Ülkü Ocakları Eğitim Kültü Vakfı Genel Merkezi Anasayfa Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi

Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
16-03-2005
Tarihinden itibaren

kez ziyaret edilmistir.
 
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
KAFKASYA ; ETNİK , SOSYAL ve SİYASİ PROBLEMLER
UFUK TAVKUL
Sayfa1234

programın günümüz şartlarında, özerk cumhuriyetlerde ve bölgelerde yaşayan halkların çıkarlarını ve yasal halklarını bütünüyle sağlayamadığını" ilan etti.

Kafkasya Dağlı Halkları tarafından Sohum'dan 26 Ağustos 1989 tarihinde Sovyetler Birliği Yükesk Sovyeti'ne yapılan bir çağrıda "Gürcü halkını bir kaosa sürükleyen Gürcistan Parti Merkez Komitesi, Gürcistan Yüksek Sovyeti ve Bakanlar Kurulu şiddete protesto edilerek, Kafkas Dağlı Halkları Kongresinin Abhazya halkı ile tam bir dayanışma içinde olduğu ilan edildi. 1989 Ekim ayında Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyetinin başkenti Nalçik şehrinde yapılan mitingde de Abhaz halkına destek verildi. Gürcü ve Abhaz halkları arasında barış ve sağduyunun hakim olması dileğinde bulunuldu.

Abhazya Özerk Cumhuriyeti Parlementosu 25 Ağustos 1990 günü yaptığı bir oturumda, hazır tutulan 72 milletvekilinden 70'inin oyu ile Abhazya'nın Gürcistan'dan ayrılarak tam bağımsız bir cunhuriyet olduğunu ve 1921 yılında Gürcistan'a bağlanmadan önceki statü içinde SSCB'nin bir üyesi olarak kalacağını ilan etti. Ancak bu ilan Gürcü Yüksek Sovyeti tarafından derhal yürülükten kaldırıldı. Aralık 1990'da Abhaz Yüksek Sovyeti Vladislav Ardzinba'yı başkan seçti. Aynı oturumda Abhazya'nın Gürcistan'dan kopmasını sağlayacak yasalar çıkarıldı. 1991 yılında yapılan seçimlerin ardından Abhaz Parlementosu 1992 yılı başlarında çalışmaya başladı. 23 Temmuz 1992'de Abhaz Yüksek Sovyeti Abhazya'nın Gürcistan'ın bir parçası olduğunu kabul eden 1978 Anayasasını yürülükten kaldırarak, Abhazya'nın SSCB'nin ayrı bir cumhuriyeti olduğunu kabul eden 1925 Anayasasını yürülüğe koydu.

1992 Ağustos ayında devrik Gürcistan Devlet Başkanı Z. Gamsahurdiya taraftarlarınca kaçırılan Gürcü güvenlik subaylarını bulmak için Şevardnadze tarafından gönderilen Gürcistan muhafız birliklerine Abhazya İçişleri Bakanlığı askerlerinin ateş açmasıyla başlayan etnik çatışmalarda elliye yakın insan öldürüldü. Abhazya parlamentosu Gürcü askerlerinin Abhazya'ya girmesini bir işgal olarak değerlendirerek bunu kınadı. 14 Ağustos 1992'de Abhaz ve Gürcü yetkililer arasında ateşkes anlaşması imzalandı ve Gürcü askerler 17 ağustosta başkent Sohum'dan çekildiler. Ancak 18 ağustosda Gürcü Milli Muhafız Birliği tekrar Sohum'a girdi ve Abhaz parlamento binasını top ateşine tuttu. Bu hareket Abhazya'nın Gürcistan'dan bağımsızlığı hareketini başlatan Arzinba'yı istifaya zorlamaya yönelik bir tehditti. Bu olayların sonrasında Abhazya İçişleri Bakanı Abhazya parlamentosunun dağıtıldığını, yerini sekiz kişilik askerî konseyin aldığını ilan etti.

Bu olayların hemen ardından başlayan Abhaz-Gürcü savaşında, Abhazya'nın tarihi ve kültürel açıdan Gürcistan'ın değil, Kafkasya'nın bir parçası olduğunu savunan Kafkasya halklarından Çeçenler, Karaçaylılar ve Çerkesler Abhazya'nın yanında yer aldılar ve gönderildikleri illegal silahlı birliklerle Abhazların yanında Gürcülere karşı savaştılar.

