| KAFKASYA
; ETNİK , SOSYAL ve SİYASİ PROBLEMLER | | UFUK
TAVKUL | | | 1993
yılı sona ererken Rusya Dudayev'in muhalifleri ile ilişkilerini yoğunlaştırdı.
Avtorhanov liderliğindeki muhalefetin güçlenmesi ve yönetimi tehdit edecek bir
nitelik kazanması üzerine Dudayev 1993 nisan ayında parlamentoyu feshederek devlet
başkanlığı rejimini kurdu. Bu karar Çeçenistan Anayasa Mahkemesi tarafından yasa
dışı ve geçersiz olarak açıklandı. Din adamlarının da desteğini alan Dudayev Anayasa
Mahkemesini lağvetti. Muhalefet grupları 2 Ağustos 1994'te Geçiş Konseyi
adı altında bir blok oluşturarak Dudayev'e karşı birlikte hareket etmeye başladılar.
2 Ağustos tarihini Dudayev yönetimine karşı silahlı mücadelenin başlangıcı olarak
kabul eden Geçiş Konseyi, Rusların Aralık 1994'te Çeçenistan'a girmesiyle sahneden
çekildi. Muhalefet ve Rusya tarafından "Çeçenistan'daki demokratik
güçlerce demokrasi ve insan hakları" adına girişildiği açıklanan, muhalfetein
ilk saldırısı 26 Kasım 1994'te gerçekleştirildi. Dudayev'e bağlı kuvvetler tarafından
bastırılan çatışmalarda, hükümet kuvvetlerinin muhalefet saflarında çatışmalara
katılan 26 Rus askerîni esir almaları Rusya'nın bölgedeki çatışmalara fiilen katıldığını
belgeledi. Bu durum Yeltsin hükümetini siyasî bir açmaza sürükledi. Yeni şartlar
Rusya'nın politikalarında değişikliğe sebep oldu. Olaylardan sonra gelişmeleri
anayasal düzenin ihlali olarak nitelendirilen Yeltsin 29 Kasım 1994'te Çeçenistan'daki
bütün silahlı grupların 48 saat içinde tasfiye edilmesini ve rehin alınan Rus
askerlerinin derhal serbest bırakılmasını, aksi halde Rusya'nın bütün güçlerini
Çeçenistan'da anayasal düzen ve barışı sağlamak için kullanacağını açıkladı.
Çatışmaların ve gelişmelerin Rusya'nın istediği gibi kompleks bir hal alması
üzerine, Rusya Çeçenistan'daki taraflar arasında görüşmeler yapılması önerisinde
bulundu ve çözüm arayışları için Rusya Milliyetler ve Bölgesel Sorunlar Başkan
Yardımcısı V. Mikaliov başkanlığında bir komisyon kurdu. Komisyon Başkanı Mikaliov'un
taraflara yaptığı görüşme çağrısı Rusya'nın asli politikasının ana hatlarını ortaya
koymaktaydı. Mikaliov 4 Ararlık 1994 tarihli açıklamasında sorunun çözümü için
temel şartın Çeçenistan'ın da diğer özerk cumhuriyetler gibi federasyon anlaşmasını
imzalaması olduğunu, aksi takdirde Rusya'nın bölgede her türlü tedbiri alma hakkının
doğacağını dile getirdi. Rusya'nın esas amacı olan askerî müdahaleye
gidiş sürecinde barışçı çözüm ve diyalog gayretlerinden doğal olarak herhangi
bir sonuç alınamadı. Yeltsin'in 11 Aralık 1994 tarihli kararnamesiyle Rusya Savunma
Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına bağlı askerî birlikler Çeçenistan'a girdi.
Rusya'nın Çeçenistan'a askerî müdahalesinin Çeçenlerin büyük direnişiyle
karşılaması üzerine Yeltsin muhalifleri müdehaleye sert bir biçimde karşı çıktılar.
