyaleti Usnu
doğusunda ve Güney Azerbaycan'ın Soğukbulak bölgesinde yerleşmişlerdir. Nüfusları
180 bin civarındadır. 7. Hamse Türkleri; Yaşadıkları Hamse vilâyetinin
adı verilmiştir. Aslen Innanlu, Baharlu ve Nefer boylarıdır. Nüfusları 320
binden fazladır. 8. Kengürlüler; Tahran'ın Veramin ve Kum bölgesine yayılmışlardır.
Nüfusları 380 bin dolayındadır. 9. Karadağlılar; Karadağ bölgesinde yaşamaktadırlar.
Sayıları 360 bin civarındadır. 10. Horasani ve Boçağçi Türkleri; Kirman
ve Belücistan bölgesinde yaşamaktadırlar, 13 soya ayrılan ve 380 bin civarında
nüfusları olan bir Türk topluluğudur. 11. Karayiler; Horasan eyaletinin
Türbete Haydari'nin güneyine yerleşmişlerdir. Nüfusları 600 binden fazladır.
12. Türkmenler; Türkmenistan Cumhuriyetine yakın kuzeydoğu İran'da Horasan
bölgesine yerleşmişlerdir. Nüfusları 2 milyon civarındadır. İran'da bugün
devamlı Fars-Türk çekişmesi devam etmekte, özellikle Tebriz'de yoğun olarak görülmektedir.
Müslüman Halk Partisi ve Humeyni tarafından FKÖ militanları tarafından öldürülen
Şeriat Medari'nin yerine geçen Hamaney'in liderliğinde Türk Hareketi devam ederken,
Tebriz'de Azeri milletvekillerinin oluşturduğu 43 kişilik "Azeri Temsilciler
Grubu" teşkil edilmiştir. Ancak İran'da muhalefet yapma imkânı olmadığından,
Avrupa ve Türkiye'de faaliyet göstermektedirler. Çin Halk Cumhuriyetinde
Yaşayan Türkler Çin Halk Cumhuriyetinde Uygur, Kazak, Salar (Salur),
Şibe (Şive), Özbek ve Tatar Türkleri yaşamaktadır. Çinliler ülkede yaşayan diğer
etnik grupların nüfuslarını vermekten ısrarla kaçınmakta, açıkladıkları istatistiklerde
yanlış bilgiler vermektedirler. Ancak son araştırmalar sadece Çin işgali altında
bulunan Doğu Türkistan'da 30 milyondan fazla Türk olduğunu göstermektedir.
Bugün Doğu Türkistan hariç Çin'de yaşayan Türklerin (Çinghai ve Gansu eyaletleri)
nüfusları hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Sadece bu eyaletlerde yaşayan
Salar (Salur)'ların 1982 yılında 69.503 nüfusa sahip oldukları resmi istatistiklerden
anlaşılmaktadır. Diğer Türklerde göz önüne alındığında bugün bu sayının çok yükseklerde
olduğu tahmin edilmektedir. DİĞER TÜRK TOPLULUKLARI
Karaimler Musevî dininden olan fakat Talmud'u kabul etmeyen bir
Türk topluluğudur. Hazarların devamı oldukları ileri sürülen Karaimler, Kray olarak
bilinen çok eski Türk topluluğudur. Nüfusları 15 bin civarında olup yoğunlukla
Kırım'da yaşamaktadırlar. Bir kısmı Litvanya, Ukrayna, Polonya ve İsrail'e dağılmışlardır.
Kırımçaklar Karaimler gibi Yahudi inancında olan bu Türk
topluluğu SSCB'nin Avrupa bölümünde yaşamakta olup nüfusu 1500-2000 kişi kadardır.
