Ülkü Ocakları Eğitim Kültü Vakfı Genel Merkezi Anasayfa Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi

Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
16-03-2005
Tarihinden itibaren

kez ziyaret edilmistir.
 
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
KAFKASYA ; ETNİK , SOSYAL ve SİYASİ PROBLEMLER
UFUK TAVKUL
Sayfa1234

1993 yılı sona ererken Rusya Dudayev'in muhalifleri ile ilişkilerini yoğunlaştırdı. Avtorhanov liderliğindeki muhalefetin güçlenmesi ve yönetimi tehdit edecek bir nitelik kazanması üzerine Dudayev 1993 nisan ayında parlamentoyu feshederek devlet başkanlığı rejimini kurdu. Bu karar Çeçenistan Anayasa Mahkemesi tarafından yasa dışı ve geçersiz olarak açıklandı. Din adamlarının da desteğini alan Dudayev Anayasa Mahkemesini lağvetti.

Muhalefet grupları 2 Ağustos 1994'te Geçiş Konseyi adı altında bir blok oluşturarak Dudayev'e karşı birlikte hareket etmeye başladılar. 2 Ağustos tarihini Dudayev yönetimine karşı silahlı mücadelenin başlangıcı olarak kabul eden Geçiş Konseyi, Rusların Aralık 1994'te Çeçenistan'a girmesiyle sahneden çekildi.

Muhalefet ve Rusya tarafından "Çeçenistan'daki demokratik güçlerce demokrasi ve insan hakları" adına girişildiği açıklanan, muhalfetein ilk saldırısı 26 Kasım 1994'te gerçekleştirildi. Dudayev'e bağlı kuvvetler tarafından bastırılan çatışmalarda, hükümet kuvvetlerinin muhalefet saflarında çatışmalara katılan 26 Rus askerîni esir almaları Rusya'nın bölgedeki çatışmalara fiilen katıldığını belgeledi. Bu durum Yeltsin hükümetini siyasî bir açmaza sürükledi. Yeni şartlar Rusya'nın politikalarında değişikliğe sebep oldu. Olaylardan sonra gelişmeleri anayasal düzenin ihlali olarak nitelendirilen Yeltsin 29 Kasım 1994'te Çeçenistan'daki bütün silahlı grupların 48 saat içinde tasfiye edilmesini ve rehin alınan Rus askerlerinin derhal serbest bırakılmasını, aksi halde Rusya'nın bütün güçlerini Çeçenistan'da anayasal düzen ve barışı sağlamak için kullanacağını açıkladı.

Çatışmaların ve gelişmelerin Rusya'nın istediği gibi kompleks bir hal alması üzerine, Rusya Çeçenistan'daki taraflar arasında görüşmeler yapılması önerisinde bulundu ve çözüm arayışları için Rusya Milliyetler ve Bölgesel Sorunlar Başkan Yardımcısı V. Mikaliov başkanlığında bir komisyon kurdu. Komisyon Başkanı Mikaliov'un taraflara yaptığı görüşme çağrısı Rusya'nın asli politikasının ana hatlarını ortaya koymaktaydı. Mikaliov 4 Ararlık 1994 tarihli açıklamasında sorunun çözümü için temel şartın Çeçenistan'ın da diğer özerk cumhuriyetler gibi federasyon anlaşmasını imzalaması olduğunu, aksi takdirde Rusya'nın bölgede her türlü tedbiri alma hakkının doğacağını dile getirdi.

Rusya'nın esas amacı olan askerî müdahaleye gidiş sürecinde barışçı çözüm ve diyalog gayretlerinden doğal olarak herhangi bir sonuç alınamadı. Yeltsin'in 11 Aralık 1994 tarihli kararnamesiyle Rusya Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına bağlı askerî birlikler Çeçenistan'a girdi.