İç politikada ciddi dalgalanmalar yaratan müdahalenin başladığı gün parlamentonun
Duma kanadı Savunma Komitesi Başkanı S. Yuşevkov'un girişimleriyle bir protesto
gösterisi düzenlendi. Liberallerden G. Yavlinski Yeltsin'in uzun bir Kafkas savaşına
sebep olabileceğini açıkladı. Rusya'nın en büyük partisi Rusya'nın Tercihi Seçim
Grubunun lideri Y. Gaydar kan dökülmesinin durdurulmasını istedi. Rusya Komünist
Partisi Başkanı G. Zyuganov Yeltsin'i iktidar açlığı ile suçladı ve Çeçenistan'a
müdahaleyi kınadı. Duma 14 aralıkta yaptığı toplantıda Yeltsin'in sorunun çözümünde
güç kullanılmasını protesto eden bir kararı çoğunluğun oyu ile kabul etti.
Yeltsin karşıtı görüşler askerî yetkililer arasında da yayıldı. askerî kanadın
tavırları operasyonun ikinci haftasından itibaren daha da yoğunlaştı. Rusya Kara
Kuvvetleri Komutan Yardımcısı General E. Vorobyev mücadeleyi mücadeleyi ynetmeyi
redderek istifa etti. Operasyonun şiddetlenerek sürmesi üzerine, parlamento
Yeltsin'i tekrar eleştirerek, çatışmalara derhal son verilerek barış görüşmelerine
başlanmasını öngören bir kararı kabul etti. Yeltsin muhaliflerinden Rutskoy Yeltsin'in
ikinci bir Kafkasya savaşı başlattığını ve kendi halkına karşı soy kırıma giriştiğini
açıkladı. Rusya'nın Çeçenistan'a müdahalesi karşısında Gürcistan ve Azerbaycan
gibi kendi içlerinde ayrılıkçı sorunları olan cumhuriyetler Rusya'nın kararını
desteklediler. Şevardnadze Rusya'nın Çeçenistan sorununu çözmemesinin bütün Avrupa
kıtasında kargaşaya yol açacağını savunurken, Aliyev sorunun Rusya Federasyonunun
bir iç meselesi olduğunu belirtmekte yetindi. Rusya Federasyonu içindeki özerk
cumhuriyetler ve etnik gruplar Rusya'nın müdahalesini sert bir biçimde eleştirdiler.
Kafkasya Dağlı Halkları Konfederasyonu 5 Ocak 1995'te yaptığı açıklma ile Rusya'nın
Çeçenistan'a karşı saldırıları durmadığı takdirde bütün Kafkasyalıların Çeçenlerin
yanında savaşa katılacaklarını açıkladı. BDT üyesi olan 12 ülke ise herhangi bir
resmi açıklama yapmadı. Cohar Dudayev'in 21 Nisan 1996 tarihinde bir roket
saldırısı sonucu ölmesi, üzerine devlet başkanlığı görevini Zelimhan Yandarbiyev
üstlendi. Liderler seviyesinde görüşmeyi kabul eden Yandarbiyev müdahaleden yaklaşık
birbuçuk yıl sonra Rusya ile barış sürecini başlattı. Çeçenistan'la barış
görüşmelerini başlatan Yeltsin bu işle Çeçenistan özel temsilcisi ve güvenlik
danışmanı Aleksandır Lebed'i görevlendirdi. A. Lebed başkanlığındaki Rusya heyeti
ile Aslan Mashadov başkanlığındaki Çeçenistan heyeti arasında yapılan müzakerelerden
sonra 30 Ağustos 1996 tarihinde anlaşma sağlandı. Buna göre Rusya Federasyonu
ile Çeçenistan Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler uluslararası kurallar çerçevesinde
31 Aralık 1996'da imzaladığı 185 no'lu karar doğrultusunda Rus askerlerinin Çeçenistan'dan
çekilmesi Rusya ve Çeçenistan'ın oluşturacağı bir komisyon tarafından denetlenecekti.
