Ülkü Ocakları Eğitim Kültü Vakfı Genel Merkezi Anasayfa Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi

Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
16-03-2005
Tarihinden itibaren

kez ziyaret edilmistir.
 
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
KAFKASYA ; ETNİK , SOSYAL ve SİYASİ PROBLEMLER
UFUK TAVKUL
Sayfa1234

Giriş

Karadeniz ile Hazar denizi arasında doğu-batı paralelinde uzanan ve yüksekliği orta kısımlarında beşbin metreyi aşan sıradağlar günümüzde Kafkaslar adıyla tanınmaktadır. Orta çağ İslâm gezginlerinin seyahatnamelerinde ve çeşitli eski Türk kaynaklarında Kafkasya ya da Kafkaslar adına rastlanmaz. Rus Çarı I. Petro döneminde Petersburg'da kurulan İmparatorluk Bilimler Akademisinin bilim adamları Kafkasya adını ilk defa kullanmışlardır. Kafkasya adına ancak 1856 yılından itibaren Türk kaynaklarında rastlanır. (Kırzıoğlu 1993 : XVII)

Bugün siyasî, coğrafi, etnik ya da kültürel sınırlar açısından ele alındığında, karşımıza birbirinden farklı sınırlara sahip birkaç Kafkasya tanımı çıkmaktadır. Coğrafyacılar Kafkasya'yı kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölmüşler. Bölgenin tarihi, etnik, sosyolojik yapısını derinlemesine bilmeyen siyaset bilimcileri de bu bölünmeyi kabul ederek Kuzey Kafkasya - Güney Kafkasya isimlerini literatüre sokmuşlardır. Bu tarife göre Kuzey Kafkasya denildiğinde, bugün Rusya Federasyonu sınırları içinde kalan sözde özerk Adige, Karaçay-Çerkes, Kabardin-Balkar, Kuzey Osetya, Çeçenistan, İnguşetya ve Dağıstan Cumhuriyetleri akla gelmektedir. Güney Kafkasya ise Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan Cumhuriyetleri ile Abhaza, Acara, Dağlık Karabağ, Nahçıvan Özerk Cumhuriyetleri ve Güney Osetya bölgesinden oluşmaktadır.

Ancak masa başında uydurulmuş olan Kuzey Kafkasya- Güney Kafkasya isimleri o bölgenin tarihi, etnik, sosyolojik ve kültürel gerçeklerine uymaktadır. Bilimsel açıdan gerçekte tek bir Kafkasya vardır, o da bugün pek çok çevre tarafından Kuzey Kafkasya olarak adlandırılan bölgedir. Fakat bu sınırlandırma da eksik kalmaktadır, çünkü bugün siyasî açıdan Kafkasya'nın bir parçasıdır ve tarih itibariyle de Kafkasya'ya dahildir. Güney Kafkasya tabiri ise tamamen uydurmadır. Bu bölgenin İngilizlerin Transcaucasus, Osmanlı ve Arapların "Mavera-i Kafkasya" adları Güney Kafkasya değil, Kafkas Ötesi anlamındadır (Tavkul 1997: 11).

Dolayısıyla Kafkasya "Kafkans Hakları" adı verilen Adige, Abha- Abazin, Karadey, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş ve Dağıstan halklarının yaşadığı etnik ve kültürel coğrafyanın adıdır. Kafkas halkları yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada benzer tarihi, etnik ve sosyo-kültürel şartlar altında birbirinden etkilenmişler ve birbirleriyle karışarak akraba topluluklar haline gelirken ortak bir Kafkas kültürü etrafında birleşmişlerdir. Bu bakımdan, Kafkasya halkları toplumsal yapı ve kültür açısından Kafkas ötesi milletlerinden oldukça farklı özellikler taşımaktadırlar. Tarihi, etnik ve sosyo-kültürel sınırlar açısından ele aldığımızda bu bölgeyi Kuzey Kafkasya-Güney Kafkasya biçiminde değil, Kafkasya - Kafka ötesi biçiminde tanımlamak ve değerlendirmek doğru olacaktır.
Jeopolitik yönden Kafkasya'nın coğrafi konumu Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının arasına girmiş olan ve beş bin kilometre uzunluğunda bulunan Akdeniz, Ege Denizi-Marmara ve Boğazlar-Karadeniz ve Azak denizi gibi birbirine bağlı iç vasıtasıyla da Orta Asya'ya bağlanmış bir konumdadır. (Berkok 1958: 11)