Rusya'nın Çeçenistan'a askerî müdahalesinin Çeçenlerin büyük direnişiyle karşılaması üzerine Yeltsin muhalifleri müdehaleye sert bir biçimde karşı çıktılar. İç politikada ciddi dalgalanmalar yaratan müdahalenin başladığı gün parlamentonun Duma kanadı Savunma Komitesi Başkanı S. Yuşevkov'un girişimleriyle bir protesto gösterisi düzenlendi. Liberallerden G. Yavlinski Yeltsin'in uzun bir Kafkas savaşına sebep olabileceğini açıkladı. Rusya'nın en büyük partisi Rusya'nın Tercihi Seçim Grubunun lideri Y. Gaydar kan dökülmesinin durdurulmasını istedi. Rusya Komünist Partisi Başkanı G. Zyuganov Yeltsin'i iktidar açlığı ile suçladı ve Çeçenistan'a müdahaleyi kınadı. Duma 14 aralıkta yaptığı toplantıda Yeltsin'in sorunun çözümünde güç kullanılmasını protesto eden bir kararı çoğunluğun oyu ile kabul etti.

Yeltsin karşıtı görüşler askerî yetkililer arasında da yayıldı. askerî kanadın tavırları operasyonun ikinci haftasından itibaren daha da yoğunlaştı. Rusya Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcısı General E. Vorobyev mücadeleyi mücadeleyi ynetmeyi redderek istifa etti.

Operasyonun şiddetlenerek sürmesi üzerine, parlamento Yeltsin'i tekrar eleştirerek, çatışmalara derhal son verilerek barış görüşmelerine başlanmasını öngören bir kararı kabul etti. Yeltsin muhaliflerinden Rutskoy Yeltsin'in ikinci bir Kafkasya savaşı başlattığını ve kendi halkına karşı soy kırıma giriştiğini açıkladı.

Rusya'nın Çeçenistan'a müdahalesi karşısında Gürcistan ve Azerbaycan gibi kendi içlerinde ayrılıkçı sorunları olan cumhuriyetler Rusya'nın kararını desteklediler. Şevardnadze Rusya'nın Çeçenistan sorununu çözmemesinin bütün Avrupa kıtasında kargaşaya yol açacağını savunurken, Aliyev sorunun Rusya Federasyonunun bir iç meselesi olduğunu belirtmekte yetindi. Rusya Federasyonu içindeki özerk cumhuriyetler ve etnik gruplar Rusya'nın müdahalesini sert bir biçimde eleştirdiler. Kafkasya Dağlı Halkları Konfederasyonu 5 Ocak 1995'te yaptığı açıklma ile Rusya'nın Çeçenistan'a karşı saldırıları durmadığı takdirde bütün Kafkasyalıların Çeçenlerin yanında savaşa katılacaklarını açıkladı. BDT üyesi olan 12 ülke ise herhangi bir resmi açıklama yapmadı.
Cohar Dudayev'in 21 Nisan 1996 tarihinde bir roket saldırısı sonucu ölmesi, üzerine devlet başkanlığı görevini Zelimhan Yandarbiyev üstlendi. Liderler seviyesinde görüşmeyi kabul eden Yandarbiyev müdahaleden yaklaşık birbuçuk yıl sonra Rusya ile barış sürecini başlattı.

Çeçenistan'la barış görüşmelerini başlatan Yeltsin bu işle Çeçenistan özel temsilcisi ve güvenlik danışmanı Aleksandır Lebed'i görevlendirdi. A. Lebed başkanlığındaki Rusya heyeti ile Aslan Mashadov başkanlığındaki Çeçenistan heyeti arasında yapılan müzakerelerden sonra 30 Ağustos 1996 tarihinde anlaşma sağlandı. Buna göre Rusya Federasyonu ile Çeçenistan Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler uluslararası kurallar çerçevesinde 31 Aralık 1996'da imzaladığı 185 no'lu karar doğrultusunda Rus askerlerinin Çeçenistan'dan çekilmesi Rusya ve Çeçenistan'ın oluşturacağı bir komisyon tarafından denetlenecekti.

