| KAFKASYA
; ETNİK , SOSYAL ve SİYASİ PROBLEMLER | | UFUK
TAVKUL | | | programın
günümüz şartlarında, özerk cumhuriyetlerde ve bölgelerde yaşayan halkların çıkarlarını
ve yasal halklarını bütünüyle sağlayamadığını" ilan etti. Kafkasya
Dağlı Halkları tarafından Sohum'dan 26 Ağustos 1989 tarihinde Sovyetler Birliği
Yükesk Sovyeti'ne yapılan bir çağrıda "Gürcü halkını bir kaosa sürükleyen
Gürcistan Parti Merkez Komitesi, Gürcistan Yüksek Sovyeti ve Bakanlar Kurulu şiddete
protesto edilerek, Kafkas Dağlı Halkları Kongresinin Abhazya halkı ile tam bir
dayanışma içinde olduğu ilan edildi. 1989 Ekim ayında Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyetinin
başkenti Nalçik şehrinde yapılan mitingde de Abhaz halkına destek verildi. Gürcü
ve Abhaz halkları arasında barış ve sağduyunun hakim olması dileğinde bulunuldu.
Abhazya Özerk Cumhuriyeti Parlementosu 25 Ağustos 1990 günü yaptığı bir oturumda,
hazır tutulan 72 milletvekilinden 70'inin oyu ile Abhazya'nın Gürcistan'dan ayrılarak
tam bağımsız bir cunhuriyet olduğunu ve 1921 yılında Gürcistan'a bağlanmadan önceki
statü içinde SSCB'nin bir üyesi olarak kalacağını ilan etti. Ancak bu ilan Gürcü
Yüksek Sovyeti tarafından derhal yürülükten kaldırıldı. Aralık 1990'da Abhaz Yüksek
Sovyeti Vladislav Ardzinba'yı başkan seçti. Aynı oturumda Abhazya'nın Gürcistan'dan
kopmasını sağlayacak yasalar çıkarıldı. 1991 yılında yapılan seçimlerin ardından
Abhaz Parlementosu 1992 yılı başlarında çalışmaya başladı. 23 Temmuz 1992'de Abhaz
Yüksek Sovyeti Abhazya'nın Gürcistan'ın bir parçası olduğunu kabul eden 1978 Anayasasını
yürülükten kaldırarak, Abhazya'nın SSCB'nin ayrı bir cumhuriyeti olduğunu kabul
eden 1925 Anayasasını yürülüğe koydu. 1992 Ağustos ayında devrik Gürcistan
Devlet Başkanı Z. Gamsahurdiya taraftarlarınca kaçırılan Gürcü güvenlik subaylarını
bulmak için Şevardnadze tarafından gönderilen Gürcistan muhafız birliklerine Abhazya
İçişleri Bakanlığı askerlerinin ateş açmasıyla başlayan etnik çatışmalarda elliye
yakın insan öldürüldü. Abhazya parlamentosu Gürcü askerlerinin Abhazya'ya girmesini
bir işgal olarak değerlendirerek bunu kınadı. 14 Ağustos 1992'de Abhaz ve Gürcü
yetkililer arasında ateşkes anlaşması imzalandı ve Gürcü askerler 17 ağustosta
başkent Sohum'dan çekildiler. Ancak 18 ağustosda Gürcü Milli Muhafız Birliği tekrar
Sohum'a girdi ve Abhaz parlamento binasını top ateşine tuttu. Bu hareket Abhazya'nın
Gürcistan'dan bağımsızlığı hareketini başlatan Arzinba'yı istifaya zorlamaya yönelik
bir tehditti. Bu olayların sonrasında Abhazya İçişleri Bakanı Abhazya parlamentosunun
dağıtıldığını, yerini sekiz kişilik askerî konseyin aldığını ilan etti.
