| TÜRK
DÜNYASINA GENEL BAKIŞ | |
|
| | 21
Kasım 1996 yılında toplanan Türk Halkları Asamblesi Balkarlıların isteği üzerine
Balkar Cumhuriyetinin ilân edilmesi ve Kabardey-Balkar Cumhuriyetinin terkibinden
çıkarılması için siyasi bir beyanname yayımlamıştır. Şimdi Rusya Federasyonunun
bu kararı uygulama şekli beklenilmektedir. Kırım Cumhuriyeti
Karadeniz'in kuzeyinde Kırım yarımadasında Ukrayna'ya bağlı özerk cumhuriyet
olan Kırım'ın yüzölçümü 26.945 km2'dir Başkenti Akmescit, nüfusu 2.632.400
olan Kırım Cumhuriyeti nüfus kompozisyonunda Kırım Türkleri, Rus ve Ukraynalılardan
sonra 300 bin nüfusla üçüncü sırayı almakta, ayrıca Karaim ve Kırımçak Türklerinden
bir kısımda Kırım'da yaşamaktadırlar. MÖ VII. -IV yy'larda Kırım'a ilk
defa yerleşen Türkler, MS 395 yılında Büyük Kavimler Göçü ile Kırım'ı vatan yapmışlar
ve birçok devlet kurmuşlardır. Moğol, Altınordu, Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu
idaresine giren Kırım, 1774 yılında Küçük Kaynarca anlaşması ile bağımsız devlet
olmuş, 1783 yılında Rus işgaline uğramış, 1793 yılında yapılan Yaş Antlaşması
ile Rusların idaresi altına girmiştir. Ruslara karşı kanlı isyanlar başlamış,
1790 isyanında 300 bin, 1860- 62 yıllarında 142 bin Türk sadece sürgün edilmiş,
bu isyanlarda şehit olanların, tutuklananların hesabı bile yapılmamıştır.
1900'lü yıllarda İsmail GaspıraIı'nın öncülüğünde başlâyan Millî Hareket,
Ekim 1917 devrimi sonrası 26 Aralık 1917'de Kırım Cumhuriyetinin ilânına neden
olmuş, ancak 3 yıl sonra 20 Ekim 1920'de tekrar Rus işgaline maruz kalmıştır.
18 Ekim 1921 yılında de Kırım Tatar Muhtar Cumhuriyeti adı ile SSCB'ye bağlanmıştır.
1924-1945 acı geçen yıllar olmuş, II. Dünya Harbinde Alman işgaline uğrayan
Kırım, Almanların çekilmesinden sonra tekrar Rus işgaline uğramış, Almanlarla
iş birliği yaptığı gerekçesi ile 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırm'da tek Türk kalmamacasına
sürgüne tâbi tutulmuşlardır. Bu sürgünde 100 binin üzerinde. Türk katledilmiştir.
Yerlerine Rus ve Ukraynalılar yerleştirilmiştir. 27 Şubat 1954 yılında
SSCB Yüksek Sovyet'inin kararıyla Ukrayna'ya bağlanan Kırım, 1967'de Kremlin'in
yayımladığı bir kararla sürgündeki Kırım Türklerine vatana dönüş izni çıkmıştır.
SSCB'nin dağılmasından sonra Kırım, Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında
çıbanbaşı olmuştur. Kırım'da bulunan ve dünyanın en güçlü donanmalarından biri
olan Karadeniz Filosu bu anlaşmazlığın temelini oluşturmaktadır. Ayrıca Kırım
nüfusunun %60'ını teşkil eden Rusların varlığı da anlaşmazlığın ikinci sebebidir.
