3
MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜNÜN MENŞEİ ÜZERİNE | | PROF.
DR. E. SEMİH YALÇIN | |
| Vatan
ve Ulus gazetesinde yazan F.Rıfkı Atay'ın yazılarını esas alarak 3 Mayıs 1944
gösterisini Romanya'nın başına milli tarihlerinin en büyük felaketini getiren
Gardistlere benzetmiş ve bu nümayişe katılan gençlerin aslında aldatılmış olduklarını
iddia etmiştir(35). Aynı gazete daha
sonraki günlerde Turancılık-Türkçülük fikriyle ilgili görüşlerini beyan etmeye
devam etmiş, kamuoyu oluşturmaya çalışmıştır. Gazete yine F.Rıfkı Atay'ın yazısını
esas alarak; "Türkiye'yi içinden dağıtıp tahrik etmek için gökten bir bela
ısmarlansa ırkçılıktan beteri Türkiye'ye inemez. İkinci bir bela ısmarlansa İslam
ittihatçılığı ham hayalinin yerine Turancılık ütopyasını geçirmekten âlâsı bulunamaz."(36)
tarzındaki ifadelere yer vermiştir. Vakit gazetesinin baş yazarı Asım Us da Türkçülük
fikrini ırkçılık olarak ele almış, bu fikrin nifak için üretildiğini ve hatta
yabancıların bu fikri ileri sürdüğünü iddia etmiştir(37).
Yine aynı baş yazar dönemin Türkçülük fikirlerinin Atatürk ile bağdaşmadığını,
Turancılık fikrinin ise siyasi istiklâllerini kaybetmiş olan Türkler için manevi
bir teselli olabileceğini yazmıştır(38).
Asım Us, 1944 davasının gençliği uyandıracağını iddia etmiş, Milli Şefin nutkuna
da aynen katıldığını belirtmiştir(39).
Cumhuriyet gazetesi, Turancılık ile ilgili fikirlerini Nadir Nadi'nin kaleminden,
milli şefin nutkundan sonra ifade etmiş ve milli şefin nutkunu "Türk vicdanının
gür sesi"şeklinde yorumlamıştır(40).
Ulus gazetesi ise hükümet yanlısı bir politika takip etmekteydi. Diğer gazeteler
Ulus gazetesinin güçlü kalemi F.Rıfkı Atay'ın yazılarından devamlı alıntı yapmıştır.
F.Rıfkı Atay ırkçılığı iç harp, Turancılığı dış harp kabul etmiş ve ırkçılığın
ve Turancılığın herhangi bir halka ile dışarıya bağlanan tarafını cinayet olarak
yorumlamıştır(41). Ulus gazetesi
Türkçülük fikrine duyduğu tepkiyi Hasan Ali Yücel'in ağzından şu şekilde ifade
eder: "Bunlar, mekteplere kötü bir suyun delip bulup sızması nevi'nden sızmışlardır...
Bunlar okul içine sokulmadığı gibi, memleket içine de sokmamak zorunda olduğumuz
mahzurlu fikirdir."(42)
Tanin Gazetesi Irkçılık, Türkçülük, Milliyetçilik fikirlerini aynı potada
değerlendirerek bu tür fikirleri savunanların aslında gerçek amaçlarının bu olmadığını
zira din ile ırkçılık fikirlerinin asla yan yana gelmeyeceğini baş yazarı H.Cihad
Yalçın'ın kalemiyle ifade eder(43).
Yine Tanin'de H.Cihad Yalçın, Türkçülük fikrinin sadece çalışmakla geçerliliğinin
olacağını ifade etmiştir(44). Bir
başka yazısında bu fikrin 'yutta sulh, cihanda sulh' prensibi ile uyuşmadığını
iddia etmiştir. Hatta hedef gösterircesine Türk Gençliğini istismar edenler olarak
Nihal Atsız, R.Oğuz Türkkan, Z.Velidi Togan, Hasan Cansever'in isimlerini açıklamıştır(45).
H.Cahid Yalçın, daha sonraki yazılarında üslûbunu sertleştirerek Turancılık davasında
Nazilerin rolünün olduğunu ortaya atarak, Turancılığı, "halis bir Nazi öksesi"(46)
olarak yorumlama gafletinde dahi bulunmuştur. Davanın Gelişimi
3 Mayıs tarihli gösterilerin ve 19 Mayıs nutkunun ardından toplanan milliyetçilerin
davası, İstanbul 1 Numaralı Örfi İdare Mahkemesinde görüşülmeye başlanmıştır.