Kafkasya'nın coğrafi konumu etnolojik oluşumları ve gelişmelere, tarihin akışına çok etkili olmuştur. Tarih boyunca önemini her devirde koruyan Kafkasya jeostratejik önemini günümüzde de devam ettirmektedir.

Kafkasya halklarının sosyo-kültürel yapıları Kafkasya'yı tarih boyunca dışardan etkileyen çeşitli kavim ve medeniyetlerle yakından ilişkilidir. Kafkasya'ya kuzeyden gelen Kimmer ve İskit gibi proto-Türk kavimleri ile Hun, Bulgar, Alan, Hazar, Kıpçak gibi Türk kavimleri, Karadeniz yoluyla batıdan gelen eski Yunan, Roma Bizans, Ceneviz ticaret kolonileri, Anadolu ve Ön Asya'dan gelen çeşitli medeniyetler Kafkas halklarının kültürleri ile birleşerek günümüzdeki Kafkas etnik ve toplumsal yapısını şekillendirmişler, Kafkas kültürünün meydana gelmesinde önemli rol oynamışlardır. (Tavkul 1997: 140)

Coğrafi faktörler Kafkasya'daki toplumsal oluşumları bir dereceye kadar etkilemiş ve sarp dağlar, derin vadiler ve geniş düzlüklerle bölünmüş geniş bir coğrafi sahada birbirlerinden farklı pek çok etnik grup ortaya çıkmıştır. Farklı diller konuşan bu etnik gruplar arasındaki ayrılık coğrafi şartların de etkisiyle gittikçe daha belirgin bir hal almış ve Kafkasya'da çeşitli dil ve lehçe grupları etrafında birleşmiş bir çok etnik grup ya da halk meydana gelmiştir. Sosyal, siyasî, ekonomik sebeplere dayalı toplumsal hareketlilik Kafkasya halkları arasında etnik yönden bir karışıma yol açarken kültürlerin de birbirine karışmasına ve zamanla birbirine benzer sosyo-kültürel yapıların oluşmasına sebep olmuştur.

Neticede Karadeniz'den Hazar denizine kadar Kafkasya'daki farklı ırklar ve etnik gruplar birbirleriyle kaynaşırken, ortak hayat felsefesi, benzer adet ve gelenekler ortak tarih ve bağımsızlık şuuru, ortak giyim-kuşam ve folklordan oluşan "Kafkas kültürü" etrafında birleşmişlerdir. (Tavkul 1997a: 167)

Abhaz, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş ve Dağıstan halklarının etnik ve toplumsal yapılarının analizini yapmadan, Kafkasya'nın sosyolojik gerçeklerini idrak etmeden, Kafkas halklarını tanımak, aralarındaki etnik çatışmaların sebebini anlamak ve Kafkasya konusunda politikalar üretmek imkansızdır.

Rusya Federasyonunun güney kısmında yer alan Kafkasya coğrafi açıdan bir Avrupa ülkesidir. Kafkas sıradağları Kafkasya'yı Kafkas ötesinden ayırırken Avrupa sınırının da güneydoğu bölümünü oluşturmaktadır.

Karadeniz'den Hazar denizine doğru Kafkasya'da yer alan özerk cumhuriyetlerin etnik ve demografik yapılarını şöyle sıralayabilriz:

Adige Özerk Cumhuriyeti


7.600 km2'lik bir sahayı işgal eden Adige Özerk Cumhuriyetinin başkenti Maykop şehridir. Cumhuriyet nüfusunun % 70'ini Ruslar, %23'ünü Adigeler meydana getirir. Adigelerin 1989 yılındaki nüfusları 124 bin kişidir.

Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti

14.100 km2'lik bölgeyi kaplayan Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyetinin başkenti Çerkes şehridir. Cumhuriyet sınırları içinde Karaçaylılar, Kabardeyler, Besleneyler, Abazalar, Nogaylar, Ruslar, Osetler ve Ukrayna Kazakları yaşamaktadırlar.

Bölge nüfusunun % 40'ını Ruslar ve Kazaklar % 35'ini Karaçaylılar, %10'unu Kabardey ve Besleneyler, % 6'sını Abazalar, % 3'ünü Nogaylar oluyşturmaktadırlar. 1989 nüfus sayımına göre Karaçaylılar 156 bin, Karadey ve Besleneyler 50 bin Abazalar 33 bin kişidir.

Kabardin - Balkar Özerk Cumhuriyeti:


12.470 km2 bir sahada yer alan cumhuriyetin başkenti Nalçik şehri. Cumhuriyet nüfusunun % 45'ini Kabardeyler, % 37'sini Ruslar, %10'unu Malkarlılar oluşturmaktadır. 1989 nüfus sayımına göre Kabardeyler 394 bin, Malkarlılar 88 bin kişidir.

Kuzey Osetya Özerk Cumhuriyeti

Alanya adını alan cumhuriyetin yüz ölçümü 8.000 km2''dir. Başkenti Vladikavkaz şehri olan cumhuriyetin nüfusunun % 48'i Oset, %39'u Rus, %13'ü Kumuk, İnguş ve Gürcülerden oluşmaktadır. Osetlerin 1989 nüfusu 600 bin kişidir.

Çeçen Cumhuriyeti

İçkerya adını alan cumhuriyetin başkenti Grozni (Coharkala) şehridir. Yaklaşık 13 bin km2'lik yüzölçümü olan cumhuriyetin nüfus yapısı Çeçen- Rus savaşı sebebiyle tam olarak tesbit edilememeiştir. Çeçenlerin 1989 yılı nüfusları 1 milyon kişidir.

İnguş Özerk Cumhuriyeti


Başkenti Nasran olan cumhuriyet 6 bin km2'lik bir bölgeyi kaplamaktadır. 1989 yılı nüfus sayımına göre İnguşlar 237 bin kişidir.

Dağıstan Özerk Cumhuriyeti


Başkenti Mahaçkala olan Dağıstan'da pek çok etnik grup bir arada yaşamaktadır. 1989 yılı nüfus sayımına göre Dağıstan halklarını Avarlar 604 bin, Lezgiler 466 bin, Dargılar 365 bin, Kumuklar 282 bin, Laklar 118 bin, Tabasaranlar 98 bin, Rutullar 20 bin, Tsahurlar 20 bin, Agullar 19 bin kişidir.

Bugün Rusya Federasyonunda yer alan Kafkasyalı milletlerin toplam nüfusu beş milyonu, sahip oldukları toprakların yüzölçümü 300 bin km2'yi bulmaktadır.

BİRLEŞİK KAFKASYA CUMHURİYETİNİN KURULUŞU


Çarlık rejiminin sonunu hazırlayan Şubat 1917 ihtilali Kafkasyalılara bağımsızlık fırsatını vermişti. Rusya'nın çözülmeye başladığını gören Kafkasyalılar 8 Mart 1917'de Terekkale (Vladikavkaz) meydana getirdiler. Bu teşekkülün öncülüyle bütün Kafkasya'dan gelen 500 temsilcinin katılımıyla 3-7 Mayıs 1917 tarihleri arasında Birinci Genel Kuzey Kafkasya Kongresi toplandı. Kongrede dil bakımından aralarında farklar bulunan Kuzey Kafkas halklarının gelenek, görenek ve hayat felsefesi yönünden bir millet halinde birleşip kaynaştıkları vurgulandı. Andi şehrinde 18 Eylül 1917'de toplanan ikinci kongreye katılan 1500 temsilci Kuzey Kafkasya Cumhuriyetinin anayasasının temel ilkelerinin belirledi.