Kırım'da mevcut aşırı Tatar milliyetçiliği SSCB'nin dağılmasından sonra aktif
olarak faaliyete geçmiş, 1950 yılında kurulan "Kırım Tatar Milli Hareketi"
1989 yılında Özbekistan'da yapılan bir toplantıda "Kırım - Tatar Millî Hareketi
Teşkilâtı" adını alarak, Kırım'da teşkilâtlanmaya başlamıştır. 1991
yılında Kırım'da yapılan seçimlerde başarı gösteremeyen Kırım Türkleri, Kırım-Tatar
Millî Hareketi Teşkilâtının başarılı çalışmaları sonucu, aynı yıl Kırım - Tatar
Kurultayında Kırım Cumhuriyetinden ayrı 33 üyeli "Kırım - Tatar Millî Meclisini"
kurmuşlardır. Bunun sonucu 1993 Kırım seçimlerinde, Kırım Yüksek Sovyeti 38 kişilik
Kırım Parlâmentosunda 14 milletvekilinin Türk olmasını kararlaştırmıştır. Bu seçimlerde
55 Rus, 14 Türk parlâmentoya girmiş, Türk milletvekillerinden birisi başbakan
yardımcısı, ikisi de bakan olmuştur. 1994 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimleri
Rusya ile Ukrayna arasında müthiş bir yarışa sahne olmuş, Rus ve Ukraynalı iki
isimin katıldığı seçimlerde Rus aday kazanmış, Cumhurbaşkanı olan Rus Meşkov Rusya
ile yakın ilişkiye girerek, hazırladığı yeni anayasada Kırım'ı Rusya Federasyonu'na
bağlamaya kalkmıştır. Ukrayna bu anayasayı feshederek, Meşkov'un elinden bütün
yetkilerini almış, yerine Ukrayna kökenli A. Lenoid Kravçuk'u devlet başkanı,
Kırım Türk'ü Dr. İlmi Üner'i de yardımcısı olarak atamıştır. A. Lenoid Kravçuk'un
başarısız idaresi üzerine 31 Mart 1995 yılında Kırım Hükümetini doğrudan Ukrayna
Cumhurbaşkanlığına bağlamış, 20 Nisan 1995 yılında da Cumhurbaşkanlığı kaldırılarak
yerine bir komisyon kurulmuştur. Kırım Türkleri bu gelişmeler üzerine
26-30 Haziran 1996 tarihinde 3. Kurultaylarını yaparak yeniden 30 milletvekili
seçmişler ve yeniden bağımsızlık deklarasyonu yayımlamışlardır. Kırım'da
en önemli sorun, Türklerin nüfus azlığı, Kırım Tatar Milli Hareketi ile Kırım
Tatar Millî Meclisi arasındaki sürtüşmeler ve aşırı Tatar milliyetçiliğidir. Diğer
bir sorun ise her iki teşkilâtın liderliğini yapan M.A. Kerim Cemiloğlu'dur. Kırım
Tatar teşkilâtlarına kendi yandaşlarını getirmekte, Kırım Tatarlarını kendi kontrolü
altında tutarak, diğer milliyetçilere hak tanımadığı değerlendirilmektedir.
Saha Cumhuriyeti Doğu Sibirya'da Rusya Federasyonuna bağlı
özerk bir Türk cumhuriyetidir. Ülkenin yüzölçümü 3.103.000 km2 ile Türkiye'nin
dört katı büyüklüğündedir. Nüfusu 1.2 milyon olan cumhuriyette bu nüfusun 480
binini Saha Türkü teşkil etmektedir. Ruslar %50 ile çoğunluktadır. Başkenti Yakuts
olan Saha Cumhuriyetinde yaşayan Saha Türkleri Şaman olup, Müslümanlık yeni yeni
yayılmaya başlamıştır. Eski Türk kültürünü hâlâ muhafaza eden Sahalar, hâlen Rusların
uydurma Kril alfabesini kullanmaktadır. 17'nci yy. başlarında Rus işgaline
uğrayan Sahalar, 1633-1638 yılları arasında Ruslarla amansız bir mücadeleye girmişlerdir.
Teknik ve sayısal açıdan az olan Sahalar karşısında Ruslar 1638 yılında Ruslar
bütün Sahaistan'ı ele geçirip, "Yakut Askeri İdaresi"ni kurmuşlar ve
Sahaistan'ı Rusya'nın bir vilâyeti olarak ilân etmişlerdir. 1905 yılında
Rusya'daki karışıklıktan faydalanan Sahalar, 9 Ocak 1906 tarihinde "Yakut
Mili Birliği"ni kurarak, 27 Nisan 1906 yılında ayaklanmışlar, tutuklanarak
en ağır cezalara çarptırılmışlardır. 1917 Komünist İhtilâlinden sonra
Yakutistan komiseri ve Yakut Millî Komitesi, Sovyet yönetimini tanımamış, akabinde
Saha milliyetçileri Saha Omux "Saha Milleti" ve Saha Aymax "Saha
Kavmi" adlı teşkilâtları kurmuşlardır. 1918 yılında bağımsızlıklarını ilân
eden Sahalar, Kızıl Ordunun 30 Mart 1919 yılındaki büyük katliamıyla karşılaşarak
1921 yılına kadar bütün ülkenin işgaline mani olamamışlardır. 27 Nisan
1922'de otonom, 1923 yılında muhtar cumhuriyet olan Sahaistan, SSCB'nin dağılması
ile birlikte, 1990 yılında bağımsızlığını ilân etmiş, ancak Rusya Federasyonunun
baskısı ile 1991'de Rusya Federasyonuna bağlı özerk cumhuriyet hâline dönüşmüştür.