Bu olayların hemen ardından başlayan Abhaz-Gürcü savaşında, Abhazya'nın tarihi
ve kültürel açıdan Gürcistan'ın değil, Kafkasya'nın bir parçası olduğunu savunan
Kafkasya halklarından Çeçenler, Karaçaylılar ve Çerkesler Abhazya'nın yanında
yer aldılar ve gönderildikleri illegal silahlı birliklerle Abhazların yanında
Gürcülere karşı savaştılar. Abhazya meselesinde arabuluculuk sorumluluğu
Birleşmiş Milletlere düştü. Birleşmiş Milletler Gürcülerin yenilgisinden önce
1993 yazında bölgeye bir gözlemci heyet göndermişti. BM destekli Abhaz, Gürcü
ve Rus temsilciler arasındaki görüşmeler 1994 nisanında Gürcü sığınmacıların Abhazya'daki
topraklarına geri dönmesiyle ilgili bir anlaşmanın imzalanmasına yol açtı. Ancak
Abhaz tarafı bir Rus barış gücünün dönme sürecini gözlemlemesine rağmen anlaşmanın
uygulanmasını sistematik olarak geciktirdi. 21 Aralık 1994'te Abhazya'nın
Rusya sınırı Rus hükümetinin emriyle kapatıldı. Çeçenistan olaylarını bahane eden
Rusya Abhazya'nın Kodor vadisinde Çeçen silahlı güçlerinin üsleri olduğunu iddia
etmişti. Rusya buna dayanarak Abhazya'ya ambargo uygulamaya başladı.
Rusya'nın uyguladığı ekonomik ambargo başta olmak üzere Abhazya'da seyahat özgürlüğü
dahil bütün hayati konularda ülkenin dış dünya ile bağlantısı kesildi. Başlangıçta
bu ambargonunu Çeçenistan savaşı sebebiyle geçici olarak ve sınırlardan sızmaları
önelmek amacıyla konulduğu Rusya tarafından açıklandığı halde, Çeçenistan savaşının
bitmiş olmasına rağmen Abhazya üzerindeki ambargo kaldırılmadı. Abhaz
bunalımına siyasî bir çözümle ilgili görüşmeler Abhazya ve Gürcistan arasında
çıkmaza girdi. Hem Birleşmiş Milletler hem de Rusya'nın baskısı altında olan Abhazya
1995 baharında bağımsız egemen devlet olma talebinden vazgeçti. Abhazlar Abhazya
ve Gürcistan'ın eşit statüde olacağı bir konfederasyon için ısrar ederek bölgeye
özerk bir statü verme arzusundazydılar. 1992-1993 yılları arasındaki
Abhaz-Gürcü savaşı Rusya Savunma Bakanı Graçev'in onayladığı Rus askerî müdehalesiyle
şiddetlenmişti. Rusya'nın bu girişimi Gürcistan'ı zayıflatmayı, bölgede Türk ve
batılı nüfuzu azaltmayı ve petrol rezervlerine katılımı kontrol etmeye yönelikti.
Rusya'nın plânları Abhazya'daki limanları koruyarak ve Gürcistan'ın petrol ihraç
ettiği Poti, Supsa ve Batum limanlarına yaklaşarak en iyi şekilde uygulandı.
1996 yılı Ocak ayında Gürcistan ve Rusya arasında Azerbaycan petrolünü Abhazya
üzerinden Novorossisk'e taşıyacak bir boru hattının inşası ile ilgili gizli görüşmeler
yapıldı. Moskova bu boru hattında iş birliğine karşılık Gürcistan'ın bunu kabule
Abhazya'dan çekmekle tehdit etti ve Gürcistan'a Abhazya'da etnik çatışma ve ayrılıkçı
şiddetin yeniden başlayabileceğini gösterdi. 28 Mart 1997'de Moskova'da
Birleşik Devletler Topluluğuna mensup ülke başkanlarının katılımıyla yapılan bir
toplantıda Abhazya'ya uygulanan ambargonun bütün yönleriyle devam etmesine karar
verildi. Aynı toplantıda alınan bir başka kararla Gürcistan ve Abhazya arasındaki
güvenlik bölgesinin İngur ırmağından Galidza ırmağına kadar genişletilmesine ve
Barış Gücü askerlerinin bu sahada görev yapmalarına karar verilerek Barış Gücü
askerleri Abhazya topraklarına doğru 15 kilometre daha kaydırıldı. Abhazya
parlamentosu bu kararı reddederek değişikliğin kabul edilmeyeceğini bildirdi.