Abhazya meselesinde arabuluculuk sorumluluğu Birleşmiş Milletlere düştü. Birleşmiş Milletler Gürcülerin yenilgisinden önce 1993 yazında bölgeye bir gözlemci heyet göndermişti. BM destekli Abhaz, Gürcü ve Rus temsilciler arasındaki görüşmeler 1994 nisanında Gürcü sığınmacıların Abhazya'daki topraklarına geri dönmesiyle ilgili bir anlaşmanın imzalanmasına yol açtı. Ancak Abhaz tarafı bir Rus barış gücünün dönme sürecini gözlemlemesine rağmen anlaşmanın uygulanmasını sistematik olarak geciktirdi.

21 Aralık 1994'te Abhazya'nın Rusya sınırı Rus hükümetinin emriyle kapatıldı. Çeçenistan olaylarını bahane eden Rusya Abhazya'nın Kodor vadisinde Çeçen silahlı güçlerinin üsleri olduğunu iddia etmişti. Rusya buna dayanarak Abhazya'ya ambargo uygulamaya başladı.

Rusya'nın uyguladığı ekonomik ambargo başta olmak üzere Abhazya'da seyahat özgürlüğü dahil bütün hayati konularda ülkenin dış dünya ile bağlantısı kesildi. Başlangıçta bu ambargonunu Çeçenistan savaşı sebebiyle geçici olarak ve sınırlardan sızmaları önelmek amacıyla konulduğu Rusya tarafından açıklandığı halde, Çeçenistan savaşının bitmiş olmasına rağmen Abhazya üzerindeki ambargo kaldırılmadı.

Abhaz bunalımına siyasî bir çözümle ilgili görüşmeler Abhazya ve Gürcistan arasında çıkmaza girdi. Hem Birleşmiş Milletler hem de Rusya'nın baskısı altında olan Abhazya 1995 baharında bağımsız egemen devlet olma talebinden vazgeçti. Abhazlar Abhazya ve Gürcistan'ın eşit statüde olacağı bir konfederasyon için ısrar ederek bölgeye özerk bir statü verme arzusundazydılar.

1992-1993 yılları arasındaki Abhaz-Gürcü savaşı Rusya Savunma Bakanı Graçev'in onayladığı Rus askerî müdehalesiyle şiddetlenmişti. Rusya'nın bu girişimi Gürcistan'ı zayıflatmayı, bölgede Türk ve batılı nüfuzu azaltmayı ve petrol rezervlerine katılımı kontrol etmeye yönelikti. Rusya'nın plânları Abhazya'daki limanları koruyarak ve Gürcistan'ın petrol ihraç ettiği Poti, Supsa ve Batum limanlarına yaklaşarak en iyi şekilde uygulandı.

1996 yılı Ocak ayında Gürcistan ve Rusya arasında Azerbaycan petrolünü Abhazya üzerinden Novorossisk'e taşıyacak bir boru hattının inşası ile ilgili gizli görüşmeler yapıldı. Moskova bu boru hattında iş birliğine karşılık Gürcistan'ın bunu kabule Abhazya'dan çekmekle tehdit etti ve Gürcistan'a Abhazya'da etnik çatışma ve ayrılıkçı şiddetin yeniden başlayabileceğini gösterdi.

28 Mart 1997'de Moskova'da Birleşik Devletler Topluluğuna mensup ülke başkanlarının katılımıyla yapılan bir toplantıda Abhazya'ya uygulanan ambargonun bütün yönleriyle devam etmesine karar verildi. Aynı toplantıda alınan bir başka kararla Gürcistan ve Abhazya arasındaki güvenlik bölgesinin İngur ırmağından Galidza ırmağına kadar genişletilmesine ve Barış Gücü askerlerinin bu sahada görev yapmalarına karar verilerek Barış Gücü askerleri Abhazya topraklarına doğru 15 kilometre daha kaydırıldı.
Abhazya parlamentosu bu kararı reddederek değişikliğin kabul edilmeyeceğini bildirdi. Abhazya'nın tepkisine karşılık Rusya 14-15 Nisan 1997 tarihinde Rusya'nın Rostov santralinden Abhazya'ya gelen telefon bağlantılarını kesti ve Abhazya'nın dış dünya ile haberleşmesini engelledi.