30 Ağustos 1996'da imzalanan barış anlaşmasıyla Rus askerleri Çeçenistan'ı
boşalttılar ve Çeçenistan'da Aslan Mashadov başkanlığında Milli Geçici hükümet
kuruldu. 27 Ocak 1997'de yapılan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinde Aslan
Mashadov yüzde 60 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçildi. Rusya'nın Çeçenistan'a
Müdahalesinin Nedenleri Rusya'nın Çeçenistan'ı işgal etmesinin temel
amaçlarından birisi Bakû'den çıkıp Grozni üzerinden Tikhoretsk'e ulaşan boru hattını
kontrol etmekti. Bu boru hattı Rusya'nın Karadeniz'deki limanı ve Kazak-Azeri
boru hatları için bir terminel olması plânlanan Novorossisk'te son bulmaktaydı.
Güney Rusya'nın endüstri havzalarına enerji sağlayan boru hatlarının geçtiği staratejik
bir bölge olmasının yanı sıra Çeçenistan çok önemli bir rafineri merkeziydi (Cordier
1996: 36). Grozni'de yıllık 12 milyon ton işleme kapasitesine sahip büyük bir
rafineri vardı. Sovyet döneminde bu rafineri bütün Sovyetler Birliği'nin uçak
yakıtı ihtiyacını karşılamaktaydı. Rusya'nın Çeçenistan'a müdahalesinin
ardında federasyonunun toprak bütünlüğünü koruma çabaları yatmaktaydı. Federasyon
içindeki benzeri ayrılıkçı hareketleri bastırmak konusunda Moskova'nın kararlı
tutumunu göstermek amacıyla Rusya'nın Çeçenistan'a askerî müdahalede bulunması
şarttı. Rusya'nın Çeçenistan'a müdahale nedenlerini şu başlıklar altında
verebiliriz: 1- Çeçenistan bağımsızlığının Rusya içindeki diğer özerk
cumhuriyet ve etnik gruplar için örnek oluşturması ve buna paralel olarak Rusya
Federasyonunun dağılma sürecine girmesi. 2- Çeçenistan ve Dudayev yönetiminin
tavır ve tutumlarının Rusya'nın ve Yeltsin'in ototrite ve prestijinin yıpratması
sebebiyle, Rusya ve Rus halkının onurunun kurtarılması. 3- Yeltsin yönetiminin
içeride yaşadığı ekonomik, sosyal ve siyasî başarısızlıkları toplumun ilgisini
dışarı çekerek dağıtmak. 4- Bölgesel ve uluslararası alanda Kafkasya'nın Rusya'nın
nüfuz alanı içinde olduğunu vurgulamak. 5- Türkiye'nin Kafkasya'da etkinliğini
ve var olan etki alanını ortadan kaldırmak. Rusya'nın Bakû petrolleri
üzerindeki kontrolü için stratejik bir konumu olan Çeçenistan'a ilgisini artıran
diğer bir faktör de, Rusya'nın ülkeden geçen boru hatları aracılığıyla Azerbaycan
ve Kazakistan'ı kendi kontrolü altında tutmak arzusudur. Dolayısıyla bu şartlarda
mesele sadece Çeçenistan'la sınırlı kalmayıp uluslararası bir nitelik kazanmaktır.
Çeçenistan Meselesi ve Türkiye Azerbaycan ile batılı ülkeler
ve Türkiye arasında imzalanan Bakû petrolleri ve petrol boru hattı projesindeki
hızlı gelişmeler Rusya'yı bu dönemde Çeçenistan'a müdahaleye zorunlu bırakmıştır.