Polonya, Litvanya ve Beyaz Rusya Tatarları Bundan 600 yıl
önce Tataristan'ın başkenti Kazan'dan batıya göç eden Türkler, Beyaz Rusya, Lityanya
ve Polonya'ya yerleşmişlerdir. Kendi gruplarından ayrı düşen bu Türkler zamanla
kendi dillerini kaybetmeye başlamışlardır. Ancak kendi kültür ve Türklüklerini
devam ettiren bu Türkler yaşadıkları bölgelerde birçok cemiyet ve dernek kurarak
kültür ve geleneklerine sahip çıkmaktadırlar. Bugün Lityanya'da 30 bin,
Beyaz Rusya'da 17 bin, Polonya'da 4.500 (Bigavistok Şehrinde) Türk yaşamaktadır.
Tacikistan ve Afqanistan'da Yaşayan Türkler Afganistan'da
ve Tacikistan'da 15 milyona yakın Hazara, Özbek, Kazak, Türkmen, Kırgız, Karakalpak,
Başkur'ı, Uygur Türk'ü daha ziyade Afganistan kuzeyi ile Hindikuş dağlık bölgesinde
toplu olarak yaşamaktadırlar. Özbekler: Herat, Bala Murgap, Maymana,
Şıbırgan; Seripul, Akça, Belh, Mezar-ı Şerif ve Tükurgan'da Türkmenler:
Teke, Yomurt, Herat, Maymana, Maruçak ve Andhui'de Kırgızlar: Afgan Pamiri
ve Vahan'da Kazaklar: Hanabad'da, Karakalpaklar ise dağınık bir hâlde yaşamaktadır.
Hazara Türkleri: 1991 yılında BM yardımı ile yapılan sayımda Afganistan'da 6.5
milyon Hazar Türkü yaşamaktadır. Bamyan, Paryan, Kabil, Meydan, Gazne, Hor, Kunduz,
Belh (Mezar-ı Şerif) şehirlerinde çoğunluk olarak yaşamaktadırlar. AVRUPA'DA
YAŞAYAN TÜRKLER 1960'lı yıllar başında özellikle Türkiye'den olmak
üzere Avrupa'ya başlıyan işçi akımları nedeniyle başta Almanya olmak üzere Fransa,
İsviçre, Hollanda, Belçika, İngiltere, Danimarka ve İsveç'te olmak üzere birçok
Türk ailesi yerleşmiştir. Eurostat'a göre Almanya'da 2.014.000, Fransa'da
268.000, Belçika'da 88 bin, İsviçre'de 77 bin, Hollanda'da 64 bin, İngiltere'de
37 bin, Danimarka'da ve İsveç'de 35 bin'er olmak üzere 2 milyon 800 bin Türk yaşamaktadır.
Son yıllarda bağımsızlığını kazanan Türk devletleri ve Rusya Federasyonu'nda
yaşayan bir kısım Türklerin Avrupa'ya göç ettiği bilinmektedir. Bu Türkler de
eklendiğinde bugün Avrupa'da 3.5 milyondan fazla Türk yaşamaktadır. Özellikle
Almanya başta olmak üzere 50 bine yakın (bunun 40.500'ü Almanya'da) Türk kendi
işini kurmuş, iş adamı olmuştur. Almanya'da doğan, büyüyen ve eğitim
gören 2'nci ve 3'üncü nesil gençler, dillerini, kültürlerini unutmaya başlamışlardır.
Bunu önlemek için kurulan çeşitli vakıf ve dernekler yeterli olmamakta Türkiye'nin
bu konu üzerinde acil desteği gerekmektedir. Macarlar
Avrupa'da yaşayan Türklerle ilgili diğer bir konuda Macarlardır. MS 896 yılında
Orta Asya'dan Macaristan'a yerleşen bu topluluk, 1235 yılından beri "kök"
arayışını sürdürmektedir. Son olarak Macar ilim adamlarının köklerini Uygur Türklerine
dayadıkları bilinmektedir. Bilindiği gibi SSCB Macarları kendi yörüngelerinde
tuta- bilmek için Macarların Orta Asya ve Urallardan geldiğini kabul etmiyorlardı.