Bu arada Abhaz ve Gürcü silahlı güçleri arasındaki çatışmalar da zaman zaman şiddetlendi ve bölgedeki etnik ve siyasî problemin çözümünü gittikçe zora soktu. Nisan 1998'de dört Abhaz polis görevlisinin Gürcüler tarafından öldürülmesi Abhaz-Gürcü gerginliği artırdı. Abhazya polislerinin Abhazya'da gizli faaliyetlerde bulunan Gürcü Tetri Legioni örgütü tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü, ancak bu iddia Gürcü hükümeti tarafından reddedildi.

Abhaz-Gürcü savaşı bölgedeki etnik grupların nüfuslarında önemli değişmelere yol açtı. 1992 yılı başlarında Abhazya'da 245 bin Gürcü yaşamaktaydı. Savaş bölgelerinden Gürcistan'a kaçmak zorunda kalan Gürcülerin Abhazya'dan ayrılmalarıyla, 1997 yılı başlarında Abhazya'daki Gürcü nüfusu 44 bine düştü. Aynı tarihler arasında Abhazya'daki Abhaz nüfusu da 95 binden 54 bine inmişti. Ancak Gürcülerin Abhazya'yı terketmesiyle, Abhazya'da daha önce % 8 civarında olan Abhaz nüfusu %37'ye çıktı.
Abhazya meselesi Rusya ve Gürcistan'ın ortak çıkarları doğrultusunda yeni gelişmelere her an açık beklemektedir ve yakın gelecekte bir çözüme kavuşma şansı görülmektedir.

Güney Osetya Problemi ve Oset-Gürcü Etnik Çatışması

Orta Kafkaslarda, Kafkas dağlarının kuzey ve güney yamaçlarında yaşamakta olan Osetler Hint-Avrupa ırkına mensup İran kökenli bir Kafkas halkıdır. Bugün Kuzey Osetya Osetya-Güney Osetya şeklinde sun'i bir sınırla ikiye bölünmüş olan Osetya'nın kuzey bölümü Rusya Federasyonuna bağlı iken, güney bölümü Gürcistan sınırları içinde kalır.

Gürcü tarihçiler Güney Osetya ile zoraki birliği 19. yüzyıl ortalarında bölgenin Rusya tarafından istila edilmesiyle başlamıştı. Kafkas-Rus savaşlarının başında 10 bin kişilik bir nüfusa sahip bulunan bölgede Çarlık Rusyası Güney Osetya halkının idaresine Gürcü feodallerinin eline bırakmıştı. Rusya Güney Osetya topraklarını da Gürcü feodallerinin mülkü olarak ilan etmişti.

Osetlerin Gürcülere düşmanlığı 1917 Sovyet ihtilali sonrasındaki siyasî gelişmelere kadar uzanır. 1917 Bolşevik devriminden sonra Gürcistan'da iktidarı elinde bulunduran Menşevik Gürcü yönetimi zamanında, Güney Osetya zorla Gürcistan'a ilhak edilmeye çalışıldı ve ağır baskılara uğratıldı. 1917-1920 döneminde Osetler Sovyet Rusya'yı destekliyorlardı ve Osetlerin ayaklanmaları Gürcistan Sosyal Demokratik Hükümeti tarafından bastırılıyordu.
Gürcistan'da Sovyet rejiminin kurulmasından sonra da Oset halkının Çarlık Rusyası dönemindeki ikiye bölünmüş durumu devam ettirildi. Güney Osetya 20 Nisan 1992'de özerk bölge statüsüyle Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlandı.

Oset-Gürcü ilişkilerindeki kriz dönemi ve Güney Osetya'nın statüsü ile ilgili, mücadeleler
1989 yılı baharında başladı. Tshinvali Pedagoji Enstitüsü Öğretim üyesi ve Ademon Nıhas adlı Güney Osetya Halk Cephesi örgütünün lideri Alan Çoçıyev Abhazya bölge gazetesinde yayımlanan bir mektubunda Osetlerin Gürcistan'dan ayrılmak ve birlik cumhuriyeti statüsü kazanmak için başlattıkları mücadeleyi Abhazya halkının desteklemesini istedi.