Eylül 1993'teki Bakû petrolleri anlaşmasına uzun süre itiraz eden Rusya anlaşmanın
petrol hissesi boyutunu kabul etmek zorunda kalırken, boru hattı güzergahındaki
ısrarını sürdürmüştür. Türkiye Bakû-Ceyhan hattı üzerinde ısrarlı iken, Rusya
Bakû-Novorossiski hattında direnmiştir. Dolayısıyla Kafkasya'daki çatışmalar Rusya
ile Türkiye'nin uluslararası siyasî geleceğini de belirleyecek konuma ve öneme
sahiptir. Rusya Kafkasya ve Kafkas ötesinde varlığını kesinleştirecek
bir proje olarak gördüğü Bakû petrollerinin dünya pazarlarına ulaşacağı güzergahın
kendi topraklarından geçmesini istemektedir. Bu durumda Rusya bir yandan Azerbaycan'ı
kontrolüne alırken, diğer tereften dünya petrol piyasalarında ve dolayısıyla dünya
siyasetinde daha aktif bir rol oynayabilecektir. Bakû-Ceyhan boru hattının gerçekleşmesiyle
bölgesel ve uluslararası alanda ekonomik ve siyasî ağırlığı artacak olan Türkiye
Rusya'yı endişelendirmektedir. Bakû-Ceyhan hattının gerçekleşmemesi için bir yandan
kendi alternatifi olan Bakû-Novorossişski hattı üzerindeki sorunlu bölge Çeçenistan'ı
ortazdan kaldırmak isteyen Rusya, Türkiye'nin alternatif güzergahının batılı ülkeler
tarafından kabul edilme şansını azaltmak için PKK'yı desteklemektedir.
Rusya'nın Çeçenistan'a müdahalesi ve sonraki gelişmeler Türkiye'yi meselenin tam
ortasına sokmuştur. Türkiye'yi Çeçenistan meselesine katılmaya zorlayan başlıca
sebepler şunlardır: 1- Türkiye'nin Kafkasya'ya ve Kafkas halklarına olan
bölgesel, kültürel, etnik ve tarihi bağları. 2- Türkiye'deki Kafkas diasporasının
varlığı ve devlet olarak Kafkas kökenli vatandaşlara karşı Türkiye'nin sorumluluğu
3- Radikal siyasî grupların meseleyi siyasî amaçları doğrultusunda istismar etmeleri
4- Kafkasya'da Rusya'nın ekonomik, siyasî ve askerî açılardan güçlenmesi ihtimalinin
Türkiye'nin doğu sınırları güvenliği ve Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerini tehdit
etmesi. 5- Bakû-Ceyhan hattının Rusya'nın bu girişimiyle geciktirilmesi ya
da engellenmesi. Türkiye
için oldukça riskli ve stratejik bir konumu olan Çeçenistan meselesi karşısındaki
yaklaşımların gerek iç, gerekse konumu itibariyle önemli sonuçları bulunmaktadır.
Türkiye içinde Kafkas kökenli Türk vatandaşlarının ve belirgin bir güce sahip
Kafkasya derneklerinin varlığı ile iç kamuoyundaki etnik ve dini radikal grupların
hassasiyetleri, Çeçenistan'ın Rusya içindeki konumuyla güney-doğudaki ayrılıkçı
Kürt hareketi arasında kurulmaya çalışılan paralellik Türkiye'nin iç dengelerindeki
hassas noktaları oluşturuken, Türkiye dışında ise Kafkasya bölgesindeki Türk Cumhuriyet
ve topluluklar ile ilişkilerindeki coğrafi ve stratejik önemi ile Rusya'nın tekrara
Kafkasya'da etkinlik kazanma ihtimali Türkiye'yi doğrudan etkileyen faktörler
arasındadır. Dağıstan'ın Etnik Problemleri Etnik yapı
açısından Kafkasya'nın en karmaşık bölgesi olan Dağıstan'da değişik dil ve lehçelerde
konuşan otuzdan fazla etnik grup yaşamaktadır. Sovyetler Birliği döneminde bu
etnik grupların sayısı konuştukları lehçelerin birleştirilmesiyle ona indirilmiştir.
