| KAFKASYA
; ETNİK , SOSYAL ve SİYASİ PROBLEMLER | | UFUK
TAVKUL | | | Giriş
Karadeniz ile Hazar denizi arasında doğu-batı paralelinde uzanan ve yüksekliği
orta kısımlarında beşbin metreyi aşan sıradağlar günümüzde Kafkaslar adıyla tanınmaktadır.
Orta çağ İslâm gezginlerinin seyahatnamelerinde ve çeşitli eski Türk kaynaklarında
Kafkasya ya da Kafkaslar adına rastlanmaz. Rus Çarı I. Petro döneminde Petersburg'da
kurulan İmparatorluk Bilimler Akademisinin bilim adamları Kafkasya adını ilk defa
kullanmışlardır. Kafkasya adına ancak 1856 yılından itibaren Türk kaynaklarında
rastlanır. (Kırzıoğlu 1993 : XVII) Bugün siyasî, coğrafi, etnik ya da
kültürel sınırlar açısından ele alındığında, karşımıza birbirinden farklı sınırlara
sahip birkaç Kafkasya tanımı çıkmaktadır. Coğrafyacılar Kafkasya'yı kuzey ve güney
olmak üzere ikiye bölmüşler. Bölgenin tarihi, etnik, sosyolojik yapısını derinlemesine
bilmeyen siyaset bilimcileri de bu bölünmeyi kabul ederek Kuzey Kafkasya - Güney
Kafkasya isimlerini literatüre sokmuşlardır. Bu tarife göre Kuzey Kafkasya denildiğinde,
bugün Rusya Federasyonu sınırları içinde kalan sözde özerk Adige, Karaçay-Çerkes,
Kabardin-Balkar, Kuzey Osetya, Çeçenistan, İnguşetya ve Dağıstan Cumhuriyetleri
akla gelmektedir. Güney Kafkasya ise Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan Cumhuriyetleri
ile Abhaza, Acara, Dağlık Karabağ, Nahçıvan Özerk Cumhuriyetleri ve Güney Osetya
bölgesinden oluşmaktadır. Ancak masa başında uydurulmuş olan Kuzey Kafkasya-
Güney Kafkasya isimleri o bölgenin tarihi, etnik, sosyolojik ve kültürel gerçeklerine
uymaktadır. Bilimsel açıdan gerçekte tek bir Kafkasya vardır, o da bugün pek çok
çevre tarafından Kuzey Kafkasya olarak adlandırılan bölgedir. Fakat bu sınırlandırma
da eksik kalmaktadır, çünkü bugün siyasî açıdan Kafkasya'nın bir parçasıdır ve
tarih itibariyle de Kafkasya'ya dahildir. Güney Kafkasya tabiri ise tamamen uydurmadır.
Bu bölgenin İngilizlerin Transcaucasus, Osmanlı ve Arapların "Mavera-i Kafkasya"
adları Güney Kafkasya değil, Kafkas Ötesi anlamındadır (Tavkul 1997: 11).
Dolayısıyla Kafkasya "Kafkans Hakları" adı verilen Adige, Abha-
Abazin, Karadey, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş ve Dağıstan halklarının yaşadığı
etnik ve kültürel coğrafyanın adıdır. Kafkas halkları yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada
benzer tarihi, etnik ve sosyo-kültürel şartlar altında birbirinden etkilenmişler
ve birbirleriyle karışarak akraba topluluklar haline gelirken ortak bir Kafkas
kültürü etrafında birleşmişlerdir. Bu bakımdan, Kafkasya halkları toplumsal yapı
ve kültür açısından Kafkas ötesi milletlerinden oldukça farklı özellikler taşımaktadırlar.