Saha Parlâmentosunda ezici çoğunluk Ruslarda bulunmaktadır. Bağımsızlık ve
milliyetçilik hareketinin başını çeken Uhhuan Nikolayaviç'in başında bulunduğu
"Keskile" hareketidir. Bu hareket hiçbir yerden vardım almadan faaliyetine
devam etmektedir. Tataristan Cumhuriyeti Rusya Federasyonuna
bağlı Volga nehri boylarında yer alan Tataristan, Çuvaşistan ve Başkurtistan Türk
cumhuriyetlerine komşu bir ülkedir. Volga Nehri üzerinde yapılan barajla
üç parçaya bölünen Tataristan'ın yüzölçümü 67.836 km2'dir. Cumhuriyetin
nüfusu 3.750.000 (1992) olup, nüfusun %53'ünü Tatar Türkleri, %42'sini Ruslar
teşkil etmektedir. Tataristan dışında 7 milyon Tatar Türkünün yaşadığı tahmin
edilmektedir. Başkenti Kazan şehridir. Çoğunlukla Müslüman olan ülkede
küçük bir kısım Ortodoks bulunmaktadır. Tatar Türkçesi, Türk lehçelerinin
Kıpçak grubuna dahildir. Bugün Lâtin harfine geçme çalışmaları yapılmaktadır.
1552 yılında Rus işgaline uğrayan Tataristan, asırlarca sürecek isyan, göç, sürgün,
Hristiyanlaştırma, Ruslaştırma ve topraklarının elinden alınması ile karşı karşıya
yaşamış, milyonlarca Tatar Türk'ü bu uğurda şehit olmuştur. Bütün bunların sonucu
29 Kasım 1917'de ilân edilen İdil-Ural devleti, 1918 yılında Tatar-Başkurt, 27
Mayıs 1920 yılında da Tatar Muhtar Cumhuriyetine dönüşmüştür. SSCB'nin
yıkılmasıyla 30 Ağustos 1990 yılında Tataristan Parlâmentosunun aldığı bağımsızlık
kararını 1 Şubat 1992'de ilân edilmiş, Mart 1992 yılında halk referandumu ile
kabul edilerek, 30 Ağustos 1992 yılında Bağımsızlık Deklârasyonu ile yayımlanmış,
ancak Rusya Federasyonu bu bağımsızlığı kabul etmeyerek Tataristan'a Özerk Cumhuriyet
statüsü tanımıştır. 15 Şubat 1994'te iki taraf arasında yapılan anlaşmada belirli
tavizler almıştır. Bugün Tataristan'da Millî Hareket Partileri ve teşkilâtları
çalışmaktadır. Bunlar arasında "Tataristan İçtimaî Merkezi Hareketi",
"Tataristan Milli Ittifak Partisi", "Demokratlar Partisi",
"Mercani Cemiyeti", "Bulgar el-Cedid Teşkilâtı", "Azatlık
Tatar Gençler Birliği", "Türk Halkları Asamblesi", "Dünya
Türk Gençler Birliği"dir. En önemli ve etkili hareket Tataristan
İçtimaî hareketidir. 130 üyeli parlâmentoya sahip Tataristan'da Devlet
Başkanı Mintimer Saimiyev, Başbakan ise bağımsızlık yanlısı Ferit Muhammetşın'dır.
TC. Kazan'da temsilcilik açmak için faaliyete geçmiş, Moskova'dan izin beklemektedir.
Tuva Cumhuriyeti Orta Asya'da Sibirya'nın en büyük nehirlerinden
biri olan Yenisey nehri boylarında Yukarı Yenisey havzasında yer almaktadır. Rusya,
Hakas, Altay ve Moğolistan'la komşu olan cumhuriyetin yüzölçümü 170.500 km2'dir.
Başkenti Kızıl şehridir. Nüfusu 306.600 olan cumhuriyette bu nüfusun 207
bini Tuva Türküdür. Rus ve Moğol diğer sıraları almaktadır. Ayrıca Rusya'da 180
bin, Moğolistan'da 24 bin Tuva Türkünün yaşadığı tahmin edilmektedir.