Ekim 1917 ihtilaliyle Bolşevikler Rusya'da iktidarı ele geçirince Kuzey Kafkasya Geçici Hükümeti Rusya'dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurduğunu duyurdu. Kafkasya'nın bağımsız bir politika izlemesi bölgedeki Rus, Kazak ve Ukraynalıları rahatsız etmiş ve bölgenin birliğini parçalamak için harekete geçmişlerdi. Kafkasya birliğinin parçalanma tehlikesi üzerine, Ruslara karşı ittifak imkanlarını araştırmak ve Maverayı Kafkas (Kafkas Ötesi) Konfederasyonunun durumunu anlamak, aynız zamanda da Kafkasya'nın bağımsız devlet olmasını sağlayıp bu konuda Türkiye'den yardım istemek üzere bir heyet 1918 nisanında Trabzon'a geldi. Kafkasyalılar en muhtaç oldukları maddi yardımı Türkiye'den bekliyorlardı.

Karadeniz iskelelerinden yardım almaları mümkün olmadığı için, Kafkasyalılar Türkiye'nin kendilerine yapacağı silah ve cephane yardımının Mavera-yı Kafkas Konfederasyonu ile anlaştıktan sonra kara ve demiryolu vasıtasıyla yapabileceğini belirtmişlerdi. Bu itibarla Osmanlı devletinin Kafkasya'ya yardım etmek istemesi yetmiyor, Kafkasya ile Kafkas ötesi arasında barış ve dostluğu sağlayıcı bir rol üstlenmesi de gerekiyordu.

Kafkasya heyeti ile Enver Paşa görüşmek üzere Batum'a gitti. Heyetin tekliflerini kendi siyasetine uygun bulan Enver Paşa onları İstanbul'a getirerek hükümetin diğer üyeleriyle görüşmelerini sağladı. Böylece Osmanlı siyasî ve askerî çevrelerinde Kafkasya meselesi bir anda ön plâna çıktı. Basında da heyetin faaliyetleri hakkında olumlu yazılar yazılmaya ve Kafkasya'nın Türkiye için taşıdığı önemi belirten yorumlar çıkmaya başladı.

Kafkasyalılar 11 Mayıs 1918'de Birleşik Kafkasya Cumhuriyetini kurduklarını ilan ettiler ve bunu Osmanlı devleti ile diğer ülkelere birer nota ile duyurdular. Osmanlı devleti yeni devleti hemen tanıdı. Enver Paşa da her türlü yardımın yapılacağı resmen taahüt etti. Birleşik Kafkasya Cumhuriyetinin İstanbul nüfuz ve hakimiyeti Kafkasya'ya yayılmış bulunuyordu.

Kafkasya'nın kaybı Lenin'in deyimiyle hayat kaynağına giden yolların elden çıkması demekti. Rusya'nın hayat kaynağı ise Bakû petrolleriydi.

Rusya'nın tehditlerine aldırmayan Türkiye 8 Haziran 1918'de Batum'da Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti murahhasları ile bir dostluk anlaşması imzaladı. Bu anlaşma gereğince Türk hükümeti Birleşik Kafkasya Cumhuriyetine askerî yardımında bulunmayı ve dış tehlikelerden korumayı üzerine almıştı.

Kafkasya'nın Rus işgaline uğraması üzerine Türk hükümeti Dağıstan üzerinden Kafkasya'ya askerî birlikler gönderdi. Doğu Kafkasya'yı hakimiyet altına alan Türk hükümeti Dağıstan üzerinden Kafkasya'ya askerî birlikler gönderdi. Doğu Kafkasya'yı terk eden Türk ordusunun Anadolu'nun kurtuluş savaşına girişmesiyle Kafkasyalılar Rusya'ya karşı mücadelelerinde yalnız kaldılar (Saydam 1995: 11)

11 Mayıs 1918'de kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti Sovyetler tarafından ortadan kaldırdıktan sonra, Sovyet hükümeti Kafkasya'da oluşturduğu özerk cumhuriyet ve bölge sınırlarını, bölge halklarını işbirliğine ve aralarındaki anlaşmazlıkları gidermeye yöneltecek biçimde değil, merkezin kontrolünü kolaylaştıracak şekilde değiştirip bozarak çizdi. Böylece Kafkasya halkları arasındaki rekabet ve uyuşmazlık daima körüklendi. (Henze 1994 : 70)