Tarihi, etnik ve sosyo-kültürel sınırlar açısından ele aldığımızda bu bölgeyi
Kuzey Kafkasya-Güney Kafkasya biçiminde değil, Kafkasya - Kafka ötesi biçiminde
tanımlamak ve değerlendirmek doğru olacaktır. Jeopolitik yönden Kafkasya'nın
coğrafi konumu Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının arasına girmiş olan ve beş bin
kilometre uzunluğunda bulunan Akdeniz, Ege Denizi-Marmara ve Boğazlar-Karadeniz
ve Azak denizi gibi birbirine bağlı iç vasıtasıyla da Orta Asya'ya bağlanmış bir
konumdadır. (Berkok 1958: 11) Kafkasya'nın coğrafi konumu etnolojik oluşumları
ve gelişmelere, tarihin akışına çok etkili olmuştur. Tarih boyunca önemini her
devirde koruyan Kafkasya jeostratejik önemini günümüzde de devam ettirmektedir.
Kafkasya halklarının sosyo-kültürel yapıları Kafkasya'yı tarih boyunca dışardan
etkileyen çeşitli kavim ve medeniyetlerle yakından ilişkilidir. Kafkasya'ya kuzeyden
gelen Kimmer ve İskit gibi proto-Türk kavimleri ile Hun, Bulgar, Alan, Hazar,
Kıpçak gibi Türk kavimleri, Karadeniz yoluyla batıdan gelen eski Yunan, Roma Bizans,
Ceneviz ticaret kolonileri, Anadolu ve Ön Asya'dan gelen çeşitli medeniyetler
Kafkas halklarının kültürleri ile birleşerek günümüzdeki Kafkas etnik ve toplumsal
yapısını şekillendirmişler, Kafkas kültürünün meydana gelmesinde önemli rol oynamışlardır.
(Tavkul 1997: 140) Coğrafi faktörler Kafkasya'daki toplumsal oluşumları
bir dereceye kadar etkilemiş ve sarp dağlar, derin vadiler ve geniş düzlüklerle
bölünmüş geniş bir coğrafi sahada birbirlerinden farklı pek çok etnik grup ortaya
çıkmıştır. Farklı diller konuşan bu etnik gruplar arasındaki ayrılık coğrafi şartların
de etkisiyle gittikçe daha belirgin bir hal almış ve Kafkasya'da çeşitli dil ve
lehçe grupları etrafında birleşmiş bir çok etnik grup ya da halk meydana gelmiştir.
Sosyal, siyasî, ekonomik sebeplere dayalı toplumsal hareketlilik Kafkasya halkları
arasında etnik yönden bir karışıma yol açarken kültürlerin de birbirine karışmasına
ve zamanla birbirine benzer sosyo-kültürel yapıların oluşmasına sebep olmuştur.
Neticede Karadeniz'den Hazar denizine kadar Kafkasya'daki farklı ırklar ve
etnik gruplar birbirleriyle kaynaşırken, ortak hayat felsefesi, benzer adet ve
gelenekler ortak tarih ve bağımsızlık şuuru, ortak giyim-kuşam ve folklordan oluşan
"Kafkas kültürü" etrafında birleşmişlerdir. (Tavkul 1997a: 167)
Abhaz, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş ve Dağıstan halklarının etnik
ve toplumsal yapılarının analizini yapmadan, Kafkasya'nın sosyolojik gerçeklerini
idrak etmeden, Kafkas halklarını tanımak, aralarındaki etnik çatışmaların sebebini
anlamak ve Kafkasya konusunda politikalar üretmek imkansızdır. Rusya
Federasyonunun güney kısmında yer alan Kafkasya coğrafi açıdan bir Avrupa ülkesidir.
Kafkas sıradağları Kafkasya'yı Kafkas ötesinden ayırırken Avrupa sınırının da
güneydoğu bölümünü oluşturmaktadır. Karadeniz'den Hazar denizine doğru
Kafkasya'da yer alan özerk cumhuriyetlerin etnik ve demografik yapılarını şöyle
sıralayabilriz: Adige Özerk Cumhuriyeti 7.600 km2'lik
bir sahayı işgal eden Adige Özerk Cumhuriyetinin başkenti Maykop şehridir. Cumhuriyet
nüfusunun % 70'ini Ruslar, %23'ünü Adigeler meydana getirir. Adigelerin 1989 yılındaki
nüfusları 124 bin kişidir. Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti
14.100 km2'lik bölgeyi kaplayan Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyetinin başkenti
Çerkes şehridir. Cumhuriyet sınırları içinde Karaçaylılar, Kabardeyler, Besleneyler,
Abazalar, Nogaylar, Ruslar, Osetler ve Ukrayna Kazakları yaşamaktadırlar.