Abhazya'nın tepkisine karşılık Rusya 14-15 Nisan 1997 tarihinde Rusya'nın Rostov
santralinden Abhazya'ya gelen telefon bağlantılarını kesti ve Abhazya'nın dış
dünya ile haberleşmesini engelledi. Bu arada Abhaz ve Gürcü silahlı
güçleri arasındaki çatışmalar da zaman zaman şiddetlendi ve bölgedeki etnik ve
siyasî problemin çözümünü gittikçe zora soktu. Nisan 1998'de dört Abhaz polis
görevlisinin Gürcüler tarafından öldürülmesi Abhaz-Gürcü gerginliği artırdı. Abhazya
polislerinin Abhazya'da gizli faaliyetlerde bulunan Gürcü Tetri Legioni örgütü
tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü, ancak bu iddia Gürcü hükümeti tarafından
reddedildi. Abhaz-Gürcü savaşı bölgedeki etnik grupların nüfuslarında
önemli değişmelere yol açtı. 1992 yılı başlarında Abhazya'da 245 bin Gürcü yaşamaktaydı.
Savaş bölgelerinden Gürcistan'a kaçmak zorunda kalan Gürcülerin Abhazya'dan ayrılmalarıyla,
1997 yılı başlarında Abhazya'daki Gürcü nüfusu 44 bine düştü. Aynı tarihler arasında
Abhazya'daki Abhaz nüfusu da 95 binden 54 bine inmişti. Ancak Gürcülerin Abhazya'yı
terketmesiyle, Abhazya'da daha önce % 8 civarında olan Abhaz nüfusu %37'ye çıktı.
Abhazya meselesi Rusya ve Gürcistan'ın ortak çıkarları doğrultusunda yeni gelişmelere
her an açık beklemektedir ve yakın gelecekte bir çözüme kavuşma şansı görülmektedir.
Güney Osetya Problemi ve Oset-Gürcü Etnik Çatışması Orta Kafkaslarda,
Kafkas dağlarının kuzey ve güney yamaçlarında yaşamakta olan Osetler Hint-Avrupa
ırkına mensup İran kökenli bir Kafkas halkıdır. Bugün Kuzey Osetya Osetya-Güney
Osetya şeklinde sun'i bir sınırla ikiye bölünmüş olan Osetya'nın kuzey bölümü
Rusya Federasyonuna bağlı iken, güney bölümü Gürcistan sınırları içinde kalır.
Gürcü
tarihçiler Güney Osetya ile zoraki birliği 19. yüzyıl ortalarında bölgenin Rusya
tarafından istila edilmesiyle başlamıştı. Kafkas-Rus savaşlarının başında 10 bin
kişilik bir nüfusa sahip bulunan bölgede Çarlık Rusyası Güney Osetya halkının
idaresine Gürcü feodallerinin eline bırakmıştı. Rusya Güney Osetya topraklarını
da Gürcü feodallerinin mülkü olarak ilan etmişti. Osetlerin Gürcülere
düşmanlığı 1917 Sovyet ihtilali sonrasındaki siyasî gelişmelere kadar uzanır.
1917 Bolşevik devriminden sonra Gürcistan'da iktidarı elinde bulunduran Menşevik
Gürcü yönetimi zamanında, Güney Osetya zorla Gürcistan'a ilhak edilmeye çalışıldı
ve ağır baskılara uğratıldı. 1917-1920 döneminde Osetler Sovyet Rusya'yı destekliyorlardı
ve Osetlerin ayaklanmaları Gürcistan Sosyal Demokratik Hükümeti tarafından bastırılıyordu.
Gürcistan'da Sovyet rejiminin kurulmasından sonra da Oset halkının Çarlık Rusyası
dönemindeki ikiye bölünmüş durumu devam ettirildi. Güney Osetya 20 Nisan 1992'de
özerk bölge statüsüyle Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlandı.