KAFKASYA'DA ETNİK ÇATIŞMALAR

Etnik Çatışmaların Sosyal ve Siyasî Nedenleri


Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte beliren özgürlük ortamı ve buna bağlı olarak gelişen bağımsızlık hareketlri Kafkasya'da yaşayan çeşitli etnik gruplar arasındaki çatışmaları da su yüzüne çıkardı. Ancak Kafkasya konusunda uzman olmayanlar ve bölgenin kendine özgü sosyolojik yapısını bilmeyenler bu etnik çatışmaların sebebini anlamakta ve yorumlamakta zorluk çektiler.

Dünya üzerindeki en eski yerleşim bölgelerinden biri olması ve dünyadaki diğer topluluklarla ilişkisi olmayan dilleri konuşan halkların yaşamasından dolayı Kafkasya görünüşte son derece heterojen bir etnik ve sosyal yapıya sahiptir. Komünizmin çöküşüyle ortaya çıkan ortam Kafkasyalıların tarihlerine ve kültürlerine yeniden sahip çıkmalarına ve geçmişlerini keşfetmelerine imkan sağladı. Ancak her etnik grubun ayrı bir dili, kökeni ve geçmişinin olması, bu etnik gruplar arasında çatışmalara sebep oldu.
Kafkasya'daki etnik çatışmaların en büyük sebebi Çarlık Rusyasının Kafkasya'da uyguladığı "böl yönet" politikasının Sovyetler Birliği tarafından da aynı şekilde uygulanmasıdır. 1917 Bolşevik ihtilalindan sonra Kafkas halklarını sun'i bir biçimde bölen ve aralarına sınırlar koyan Sovyet hükümeti Kafkas halkları arasındaki etnik çatışmaların baş provaktörüdür. Bugün de Rusya Federasyonunun ortaya çıkan özgürlük ortamı ve genel asayişsizlik de Kafkas halkları arasındaki milliyetçi hareketleri güçlendirmi,ş ve etnik çatışmaların kızışmasına sebep olmuştur.

Karşılaştırma yapmak gerekirse, Kafkasya'nın etnik karışıklığı ilk bakışta Balkanlara ve Afganistan'a benzemektedir. Ancak gerçekte Kafkasya bu bölgelerden son derece daha karışık bir etnik sosyal yapıya sahiptir. Halkları ve dilleri sınıflandırmak için kullanılan kriterlere göre Kafkasya'da her biri farklı dil ya da diyalekte sahip elli kadar etnik grup gösterilebilir.

Etnik bilinç bütün Kafkasya'da çok güçlüdür ve her etnik grubun kendi ana diline bağlılık oranının yüksekliği ortak bir özelliktir. Sovyet sistemi istemeyerek etnik bilinci teşvik etmiştir. Sistemin çöküşü bu bilinci daha da artırmıştır. Gelecek konusunda endişe duyan bazı etnik gruplar kendi araralarında dayanışma yoluna girmişlerdir.

Bölgenin temel olarak tabiat yönünden çok zengin olması ve ciddi nüfus baskısının bulunmaması sayesinde açlık ve aşırı yoksulluk tehlikesi eski Sovyetler Birliği'nin diğer pek çok bölgesine nazaran Kafkasya'da daha azdır. Ancak aşırı merkeziyetçi Sovyet ekonomik sistemi mahallli makamların ekonomilerini makul şekilde yönetmelerine engel olduğu için her yerde hayat standardı ve kalitesinde bir düşüş olmuştur. Sanayiinin gelişmesinde mahalli ihtiyaçların karşılanmasına dikkat edilmemiştir. Böylece etnik çekişmelerinde mahalli ihtiyaçların karşılanmasına dikkat edilmemiştir. Böylece etnik çekişmelerin savaşa dönüştüğü bölgede enerji, gıda, ilaç gibi zaruri ihtiyaçlar karşılanamaz hale gelmiş, neticede bu çöküntülere ve yokluklara sebep olan gerginlikler daha da artmış ve sürekli hale gelmiştir.