Dağıstan'daki bu on etnik grubun genel nüfusa oranları şu şekildedir: Avar
% 27.2, Dargı % 15. 6, Kumuk % 12.9, Lezgi % 11.3, Lak % 5.1, Tabasaran % 4.3,
Nogay % 1.6, Rutul % 0.8, Agul % 0.8, Tsahur % 0.3 XX. yüzyıl başlarına
kadar Dağıstan'da Kumuk Türkçesi hem popüler hem de ekonomik yönden çok önemli
olduğu için Dağıstan halklarının ortak anlaşma dili olmuştur. Lezgi, Avar, Dargı
halklarının yanı sıra yerli Ruslar bile 8-10 yaşlarındaki erkek çocuklarını Kumuk
köylerindeki ailelere teslim ederek 2-3 yıl Kumuk Türkçesi olmuştu. 1918 yılında
kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyetinin resmi dili olarak Kumuk Türkçesi kabul
edilmişti. Tarih boyunca birlik ve beraberlik içinde oldukları gözlemlenen
Dağıstan halkları Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte etnik çatışma tehlikesinin
içine girmiştir. Etnik gruplar arasındaki gerilim sebebi ise Sovyetler Birliği
döneminde Moskova'nın Dağıstan'da uyguladığı yanlış göç ve toprak politikasıdır.
Doğalgaz zenginliğine sahip olan Dağıstan Kafkasya'daki özerk cumhuriyetlere
ve Güney Rusya'nın endüstri bölgelerine doğalgaz sağlamaktadır. Dağıstan'ın kaynaklarını
kontrol altında tutma isteği ile kentli Rus yönetim kadrolarıyla yavaş yavaş ortaya
çıkan rekabet yerli kadroları İslâmiyet aracılığıyla kimliklerini pekiştirme yoluna
itmiştir. VIII. yüzyıldan itibaren İslâmiyetin güçlü bir biçimde kök saldığı
Dağıstan'da günümüzde de Nakşibendi tarikatı üyelerinin etkin oldukları görülmektedir.
Dağıstan'da Müslümanların oranı yüzde 92, Hıristiyanlar yüzde 5, Yahudiler
ise yüzde 3'tür. Müslüman nüfusun yüzde 97'si Sunnî, yüzde 3'ü Şiîdir. Şiîler
Azerbaycan'dan göç ederek Derbent şehrine yerleşen Azeriler ile Lezgilerin küçük
bir kısmını oluşturan Miskince köyü ahalisinden meydana gelmektedir.
Ekilebilir toprakların azlığı ve siyasî gücün demografik büyüme ile birlikte etnik
gruplar arasındaki eşit paylaşılmaması Dağıstan'da etnik hareketlenmeyi kışkırtmakta
ve etnik grupların siyasî özerklik talep etmelerine sebep olmaktadır.
Dağıstan'ın güneyindeki dağlık bölgede yaşayan halkların Sovyet döneminde ekonomik
ve sosyal sebeplerle Dağıstan'ın kuzeyindeki verimli ovalara göç ettirlmesi ovalarda
yaşayan Kumuklar'la dağlardan göç eden Avar, Dargı, Lezgiler arasında etnik problem
ve çatışmaların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. 1944 yılında Orta Asya'ya
sürülen Çeçenlerden, boşalan topraklara Mahaçkala civarındaki köylerde yaşayan
10 bin Kumuk zorla göç ettirdi. Kumukların kendi toprakları ise idari bir kararname
uyarınca Gubin ilçesindeki Avarlara verildi. 1951 yılında Dağıstan ÖSSC
ülke dahilinde göç ettirme ve nakil konusunda beş yıllık plânı kabul etti. 1952-1957