Oset-Gürcü ilişkilerindeki kriz dönemi ve Güney Osetya'nın statüsü ile ilgili,
mücadeleler 1989 yılı baharında başladı. Tshinvali Pedagoji Enstitüsü Öğretim
üyesi ve Ademon Nıhas adlı Güney Osetya Halk Cephesi örgütünün lideri Alan Çoçıyev
Abhazya bölge gazetesinde yayımlanan bir mektubunda Osetlerin Gürcistan'dan ayrılmak
ve birlik cumhuriyeti statüsü kazanmak için başlattıkları mücadeleyi Abhazya halkının
desteklemesini istedi. Çoçıyev'in mektubunun metni Gürcü gazetelerinde
tekrar yayımlandı ve Gürcülerin büyük tepkisini çekti. Bunun üzerine 1989 yılı
yazında Osetlerle Gürcüler arasında ilk etnik çatışmalar başladı. 1989
yılı Ağustos ayında Gürcü basınının Gürcü dilinin cumhuriyetteki tek resmi dil
olması yolunda yayınlar durumu gerginleştirdi. Çünkü Oset nüfusunun yalnızca %
14'ü Gürcü dilini biliyordu. Oset Halk Cephesi bu durumu Kuzey ve Güney Osetya'nın
birleşme isteğine karşı oluşturulan anti-demokratik bir hareket olarak nitelendirerek
Moskova'dan yardım talebinde bulundu. Gürcüler Gürcistan'ın milli birliğine karşı
bir hareket olarak gördükleri bu davranışa karşı çıktılar. 1989 yılı
eylül sonlarında Gürcü askerî birlikleri Güney Osetya bölgesine girdiler ve silahlı
çatışmalar başladı. 10 Kasım 1989'da Güney Osetya Bölge Sovyeti ve Oset Halk Cephesi
örgütü Gürcistan Yüksek Sovyetlerinden Güney Osetya Özerk Bölgesinin özerk cumhuriyet
statüsüne yükseltilmesini istediler. Ancak Gürcü yetkililer Güney Osetya Bölge
Parti Birinci Sekreterini görevden alarak bu istediği reddettiler. Osetlerle
Gürcüler arasındaki etnik silahlı çatışmalar 1990 yılının Ocak ayı boyunca devam
etti. Güney Osetyalılar Kuzey Osetya ile birleşme isteklerinden vazgeçmediler.
1990 Haziranında Oset Halk Cephesi Ademon Nıhas örgütü Güney Osetya'nın başkenti
Tshinvali'da büyük bir gössteri düzenlendi. Ağustos ayında Gürcistan Yüksek Sovyeti
bir seçim kanununu kabul ederek Gürcistan'ın yalnızca bir bölgesinde faaliyet
gösteren partilerin yakında yapılacak olan paralamento seçimlerine katılmalarını
yasakladı. Bu sınırlama ile Oset Halk Cephesinin seçimlere katılması otomatik
olarak engelleniyordu. Bunun üzerine Güney Osetya Bölgesi yönetimi bölgenin bağımsız
bir Sovyet Demokratik Cumhuriyeti olduğunu ilân etti. Sovyetler Birliği Yüksek
Sovyetine başvurularak yeni cumhuriyetin Sovyet Federasyonunun bağımsız bir üyesi
olarak kabul edilmesi istendi. Gürcistan Yüksek Sovyeti yeni oluşturulan Güney
Osetya Cumhuriyetinin Gürcü aleyhtarı ve anayasaya aykırı olduğuna karar verdi.
Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti de bu kararın Soveytler Birliği ve Gürcistan
anayaslarını ihlal ettiğini belirtti. Osetlerin boykot ederek katılmadıkları
Gürcistan Yüksek Sovyet seçimleri aşırı milliyetçi Yuvarlak Masa/Hür Gürcistan
koalisyonunun başkanı Zviad Gamsahurdiya'nın zaferi ile sonuçlandı. Gamsahurdiya
ilk konuşmasında Güney Osetya'nın ve Abhazya'nın özerkliklerini koruyacağını ve
Gürcistan'dan ayrılmalarına karşı olduğunu bildirdi. 1990 yılı Aralık
ayında Gürcistan, Güney Osetya ve Moskova resmi görevlilerinin görüşmelerini takiben
bir uzlaşma komisyonu oluşturuldu. Fakat bu da gergin olan tansiyonu düşürmeye
yetmedi. Osetlerin Gürcülere karşı silahlı saldırı ve gece baskıınları devam etti.
Bu olaylara karışan Osetler silahlı saldırılar sonrasında Kuzey Osetya'ya geçiyorlardı.