30 Ağustos 1996'da imzalanan barış anlaşmasıyla Rus askerleri Çeçenistan'ı boşalttılar ve Çeçenistan'da Aslan Mashadov başkanlığında Milli Geçici hükümet kuruldu. 27 Ocak 1997'de yapılan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinde Aslan Mashadov yüzde 60 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçildi.

Rusya'nın Çeçenistan'a Müdahalesinin Nedenleri


Rusya'nın Çeçenistan'ı işgal etmesinin temel amaçlarından birisi Bakû'den çıkıp Grozni üzerinden Tikhoretsk'e ulaşan boru hattını kontrol etmekti. Bu boru hattı Rusya'nın Karadeniz'deki limanı ve Kazak-Azeri boru hatları için bir terminel olması plânlanan Novorossisk'te son bulmaktaydı. Güney Rusya'nın endüstri havzalarına enerji sağlayan boru hatlarının geçtiği staratejik bir bölge olmasının yanı sıra Çeçenistan çok önemli bir rafineri merkeziydi (Cordier 1996: 36). Grozni'de yıllık 12 milyon ton işleme kapasitesine sahip büyük bir rafineri vardı. Sovyet döneminde bu rafineri bütün Sovyetler Birliği'nin uçak yakıtı ihtiyacını karşılamaktaydı.

Rusya'nın Çeçenistan'a müdahalesinin ardında federasyonunun toprak bütünlüğünü koruma çabaları yatmaktaydı. Federasyon içindeki benzeri ayrılıkçı hareketleri bastırmak konusunda Moskova'nın kararlı tutumunu göstermek amacıyla Rusya'nın Çeçenistan'a askerî müdahalede bulunması şarttı.

Rusya'nın Çeçenistan'a müdahale nedenlerini şu başlıklar altında verebiliriz:


1- Çeçenistan bağımsızlığının Rusya içindeki diğer özerk cumhuriyet ve etnik gruplar için örnek oluşturması ve buna paralel olarak Rusya Federasyonunun dağılma sürecine girmesi.
2- Çeçenistan ve Dudayev yönetiminin tavır ve tutumlarının Rusya'nın ve Yeltsin'in ototrite ve prestijinin yıpratması sebebiyle, Rusya ve Rus halkının onurunun kurtarılması.
3- Yeltsin yönetiminin içeride yaşadığı ekonomik, sosyal ve siyasî başarısızlıkları toplumun ilgisini dışarı çekerek dağıtmak.
4- Bölgesel ve uluslararası alanda Kafkasya'nın Rusya'nın nüfuz alanı içinde olduğunu vurgulamak.
5- Türkiye'nin Kafkasya'da etkinliğini ve var olan etki alanını ortadan kaldırmak.

Rusya'nın Bakû petrolleri üzerindeki kontrolü için stratejik bir konumu olan Çeçenistan'a ilgisini artıran diğer bir faktör de, Rusya'nın ülkeden geçen boru hatları aracılığıyla Azerbaycan ve Kazakistan'ı kendi kontrolü altında tutmak arzusudur. Dolayısıyla bu şartlarda mesele sadece Çeçenistan'la sınırlı kalmayıp uluslararası bir nitelik kazanmaktır.

Çeçenistan Meselesi ve Türkiye

Azerbaycan ile batılı ülkeler ve Türkiye arasında imzalanan Bakû petrolleri ve petrol boru hattı projesindeki hızlı gelişmeler Rusya'yı bu dönemde Çeçenistan'a müdahaleye zorunlu bırakmıştır. Eylül 1993'teki Bakû petrolleri anlaşmasına uzun süre itiraz eden Rusya anlaşmanın petrol hissesi boyutunu kabul etmek zorunda kalırken, boru hattı güzergahındaki ısrarını sürdürmüştür. Türkiye Bakû-Ceyhan hattı üzerinde ısrarlı iken, Rusya Bakû-Novorossiski hattında direnmiştir. Dolayısıyla Kafkasya'daki çatışmalar Rusya ile Türkiye'nin uluslararası siyasî geleceğini de belirleyecek konuma ve öneme sahiptir.