yılları arasında dağlık bölgedeki 10 bin işletmenin kuzeyindeki ovalara yerleştirilmesi
düşünüldü. Lezgi, Tabasaran, Rutul ve Agul halklarının bir kısmı Güney Dağıstan'da
Kuzey Dağıstan'a göç ettirildiler. 1957 yılında Çeçen-İnguşların sürgün
yerlerinden Kafkasya'ya dönmeleriyle birlikte Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyetinin
yeniden kurulmasıyla, Dağıstan'a verilen 6 bölge Çeçen-İnguş'a iade edildi. Bunun
üzerine güney Dağıstan'dan Avarların bir kısmı kuzeyde Kumukların yaşadığı Hasavyurt,
Kızılyurt, Babayurt bölgelerine göç ettiler. Bu bölgeye aynı zamanda Dargı köyleri
de göç etmişti. Sürgünden dönen Çeçenlerin bir kısmı ile birlikte Lak, Avar ve
Dargılar da ovalık bölgedeki eski Kumuk köylerine yerleştiler. Böylece ovalar
önceden tek etnik grup olan Kumukları barındırırken, karışık etnik grupların bir
arada yaşadığı yerler halini aldı. etnik gruplar arasında yayla, su, otlak konularında
çıkan anlaşmazlıklar etnik çatışmaya dönüşmeye başladı. 1960'lı yılların
sonunuda Güney Dağıstan'daki Lezgi, Avar, Dargı, Tabasaran gibi halklara mensup
dağ köylüleri Dağıstan ovalarının ekolojik şartları gözardı edilerek Kumuk bölgesine
yerleştirildiler. 1970'li yıllarda dağ köylülerinin ovalarda yerleşimi önceki
yıllara göre nispeten düşük ölçüde devam etti. Dağıstan'da iç göç sebebiyle dağlar
ıssızlaşırken ovalarda nüfus aşırı derecede arttı ve etnik gruplar arasında etnik
problem ve çatışmalar baş göstermeye başladı. 1958-1988 yılları arasında
dağ köylerinden ovalara göç edenlerin sayısının altı kat artması ovada yaşayan
Kumuk ve Nogayların hayat kaynaklarında sıkıntı yarattı. Verimli topraklarda göçmen
kasabalarının kurulması bu toprakların verimlilik oranını azalttı. İçme suyu problemnin
artmasıyla birlikte, toprakların göçmenler tarafından düzensiz kullanımı sonucunda
tuzluluk oranı ve erozyon arttı. Sistemli bir şekilde devam ettirilen
göç hareketleri neticesinde Dağıstan'ın başkenti Mahaçkal'da Avarların ve Dargıların
çoğunlukta olması cumhuriyetin politik ve ekonomik yönetiminin de bu halkların
mensuplarının ellerinde toplanmasına yol açmıştır. Dargı ve Avarların Kumuk arazilerini
işgal etmeleri Kumuklarla Avarlar arasında etnik çatışma tehlikesine yol açmıştır.
Bu olay aynı zamanda Avarlar ile Dargıların etno-politik birliğinin oluşmasını
sağlamıştır. Laklar da bu etno-politik birliğin Dağıstan'da egemen bir politik
birlik Lezgileri de sosyo-ekonomik baskı altına almıştır. Lezgilerle Avar-Dargı-Lak
halkları arasında etnik çatışma tehlikesi vardır. Dağıstan'da mevcut
olan bütün sosyal-siyasî kurumlar arasında en öenmlisi Kumukların Tenglik örgütüdür.