Tuva halkı genellikle Şaman olup, dili Türkçedir. 1940'lardan sonra Kril harfleri
kullanmaya başlamışlardır. Orta Asya'nın en eski yerli halklarından biri olan
Tuva Türklerinin çekirdeği M.Ö. VIII- III. asra kadar dayanmaktadır. Hun, Gök-Türk,
Kırgız, Moğol, Mançu-Çin ve Rus idaresinde yaşayan Tuva, 1911 yılında isyan ederek
bağımsızlığını ilân etmiş, 1914 yılında Rus işgali ve 1917'de komünistlerin iktidara
gelmesiyle, 14 Ağustos 1921 yılında Tannu-Tuva Halk Sovyet Cumhuriyeti kurulmuş,
1930 yılında Tuva Halk Cumhuriyeti adını alan Tuva 1944 yılında tekrar Ruslar
tarafından işgal edilerek, SSCB'nin bir parçası olmuştur. Ekim 1961 yılında
otonom bölge, SSCB'nin parçalanmasıyla Mart 1991'de Özerk Cumhuriyet olmuştur.
Tuva Parlâmentosunda Türkler çoğunlukta olmasına rağmen, hükümetin Rus yanlısı
bir politika izlediği dikkati çekmektedir. Karakalpak Cumhuriyeti
Özbekistan Cumhuriyetine bağlı özerk bir cumhuriyetti Özbekistan'ın kuzeybatısında
yer alan cumhuriyetin nüfus 423.436 civarındadır. Rus knezlerinin kalabalık
Peçenek boylarını hudut boylarına yerleştirmesiyle ve Karakalpak giydiklerinden
bu adı anılan topluluk, Türk diyalekti ile konuşan bir Türk boyudur.
1925 yılında Kazakistan'a bağlı muhtar bölge olan Karakalpakistan, 1932 yılında
Kazakistan'dan ayrılarak, Muhtar Cumhuriyet olmuş, 1936 yılında Özbekistan'a bağlanmıştır.
Nahcivan Cumhuriyeti Türkiye'nin doğu sınırında, Azerbaycan'a
bağlı özerk bir cumhuriyettir. Yüz ölçümü 5.500 km2, nüfusu 272 bin civarındadır.
Türkiye ile 11 km'lik bir sınıra sahiptir. 1992 yılında Aras nehri üzerinde açılan
bir köprü ile Türkiye'ye kara yolu ile bağlanmıştır. Türkiye 16 Mart
1921 yılında Moskova'da imzalanan Türkiye-Rusya Dostluk Antlaşmasının 3. maddesinde
belirtildiği üzere, Nahcıvan'ın koruyuculuk hakkını üçüncü bir devlete hiçbir
zaman bırakmamak üzere Azerbaycan koruyuculuğunda özerk bir bölge olarak kalması
kabul edilmiştir. MUHTAR TÜRKK CUMHURİYETLERİ Doğu
Türkistan Cumhuriyeti Doğusunda Moğolistan ve Çin, batısında Kazakistan
ve Kırgızistan, kuzeyinde Rusya, güneyinde Hindistan ve Tibet'le çevrilmiş olan
Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhuriyetine bağlı muhtar bir cumhuriyettir. Yüz ölçümü
1.828.418 km2'dir. 1990 yılındaki bir araştırmaya göre 30 milyon Türk
yaşamaktadır. En eski Türk yurdu olan Doğu Türkistan, 1876 Çin istilasından sonra
Çinlileştirmek istenmekte ve bu uygulamaya karşı direnen milyonlarca Türkün kanı
dökülmektedir. Başkenti Urumci olan Doğu Türkistan'ın yer altı ve yer
üstü zenginlikleri Çinliler tarafından sömürülmektedir. Petrol zenginliği başta
olmak üzere altın, gümüş, uranyum, bakır, kömür gibi birçok kıymetli madenler
bulunmaktadır. Bugün Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketine karşı, Çin
tarafından acımasızca yargısız infazlar, işkenceler, organ nakilleri, zorunlu
doğum yasağı ve zorunlu kürtaj, ekonomik talan, eğitim ve kültürün kısıtlanması,
dini inançların kısıtlanması uygulanmakta, nükleer denemelerin Doğu Türkistan'da
yapılmasına devam edilmektedir. Hun, Göktürk, Uygur, Kensu-Uygur, Edikut-Uygur,
Karahanlılar, Uygur Hanlıkları, idaresinde yaşayan Doğu Türkistan iki kez Çin
istilâsına uğramış ve 1876 yılında Çin idaresine girmiştir. 1894 yılında
Çinliler tarafından "Yeni Kazanılmış Toprak" anlamındaki "Sinkiang-Sincan"
olarak adı değiştirilmiştir. XX. asırda birçok isyanlarla bağımsızlık mücadelesi
veren Doğu Türkistan, 12 Kasım 1933 ve 7 Kasım 1944 yılında iki kez bağımsızlığını
ilân etmiş, ancak Çinlilerin acımasızca katline maruz kalmıştır. 1955 yılında
özerk bölge olarak idari statüsü belirlenen Doğu Türkistan, Asya'nın kalbi "Pivot
of Asia" olarak nitelendirilmektedir. Çinlilerin Türkler üzerinde
uyguladıkları baskı sonucu, son 30 yılın en büyük isyanı 2 Şubat 1997 günü patlak
vermiş, Kadir gecesi Gulca şehrinde bir camide Kur'an okuyan kadınların Çin milislerince
dövülmesi ve üçünün işkence ile öldürülmesi neticesinde olaylar başlamıştır.