Kafkas ötesi ülkelerinden Gürcistan'da tarihi ve etnik açıdan Kafkas halklarına dahil olan Abaz ve Oset halkları yaşamaktadır. Gürcistan Abhazya ve Güney Osetya'da etnik çatışma ve etnik problemlere karşı karşıyadır. Yine Kafkas Ötesi ülkelerden Azerbaycan'ın kuzey bölgelerinde tarihi ve etnik açıdan Kafkas halklarına mensup Lezgii Avar ve Tsahur halkları yaşamaktadır. Azerbaycan ile İnguşlar arasında, Karaçay-Malkarlılar ile Çerkesler ve Rus Kazakları arasında, Kumuklar ile Lezgiler ve Avarlar arasında etnik çatışma ve gerilim yaşanmaktadır. Bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan ise Rusya Federasyonu ile savaş sonrası gerginliğini yaşamaktadır.

Abhazya Problemi ve Abhaz-Gürcü Etnik Çatışması

Yunanca ve Latincede İberya, İverya, Arapçada Curya, Kurc, Avrupa'da Georgia, Rusçada Gruzya, Türkçe ve Farsçada Gürcistan adıyla tanınan ülkeye Gürcüler kendi dillerinde Sakartvelo adını verirler (Takvul 1992 : 34)

Gürcistan yaklaşık 69.700 km2''lik bir alanı kaplamaktadır. Bunun 8.600 km2 'si Abhazya, 2800 km2'si Acara, 3.800 km2 Güney Osetya'ya aittir. 5.300.000 kişilik nüfusun % 69'u Gürcü, % 8.5'i Rus, % 9.7'si Ermeni, %4.6'sı Azerbaycan Türkü, % 1.7'si Abhaz ve %1'i Osetlerden oluşmaktadır.

Gürcistan krallığının 1801 yılında Rus Çarlığının himayesini kabul ederek Rusya'ya ilhak edilmesine rağmen Abhazya'nın büyük bir kısmı 1864 yılına kadar bağımsızlığını korumuştu. Bu yıllarda Batı Kafkasya'yı Rus Çarlığının saldırılarına karşı savunan "Çerkes Milli Meclisi"ni oluşturanlar arasında Abhazlar da önemli bir yere sahiptirler.

1864 yılında Batı Kafkasya'dan Osmanlı İmparatorluğuna sürülen Kafkas halklarının arasında 100 bin Abhaz da yer alıyordu. Bu dönemde Abhazya'nın Ahçıpsı, Aybga, Abjoka gibi yöreleri boşaltılmıştı.

Gürcistan'ın kuzeybatısında, Karadeniz sahillerinde yer alan Abhazya'da 1870'li yıllarda nüfusun büyük çoğunluğu Abhazlardan oluşuyordu. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra bölgenin nüfus yapısı değişmeye başladı. Osmanlı-Rus savaşı sonrasında 32 bin Abhaz Kafkasya'yı terkederek Osmanlı topraklarına sığındı. Müslüman Abhazların Türkiye'ye göç etmelerinden sonra topraksız Gürcü köylüleri Batı Gürcistan'dan Abhazya'ya göç ederek yerleştiler. Bu göçler sonunda 1897 yılında Abhazya nüfusunun yüzde 55.3'ü Abhazlardan oluşurken yüzde 24.4'ü Gürcülerden meydana geliyordu.

Kitle halinde yapılan bütün göç ve sürgünlere rağmen 1917'de Çarlık Rusyası yıkıldığında Abhazlar kendi ülkelerinde nisbi bir çoğunluğa sahip bulunuyorlardı.

Abhazlar 1917 Bolşevik ihtilalinden sonra kuzeyde yaşayan Kafkasya halkları ile bütünleşme çalışmalarına girdiler. 1 Mayıs 1917'de Terekkale şehrinde toplanan Kuzey Kafkasya Halkları Kurultayına Abhazya delegeleri de katıldılar. 11 Mayıs 1918'de kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti'nin devlet sınırları Abhazya'yı da kapsıyordu ve bu cumhuriyetlerin bayrağındaki yedi yıldızdan biri Abhazya halkını simgeliyordu.