Osetlerle Gürcüler arasındaki silahlı çatışmalarda 600'den fazla insan ölürken
yüzlerce Oset ve Gürcü ailesi çatışma bölgesinden kaçtı. 7 Ocak 1991'de
Gorbaçev Güney Osetya'nın bağımsızlık ilanını ve Gürcistan Parlamentosunun Güney
Osetya'nın özerkliği kaldırma kararını kınayan resmi bir karar yayımlandı. Gorbaçev
ayrıca üç gün içinde Gürcü askerî birliklerinin Güney Osetya'dan çekilmelerini
istedi. Gürcistan parlamentosu Gorbaçev'in bu kararını Gürcistan'ın iç işlerine
karışmak olarak kabul etti. Gamsahurdiya Gorbaçev'i Sovyet ordusunu Gürcistan'a
sokmak için bir bahane yaratmaya çalışmakla suçladı. Gamsahurdiya "Osetler
bize bu savaş vesilesiyle baskı yapan Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Gorbaçev'in
ajanlarıdır" diyordu. 22-23 Ocak 1991'de Tshinvali'de meydana gelen
şiddetli çarpışmalar sonrasında 1500 Gürcü milisi kenti işgal etti. 1991 yılının
ilk günlerinde etnik çatışmalarda otuza yakın insanın ölmesinin ardından, 25 Ocakta
Tass Ajansı Sovyet birliklerinin Tshinvali'de Gürcü ve Osetler arasında ateşkes
sağladığını ve Gürcü askerî birliklerinin geri çekilmeye başladığını duyurdu.
Tass aynı zamanda Güney Osetya çatışmaların olmasıyla Gürcistan Tshinvali şehrinin
elektrik hatlarını kesti ve bu davranışla bölgedeki Gürcü nüfusa baskı yapan Güney
Osetya'yı cezalandırmayı düşündü. Şehrin 65 bin kişilik nüfusundan 15 bini şehrinden
göç etti. Osetler Kuzey Osetya'nın başkenti Vladikavkaz'a kaçanların sayısı 12
bin kişiye ulaşmıştı. Güney Osetya Milli Cephesinin bir sözcüsü Gürcü-Oset
çatışmasının ana sebebini "Gürcüler Sovyetler Birliğinden ayrılmak istiyorlar,
biz ise istemiyoruz." şeklinde açıklarken, Gürcüler ise Osetleri Gürcistan'ın
tamamının Sovyetler tarafından askerî işgal için bahane olabilecek bir komünist
beşinci kolu olarak görüyorlardı. 1992 yılında Rusya'da Yeltsin'in, Gürcistan'da
Şevardnadze'nin iktidara gelmesinden sonra, 1992 haziran ayında Yeltsin ve Şevardnadze
çatışma bölgesinden bütün askerî birliklerin çekilmesini ve ateşkesle birlikte
bölgeye Gürcü Oset ve Ruslardan oluşan 1500 kişilik bir barış gücünün konuşlanmasını
içeren anlaşmayı imzaladılar. Aralık 1992'de AGİK durumu gözlemlemek için
bölgeye kendi heyetini gönderdi. 1994 Mart ayında Güney Osetya'daki
parlamento seçimleri radikal miliyetçi yönetimin yenilgisi ve Komünist Partisinin
iktidara gelmesiyle sonuçlandı. Yeni radikal yönetimin Kuzey Osetya ile birleşme
ve Gürcistan'dan tam bağımsızlık istekleri baskı ile engellendi. Güney
Osetya Yüksek Konseyi Başkanı Ludvig Çibirov Gürcistan yönetimiyle uzlaşmaya karşıydı.
Tamamen Moskova'dan gelen mali yardıma bağlı olan Güney Osetya'nın Gürcistan'la
özerklik konusunda bir anlaşmaya varabilmesi Rusya'nın destekleyeceği önerilere
bağlı görünmekteydi. Ancak 1995 yılında değiştirilen Gürcistan anayasasına göre
Güney Osetya'nın özerk bölge statüsü kaldırıldı ve bölge Tshinvali ili adıyla
doğrudan Tiflis'e bağlandı. Gürcü-Oset etnik çatışmasının sonucunda binlerce
Güney Osetyalı Kuzey Osetya'ya göç etti. Şehirlerde ve kırsal alanlarda göçmenlerin
yerleştirilmedi büyük sosyo-ekonomik güçlükler ortaya çıkardığı gibi, yerleşik
Kuzey Osetyalılar ile göçmen Güney Osetyalılar arasında cinayetlere kadar varan
sürtüşmelere sebep oldu. Gürcistan'daki Abhazya ve Güney Osetya etnik
problemlerinin Rusya, Gürcistan ve Türkiye
açısından farklı sonuçları vardır. Rusya Azerbaycan petrolünün Gürcistan
üzerinden batılı bir güzergahla gitmesini engellemeye çalışmaktadır. Moskova'nın
Gürcistan'daki etnik çatışmaları ve iç çekişmeyi desteklemesi Rusya'nın Kafkasya
ve Kafkas ötesindeki istikrarsızlığı devam ettirme isteğini göstermektedir. siyasî
kargaşa Gürcistan'ı Avrasya petrolü için daha az çekici bir güzergah yapmaktadır.