45 yıldır bağımsızlık ve özgürlük yanlısı yer altı faaliyet gösteren "Doğu
Türkistan Halk Partisi" ile "Doğu Türkistan İslâm Partisi" mensupları
devreye girerek, Kızıl Çin askerlerinin saldırılarına karşı koymaya başlamışlar,
olaylar ayaklanmaya dönüşmüş, sonuçta beş bine yakın Doğu Türkistanlı tutuklanmış,
162 kişi idam edilmiştir. Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti
Kuzey Kafkasya'da Kafkas sıradağlarının orta bölgesinde Rusya Federasyonuna bağlı
özerk bir cumhuriyettir. 1828 yılında Rus hâkimiyetine giren bölgede Balkarlı
Türklerden zorla ayrılan Karaçaylı Türklere Rusya Çerkezlerle birlikte bu devleti
kurdurmuştur. Yüz ölçümü 14.100 km2 olup, nüfusu 415 bindir. Bunun %31'i
Karaçaylı Türk, %10 Adige, %42 Rustur. Başşehri Çerkessk olan cumhuriyette Türkler
güneyde özellikle Kuban nehri yakınlarında yaşamaktadırlar. Hun, Bulgar
Türkleri, Hazarlar, Kıpçakların torunları olan Karaçaylılar 1800'lü yıllara kadar
bölgede kurulan Türk devletleri idaresinde yaşamışlar, 1806-1812 Osmanlı-Rus savaşı
sonucu yapılan Belgrat Antlaşması ile Ruslar'ın idaresine girmişlerdir. 1822,
1835-37, 1845-46, 1853 -1855 yıllarındaki isyanlar sonucu binlerce Karaçaylı şehit
olmuştur. 1860 yılında bölgede özel bir sistem kuran Ruslar, Türkleri
ikiye bölmüş, Karaçaylıları Kuban, Malkarlıları Terek eyaletine bağlamışlardır.
1873 ve 1900 yıllarında isyan eden Karaçaylıların toprakları ellerinden alınmış,
1917 ihtilâli sonrası bolşeviklerin verdiği bağımsızlık sözünün tutulmaması üzerine
tekrar isyan ederek, 1918'de Kuzey Kafkasya Birleşik Cumhuriyetine katılmışlardır.
Kafkasları tekrar ele geçirmek isteyen Bolşevikler'e 1920-1922 yılları arasında
direnen Karaçaylılar, 1922 yılında Rus işgaline karşı koyamamışlar, Karaçaylılar
yeniden Malkarlı Türklerden ayrılarak, Karaçaylıları Çerkezlerle, Malkarlıları
Kabardeylerle aynı yönetim altına almışlardır. 1926 yılında Karaçay-Çerkes
Özerk Bölgesi olmuş, aynı yıl ve 1932 -34 yıllarında isyan eden Karaçaylıların
%40'ı öldürülmüş ve Sibirya'ya sürülmüştür. II. Dünya Harbinde de Almanların işgaline
uğrayan Karaçay, Almanlar'ın çekilmesinden sonra Kızıl Ordu işgaline uğramış ve
Almanlar'a yardım edildiği gerekçesi ile 2 Kasım 1943 tarihinde Sibirya'ya sürülmüştür.