Çarlığın yıkılması ve Bolşevik ihtilalini takiben 26 Mayıs 1918'de Gürcistan bağımsız bir devlet kurarak Almanların himayesine sığındı. Fakat 1918'de Almanların I. Dünya Savaşında yenilmesi üzerine İngilizler Gürcistan'ı işgal ettiler. Müttefikler 1920'de Gürcistan'ın bağımsızlığını tanıdılar. Ancak Gürcistan Milletler Cemiyetine dahil edilmedi. 25 Şubat 1921'de Sovyet Kızıl Ordusu Gürcistan'ı işgal ederek Tiflis'te Sovyet rejimini kurdu.

Kafkas Ötesinde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'dan oluşan Transkafkasya Sovyet Sosyalist Federal Cumhuriyeti 1922'de kuruldu. Aynı yıl Abhazya'ya birlik cumhuriyeti statüsü verildi, ancak 1930 yılında Abhazya'nın statüsü Gürcistan içinde bir özerk cumhuriyet statüsüne indirildi. Güney Osetya da 1922 yılında özerk bölge statüsü ile Gürcistan'a bağlandı.

5 Aralık 1936'da Gürcistan 15 Sovyet Cumhuriyetinden biri oldu. Sovyetlerin 1920-30 yılları arasındaki kollektifleşme hareketleri Abhazya'da sakin ve yumuşak bir ortamda geçmişti. Abhazya Gürcistan'a bağlandıktan sonra Gürcistan'ın da 15 Sovyet cumhuriyetinden biri haline gelmesiyle birlikte Abhazya'da sıkıntılı bir dönem başladı. 1937-1953 yılları arasında Abhazya'da Stalin-Beria ikilisinin baskı sistemi yerleştirildi. Yalnızca halk değil, Abhaz dili, eski coğrafi yer adları, alfabe, tarih ve kültür de değiştirilmeye başlandı.

1937-1953 yılları arasında Batı Gürcistan'dan Abhazya'ya kitle halinde göçler yaptırıldı. Abhazya'nın Oçamçira, Gudavta ve Gagra bölgelerinde Gürcüler çoğunluk haline getirildiler. Bu sun'i artış sonucunda 1939-1959 yılları arasında Abhazya'da Gürcü nüfusu 70 bin kişi artarken, Abhaz nüfusu sadece beş bin kişi çoğalmıştı. Ayrıca Abhazya'da hükümet, parti ve Sovyet organlarından hiçbir Abhaz bulunmuyordu.

1979 nüfus sayımına göre Abhazya'daki Abhazlar nüfusun yüzde 17.1'ini oluştururken, nüfusun yüzde 43.9'unu Gürcüler meydana getiriyordu.

Abhazya'da nüfusun etnik yapısına bağlı olarak Abhazca, Gürcüce ve Rusçanın resmi dil olması Abhazlar açısından problem yaratmaktaydı. 1979 sayımına göre Abhazların %75'ten fazlası Rusça ikinci dil olarak bildikleri halde, Gürcü dilini bilenlerin oranı % 1.4'ü aşmamaktaydı. Ülkedeki eğitim kurumlarının eğitim dilinin Gürcüce olması Abhaz öğrenciler için büyük bir engel oluşturmaktaydı. Abhazların büyük bölümü yüksek öğrenim için Rusya Federasyıonundaki üniversitelere gitmeye zorlanıyorlardı ve bu durum Abhaz halkı arasında bir huzursuzluk kaynağı oluşturuyordu.