Bölge nüfusunun % 40'ını Ruslar ve Kazaklar % 35'ini Karaçaylılar, %10'unu
Kabardey ve Besleneyler, % 6'sını Abazalar, % 3'ünü Nogaylar oluyşturmaktadırlar.
1989 nüfus sayımına göre Karaçaylılar 156 bin, Karadey ve Besleneyler 50 bin Abazalar
33 bin kişidir. Kabardin - Balkar Özerk Cumhuriyeti:
12.470 km2 bir sahada yer alan cumhuriyetin başkenti Nalçik şehri. Cumhuriyet
nüfusunun % 45'ini Kabardeyler, % 37'sini Ruslar, %10'unu Malkarlılar oluşturmaktadır.
1989 nüfus sayımına göre Kabardeyler 394 bin, Malkarlılar 88 bin kişidir.
Kuzey Osetya Özerk Cumhuriyeti Alanya adını alan cumhuriyetin
yüz ölçümü 8.000 km2''dir. Başkenti Vladikavkaz şehri olan cumhuriyetin nüfusunun
% 48'i Oset, %39'u Rus, %13'ü Kumuk, İnguş ve Gürcülerden oluşmaktadır. Osetlerin
1989 nüfusu 600 bin kişidir. Çeçen Cumhuriyeti İçkerya
adını alan cumhuriyetin başkenti Grozni (Coharkala) şehridir. Yaklaşık 13 bin
km2'lik yüzölçümü olan cumhuriyetin nüfus yapısı Çeçen- Rus savaşı sebebiyle tam
olarak tesbit edilememeiştir. Çeçenlerin 1989 yılı nüfusları 1 milyon kişidir.
İnguş Özerk Cumhuriyeti Başkenti Nasran olan cumhuriyet 6
bin km2'lik bir bölgeyi kaplamaktadır. 1989 yılı nüfus sayımına göre İnguşlar
237 bin kişidir. Dağıstan Özerk Cumhuriyeti Başkenti
Mahaçkala olan Dağıstan'da pek çok etnik grup bir arada yaşamaktadır. 1989 yılı
nüfus sayımına göre Dağıstan halklarını Avarlar 604 bin, Lezgiler 466 bin, Dargılar
365 bin, Kumuklar 282 bin, Laklar 118 bin, Tabasaranlar 98 bin, Rutullar 20 bin,
Tsahurlar 20 bin, Agullar 19 bin kişidir. Bugün Rusya Federasyonunda
yer alan Kafkasyalı milletlerin toplam nüfusu beş milyonu, sahip oldukları toprakların
yüzölçümü 300 bin km2'yi bulmaktadır. BİRLEŞİK KAFKASYA CUMHURİYETİNİN
KURULUŞU Çarlık rejiminin sonunu hazırlayan Şubat 1917 ihtilali Kafkasyalılara
bağımsızlık fırsatını vermişti. Rusya'nın çözülmeye başladığını gören Kafkasyalılar
8 Mart 1917'de Terekkale (Vladikavkaz) meydana getirdiler. Bu teşekkülün öncülüyle
bütün Kafkasya'dan gelen 500 temsilcinin katılımıyla 3-7 Mayıs 1917 tarihleri
arasında Birinci Genel Kuzey Kafkasya Kongresi toplandı. Kongrede dil bakımından
aralarında farklar bulunan Kuzey Kafkas halklarının gelenek, görenek ve hayat
felsefesi yönünden bir millet halinde birleşip kaynaştıkları vurgulandı. Andi
şehrinde 18 Eylül 1917'de toplanan ikinci kongreye katılan 1500 temsilci Kuzey
Kafkasya Cumhuriyetinin anayasasının temel ilkelerinin belirledi. Ekim
1917 ihtilaliyle Bolşevikler Rusya'da iktidarı ele geçirince Kuzey Kafkasya Geçici