1957 yılında affedilerek yurtlarına geri gelmeye başlamışlardır. Bugün Karaçay'da
bağımsızlık yanlısı birçok kuruluş bulunmaktadır. "Karaçay Cemaatı"
bunların başını çekmektedir. Ayrıca "Karaçay Gençlik Teşkilâtı" milliyetçi
bir teşkilât olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. TÜRK TOPLULUKLARI
Kafkasya'da Yaşayan Türkler Ahıska Türkleri
1578 yılından 1828 Rus işgaline kadar Anadolu'dan bölgeye yerleştirilen ve Anadolu
Türklüğünün ayrılmaz bir parçası olan Ahıska Türklerinin asıl vatanı bugünkü Gürcistan
Cumhuriyetinin toprakları içinde kalan ve Türkiye ile komşu olan Ahıska, Ahılkelek,
Aspinza, Adıgen ve Bogdanovka vilâyetleridir. Buraya yerleşen Türklere Ahıska
Türkleri denmesinin sebebi ise bu vilâyetleri içine alan bölgenin coğrafi isminin
Ahıska olmasından ileri gelmektedir. Son 70 yılda üç defa sürgüne uğrayan
ve 1944 yılında kanlı diktatör Stalin'in hışmına uğrayarak sürgüne tâbi tutulan
bir Türk grubu da Ahıska Türkleridir. Ahıska Türkleri bu kanlı sürgünde SSCB'nin
birçok bölgelerine dağıtılmışlar ve binlerce şehit vermişlerdir. Gürcistan'da
ancak Gürcü adı almak şartı ile ülkeye kabul ettikleri Ahıska Türkleri bugün 13
cumhuriyetin 4264 değişik bölgelerinde yaşamaktadırlar. Rusya Federasyonunun
28 yerleşim biriminde 70 bin, Kazakistan'da 145 bin, Azerbaycan'da 106 bin, Kırgızistan'da
57 bin, Özbekistan'da 30 bin, Ukrayna'da 18 bin, Türkiye'de 200 bin, çeşitli ülkelerde
üç bin olmak üzere 629 bin Ahıska Türkü yaşamaktadır. Bugün Kazakistan,
Rusya, Ukrayna, Azerbaycan ve Türkiye'de birçok dernek ve vakıfları bulunmaktadır.
Kumuk Türkleri Kafkasya'yı vatan edinen Türkler arasında
nüfus bakımından Azerbaycan Türklerinden sonra ikinci sırayı alan "Kumuk
Türkleridir. Kumuklar özellikle Dağıstan Cumhuriyetinin tarihte "Kumukiye",
"Türk Şahvallığı" olarak bilinen doğu bölgesinde yaşamaktadırlar. Bölgenin
toplam yüz ölçümü 12.000 km2'den fazladır. Ayrıca Mahaçkale, Buynak, Izberbaş,
Kaykent, Kaytak, Kızılyurt, Hasanyurt, Babayurt, Kızılyar gibi şehirlerde Kumuklar
yerleşik ularak yaşamaktadır. 1592 yılında yapılan nüfus sayımına göre,
Kumukların sayısı 300 binin üzerindedir. Bunun dışında dünyada 500 binden fazla
Kumuk yaşamaktadır. Türkiye'de ise 13 Kumuk köyü bulunmaktadır. 1944
yılında Stalin'in gazabından Kumuklar da kurtulamamış, Kumuk lehçesinde eğitim
veren okullar, bütün millî kuruluşlar kapatılmıştır. Sovyet döneminde 1920-1953
yılları arasında millî benliğe sahip çıkan aydınlar yok edilmiş, 19641980 dönemlerinde
ise sürgün, görevden alma ve hapis cezalarına çarptırılmışlardır. Bütün
bu olaylar Kumuk Türklerinin mücadele hızını kesmemiş, Kumuk halkı 1989-1993 yılları
arasındaki dönemde toplumsal-siyasal hareketin en etkili kuruluşlarından biri
olan Kumuk Halk Hareketi "Tenglik"i Dağıstan'da kurmuştur.
Son zamanlarda Kumuk Halk Hareketi liderinin olumsuz tutumu üzerine "Kumuk
Toplumunun Sürgün Edilen Dağıstan Ahalisini Savunma Komitesi-ANCI" ile aralarında
sürtüşmeler meydana gelmektedir. Dağıstan Parlâmentosunda 16 Kumuk milletvekili
bulunmaktadır. Başbakan yardımcısı Kumuk Türkü olup, Dağıstan Cumhuriyetinde etkisiz
görülmektedirler. Nogaylar Türklerin en tanınmış boylarındandır.
1391 yılında devlet kuran Nogaylar 600 yıl bölgede hüküm sürmüşlerdir. Rus işgali
ile birlikte 300 bin Nogay Türkiye'ye göç etmiştir. Büyük kısmı Kafkasya'da Kuzey
Dağıstan, Volga nehri güney boyları, Stavropolsk vilâyeti ile Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde
yaşamaktadırlar. Kırım ve Romanya'da da Nogaylar bulunmaktadır. Nüfusu 100 binin
üzerinde olup Müslümandırlar. Siyasi kavim adı olan Nogay adı Cengiz
Han'ın torunu Nogay Han'dan gelmektedir. Büyükçe bir Türk topluluğu bu ad altında
toplanmıştır. Terek havzasında yaşayanlara Ak Nogay denmektedir. Geniş
bir alana yayılan Nogaylar, Dağıstan ve Rusya Federasyonu'nda birçok birlik kurmuşlardır.