Çoçıyev'in mektubunun metni Gürcü gazetelerinde tekrar yayımlandı ve Gürcülerin büyük tepkisini çekti. Bunun üzerine 1989 yılı yazında Osetlerle Gürcüler arasında ilk etnik çatışmalar başladı.

1989 yılı Ağustos ayında Gürcü basınının Gürcü dilinin cumhuriyetteki tek resmi dil olması yolunda yayınlar durumu gerginleştirdi. Çünkü Oset nüfusunun yalnızca % 14'ü Gürcü dilini biliyordu. Oset Halk Cephesi bu durumu Kuzey ve Güney Osetya'nın birleşme isteğine karşı oluşturulan anti-demokratik bir hareket olarak nitelendirerek Moskova'dan yardım talebinde bulundu. Gürcüler Gürcistan'ın milli birliğine karşı bir hareket olarak gördükleri bu davranışa karşı çıktılar.

1989 yılı eylül sonlarında Gürcü askerî birlikleri Güney Osetya bölgesine girdiler ve silahlı çatışmalar başladı. 10 Kasım 1989'da Güney Osetya Bölge Sovyeti ve Oset Halk Cephesi örgütü Gürcistan Yüksek Sovyetlerinden Güney Osetya Özerk Bölgesinin özerk cumhuriyet statüsüne yükseltilmesini istediler. Ancak Gürcü yetkililer Güney Osetya Bölge Parti Birinci Sekreterini görevden alarak bu istediği reddettiler.

Osetlerle Gürcüler arasındaki etnik silahlı çatışmalar 1990 yılının Ocak ayı boyunca devam etti. Güney Osetyalılar Kuzey Osetya ile birleşme isteklerinden vazgeçmediler. 1990 Haziranında Oset Halk Cephesi Ademon Nıhas örgütü Güney Osetya'nın başkenti Tshinvali'da büyük bir gössteri düzenlendi. Ağustos ayında Gürcistan Yüksek Sovyeti bir seçim kanununu kabul ederek Gürcistan'ın yalnızca bir bölgesinde faaliyet gösteren partilerin yakında yapılacak olan paralamento seçimlerine katılmalarını yasakladı. Bu sınırlama ile Oset Halk Cephesinin seçimlere katılması otomatik olarak engelleniyordu. Bunun üzerine Güney Osetya Bölgesi yönetimi bölgenin bağımsız bir Sovyet Demokratik Cumhuriyeti olduğunu ilân etti. Sovyetler Birliği Yüksek Sovyetine başvurularak yeni cumhuriyetin Sovyet Federasyonunun bağımsız bir üyesi olarak kabul edilmesi istendi. Gürcistan Yüksek Sovyeti yeni oluşturulan Güney Osetya Cumhuriyetinin Gürcü aleyhtarı ve anayasaya aykırı olduğuna karar verdi. Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti de bu kararın Soveytler Birliği ve Gürcistan anayaslarını ihlal ettiğini belirtti.

Osetlerin boykot ederek katılmadıkları Gürcistan Yüksek Sovyet seçimleri aşırı milliyetçi Yuvarlak Masa/Hür Gürcistan koalisyonunun başkanı Zviad Gamsahurdiya'nın zaferi ile sonuçlandı. Gamsahurdiya ilk konuşmasında Güney Osetya'nın ve Abhazya'nın özerkliklerini koruyacağını ve Gürcistan'dan ayrılmalarına karşı olduğunu bildirdi.

1990 yılı Aralık ayında Gürcistan, Güney Osetya ve Moskova resmi görevlilerinin görüşmelerini takiben bir uzlaşma komisyonu oluşturuldu. Fakat bu da gergin olan tansiyonu düşürmeye yetmedi. Osetlerin Gürcülere karşı silahlı saldırı ve gece baskıınları devam etti. Bu olaylara karışan Osetler silahlı saldırılar sonrasında Kuzey Osetya'ya geçiyorlardı. Osetlerle Gürcüler arasındaki silahlı çatışmalarda 600'den fazla insan ölürken yüzlerce Oset ve Gürcü ailesi çatışma bölgesinden kaçtı.