Hükümeti Rusya'dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurduğunu duyurdu. Kafkasya'nın
bağımsız bir politika izlemesi bölgedeki Rus, Kazak ve Ukraynalıları rahatsız
etmiş ve bölgenin birliğini parçalamak için harekete geçmişlerdi. Kafkasya birliğinin
parçalanma tehlikesi üzerine, Ruslara karşı ittifak imkanlarını araştırmak ve
Maverayı Kafkas (Kafkas Ötesi) Konfederasyonunun durumunu anlamak, aynız zamanda
da Kafkasya'nın bağımsız devlet olmasını sağlayıp bu konuda Türkiye'den yardım
istemek üzere bir heyet 1918 nisanında Trabzon'a geldi. Kafkasyalılar en muhtaç
oldukları maddi yardımı Türkiye'den bekliyorlardı. Karadeniz iskelelerinden
yardım almaları mümkün olmadığı için, Kafkasyalılar Türkiye'nin kendilerine yapacağı
silah ve cephane yardımının Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu ile anlaştıktan sonra
kara ve demiryolu vasıtasıyla yapabileceğini belirtmişlerdi. Bu itibarla Osmanlı
devletinin Kafkasya'ya yardım etmek istemesi yetmiyor, Kafkasya ile Kafkas ötesi
arasında barış ve dostluğu sağlayıcı bir rol üstlenmesi de gerekiyordu.
Kafkasya heyeti ile Enver Paşa görüşmek üzere Batum'a gitti. Heyetin tekliflerini
kendi siyasetine uygun bulan Enver Paşa onları İstanbul'a getirerek hükümetin
diğer üyeleriyle görüşmelerini sağladı. Böylece Osmanlı siyasî ve askerî çevrelerinde
Kafkasya meselesi bir anda ön plâna çıktı. Basında da heyetin faaliyetleri hakkında
olumlu yazılar yazılmaya ve Kafkasya'nın Türkiye için taşıdığı önemi belirten
yorumlar çıkmaya başladı. Kafkasyalılar 11 Mayıs 1918'de Birleşik Kafkasya
Cumhuriyetini kurduklarını ilan ettiler ve bunu Osmanlı devleti ile diğer ülkelere
birer nota ile duyurdular. Osmanlı devleti yeni devleti hemen tanıdı. Enver Paşa
da her türlü yardımın yapılacağı resmen taahüt etti. Birleşik Kafkasya Cumhuriyetinin
İstanbul nüfuz ve hakimiyeti Kafkasya'ya yayılmış bulunuyordu. Kafkasya'nın
kaybı Lenin'in deyimiyle hayat kaynağına giden yolların elden çıkması demekti.
Rusya'nın hayat kaynağı ise Bakû petrolleriydi. Rusya'nın tehditlerine
aldırmayan Türkiye 8 Haziran 1918'de Batum'da Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti murahhasları
ile bir dostluk anlaşması imzaladı. Bu anlaşma gereğince Türk hükümeti Birleşik
Kafkasya Cumhuriyetine askerî yardımında bulunmayı ve dış tehlikelerden korumayı
üzerine almıştı. Kafkasya'nın Rus işgaline uğraması üzerine Türk hükümeti
Dağıstan üzerinden Kafkasya'ya askerî birlikler gönderdi. Doğu Kafkasya'yı hakimiyet
altına alan Türk hükümeti Dağıstan üzerinden Kafkasya'ya askerî birlikler gönderdi.