Dağıstan'da Balbek Hacıbayramoğlu'nun başında olduğu Nogay Halk Hareketi "BİRLİK"
bağımsızlık yanlısı mücadelesini sürdürürken, Rusya Federasyonu Arkonon'daki "Nogay
Millî Kültür Cemaati" de Mahmut Abdurrahmanoviç liderliğinde faaliyetlerini
sürdürmektedir. Kafkas Türkmenleri Stavropol Türkmenleri
de denilen bu Türk topluluğu XVIII'nci yüzyılda Türkmenlerden ayrılıp Kafkasya'ya
yerleşmişlerdir. Kuzey Kafkasya'da Stavropol-Ordzhonikidze şehirleri
arasında yaşamaktadırlar. Nüfusları 15 binin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.
Derbent Türkmenleri Dağıstan Cumhuriyetinde yaşayan Azerbaycan
Türküne verilen isimdir. Nüfusları 70 bin civarındadır. Karapapahlar
Ermenistan, Güney Azerbaycan ve Türkiye'nin Kars-Iğdır bölgesinde yaşamaktadırlar.
1926 yılında 6.000 nüfusa sahip olan Karapapahların bugün 50 binin üzerinde oldukları
tahmin edilmektedir. BALKANLAR'DA
YAŞAYAN TÜRKLER Romanya'da Yaşayan Türkler Eski Türk
kavimleri olan Peçenekler, Oğuzlar (Uzlar), Kıpçaklar ve sonra daha birçok Türk
boyları Karadeniz'in kuzeyinden gelip Romanya'ya yerleşmişlerdir. XIII-XIV
yüzyıllarında Altınordu ve sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetine
giren bölgeye birçok Türk gelip yerleşmiştir. 500 yıla yakın süren
Osmanlı hâkimiyet sonunda Romanya'da yaşayan Türkler de ana vatandan kopmuşlardır.
Bugün nüfusları 95 bin civarında olan Türkler, özellikle Tuna nehri ile
Karadeniz arasında kalan Dobruca bölgesinde çoğunlukla yaşamaktadırlar.
Anadolu'dan göç eden Türkler, Kırım Türkleri, Nogay Türkleri ile Gagauz Türkleri
olan bu topluluklar Romenlerle iyi ilişkiler içerisinde iç içe ve barış içerisinde
yaşamaktadırlar. Bugün Romanya'da Türk-Tatar ayrımcılığı dikkati çekmektedir.
Parlâmentoda bulunan iki Türk temsilcisinden Tahsin Cemil Tatar, Fevziye Reşit
ise Oğuz Türklerinin temsilciliğini yapmaktadır. Köstence'de Türkler ve Tatarlar
ayrı ayrı dernek kurmuşlar. İki topluluğu bir federasyon çatısı altında birleştirme
çabası yoğunluk kazanmaktadır. Bulgaristan'da Yaşayan Türkler
Bulgaristan Türklerinin menşei çok eskilere dayanmaktadır. X ve XII.
asırlar arasında Karadeniz'in kuzeyinden gelen Kuman (Kıpçak), Peçenek ve Uzlar
bölgeye yerleşmişlerdir. 1371 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğunun
bölgeyi fethetmesiyle birlikte bölgeye Anadolu'dan Türkler yerleştirilmeye başlanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğunun zayıflamaya başlaması ile birlikte, Balkanlarda
Avrupa devletlerinin oynadığı oyunlar ve Rusya'nın Bulgaristan devleti kurma planları
gereği, Bulgaristan'da Türklere soykırım 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi'nde icra edilmiş,
yaklaşık 350 bin Türk katledilmiş, 800 binTürk Anadolu'ya göç etmek zorunda kalmıştır.
1908 yılında Bulgaristan'ın bağımsızlığını ilan ettiği yıllardan, günümüze
kadar Türklere soykırımı, sürgün, açlık ve soğuktan kırma, eğitim ve kültür yozlaşmasına
tâbi tutma, Türkleri; Pomak, Müslüman Bulgarlar diye ayırıma tâbi tutma politikalarına
devam edilmiştir. Günümüze kadar beş defa büyük göç yaşanmış, 900 binden fazla
soydaşımız Anadolu'ya göç etmek zorunda bırakılmıştır. Günümüzde özellikle
Rodop dağları, Pirin, Vardar, Filibe, Kırcaali, Mestanlı, Darıd, Eğridere, Hasköy
bölgelerinde çoğunluk olmak üzere 3 milyondan fazla Türk yaşamakta ve Bulgaristan
nüfusunun %30'unu teşkil etmektedir. Özellikle komünizm döneminde topraklarını
ve eğitim olanaklarını kaybeden Türkler fakirleştirilerek alt tabaka hâline getirilmişlerdir.