7 Ocak 1991'de Gorbaçev Güney Osetya'nın bağımsızlık ilanını ve Gürcistan Parlamentosunun Güney Osetya'nın özerkliği kaldırma kararını kınayan resmi bir karar yayımlandı. Gorbaçev ayrıca üç gün içinde Gürcü askerî birliklerinin Güney Osetya'dan çekilmelerini istedi. Gürcistan parlamentosu Gorbaçev'in bu kararını Gürcistan'ın iç işlerine karışmak olarak kabul etti. Gamsahurdiya Gorbaçev'i Sovyet ordusunu Gürcistan'a sokmak için bir bahane yaratmaya çalışmakla suçladı. Gamsahurdiya "Osetler bize bu savaş vesilesiyle baskı yapan Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Gorbaçev'in ajanlarıdır" diyordu.

22-23 Ocak 1991'de Tshinvali'de meydana gelen şiddetli çarpışmalar sonrasında 1500 Gürcü milisi kenti işgal etti. 1991 yılının ilk günlerinde etnik çatışmalarda otuza yakın insanın ölmesinin ardından, 25 Ocakta Tass Ajansı Sovyet birliklerinin Tshinvali'de Gürcü ve Osetler arasında ateşkes sağladığını ve Gürcü askerî birliklerinin geri çekilmeye başladığını duyurdu. Tass aynı zamanda Güney Osetya çatışmaların olmasıyla Gürcistan Tshinvali şehrinin elektrik hatlarını kesti ve bu davranışla bölgedeki Gürcü nüfusa baskı yapan Güney Osetya'yı cezalandırmayı düşündü. Şehrin 65 bin kişilik nüfusundan 15 bini şehrinden göç etti. Osetler Kuzey Osetya'nın başkenti Vladikavkaz'a kaçanların sayısı 12 bin kişiye ulaşmıştı.

Güney Osetya Milli Cephesinin bir sözcüsü Gürcü-Oset çatışmasının ana sebebini "Gürcüler Sovyetler Birliğinden ayrılmak istiyorlar, biz ise istemiyoruz." şeklinde açıklarken, Gürcüler ise Osetleri Gürcistan'ın tamamının Sovyetler tarafından askerî işgal için bahane olabilecek bir komünist beşinci kolu olarak görüyorlardı.

1992 yılında Rusya'da Yeltsin'in, Gürcistan'da Şevardnadze'nin iktidara gelmesinden sonra, 1992 haziran ayında Yeltsin ve Şevardnadze çatışma bölgesinden bütün askerî birliklerin çekilmesini ve ateşkesle birlikte bölgeye Gürcü Oset ve Ruslardan oluşan 1500 kişilik bir barış gücünün konuşlanmasını içeren anlaşmayı imzaladılar.
Aralık 1992'de AGİK durumu gözlemlemek için bölgeye kendi heyetini gönderdi. 1994

Mart ayında Güney Osetya'daki parlamento seçimleri radikal miliyetçi yönetimin yenilgisi ve Komünist Partisinin iktidara gelmesiyle sonuçlandı. Yeni radikal yönetimin Kuzey Osetya ile birleşme ve Gürcistan'dan tam bağımsızlık istekleri baskı ile engellendi.

Güney Osetya Yüksek Konseyi Başkanı Ludvig Çibirov Gürcistan yönetimiyle uzlaşmaya karşıydı. Tamamen Moskova'dan gelen mali yardıma bağlı olan Güney Osetya'nın Gürcistan'la özerklik konusunda bir anlaşmaya varabilmesi Rusya'nın destekleyeceği önerilere bağlı görünmekteydi. Ancak 1995 yılında değiştirilen Gürcistan anayasasına göre Güney Osetya'nın özerk bölge statüsü kaldırıldı ve bölge Tshinvali ili adıyla doğrudan Tiflis'e bağlandı.

Gürcü-Oset etnik çatışmasının sonucunda binlerce Güney Osetyalı Kuzey Osetya'ya göç etti. Şehirlerde ve kırsal alanlarda göçmenlerin yerleştirilmedi büyük sosyo-ekonomik güçlükler ortaya çıkardığı gibi, yerleşik Kuzey Osetyalılar ile göçmen Güney Osetyalılar arasında cinayetlere kadar varan sürtüşmelere sebep oldu.