Rusya
Gürcistan'daki askerî ve siyasî varlığını tekrargüçlendirmek için, önce devlet
başkanı Gamsahurdiya'ya karşı muhalefeti destekledi ve baskılar sonucunda Gamsahurdiya
iktidardan uzaklaştırılarak yerine Şevardnadze getirildi. Yeni yönetimin de millî
eğilimlerini sürdürmesi üzerine Güney Osetya, Abhazya ve Acara meselelerinin kışkırtılması
ve desteklenmesiyle Gürcistan, Birleşik Devletler Topluluğuna girmek zorunda kalırken
Rusya ile ortak bir askerî iş birliği anlaşması da imzalandı. Böylece Rusya eski
SSCB'nin Türkiye sınırındaki askerî varlığını tekrar elde etti. Güney
Osetya'da etnik çatışma tehlikesi halen devam etmektedir. Güney Osetya Başbakan
yardımcısı Valeri Hbulov'un 31 Mayıs 1998 tarihinde Kuzey Osetya sınırında öldürülmesi,
terörizmin Güney Osetya'da hakim olduğunu göstermektedir. Rusya, etnik
çatışmalar ve ayrılıkçı hareketler karşısında dış dünyada zayıf ve güvensiz bir
ülke görünümü çizecek olan Gürcistan'ın batılı petrol ve doğal gaz bırakarak,
ayrılıkçı güçlere karşı Moskova'nın korunması kabul etmeye zorlamaktadır. Bu durumda
Rusya Kafkas ötesinden Karadeniz limanlarına ulaşacak petrol ve doğal gaz boru
hatları üzerinde hakimiyet ve kontrol sağlayabilecektir. Kuzey Osetya
Problemi ve Oset- İnguş Çatışması Büyük çoğunluğu Hıristiyan olan
Osetlerle Müslüman İnguşlar arasındaki etnik problem ve çatışmaların kökeni XIX.
yüzyıla kadar uzanmaktadır. XIX. yüzyıl başlarında İnguşlar Terek ırmağının sağ
tarafında yaşıyorlardı. Çarlık Rusyası 1810 yılında İnguşlara toprak mülkiyeti
hakkı tanıdı ve Oset toprakları ile İnguş toprakları arasına sınır çizildi. Osetler
ve İnguşlar 1860'lı yıllara kadar bu sınırın iki tarafında yaşadılar. Kafkas-Rus
savaşları sırasında topraklarından göç ettirilen İnguşların yerlerine Rus Kazakları
yerleştirildi. İnguşların bir bölümü Oset topraklarında kalırken bir bölümü de
Çeçenlere komşu topraklarda kaldılar. İnguşlar topraklarını geri alabilmek için
Rus Kazakları ile mücadeleye giriştiler. Çarlık Rusyası 1917'de yıkıldıktan
sonra Kafkasya'da kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti 1920 yılında bir karar
alarak Çarlık döneminde Kazaklara verilen İnguş topraklarıhnı İnguşlara iade etti.