Doğu Kafkasya'yı terk eden Türk ordusunun Anadolu'nun kurtuluş savaşına girişmesiyle
Kafkasyalılar Rusya'ya karşı mücadelelerinde yalnız kaldılar (Saydam 1995: 11)
11 Mayıs 1918'de kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti Sovyetler tarafından
ortadan kaldırdıktan sonra, Sovyet hükümeti Kafkasya'da oluşturduğu özerk cumhuriyet
ve bölge sınırlarını, bölge halklarını işbirliğine ve aralarındaki anlaşmazlıkları
gidermeye yöneltecek biçimde değil, merkezin kontrolünü kolaylaştıracak şekilde
değiştirip bozarak çizdi. Böylece Kafkasya halkları arasındaki rekabet ve uyuşmazlık
daima körüklendi. (Henze 1994 : 70) KAFKASYA'DA
ETNİK ÇATIŞMALAR Etnik Çatışmaların Sosyal ve Siyasî Nedenleri
Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte beliren özgürlük ortamı ve buna
bağlı olarak gelişen bağımsızlık hareketlri Kafkasya'da yaşayan çeşitli etnik
gruplar arasındaki çatışmaları da su yüzüne çıkardı. Ancak Kafkasya konusunda
uzman olmayanlar ve bölgenin kendine özgü sosyolojik yapısını bilmeyenler bu etnik
çatışmaların sebebini anlamakta ve yorumlamakta zorluk çektiler. Dünya
üzerindeki en eski yerleşim bölgelerinden biri olması ve dünyadaki diğer topluluklarla
ilişkisi olmayan dilleri konuşan halkların yaşamasından dolayı Kafkasya görünüşte
son derece heterojen bir etnik ve sosyal yapıya sahiptir. Komünizmin çöküşüyle
ortaya çıkan ortam Kafkasyalıların tarihlerine ve kültürlerine yeniden sahip çıkmalarına
ve geçmişlerini keşfetmelerine imkan sağladı. Ancak her etnik grubun ayrı bir
dili, kökeni ve geçmişinin olması, bu etnik gruplar arasında çatışmalara sebep
oldu. Kafkasya'daki etnik çatışmaların en büyük sebebi Çarlık Rusyasının Kafkasya'da
uyguladığı "böl yönet" politikasının Sovyetler Birliği tarafından da
aynı şekilde uygulanmasıdır. 1917 Bolşevik ihtilalindan sonra Kafkas halklarını
sun'i bir biçimde bölen ve aralarına sınırlar koyan Sovyet hükümeti Kafkas halkları
arasındaki etnik çatışmaların baş provaktörüdür. Bugün de Rusya Federasyonunun
ortaya çıkan özgürlük ortamı ve genel asayişsizlik de Kafkas halkları arasındaki
milliyetçi hareketleri güçlendirmi,ş ve etnik çatışmaların kızışmasına sebep olmuştur.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, Kafkasya'nın etnik karışıklığı ilk bakışta
Balkanlara ve Afganistan'a benzemektedir. Ancak gerçekte Kafkasya bu bölgelerden
son derece daha karışık bir etnik sosyal yapıya sahiptir. Halkları ve dilleri
sınıflandırmak için kullanılan kriterlere göre Kafkasya'da her biri farklı dil
ya da diyalekte sahip elli kadar etnik grup gösterilebilir. Etnik bilinç
bütün Kafkasya'da çok güçlüdür ve her etnik grubun kendi ana diline bağlılık oranının
yüksekliği ortak bir özelliktir. Sovyet sistemi istemeyerek etnik bilinci teşvik
etmiştir. Sistemin çöküşü bu bilinci daha da artırmıştır. Gelecek konusunda endişe
duyan bazı etnik gruplar kendi araralarında dayanışma yoluna girmişlerdir.
Bölgenin temel olarak tabiat yönünden çok zengin olması ve ciddi nüfus baskısının
bulunmaması sayesinde açlık ve aşırı yoksulluk tehlikesi eski Sovyetler Birliği'nin
diğer pek çok bölgesine nazaran Kafkasya'da daha azdır. Ancak aşırı merkeziyetçi
Sovyet ekonomik sistemi mahallli makamların ekonomilerini makul şekilde yönetmelerine
engel olduğu için her yerde hayat standardı ve kalitesinde bir düşüş olmuştur.
Sanayiinin gelişmesinde mahalli ihtiyaçların karşılanmasına dikkat edilmemiştir.
Böylece etnik çekişmelerinde mahalli ihtiyaçların karşılanmasına dikkat edilmemiştir.