Tenglik örgütü Azerbaycan Halk Cephesi ile de ilişki içindedir. Tenglik'in başlıca
politik amacı Dağıstan'ın Rusya içinde federal cumhuriyete çevrilmesi ve bu federasyon
içinde belli sınırları olan Kumukistan ayartılmasıdır. Kumukların arazi bütünlüğünün
elde edilmesi ve korunması için Tenglik Dağıstanı halkların eşit hukuklu federasyonu
biçiminde kurmayı en geçerli çözüm yolu kabul etmektedir. Örgütün adının Tenglik
olması da bu görüşü yansıtmaktadır. Tenglik örgütü 24 Ağustos 1996 tarihinde
Dağıstan'ın başkenti Mahaçkale'de 4. Kumuk Halk Hareketi Kurultayını düzenledi
ve bu kurultayda şu kararlar alındı: 1- Kumuk Halk hareketi, bundan sonraki
faaliyetlerinde, Dağıstan Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonunun devlet kurumlarının
reorganizasyonun devamı dolayısıyla, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda
hakların kendi kendini yönetmesi doğrultusunda Dağıstan ve Rusya Federasyonunun
birliği prensibini bozmadan gerçekleştirmek, Kumuk ve diğer halkların kendi kaderini
tayin etme hakkını savunan bütün parti, hareket ve toplum liderleriyle iş birliği
yapmak gibi sorunların çözülmesine dikkat gösterecek. 2- Rusya Federasyonu
hükümetinin "Türk Halklarını Kalkındırma" kararına ilişkin 1997 yılından
2010 yılına kadarki sürede, Kumuk halkının sosyo-ekonomik gelişmesi hakkında devlet
desteği programının yürürlüğe girmesi için özel komisyon kurulacak. 3-
Kumuk Halk Hareketinin Milli Meclisine Rusya Federasyonu hükümetine yönelik özel
bildiri hazırlama görevi verilecek ve zorla göç ettirilmiş Kumuk köylülerinin
sorunlarının çözümü için 7 kişilik bir delegasyon Moskova'ya gönderilecek.
4- Rusya Federasyonu hükümetinden Tarkin, Kiyahulay ve Alburuken köylerinin
yeniden kurulması istenecek ve bu köylerin sakinlerine "zorla göç ettirilmiş
halk" statüsünün verilmesi sağlanacak. 5- Uluslarası Kumuk Üniversitesinin
açılabilmesi için Rusya Federasyonundan mali destek istenecektir. 6-
Dağıstan Cumhuriyetinin idari sınırları dışında, özellikle Çeçenistan ve Kuzey
Osetya'da yaşamakta olan Kumukların problemlerini çözmek. Azerbaycan'ın
kuzeyinde Kafkasya ve dolayısıyla Dağıstan'a sınır olan bölgesinde de önemli oranda
Dağıstanlı etnik nüfus yaşamaktadır. Sovyet döneminde Azerbaycan ile Dağıstan
arasında kasıtlı olarak çizilen sınır Dağıstanlı etnik grupların Azerbaycan Cumhuriyeti
sınırları içinde kalmalarına yol açmıştı. 1989 yılı nüfus sayımına göre Azerbaycan'da
171 bin Lezgi, 44 bin Avar, 10 bin Tat, 13 bin Tsahur yaşamaktaydı. Azerbaycan'ın
Dağıstan sınırındaki Rutul, Muharremkend, Kasımkend, Ahtı, Gusar ve Hacmaz şehirlerinde
Lezgiler çoğunluktadır. Samur ırmağı Dağıstan Lezgileri ile Azerbaycan Lezgilerini
ayrımaktadır. İki ayrı cumhuriyette yaşamakta olan Lezgiler kendi aralarında örgütlenmeye
başlamışlardır. "Samr" örgütü Lezgilerin dil, örf ve adetlerini korumaya
yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. Lezgilerin Sadval (Birlik) örgütü
Dağıstan'ın en köktenci ve saldırgan örgütü olarak bilinmektedir. Azerbaycan'daki
Lezgiler çoğunluktadır. Samur ırmağı Dağıstan Lezgileri ile Azerbaycan Lezgilerini
ayırmaktadır. İki ayrı cumhuriyette yaşamakta olan Lezgiler kendi aralarında örgütlenmeye
başlamışlardır. "Samr" örgütü Lezgilerin dil, örf ve adetlerini korumaya
yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. Lezgilerin Sadval (Birlik) örgütü
Dağıstan'ın en köktenci ve saldırgan örgütü olarak bilinmektedir. Azerbaycan'daki
Lezgiler arasında etnik bölücülük ve ayrımcılık çabası içinde olan Sadval örgütünün
amacı Dağıstan ve Azerbyacan'daki Lezgi topraklarını birleştirerek Büyük Lezgi
devletini kurmaktır. Ancak Sadval'ın liderleri ilk aşamada Büyük Lezgi devletini
Dağıstan'ın terkibine federasyon prensiplerine dayalı şekilde kurmak düşüncesindedir.