Rusya Kafkasya ve Kafkas ötesinde varlığını kesinleştirecek bir proje olarak gördüğü Bakû petrollerinin dünya pazarlarına ulaşacağı güzergahın kendi topraklarından geçmesini istemektedir. Bu durumda Rusya bir yandan Azerbaycan'ı kontrolüne alırken, diğer tereften dünya petrol piyasalarında ve dolayısıyla dünya siyasetinde daha aktif bir rol oynayabilecektir. Bakû-Ceyhan boru hattının gerçekleşmesiyle bölgesel ve uluslararası alanda ekonomik ve siyasî ağırlığı artacak olan Türkiye Rusya'yı endişelendirmektedir. Bakû-Ceyhan hattının gerçekleşmemesi için bir yandan kendi alternatifi olan Bakû-Novorossişski hattı üzerindeki sorunlu bölge Çeçenistan'ı ortazdan kaldırmak isteyen Rusya, Türkiye'nin alternatif güzergahının batılı ülkeler tarafından kabul edilme şansını azaltmak için PKK'yı desteklemektedir.

Rusya'nın Çeçenistan'a müdahalesi ve sonraki gelişmeler Türkiye'yi meselenin tam ortasına sokmuştur. Türkiye'yi Çeçenistan meselesine katılmaya zorlayan başlıca sebepler şunlardır:

1- Türkiye'nin Kafkasya'ya ve Kafkas halklarına olan bölgesel, kültürel, etnik ve tarihi bağları.
2- Türkiye'deki Kafkas diasporasının varlığı ve devlet olarak Kafkas kökenli vatandaşlara karşı Türkiye'nin sorumluluğu
3- Radikal siyasî grupların meseleyi siyasî amaçları doğrultusunda istismar etmeleri
4- Kafkasya'da Rusya'nın ekonomik, siyasî ve askerî açılardan güçlenmesi ihtimalinin Türkiye'nin doğu sınırları güvenliği ve Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerini tehdit etmesi.
5- Bakû-Ceyhan hattının Rusya'nın bu girişimiyle geciktirilmesi ya da engellenmesi.

Türkiye için oldukça riskli ve stratejik bir konumu olan Çeçenistan meselesi karşısındaki yaklaşımların gerek iç, gerekse konumu itibariyle önemli sonuçları bulunmaktadır. Türkiye içinde Kafkas kökenli Türk vatandaşlarının ve belirgin bir güce sahip Kafkasya derneklerinin varlığı ile iç kamuoyundaki etnik ve dini radikal grupların hassasiyetleri, Çeçenistan'ın Rusya içindeki konumuyla güney-doğudaki ayrılıkçı Kürt hareketi arasında kurulmaya çalışılan paralellik Türkiye'nin iç dengelerindeki hassas noktaları oluşturuken, Türkiye dışında ise Kafkasya bölgesindeki Türk Cumhuriyet ve topluluklar ile ilişkilerindeki coğrafi ve stratejik önemi ile Rusya'nın tekrara Kafkasya'da etkinlik kazanma ihtimali Türkiye'yi doğrudan etkileyen faktörler arasındadır.