Jirkov yönetiminin baskıları karşısında "Türk Halkının Kurtuluş Hareketi"
adlı örgütü kuran Ahmet Doğan, Bulgaristan'da yönetimin değişmesi ile birlikte
"Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi"ni kurmuş, 1990 seçimlerinde 23,
1995 seçimlerinde ise 15 milletvekili ile parlâmentoya girmiştir. Ancak
Bulgaristan'da başlayan demokratik gelişmeler sonucu Türkler, "Demokratik
Gelişim Hareketi", "Demokratik Adalet Partisi" ve "Türk Demokratik
Partisi"ni kurarak savıyı dörde çıkarmışlardır. HÖH'den sonra gelen
TDP, HÖH'ni ihanetle suçlamakta, Bulgaristan parlâmentosunun anayasa değişiklik
teklifi olan "Bulgaristan üniter ve tek milletli bir devlettir" maddesini
desteklediklerini, Türkçe okulların açılmamasını ve Türk milli kültürünün gelişmemesini
HÖH'ün yürüttüğü politikadan kaynaklandıklarını ileri sürmektedirler.
Batı Trakya Türkleri MÖ VI ile MS III. yüzyıllar arasında Pers, Makedon,
Roma ve Bizanslıların hâkimiyetine giren Trakya'ya Türkler ilk defa 1263 yılında
Selçuklu İmparatorluğu ile ayak basmıştır. Bunu 17 kez boğaz geçişi takip etmiş
ve 1354 yılında bir daha dönülmemek üzere Trakya'ya geçilmiştir. Anadolu'dan
seçme güvenilir ve savaşçı Türk aileleri bölgeye yerleştirilerek bölge Türkleştirilmiştir.
1460 yılında Mora'nın fethi ile bugünkü Yunanistan tümüyle Türklerin hâkimiyeti
altına girmiştir. 1699 Karlofça antlaşması sonucu Ruslar tarafından kışkırtılan
ve desteklenen Rumlar ilk defa Mora'da isyan etmişler, batılı devletlerin yardımı
ile adım adım genişleyerek Batı Trakya'yı (Lozan Antlaşması ile) ele geçirmişlerdir.
Lozan anlaşması gereği yapılan mübadele sonucu Batı Trakya hariç diğer bölgelerde
yaşayan Türklerin birçoğu Anadolu'ya gelmişlerdir. Bugün Batı Trakya'da
Türkler Gümülcine, İskeçe, Dedeağaç, Dimetoka ve Sofia'da yoğun olarak yaşamaktadırlar.
Batı Trakya dışında Rodos, Girit ve İstanköy adalarında da az miktarda Türk bulunmaktadır.
Yaklaşık 8.579 km2'lik bir alanı kapsayan Batı Trakya'da günümüzde 200 binden
fazla Türk bulunmaktadır. Nüfus istatistiklerine bakıldığında 350-400 bin olması
gereken Türk nüfusunun 200 binde kalmasının yegâne sebebi, günümüzde de devam
eden Yunan mezalimi olmuştur. Yunanistan'ın Türkler üzerinde uyguladığı
milli kimliklerini kaybettirecek eğitim ve asimilâsyon politikaları ile Türkleri
zayıf bırakmaya çalışmaktadır. Bütün bunlara rağmen yaşamlarını ve kültürlerini
korumaya devam eden Batı Trakya Türklerinin %80'i çiftçi olup ekonomik yönden
günden güne zayıflamaktadırlar. Sadık Ahmet'in öldürülmesinden sonra
Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi başkanlığına getirilen Işık Ahmet, pasif bir
tutum sergilemekte, İstanbul'da ikamet ettiği için Batı Trakya Türkleri lidersiz
bir durumda bulunmaktadır. 1996 seçimlerinde milletvekili seçilen üç Türkün ise
sesi, soluğu çıkmamaktadır. İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Ağa Türklerin
sesi olmaya gayret etmekte, Türkiye'den Batı Trakya Türkleri Kültür ve Dayanışma
Derneği Başkanı Taner Mustafaoğlu yoğun bir çaba içinde bulunmaktadır.
|