Sovyet işgaline uğrayan Birleşik Kafkasya Cumhuriyetinin ortadan kalkmasıyla Sovyetler
tarafından Kafkasya'da sözde özerk cumhuriyetler kuruldu. 7 Temmuz 1925'de Rusya
Federasyonuna bağlı Kuzey Osetya Özerk Bölgesi oluşturuldu. Bu bölge 5 Aralık
1936'da özerk cumhuriyet statüsüne yükseltildi. Bu arada Kuzey Osetya cumhuriyetinin
başkenti Orconikidze şehri Osetler ve İnguşlar arasında bölündü. Terek ırmağının
sol tarafı Osetlere verilirken Prigorodnıy Rayonu adı verilen Terek ırmağının
sağ tarafı İnguşlara bırakıldı. 1944 yılında İnguşların topyekün Kafkasya'dan
Orta Asya'ya sürgüne gönderilmeleri üzerine Prigorodnıy Rayon bölgesi Kuzey Osetya'ya
bağlandı. İnguşlardan boşalan topraklara çoğunlukla Güney Osetya'dan getirilen
Osetler yerleştirildi. Nüfusun kontrolsüz çoğalmasından endişe eden Kuzey Osetya
hükümeti toplu göçleri engellemeye çalışıyordu. Cumhuriyet yöneticileri Güney
Osetya'dan gelen göçmen gruplarını şehir banliyölerine, İnguşlardan boşalan topraklara
yerleştiriyorlardı. İnguşlar 1957 yılında sürgünden Kafkasya'ya döndükten sonra
Prigorodnıy Rayonunu Osetlerden geri alamadılar. Osetlerle İnguşlar arasında ilk
etnik çatışmalar 1981 yılında çıktı. Fakat Sovyet hükümeti derhal bastırıldı.
Ancak iki halk arasında etnik gerginlik giderek büyüdü. 5 Mart 1982'de
Sovyetler Birliği hükümetinin 183 numaralı kararnamesi ile Kuzey Osetya kentlerinde
ve banliyölerinde nüfusa kayıt işlemleri yasaklandı. 28 Eylül 1990 tarihinde Kuzey
Osetya Yüksek Sovyeti tarafından kabul edilen bir kanun ile Kuzey Osetya topraklarında
nüfus artışı geçici olarak durduruldu. Buna paralel olarak yeni nüfus kaydı, ev
satın alma veya satma işlemleri donduruldu. Bu kanunla kırsal alanlarda yaşayan
İnguşların kentlere ve banliyölere yerleşmeleri imkansız hale geldi. İnguşlar'ın
bir kısmı her şeyi göze alarak banliyölere kayıtsız olarak yerleşmeye başladılar.
Ancak oy verme, medeni haklardan yararlanma, işe girme, emeklilik gibi pekçok
vatandaşlık hakkından faydalanamadılar. Rusya 26 Nisan 1991 tarihinde
sürgün edilen Karaçay-Malkar, Çeçen-İnguş halklarının itibarının iade edilmesi
hakkında bir kararname yayınladıysa da hayata geçirilemedi. Rusya Osetlerle İnguşlar
arasında kanlı olayların çıkmasına adeta orta hazırladı. İnguşlar 4 Haziran
1992 tarihinde Rusya Federasyonuna bağlı İnguşetya Cumhuriyetini kurduklarını
ilan ettiler. Ancak yeni cumhuriyetin kesin sınırları belli değildi. Bu yüzden
Osetlerle İnguşlar arasındaki etnik ve siyasî bunalım gittikçe derinleşti. İnguşlar
Çeçenlere 27 Temmuz 1992'de Grozni'de bir toplantı düzenleyerek aralarındaki sınır
konusunda uzlaşma sağladılar. Ancak İnguş-Oset sınırındaki belirsizlik etnik çatışma
ve savaş tehlikesini körükledi. 1992 ilkbaharında yaklaşık 100 İnguş'un Osetler
tarafından öldürülmesi büyük etnik sorun ve gerilime yol açmıştı. 1992 sonbaharında
Osetler ile İnguşlar arasında çıkan etnik çatışmalarda 700 kişi öldü, 1500 kişi
yaralandı. Çatışmalar sebebiyle 70 bin İnguş Osetya'dan İnguş cumhuriyetine göç
etmek zorunda kaldı. Rusya bu çatışmalara hemen müdehale etmedi. Çatışmaların
kızışması üzerine bölgede Rusya yönetime el koydu. Osetler ile İnguşlar arasındaki
etnik çatışmaya provoke ederek İnguşları destekleyen Rusya Osetlerin düşmanlığını
kazandı. Oysa ki Osetler komşu Kafkas halklarının çok Rus yönetimine yatkın olduklarını
kanıtlamışlardır. 19. yüzyıldaki Kafkas-Rus savaşlarında yer almayan Osetler 1917
yılında kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyetine dahil olmuşlardır. Rusya
Kafkasya halklarının arasını bozmak ve kışkırtmak amacıyla bazı sosyal ve dini
farklılıklar gündeme getirecek ve eski müttefiki Osetleri bölgesel kışkırtma mekanizması
olarak kullanabilecektir. Günümüzde Kuzey Osetya Rusya Federasyonunun en sadık
cumhuriyetlerinden biri olarak Rus ordusu için bölgede kalkan görevi yapmaktadır.