Gürcistan'daki Abhazya ve Güney Osetya etnik problemlerinin Rusya, Gürcistan ve
Türkiye açısından farklı sonuçları vardır.

Rusya Azerbaycan petrolünün Gürcistan üzerinden batılı bir güzergahla gitmesini engellemeye çalışmaktadır. Moskova'nın Gürcistan'daki etnik çatışmaları ve iç çekişmeyi desteklemesi Rusya'nın Kafkasya ve Kafkas ötesindeki istikrarsızlığı devam ettirme isteğini göstermektedir. siyasî kargaşa Gürcistan'ı Avrasya petrolü için daha az çekici bir güzergah yapmaktadır.

Rusya Gürcistan'daki askerî ve siyasî varlığını tekrargüçlendirmek için, önce devlet başkanı Gamsahurdiya'ya karşı muhalefeti destekledi ve baskılar sonucunda Gamsahurdiya iktidardan uzaklaştırılarak yerine Şevardnadze getirildi. Yeni yönetimin de millî eğilimlerini sürdürmesi üzerine Güney Osetya, Abhazya ve Acara meselelerinin kışkırtılması ve desteklenmesiyle Gürcistan, Birleşik Devletler Topluluğuna girmek zorunda kalırken Rusya ile ortak bir askerî iş birliği anlaşması da imzalandı. Böylece Rusya eski SSCB'nin Türkiye sınırındaki askerî varlığını tekrar elde etti.

Güney Osetya'da etnik çatışma tehlikesi halen devam etmektedir. Güney Osetya Başbakan yardımcısı Valeri Hbulov'un 31 Mayıs 1998 tarihinde Kuzey Osetya sınırında öldürülmesi, terörizmin Güney Osetya'da hakim olduğunu göstermektedir.

Rusya, etnik çatışmalar ve ayrılıkçı hareketler karşısında dış dünyada zayıf ve güvensiz bir ülke görünümü çizecek olan Gürcistan'ın batılı petrol ve doğal gaz bırakarak, ayrılıkçı güçlere karşı Moskova'nın korunması kabul etmeye zorlamaktadır. Bu durumda Rusya Kafkas ötesinden Karadeniz limanlarına ulaşacak petrol ve doğal gaz boru hatları üzerinde hakimiyet ve kontrol sağlayabilecektir.

Kuzey Osetya Problemi ve Oset- İnguş Çatışması


Büyük çoğunluğu Hıristiyan olan Osetlerle Müslüman İnguşlar arasındaki etnik problem ve çatışmaların kökeni XIX. yüzyıla kadar uzanmaktadır. XIX. yüzyıl başlarında İnguşlar Terek ırmağının sağ tarafında yaşıyorlardı. Çarlık Rusyası 1810 yılında İnguşlara toprak mülkiyeti hakkı tanıdı ve Oset toprakları ile İnguş toprakları arasına sınır çizildi. Osetler ve İnguşlar 1860'lı yıllara kadar bu sınırın iki tarafında yaşadılar. Kafkas-Rus savaşları sırasında topraklarından göç ettirilen İnguşların yerlerine Rus Kazakları yerleştirildi. İnguşların bir bölümü Oset topraklarında kalırken bir bölümü de Çeçenlere komşu topraklarda kaldılar. İnguşlar topraklarını geri alabilmek için Rus Kazakları ile mücadeleye giriştiler.

Çarlık Rusyası 1917'de yıkıldıktan sonra Kafkasya'da kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti 1920 yılında bir karar alarak Çarlık döneminde Kazaklara verilen İnguş topraklarıhnı İnguşlara iade etti. Sovyet işgaline uğrayan Birleşik Kafkasya Cumhuriyetinin ortadan kalkmasıyla Sovyetler tarafından Kafkasya'da sözde özerk cumhuriyetler kuruldu. 7 Temmuz 1925'de Rusya Federasyonuna bağlı Kuzey Osetya Özerk Bölgesi oluşturuldu. Bu bölge 5 Aralık 1936'da özerk cumhuriyet statüsüne yükseltildi. Bu arada Kuzey Osetya cumhuriyetinin başkenti Orconikidze şehri Osetler ve İnguşlar arasında bölündü. Terek ırmağının sol tarafı Osetlere verilirken Prigorodnıy Rayonu adı verilen Terek ırmağının sağ tarafı İnguşlara bırakıldı.