Dağıstan'ın Etnik Problemleri


Etnik yapı açısından Kafkasya'nın en karmaşık bölgesi olan Dağıstan'da değişik dil ve lehçelerde konuşan otuzdan fazla etnik grup yaşamaktadır. Sovyetler Birliği döneminde bu etnik grupların sayısı konuştukları lehçelerin birleştirilmesiyle ona indirilmiştir. Dağıstan'daki bu on etnik grubun genel nüfusa oranları şu şekildedir:
Avar % 27.2, Dargı % 15. 6, Kumuk % 12.9, Lezgi % 11.3, Lak % 5.1, Tabasaran % 4.3, Nogay % 1.6, Rutul % 0.8, Agul % 0.8, Tsahur % 0.3

XX. yüzyıl başlarına kadar Dağıstan'da Kumuk Türkçesi hem popüler hem de ekonomik yönden çok önemli olduğu için Dağıstan halklarının ortak anlaşma dili olmuştur. Lezgi, Avar, Dargı halklarının yanı sıra yerli Ruslar bile 8-10 yaşlarındaki erkek çocuklarını Kumuk köylerindeki ailelere teslim ederek 2-3 yıl Kumuk Türkçesi olmuştu. 1918 yılında kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyetinin resmi dili olarak Kumuk Türkçesi kabul edilmişti.

Tarih boyunca birlik ve beraberlik içinde oldukları gözlemlenen Dağıstan halkları Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte etnik çatışma tehlikesinin içine girmiştir. Etnik gruplar arasındaki gerilim sebebi ise Sovyetler Birliği döneminde Moskova'nın Dağıstan'da uyguladığı yanlış göç ve toprak politikasıdır.

Doğalgaz zenginliğine sahip olan Dağıstan Kafkasya'daki özerk cumhuriyetlere ve Güney Rusya'nın endüstri bölgelerine doğalgaz sağlamaktadır. Dağıstan'ın kaynaklarını kontrol altında tutma isteği ile kentli Rus yönetim kadrolarıyla yavaş yavaş ortaya çıkan rekabet yerli kadroları İslâmiyet aracılığıyla kimliklerini pekiştirme yoluna itmiştir.
VIII. yüzyıldan itibaren İslâmiyetin güçlü bir biçimde kök saldığı Dağıstan'da günümüzde de Nakşibendi tarikatı üyelerinin etkin oldukları görülmektedir.

Dağıstan'da Müslümanların oranı yüzde 92, Hıristiyanlar yüzde 5, Yahudiler ise yüzde 3'tür. Müslüman nüfusun yüzde 97'si Sunnî, yüzde 3'ü Şiîdir. Şiîler Azerbaycan'dan göç ederek Derbent şehrine yerleşen Azeriler ile Lezgilerin küçük bir kısmını oluşturan Miskince köyü ahalisinden meydana gelmektedir.

Ekilebilir toprakların azlığı ve siyasî gücün demografik büyüme ile birlikte etnik gruplar arasındaki eşit paylaşılmaması Dağıstan'da etnik hareketlenmeyi kışkırtmakta ve etnik grupların siyasî özerklik talep etmelerine sebep olmaktadır.

Dağıstan'ın güneyindeki dağlık bölgede yaşayan halkların Sovyet döneminde ekonomik ve sosyal sebeplerle Dağıstan'ın kuzeyindeki verimli ovalara göç ettirlmesi ovalarda yaşayan Kumuklar'la dağlardan göç eden Avar, Dargı, Lezgiler arasında etnik problem ve çatışmaların ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

1944 yılında Orta Asya'ya sürülen Çeçenlerden, boşalan topraklara Mahaçkala civarındaki köylerde yaşayan 10 bin Kumuk zorla göç ettirdi. Kumukların kendi toprakları ise idari bir kararname uyarınca Gubin ilçesindeki Avarlara verildi.

1951 yılında Dağıstan ÖSSC ülke dahilinde göç ettirme ve nakil konusunda beş yıllık plânı kabul etti. 1952-1957 yılları arasında dağlık bölgedeki 10 bin işletmenin kuzeyindeki ovalara yerleştirilmesi düşünüldü. Lezgi, Tabasaran, Rutul ve Agul halklarının bir kısmı Güney Dağıstan'da Kuzey Dağıstan'a göç ettirildiler.