Böylece etnik çekişmelerin savaşa dönüştüğü bölgede enerji, gıda, ilaç gibi zaruri
ihtiyaçlar karşılanamaz hale gelmiş, neticede bu çöküntülere ve yokluklara sebep
olan gerginlikler daha da artmış ve sürekli hale gelmiştir. Kafkas ötesi
ülkelerinden Gürcistan'da tarihi ve etnik açıdan Kafkas halklarına dahil olan
Abaz ve Oset halkları yaşamaktadır. Gürcistan Abhazya ve Güney Osetya'da etnik
çatışma ve etnik problemlere karşı karşıyadır. Yine Kafkas Ötesi ülkelerden Azerbaycan'ın
kuzey bölgelerinde tarihi ve etnik açıdan Kafkas halklarına mensup Lezgii Avar
ve Tsahur halkları yaşamaktadır. Azerbaycan ile İnguşlar arasında, Karaçay-Malkarlılar
ile Çerkesler ve Rus Kazakları arasında, Kumuklar ile Lezgiler ve Avarlar arasında
etnik çatışma ve gerilim yaşanmaktadır. Bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan ise
Rusya Federasyonu ile savaş sonrası gerginliğini yaşamaktadır. Abhazya
Problemi ve Abhaz-Gürcü Etnik Çatışması Yunanca ve Latincede İberya,
İverya, Arapçada Curya, Kurc, Avrupa'da Georgia, Rusçada Gruzya, Türkçe ve Farsçada
Gürcistan adıyla tanınan ülkeye Gürcüler kendi dillerinde Sakartvelo adını verirler
(Takvul 1992 : 34) Gürcistan yaklaşık 69.700 km2''lik bir alanı kaplamaktadır.
Bunun 8.600 km2 'si Abhazya, 2800 km2'si Acara, 3.800 km2 Güney Osetya'ya aittir.
5.300.000 kişilik nüfusun % 69'u Gürcü, % 8.5'i Rus, % 9.7'si Ermeni, %4.6'sı
Azerbaycan Türkü, % 1.7'si Abhaz ve %1'i Osetlerden oluşmaktadır. Gürcistan
krallığının 1801 yılında Rus Çarlığının himayesini kabul ederek Rusya'ya ilhak
edilmesine rağmen Abhazya'nın büyük bir kısmı 1864 yılına kadar bağımsızlığını
korumuştu. Bu yıllarda Batı Kafkasya'yı Rus Çarlığının saldırılarına karşı savunan
"Çerkes Milli Meclisi"ni oluşturanlar arasında Abhazlar da önemli bir
yere sahiptirler. 1864 yılında Batı Kafkasya'dan Osmanlı İmparatorluğuna
sürülen Kafkas halklarının arasında 100 bin Abhaz da yer alıyordu. Bu dönemde
Abhazya'nın Ahçıpsı, Aybga, Abjoka gibi yöreleri boşaltılmıştı. Gürcistan'ın
kuzeybatısında, Karadeniz sahillerinde yer alan Abhazya'da 1870'li yıllarda nüfusun
büyük çoğunluğu Abhazlardan oluşuyordu. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra
bölgenin nüfus yapısı değişmeye başladı. Osmanlı-Rus savaşı sonrasında 32 bin
Abhaz Kafkasya'yı terkederek Osmanlı topraklarına sığındı. Müslüman Abhazların
Türkiye'ye göç etmelerinden sonra topraksız Gürcü köylüleri Batı Gürcistan'dan
Abhazya'ya göç ederek yerleştiler. Bu göçler sonunda 1897 yılında Abhazya nüfusunun
yüzde 55.3'ü Abhazlardan oluşurken yüzde 24.4'ü Gürcülerden meydana geliyordu.
Kitle halinde yapılan bütün göç ve sürgünlere rağmen 1917'de Çarlık Rusyası
yıkıldığında Abhazlar kendi ülkelerinde nisbi bir çoğunluğa sahip bulunuyorlardı.