Komünizmin çöküşü ile gittikçe artan kök araştırmaları sonucu 1986 yılında Doğu
Türkistan'ın başkenti Urumçi'de bir mezarlıkta (1200 mezar üzerinde) araştırma
yapan ilim adamları, bu mezarlıkta çıkan kalıntılar ile IX. ve X. asırda Macaristan'daki
mezarlardan çıkan kalıntıların aynı olduklarını gördüler. Silâhlar, gömülüş şekilleri
ve üzerindeki yazılar aynı idi. Burada çalışmalarını devam ettiren Macar
ilim adamlarından Istvan Kiszeley (antropolog) bu mezarlığın Uygurların bir kolu
olan "Yugarlara" rastladı. Yugarlarda sadece 9 bin kişinin bildiği 73
şarkının, Bartok tarafından dünyada meşhur edilen beş tonlu Macar şarkıları ile
aynı olduklarını tespit etti. Bir Uygur kabilesi olan Yugarlar'ın İslâmiyet'i
kabul etmeden önceki kültürleri, örf ve âdetlerinin, MS Xl. yüzyılda Macarların
Hıristiyanlığı kabul etmeden önceki kültürlerine çok benzediğini de kabul etti.
Kiszely'e göre V. yüzyılda Doğu Türkistan'ı terkeden ve batıya göç eden Yugarlar,
Finlilerle karışarak şimdiki Macarları ve Macar dilini ortaya çıkardılar.
AMERİKA'DA YAŞAYAN TÜRKLER Bugün ABD'inde Türkiye, Azerbaycan,
Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, KKTC, Rusya Federasyonu, Çin
ve Afganistan içerisinde yaşayan Türk devlet ve Topluluklarından 500 bin civarında
Türk yaşamaktadır. ABD'nin çeşitli eyaletlerine dağılmış bulunan Türkler
arasında güçlü vakıf ve dernek faaliyetleri bulunmaktadır. Türk-Amerikan dernekleri
40 yıldır Türk dünyasına faydalı hizmetler vermektedirler. Kızılderililer
Kızılderililerin menşeleri hakkında birçok teoriler bulunmaktadır. Bunlardan
birisi de binlerce yıl önce Asya'dan Bering boğazını geçerek Alaska'ya gelen,
oradan 25 bin yıl gibi uzun bir dönemde Amerika kıtasına yayılan bu insanların,
bir kısmı bugün Kanada topraklarına yerleşirken, diğerleri ABD, Meksika, Orta
Amerika hatta güney Amerika'ya kadar giderek yerleşmişlerdir. Birçok
bilim adamı gibi dil bilimcilerin Kızılderililer hakkında yaptığı araştırmada,
Kızılderili kabilelerinin konuştuğu dilde yaklaşık 400-600 Türkçe kelime bulunduğunu
tespit etmiştir. Araştırmalar sonucu bu kavimlerin Asyalı olduğu, Kuril
adaları üzerinden Amerika'ya geçtiklerinin kanıtladığını belirten bazı bilim adamlarına
göre "Kızılderililer Türk ırkından gelmektedir". Meluncanlar
Amerika'da yaşayan diğer bir Türk grubunun Meluncanlar olduğu son yıllarda
yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Tarihi belgelere göre 1550 yıllarında
Portekiz'e esir düşen 400 Türk leventinin Amerika'da İngilizler tarafından kurtarılmasını
müteakip Kızılderili kızları ile evlenmeleri sonucu ortaya çıkan bir gruptur.
Bugün Tennessee, Kentucky, Georgia, North Carolina, Virginia, West Virginia
eyaletleri ile Apalaş Dağlarında 40 bin kadar Meluncan yaşamaktadır.
Bütün bunların dışında Avustralya, Libya, Mısır, S.Arabistan, Kuveyt gibi ülkelerde
350 binden fazla Anadolu, Kazak, Uygur, Özbek Türkleri ile Türkmenler dağınık
hâlde yaşamaktadırlar.
|