1957 yılında Çeçen-İnguşların sürgün yerlerinden Kafkasya'ya dönmeleriyle birlikte Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyetinin yeniden kurulmasıyla, Dağıstan'a verilen 6 bölge Çeçen-İnguş'a iade edildi. Bunun üzerine güney Dağıstan'dan Avarların bir kısmı kuzeyde Kumukların yaşadığı Hasavyurt, Kızılyurt, Babayurt bölgelerine göç ettiler. Bu bölgeye aynı zamanda Dargı köyleri de göç etmişti. Sürgünden dönen Çeçenlerin bir kısmı ile birlikte Lak, Avar ve Dargılar da ovalık bölgedeki eski Kumuk köylerine yerleştiler. Böylece ovalar önceden tek etnik grup olan Kumukları barındırırken, karışık etnik grupların bir arada yaşadığı yerler halini aldı. etnik gruplar arasında yayla, su, otlak konularında çıkan anlaşmazlıklar etnik çatışmaya dönüşmeye başladı.

1960'lı yılların sonunuda Güney Dağıstan'daki Lezgi, Avar, Dargı, Tabasaran gibi halklara mensup dağ köylüleri Dağıstan ovalarının ekolojik şartları gözardı edilerek Kumuk bölgesine yerleştirildiler. 1970'li yıllarda dağ köylülerinin ovalarda yerleşimi önceki yıllara göre nispeten düşük ölçüde devam etti. Dağıstan'da iç göç sebebiyle dağlar ıssızlaşırken ovalarda nüfus aşırı derecede arttı ve etnik gruplar arasında etnik problem ve çatışmalar baş göstermeye başladı.

1958-1988 yılları arasında dağ köylerinden ovalara göç edenlerin sayısının altı kat artması ovada yaşayan Kumuk ve Nogayların hayat kaynaklarında sıkıntı yarattı. Verimli topraklarda göçmen kasabalarının kurulması bu toprakların verimlilik oranını azalttı. İçme suyu problemnin artmasıyla birlikte, toprakların göçmenler tarafından düzensiz kullanımı sonucunda tuzluluk oranı ve erozyon arttı.

Sistemli bir şekilde devam ettirilen göç hareketleri neticesinde Dağıstan'ın başkenti Mahaçkal'da Avarların ve Dargıların çoğunlukta olması cumhuriyetin politik ve ekonomik yönetiminin de bu halkların mensuplarının ellerinde toplanmasına yol açmıştır. Dargı ve Avarların Kumuk arazilerini işgal etmeleri Kumuklarla Avarlar arasında etnik çatışma tehlikesine yol açmıştır. Bu olay aynı zamanda Avarlar ile Dargıların etno-politik birliğinin oluşmasını sağlamıştır. Laklar da bu etno-politik birliğin Dağıstan'da egemen bir politik birlik Lezgileri de sosyo-ekonomik baskı altına almıştır. Lezgilerle Avar-Dargı-Lak halkları arasında etnik çatışma tehlikesi vardır.

Dağıstan'da mevcut olan bütün sosyal-siyasî kurumlar arasında en öenmlisi Kumukların Tenglik örgütüdür. Tenglik örgütü Azerbaycan Halk Cephesi ile de ilişki içindedir. Tenglik'in başlıca politik amacı Dağıstan'ın Rusya içinde federal cumhuriyete çevrilmesi ve bu federasyon içinde belli sınırları olan Kumukistan ayartılmasıdır. Kumukların arazi bütünlüğünün elde edilmesi ve korunması için Tenglik Dağıstanı halkların eşit hukuklu federasyonu biçiminde kurmayı en geçerli çözüm yolu kabul etmektedir. Örgütün adının Tenglik olması da bu görüşü yansıtmaktadır.