Abhazlar 1917 Bolşevik ihtilalinden sonra kuzeyde yaşayan Kafkasya halkları
ile bütünleşme çalışmalarına girdiler. 1 Mayıs 1917'de Terekkale şehrinde toplanan
Kuzey Kafkasya Halkları Kurultayına Abhazya delegeleri de katıldılar. 11 Mayıs
1918'de kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti'nin devlet sınırları Abhazya'yı
da kapsıyordu ve bu cumhuriyetlerin bayrağındaki yedi yıldızdan biri Abhazya halkını
simgeliyordu. Çarlığın yıkılması ve Bolşevik ihtilalini takiben 26 Mayıs
1918'de Gürcistan bağımsız bir devlet kurarak Almanların himayesine sığındı. Fakat
1918'de Almanların I. Dünya Savaşında yenilmesi üzerine İngilizler Gürcistan'ı
işgal ettiler. Müttefikler 1920'de Gürcistan'ın bağımsızlığını tanıdılar. Ancak
Gürcistan Milletler Cemiyetine dahil edilmedi. 25 Şubat 1921'de Sovyet Kızıl Ordusu
Gürcistan'ı işgal ederek Tiflis'te Sovyet rejimini kurdu. Kafkas Ötesinde
Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'dan oluşan Transkafkasya Sovyet Sosyalist
Federal Cumhuriyeti 1922'de kuruldu. Aynı yıl Abhazya'ya birlik cumhuriyeti statüsü
verildi, ancak 1930 yılında Abhazya'nın statüsü Gürcistan içinde bir özerk cumhuriyet
statüsüne indirildi. Güney Osetya da 1922 yılında özerk bölge statüsü ile Gürcistan'a
bağlandı. 5 Aralık 1936'da Gürcistan 15 Sovyet Cumhuriyetinden biri oldu.
Sovyetlerin 1920-30 yılları arasındaki kollektifleşme hareketleri Abhazya'da sakin
ve yumuşak bir ortamda geçmişti. Abhazya Gürcistan'a bağlandıktan sonra Gürcistan'ın
da 15 Sovyet cumhuriyetinden biri haline gelmesiyle birlikte Abhazya'da sıkıntılı
bir dönem başladı. 1937-1953 yılları arasında Abhazya'da Stalin-Beria ikilisinin
baskı sistemi yerleştirildi. Yalnızca halk değil, Abhaz dili, eski coğrafi yer
adları, alfabe, tarih ve kültür de değiştirilmeye başlandı. 1937-1953
yılları arasında Batı Gürcistan'dan Abhazya'ya kitle halinde göçler yaptırıldı.
Abhazya'nın Oçamçira, Gudavta ve Gagra bölgelerinde Gürcüler çoğunluk haline getirildiler.
Bu sun'i artış sonucunda 1939-1959 yılları arasında Abhazya'da Gürcü nüfusu 70
bin kişi artarken, Abhaz nüfusu sadece beş bin kişi çoğalmıştı. Ayrıca Abhazya'da
hükümet, parti ve Sovyet organlarından hiçbir Abhaz bulunmuyordu. 1979
nüfus sayımına göre Abhazya'daki Abhazlar nüfusun yüzde 17.1'ini oluştururken,
nüfusun yüzde 43.9'unu Gürcüler meydana getiriyordu. Abhazya'da nüfusun
etnik yapısına bağlı olarak Abhazca, Gürcüce ve Rusçanın resmi dil olması Abhazlar
açısından problem yaratmaktaydı. 1979 sayımına göre Abhazların %75'ten fazlası
Rusça ikinci dil olarak bildikleri halde, Gürcü dilini bilenlerin oranı % 1.4'ü
aşmamaktaydı. Ülkedeki eğitim kurumlarının eğitim dilinin Gürcüce olması Abhaz
öğrenciler için büyük bir engel oluşturmaktaydı. Abhazların büyük bölümü yüksek
öğrenim için Rusya Federasyıonundaki üniversitelere gitmeye zorlanıyorlardı ve
bu durum Abhaz halkı arasında bir huzursuzluk kaynağı oluşturuyordu.
1978 yılı başlarında Gürcistan ile Abhazya Özerk Cumhuriyeti arasında yeni eşitsizlikler
doğuran bazı yasaların hazırlanması üzerine, Abhazya'nın önde gelen aydınlarından
130 kişi Sovyetler Birliği, Merkez Komitesine bir protesto mektubu sundular. Mektupta
Gürcistan'ın Abhazya üzerinde asimilasyon politikası izlediği belirtiliyordu.