1944 yılında İnguşların topyekün Kafkasya'dan Orta Asya'ya sürgüne gönderilmeleri üzerine Prigorodnıy Rayon bölgesi Kuzey Osetya'ya bağlandı. İnguşlardan boşalan topraklara çoğunlukla Güney Osetya'dan getirilen Osetler yerleştirildi. Nüfusun kontrolsüz çoğalmasından endişe eden Kuzey Osetya hükümeti toplu göçleri engellemeye çalışıyordu. Cumhuriyet yöneticileri Güney Osetya'dan gelen göçmen gruplarını şehir banliyölerine, İnguşlardan boşalan topraklara yerleştiriyorlardı. İnguşlar 1957 yılında sürgünden Kafkasya'ya döndükten sonra Prigorodnıy Rayonunu Osetlerden geri alamadılar. Osetlerle İnguşlar arasında ilk etnik çatışmalar 1981 yılında çıktı. Fakat Sovyet hükümeti derhal bastırıldı. Ancak iki halk arasında etnik gerginlik giderek büyüdü.

5 Mart 1982'de Sovyetler Birliği hükümetinin 183 numaralı kararnamesi ile Kuzey Osetya kentlerinde ve banliyölerinde nüfusa kayıt işlemleri yasaklandı. 28 Eylül 1990 tarihinde Kuzey Osetya Yüksek Sovyeti tarafından kabul edilen bir kanun ile Kuzey Osetya topraklarında nüfus artışı geçici olarak durduruldu. Buna paralel olarak yeni nüfus kaydı, ev satın alma veya satma işlemleri donduruldu. Bu kanunla kırsal alanlarda yaşayan İnguşların kentlere ve banliyölere yerleşmeleri imkansız hale geldi. İnguşlar'ın bir kısmı her şeyi göze alarak banliyölere kayıtsız olarak yerleşmeye başladılar.

Ancak oy verme, medeni haklardan yararlanma, işe girme, emeklilik gibi pekçok vatandaşlık hakkından faydalanamadılar.

Rusya 26 Nisan 1991 tarihinde sürgün edilen Karaçay-Malkar, Çeçen-İnguş halklarının itibarının iade edilmesi hakkında bir kararname yayınladıysa da hayata geçirilemedi. Rusya Osetlerle İnguşlar arasında kanlı olayların çıkmasına adeta orta hazırladı.

İnguşlar 4 Haziran 1992 tarihinde Rusya Federasyonuna bağlı İnguşetya Cumhuriyetini kurduklarını ilan ettiler. Ancak yeni cumhuriyetin kesin sınırları belli değildi. Bu yüzden Osetlerle İnguşlar arasındaki etnik ve siyasî bunalım gittikçe derinleşti. İnguşlar Çeçenlere 27 Temmuz 1992'de Grozni'de bir toplantı düzenleyerek aralarındaki sınır konusunda uzlaşma sağladılar. Ancak İnguş-Oset sınırındaki belirsizlik etnik çatışma ve savaş tehlikesini körükledi. 1992 ilkbaharında yaklaşık 100 İnguş'un Osetler tarafından öldürülmesi büyük etnik sorun ve gerilime yol açmıştı. 1992 sonbaharında Osetler ile İnguşlar arasında çıkan etnik çatışmalarda 700 kişi öldü, 1500 kişi yaralandı. Çatışmalar sebebiyle 70 bin İnguş Osetya'dan İnguş cumhuriyetine göç etmek zorunda kaldı. Rusya bu çatışmalara hemen müdehale etmedi. Çatışmaların kızışması üzerine bölgede Rusya yönetime el koydu. Osetler ile İnguşlar arasındaki etnik çatışmaya provoke ederek İnguşları destekleyen Rusya Osetlerin düşmanlığını kazandı. Oysa ki Osetler komşu Kafkas halklarının çok Rus yönetimine yatkın olduklarını kanıtlamışlardır. 19. yüzyıldaki Kafkas-Rus savaşlarında yer almayan Osetler 1917 yılında kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyetine dahil olmuşlardır.