Tenglik örgütü 24 Ağustos 1996 tarihinde Dağıstan'ın başkenti Mahaçkale'de 4. Kumuk Halk Hareketi Kurultayını düzenledi ve bu kurultayda şu kararlar alındı:

1- Kumuk Halk hareketi, bundan sonraki faaliyetlerinde, Dağıstan Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonunun devlet kurumlarının reorganizasyonun devamı dolayısıyla, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda hakların kendi kendini yönetmesi doğrultusunda Dağıstan ve Rusya Federasyonunun birliği prensibini bozmadan gerçekleştirmek, Kumuk ve diğer halkların kendi kaderini tayin etme hakkını savunan bütün parti, hareket ve toplum liderleriyle iş birliği yapmak gibi sorunların çözülmesine dikkat gösterecek.

2- Rusya Federasyonu hükümetinin "Türk Halklarını Kalkındırma" kararına ilişkin 1997 yılından 2010 yılına kadarki sürede, Kumuk halkının sosyo-ekonomik gelişmesi hakkında devlet desteği programının yürürlüğe girmesi için özel komisyon kurulacak.

3- Kumuk Halk Hareketinin Milli Meclisine Rusya Federasyonu hükümetine yönelik özel bildiri hazırlama görevi verilecek ve zorla göç ettirilmiş Kumuk köylülerinin sorunlarının çözümü için 7 kişilik bir delegasyon Moskova'ya gönderilecek.

4- Rusya Federasyonu hükümetinden Tarkin, Kiyahulay ve Alburuken köylerinin yeniden kurulması istenecek ve bu köylerin sakinlerine "zorla göç ettirilmiş halk" statüsünün verilmesi sağlanacak.

5- Uluslarası Kumuk Üniversitesinin açılabilmesi için Rusya Federasyonundan mali destek istenecektir.

6- Dağıstan Cumhuriyetinin idari sınırları dışında, özellikle Çeçenistan ve Kuzey Osetya'da yaşamakta olan Kumukların problemlerini çözmek.

Azerbaycan'ın kuzeyinde Kafkasya ve dolayısıyla Dağıstan'a sınır olan bölgesinde de önemli oranda Dağıstanlı etnik nüfus yaşamaktadır. Sovyet döneminde Azerbaycan ile Dağıstan arasında kasıtlı olarak çizilen sınır Dağıstanlı etnik grupların Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içinde kalmalarına yol açmıştı. 1989 yılı nüfus sayımına göre Azerbaycan'da 171 bin Lezgi, 44 bin Avar, 10 bin Tat, 13 bin Tsahur yaşamaktaydı.

Azerbaycan'ın Dağıstan sınırındaki Rutul, Muharremkend, Kasımkend, Ahtı, Gusar ve Hacmaz şehirlerinde Lezgiler çoğunluktadır. Samur ırmağı Dağıstan Lezgileri ile Azerbaycan Lezgilerini ayrımaktadır. İki ayrı cumhuriyette yaşamakta olan Lezgiler kendi aralarında örgütlenmeye başlamışlardır. "Samr" örgütü Lezgilerin dil, örf ve adetlerini korumaya yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır.

Lezgilerin Sadval (Birlik) örgütü Dağıstan'ın en köktenci ve saldırgan örgütü olarak bilinmektedir. Azerbaycan'daki Lezgiler çoğunluktadır. Samur ırmağı Dağıstan Lezgileri ile Azerbaycan Lezgilerini ayırmaktadır. İki ayrı cumhuriyette yaşamakta olan Lezgiler kendi aralarında örgütlenmeye başlamışlardır. "Samr" örgütü Lezgilerin dil, örf ve adetlerini korumaya yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır.