Sadval örgütü bunun ardından Azerbaycan'dan toprak talebinde bulunarak Lezgi devletini
kurmayı plânlamaktadırlar. Kuzey Azerbaycan'da karışıklık çıkartıp, Karabağ
dışında ikinci bir cephe açma amacını taşıyan Ermeniler Sadval örgütüne maddi
destek sağlayarak, bölgeye gönderdikleri ajanlar vasıtasıyla Azeriler Lezgilere
karşı kışkırtıcı faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Şezgi bölgesinde bildiri dağıtırken
yakalanan bir Ermeni militanın elindeki bildiride Sunnî-Şiî ayrımının vurgulanması
ve "Sunni Lezgilere ölüm" sloganı ile Azerilerin kışkırtılmak istenmesi,
Kuzey Azerbaycan'da etnik gruplar arasında etnik çatışmaları başlatacak kıvılcımların
dış güçler tarafından plânlandığını göstermektedir. Kafkasya'nın özellikle
batı bölgelerine nazaran Dağıstan, etnik ve siyasî açıdan Rusların zayıf oldukları
bir ülkedir. Dağıstan halklarının sahip oldukları güçlü etnik kimliklerinin yanında,
bölgede hakim olan İslâmi tarikatlar Dağıstan halkları arasında İslâmi kimliğin
de güçlenmesini sağlamış ve Ruslara karşı etnik ve siyasî direnişi hızlandırmıştır.
Dağıstan'da Rus nüfusunun büyük bir hızla azaldığı gözlemlenmektedir. 1959 -1979
yılları arasında Dağıstan'daki Rus nüfusu 214.00'den 190.00'e düşmüştür. 1989-
1994 yılları arasında 13.000 Rus'un Dağıstan'ı terkettiği görülmektedir.
Rusya
Dağıstan'ın ikinci bir Çeçenistan'a dönüşmesini önlemek ve Lezgi faktöründen Azerbaycan'a
karşı baskı vasıtası olarak faydalanmak amacıyla Dağıstan'daki etnik yapıya özel
ilgi göstermektedir. Avar ve Dargı halklarını Çeçenlerin Rusya'ya karşı bağımsızlık
mücadelesine katılabilecek başlıca potansiyel sosyal güç olarak değerlendirilen
Rusya Avar ve Dargılar arasında güçlü milli-siyasî teşkilatların kurulmasını ve
yayılmasını engellemeye çalışmaktadır. Rusya Avar ve Dargıların Dağıstan'ın siyasî
yapısındaki hakim etnik unsurlar olmaya devam etmelerini arzulamaktadır. Bundan
dolayı Moskova Kumukların ve Lezgilerin federasyon kurma düşüncesini gizli olarak
desteklese de bu düşüncelerin gerçekleşmesine izin vermeyecektir. Çünkü Dağıstan'ın
federe cumhuriyete dönüştürülmesi hakim etnik grup olan Avarların çıkarlarına
uygun olmadığı için Avarlar arasında Rusya'ya karşı ayrılıkçı hareketlerin ortaya
çıkması ihtimal dahilinde olacaktır. Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde
Etnik Problemler Orta
Kafkaslar bölgesine yer alan Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti etnik yapı açısından karmaşık
bir görünüm arzetmektedir. Bölgenin asli halklarından olan Karaçaylılar Elbruz
dağından Laba ırmağının kaynak havzasına kadar uzanan ve sarp dağlarla, derin
vadilerden oluşan bir sahada yaşamaktadır. Karaçaylıların arazisi Kafkas dağlarının
eteklerindeki geniş ve yüksek
|