1978 yılı başlarında Gürcistan ile Abhazya Özerk Cumhuriyeti arasında yeni eşitsizlikler doğuran bazı yasaların hazırlanması üzerine, Abhazya'nın önde gelen aydınlarından 130 kişi Sovyetler Birliği, Merkez Komitesine bir protesto mektubu sundular. Mektupta Gürcistan'ın Abhazya üzerinde asimilasyon politikası izlediği belirtiliyordu. Abhazya Parti Birinci Sekreteri V. Khintba'nın Gürcistan'la işbirlikçi bir anda ayaklandı. Bir gece içinde Gürcüce yazılmış bütün yol levhaları boyanarak kapatıldı. Bazı Gürcü anıtları tahrip edildi. Gudavta yöresinde 12 bin kişinin katıldığı büyük gösteriler düzenlendi. Bazı yerlerde Abhazların Gürcülere saldırdığı ve ölenlerin olduğu duyuldu. Abhaz halkının bu tepkisi karşısında Parti Birinci Sekreteri V. Khintba görevini bırakmak zorunda kaldı.

Olaylar sonunda Moskova'dan gönderilen Merkezi Politbüronun ilgili komitesi Abhazya'daki durumu inceleyerek Abhaz dil ve kültürünün ihmal edildiğini kabul etti. Moskova Abhazların Gürcistan'dan ayrılarak Rusya Federasyonuna bağlanma isteklerini ve Abhazya'da Gürcü dilinin resmi dil olarak kullanılmasının kaldırılması isteklerini reddetti.

1978 yılında Abhazların özerk cumhuriyetlerini Gürcistan SSCB'den ayrıp ayrı bir cumhuriyet olma istekleriyle başlayan Abhaz-Gürcü gerilimi Moskova'nın yanlış ya da kasıtlı politikası sebebiyle etnik çatışma ve iç savaşa dönüşürken, Abhazların Gürcistan'dan ayrılma isteklerini reddeden Moskova Abhazlara büyük ölçüde ekonomik, siyasî ve kültürel tavizler vermek zorunda kaldı.

Abhazya'nın başkenti Sohum'da bulunan Pedagoji Enstitüsü 1979 yılında Abhaz Devlet Üniversitesine dönüştürülerek, Abhaz öğrencilere daha geniş eğitim imkanı tanındı. 500 öğretim görevlisinin yer aldığı üniversitede 1978 yılında 265 olan öğrenci sayısı, 1983 yılında 3.700'e çıktı.

1978 yılında Sohum'da Abhazca yerel televizyon yayınları başladı. Abhazca yayınların artırılmasına ve sanat-eğitim dallarında iki yeni Abhazca dergi yayımlanmasına karar verildi. Abhaz Devlet Halk Dansları Topluluğu ve Abhaz Devlet Tiyatrosu kuruldu.

1978 Abhaz direnişinin sonunda Abhazya'ya önemli miktarda ekonomik yatırımlar da yapıldı. Abhaz halkı için yeni istihdam alanları yaratıldı.

Abhazlar 1988 yılında 19. SSCB Komünist Partisi Birleşik Konferansında Abhazların Gürcülere karşı olan şikayetlerini açık bir mektup biçiminde sundular. Abhazların 19 Mart 1989'da, Abhazya'nın müstakil Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olması gerektiğini içeren ve 30 bin kişi tarafından imzalanan bir mektubu açıklamaları Gürcü kamuoyunu çok kızdırdı. 19 Nisan 1989'da Tiflis'te Gürcülerin yaptığı gösterilerde 19 silahsız Gürcü gösterici Sovyet askerleri tarafından öldürüldü.

1989 Temmuzunda Gürcülerin Abhaz Devlet Üniversinin Gürcü bölümünü Tiflis Devlet Üniversitesinin bir bölümü yapmaya kalkışmalarıyla iki hafta süren ve 22 kişinin ölümüyle sonuçlanan etnik çatışmalara patlak verdi.

25-26 Ağustos 1989'da Adige Özwerk Bölgesi, Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi, Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyeti, Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyeti ve Abhazya Özerk Cumhuriyetini temsil eden bilim adamı, yönetici ve sanatçılar Sohum'da bir araya gelerek Birinci Kafkas Dağlı Halkları Kongresini topladılar ve Kafkas Dağlı Halkları Birliğini oluşturdular. Kongre "Sovyetler Birliği Komünist Partisinin milliyetler politikasındaki

Sayfa1234
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Sitemizle ilgili Görüş ve Önerilerinizi yazabilirsiniz...