Abhazya Parti Birinci Sekreteri V. Khintba'nın Gürcistan'la işbirlikçi bir anda
ayaklandı. Bir gece içinde Gürcüce yazılmış bütün yol levhaları boyanarak kapatıldı.
Bazı Gürcü anıtları tahrip edildi. Gudavta yöresinde 12 bin kişinin katıldığı
büyük gösteriler düzenlendi. Bazı yerlerde Abhazların Gürcülere saldırdığı ve
ölenlerin olduğu duyuldu. Abhaz halkının bu tepkisi karşısında Parti Birinci Sekreteri
V. Khintba görevini bırakmak zorunda kaldı. Olaylar sonunda Moskova'dan
gönderilen Merkezi Politbüronun ilgili komitesi Abhazya'daki durumu inceleyerek
Abhaz dil ve kültürünün ihmal edildiğini kabul etti. Moskova Abhazların Gürcistan'dan
ayrılarak Rusya Federasyonuna bağlanma isteklerini ve Abhazya'da Gürcü dilinin
resmi dil olarak kullanılmasının kaldırılması isteklerini reddetti. 1978
yılında Abhazların özerk cumhuriyetlerini Gürcistan SSCB'den ayrıp ayrı bir cumhuriyet
olma istekleriyle başlayan Abhaz-Gürcü gerilimi Moskova'nın yanlış ya da kasıtlı
politikası sebebiyle etnik çatışma ve iç savaşa dönüşürken, Abhazların Gürcistan'dan
ayrılma isteklerini reddeden Moskova Abhazlara büyük ölçüde ekonomik, siyasî ve
kültürel tavizler vermek zorunda kaldı. Abhazya'nın başkenti Sohum'da
bulunan Pedagoji Enstitüsü 1979 yılında Abhaz Devlet Üniversitesine dönüştürülerek,
Abhaz öğrencilere daha geniş eğitim imkanı tanındı. 500 öğretim görevlisinin yer
aldığı üniversitede 1978 yılında 265 olan öğrenci sayısı, 1983 yılında 3.700'e
çıktı. 1978 yılında Sohum'da Abhazca yerel televizyon yayınları başladı.
Abhazca yayınların artırılmasına ve sanat-eğitim dallarında iki yeni Abhazca dergi
yayımlanmasına karar verildi. Abhaz Devlet Halk Dansları Topluluğu ve Abhaz Devlet
Tiyatrosu kuruldu. 1978 Abhaz direnişinin sonunda Abhazya'ya önemli miktarda
ekonomik yatırımlar da yapıldı. Abhaz halkı için yeni istihdam alanları yaratıldı.
Abhazlar 1988 yılında 19. SSCB Komünist Partisi Birleşik Konferansında Abhazların
Gürcülere karşı olan şikayetlerini açık bir mektup biçiminde sundular. Abhazların
19 Mart 1989'da, Abhazya'nın müstakil Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olması gerektiğini
içeren ve 30 bin kişi tarafından imzalanan bir mektubu açıklamaları Gürcü kamuoyunu
çok kızdırdı. 19 Nisan 1989'da Tiflis'te Gürcülerin yaptığı gösterilerde 19 silahsız
Gürcü gösterici Sovyet askerleri tarafından öldürüldü. 1989 Temmuzunda
Gürcülerin Abhaz Devlet Üniversinin Gürcü bölümünü Tiflis Devlet Üniversitesinin
bir bölümü yapmaya kalkışmalarıyla iki hafta süren ve 22 kişinin ölümüyle sonuçlanan
etnik çatışmalara patlak verdi. 25-26 Ağustos 1989'da Adige Özwerk Bölgesi,
Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi, Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyeti, Çeçen-İnguş Özerk
Cumhuriyeti ve Abhazya Özerk Cumhuriyetini temsil eden bilim adamı, yönetici ve
sanatçılar Sohum'da bir araya gelerek Birinci Kafkas Dağlı Halkları Kongresini
topladılar ve Kafkas Dağlı Halkları Birliğini oluşturdular. Kongre "Sovyetler
Birliği Komünist Partisinin milliyetler politikasındaki |