Lezgilerin Sadval (Birlik) örgütü Dağıstan'ın en köktenci ve saldırgan örgütü olarak bilinmektedir. Azerbaycan'daki Lezgiler arasında etnik bölücülük ve ayrımcılık çabası içinde olan Sadval örgütünün amacı Dağıstan ve Azerbyacan'daki Lezgi topraklarını birleştirerek Büyük Lezgi devletini kurmaktır. Ancak Sadval'ın liderleri ilk aşamada Büyük Lezgi devletini Dağıstan'ın terkibine federasyon prensiplerine dayalı şekilde kurmak düşüncesindedir. Sadval örgütü bunun ardından Azerbaycan'dan toprak talebinde bulunarak Lezgi devletini kurmayı plânlamaktadırlar.

Kuzey Azerbaycan'da karışıklık çıkartıp, Karabağ dışında ikinci bir cephe açma amacını taşıyan Ermeniler Sadval örgütüne maddi destek sağlayarak, bölgeye gönderdikleri ajanlar vasıtasıyla Azeriler Lezgilere karşı kışkırtıcı faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Şezgi bölgesinde bildiri dağıtırken yakalanan bir Ermeni militanın elindeki bildiride Sunnî-Şiî ayrımının vurgulanması ve "Sunni Lezgilere ölüm" sloganı ile Azerilerin kışkırtılmak istenmesi, Kuzey Azerbaycan'da etnik gruplar arasında etnik çatışmaları başlatacak kıvılcımların dış güçler tarafından plânlandığını göstermektedir.

Kafkasya'nın özellikle batı bölgelerine nazaran Dağıstan, etnik ve siyasî açıdan Rusların zayıf oldukları bir ülkedir. Dağıstan halklarının sahip oldukları güçlü etnik kimliklerinin yanında, bölgede hakim olan İslâmi tarikatlar Dağıstan halkları arasında İslâmi kimliğin de güçlenmesini sağlamış ve Ruslara karşı etnik ve siyasî direnişi hızlandırmıştır. Dağıstan'da Rus nüfusunun büyük bir hızla azaldığı gözlemlenmektedir. 1959 -1979 yılları arasında Dağıstan'daki Rus nüfusu 214.00'den 190.00'e düşmüştür. 1989- 1994 yılları arasında 13.000 Rus'un Dağıstan'ı terkettiği görülmektedir.


Rusya Dağıstan'ın ikinci bir Çeçenistan'a dönüşmesini önlemek ve Lezgi faktöründen Azerbaycan'a karşı baskı vasıtası olarak faydalanmak amacıyla Dağıstan'daki etnik yapıya özel ilgi göstermektedir. Avar ve Dargı halklarını Çeçenlerin Rusya'ya karşı bağımsızlık mücadelesine katılabilecek başlıca potansiyel sosyal güç olarak değerlendirilen Rusya Avar ve Dargılar arasında güçlü milli-siyasî teşkilatların kurulmasını ve yayılmasını engellemeye çalışmaktadır. Rusya Avar ve Dargıların Dağıstan'ın siyasî yapısındaki hakim etnik unsurlar olmaya devam etmelerini arzulamaktadır. Bundan dolayı Moskova Kumukların ve Lezgilerin federasyon kurma düşüncesini gizli olarak desteklese de bu düşüncelerin gerçekleşmesine izin vermeyecektir. Çünkü Dağıstan'ın federe cumhuriyete dönüştürülmesi hakim etnik grup olan Avarların çıkarlarına uygun olmadığı için Avarlar arasında Rusya'ya karşı ayrılıkçı hareketlerin ortaya çıkması ihtimal dahilinde olacaktır.

Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde Etnik Problemler

Orta Kafkaslar bölgesine yer alan Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti etnik yapı açısından karmaşık bir görünüm arzetmektedir. Bölgenin asli halklarından olan Karaçaylılar Elbruz dağından Laba ırmağının kaynak havzasına kadar uzanan ve sarp dağlarla, derin vadilerden oluşan bir sahada yaşamaktadır. Karaçaylıların arazisi Kafkas dağlarının eteklerindeki geniş ve yüksek

Sayfa1234


Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Sitemizle ilgili Görüş ve Önerilerinizi yazabilirsiniz...