Çeçenistan Problemi Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecine
girdiği 1991 yılı başlarında Çeçen Milli Kurultayının başlattığı bağımsızlık hareketi,
mevcut komünit Çeçen hükümetinin istifasını istiyordu. Nihayet 6 Eylül 1991'de
Çeçen Milli Kurultayının silahlı muhafızları bir darbe ile komünist yönetimi devirdiler
ve parlamento feshedildi. Çeçen Milli Kurultayı İcra Heyeti Başkanı Cohar Dudayev
27 Ekim 1991'de yapılan seçimler sonucunda halkın % 85 oyunu alarak Cumhurbaşkanı
seçildi. Moskova hükümeti seçimi yasa dışı ilan etti ve Çeçen-İnguş Cumhuriyetinin
doğrudan Moskova'ya bağlandığını bildirdi. Seçimlere katılmayan İnguşlar Rusya
Federasyonuna bağlı kalmak istediklerini açıkladılar. Federasyon anlaşmasını imzalayan
Çeçenler bağımsızlıklarını ilan ederek Rusya'dan ayrıldıklarını ve bağımsız Çeçen
Cumhuriyetini kurdurduklarını bildirdiler. Çeçenistan'ın Rusya ile Federasyon
Anlaşması imzalamaması üzerine Rusya, Geçiş Sürecinin baskı yönetimlerini uygulamaya
koydu. 7 Kasım 1991'de Çeçenistan'da olağanüstü hal uygulaması başlatan Rusya
Çeçenlerin direnişi karşısında direnç kırmaya yönelik geniş çaplı bir ekonomik
ambargo uygulamaya başladı. Bölgesel destek arayışına giren Dudayev'in
öncülüğünde Kafkasya'da yaşayan 16 etnik grup tarafından Kafkasya Dağlı Halklar
Konfederasyonu kuruldu. Oset-İnguş, Abhaz-Gürcü meselelerinde çözüm arayışına
giren teşkilat Çeçenistan'ı da Rusya karşısında destekledi. Bağımsız
Çeçen cumhuriyetine Rusya'nın asla göz yummayacağını bilen ve her an bir askerî
Rus müdahalesini bekleyen Cohar Dudayev derhal bir ordu oluşturma çalışmalarına
girdi. Silah ihtiyacını Ukrayna ve Baltık cumhuriyetlerinden sağlayan Dudayev,
ordusunun savaş tecrübesini artırmak için askerlerini önce Azeri-Ermeni savaşında
Karabağ'a, sonra Abhaz-Gürcü savaşında Abhazya'ya gönderdi. Bosna-Hersek'teki
savaşlara da katılan Çeçen askerleri bu savaşlarda hafif silahlarla şehir içi
çatışmaları ve gerilla harbinde büyük tecrübe kazandılar. Dağıstan ve
İnguş cumhuriyetlerinin sınırlarında yer alan yerleşim birimlerindeki okullar
ve benzeri binalar hastahane haline getirldi. Rusya'nın bir müdahale ihtimaline
karşı bütün hazırlıklarını üç yıl içinde tamamlayan Çeçenler Rusya'nın askerî
harekatını beklemeye başladılar. Dış ilişkilerde Türkiye'ye özel önem
veren Cohar Dudayev ilk resmi ziyaretini Türkiye'ye ve KKTC'ne yaptı. Rusya
Kafkasya'daki varlığını ve çıkarlarını doğrudan tehdit eden Çeçenistan'a yönelik
politkaları 1993 yılının ikinci yarısından itibaren netleşti. 1991-1993 döneminde
ekonomik ambargo ve muhaliflerin desteklenmesi gibi harici uygulamalarla yetinen
Rusya, 1993 sonundan itibaren sertleşeceğinin ilk işaretlerini vermeye başladı. |