Rusya Kafkasya halklarının arasını bozmak ve kışkırtmak amacıyla bazı sosyal ve dini farklılıklar gündeme getirecek ve eski müttefiki Osetleri bölgesel kışkırtma mekanizması olarak kullanabilecektir. Günümüzde Kuzey Osetya Rusya Federasyonunun en sadık cumhuriyetlerinden biri olarak Rus ordusu için bölgede kalkan görevi yapmaktadır.

Çeçenistan Problemi


Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecine girdiği 1991 yılı başlarında Çeçen Milli Kurultayının başlattığı bağımsızlık hareketi, mevcut komünit Çeçen hükümetinin istifasını istiyordu. Nihayet 6 Eylül 1991'de Çeçen Milli Kurultayının silahlı muhafızları bir darbe ile komünist yönetimi devirdiler ve parlamento feshedildi. Çeçen Milli Kurultayı İcra Heyeti Başkanı Cohar Dudayev 27 Ekim 1991'de yapılan seçimler sonucunda halkın % 85 oyunu alarak Cumhurbaşkanı seçildi. Moskova hükümeti seçimi yasa dışı ilan etti ve Çeçen-İnguş Cumhuriyetinin doğrudan Moskova'ya bağlandığını bildirdi. Seçimlere katılmayan İnguşlar Rusya Federasyonuna bağlı kalmak istediklerini açıkladılar. Federasyon anlaşmasını imzalayan Çeçenler bağımsızlıklarını ilan ederek Rusya'dan ayrıldıklarını ve bağımsız Çeçen Cumhuriyetini kurdurduklarını bildirdiler.

Çeçenistan'ın Rusya ile Federasyon Anlaşması imzalamaması üzerine Rusya, Geçiş Sürecinin baskı yönetimlerini uygulamaya koydu. 7 Kasım 1991'de Çeçenistan'da olağanüstü hal uygulaması başlatan Rusya Çeçenlerin direnişi karşısında direnç kırmaya yönelik geniş çaplı bir ekonomik ambargo uygulamaya başladı.

Bölgesel destek arayışına giren Dudayev'in öncülüğünde Kafkasya'da yaşayan 16 etnik grup tarafından Kafkasya Dağlı Halklar Konfederasyonu kuruldu. Oset-İnguş, Abhaz-Gürcü meselelerinde çözüm arayışına giren teşkilat Çeçenistan'ı da Rusya karşısında destekledi.

Bağımsız Çeçen cumhuriyetine Rusya'nın asla göz yummayacağını bilen ve her an bir askerî Rus müdahalesini bekleyen Cohar Dudayev derhal bir ordu oluşturma çalışmalarına girdi. Silah ihtiyacını Ukrayna ve Baltık cumhuriyetlerinden sağlayan Dudayev, ordusunun savaş tecrübesini artırmak için askerlerini önce Azeri-Ermeni savaşında Karabağ'a, sonra Abhaz-Gürcü savaşında Abhazya'ya gönderdi. Bosna-Hersek'teki savaşlara da katılan Çeçen askerleri bu savaşlarda hafif silahlarla şehir içi çatışmaları ve gerilla harbinde büyük tecrübe kazandılar.

Dağıstan ve İnguş cumhuriyetlerinin sınırlarında yer alan yerleşim birimlerindeki okullar ve benzeri binalar hastahane haline getirldi. Rusya'nın bir müdahale ihtimaline karşı bütün hazırlıklarını üç yıl içinde tamamlayan Çeçenler Rusya'nın askerî harekatını beklemeye başladılar.

Dış ilişkilerde Türkiye'ye özel önem veren Cohar Dudayev ilk resmi ziyaretini Türkiye'ye ve KKTC'ne yaptı.

Rusya Kafkasya'daki varlığını ve çıkarlarını doğrudan tehdit eden Çeçenistan'a yönelik politkaları 1993 yılının ikinci yarısından itibaren netleşti. 1991-1993 döneminde ekonomik ambargo ve muhaliflerin desteklenmesi gibi harici uygulamalarla yetinen Rusya, 1993 sonundan itibaren sertleşeceğinin ilk işaretlerini vermeye başladı.

Sayfa1234
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Sitemizle ilgili Görüş ve Önerilerinizi yazabilirsiniz...