Davada toplam 23 sanık yargılanmıştır. İstanbul
Tophane Askeri hapishanesinde bulunan asker sanıklar şunlardır: Dr. Yüzbaşı Hasan
Ferit Cansever, Dr. Üsteğmen Fethi Tevetoğlu, Piyade Üsteğmen Alparslan Türkeş,
Piyade Teğmen Nurullah Barıman, Topçu Asteğmen Zeki Özgür (Soğuoğlu), Ulaştırma
Asteğmen Fazıl Hisarcıklı. Aynı
cezaevinde bulunan sivil sanıklar: Nihal Atsız edebiyat öğretmeni, Hüseyin Namık
Orkun tarih öğretmeni, Necdet Sancar edebiyat öğretmeni, Saim Bayrak Temyiz Mahkemesi
Evrak Memuru, İsmet Rasin Tümtürk İstanbul Belediyesi murakkıbı, Cihat Savaşfer
Y.Mühendis Mektebi öğrencisi, Fehiman Altan Y.Mühendis Mektebi öğrencisi, Yusuf
Kadıgil lise öğrencisi, Cebbar Şenel Adana Adliyesinde hakim adayı. Sansaryan
Han'da bulunan Emniyet müdürlüğü hücrelerinde bulunan sivil sanıklar; Zeki Velidi
Togan Türk Tarihi Profesörü, Orhan Şaik Gökyay Ankara Konservatuarı Direktörü,
Hikmet Tanyu İçişleri Bakanlığında memur, Reha Oğuz Türkkan İ.O. Doktora öğrencisi,
Hamza Sadi Özbek Aydın Maliye Tahsilat Şefi, Cemal Oğuz Öcal Gazi Eğitim Enstitüsü
öğrencisi, Said Bilgiç Ankara Adliyesinde hakim adayı, aynı davadan sanık olarak
Mehmet Külahlıoğlu ve Osman Yüksel Serdengeçti de bir süre tutuklu kalmışlardır(47).
1944 olayı sanıklarından Alparslan Türkeş, İsmet Paşanın 19 Mayıs nutkundan
birkaç gün sonra görev yeri olan Erdek'te gözaltına alınmıştı. Gözaltına alma
sırasında bölük odası ve evi aranmış, daha sonra İstanbul Merkez Komutanlığına
götürülerek 13 Haziran 1944 günü Askeri Tutuk ve Cezaevinin hücresine kapatılmıştır.
Burada beş ay tutuklu kalan Türkeş, rahatsızlığı sebebiyle Haydarpaşa Askeri Hastanesine
nakledildi ve bir ay süreyle tedavi gördü. Daha sonra Sıkıyönetim Komutanlığı'nın
baskısıyla hastaneden alınarak tekrar Tophane'deki hücresine konuldu. Hücreye
döndükten birkaç gün sonra emniyet müdürlüğü olarak kullanılan Sansaryan Han'a
götürülerek sorgulanmaya başlandı. Alparslan Türkeş, yakın tarihimize
"Tabutluklar" adı ile geçen, tavırlarında beşyüzer mumluk ampullerin
yandığı işkence odalarına kapatıldı. Dönemin Emniyet Müdürü Ahmet Demir ve Savcı
Kazım Alöç tarafından Nihal Atsız'a yazmış olduğu mektuplar yüzünden sorguya çekildi.
Hükümeti devirmek amacıyla ihtilal hazırlığı yapmakla suçlandı. Suçlamaları kabul
etmeyen Türkeş'in sorgulama sırasındaki ifadeleri ibret vericidir. Türkeş anılarında
konuyu şöyle izah etmektedir; "Biz, milliyetçiyiz. Biz bütün Türklerin mutlu
olmasını istiyoruz, esaretten kurtulmasını istiyoruz. Yani bu fikir, eğer Turancılıksa;
bu fikri taşıyoruz. Biz komünizme karşıyız. Komünizm ideolojisi, beğenmediğimiz
bir siyasi ve iktisadi görüştür. Biz milliyetçi yazılar yazmayı, memlekete hizmet
kabul ettik. Onun için, Orkun dergisine yazı gönderdim. Nihal Atsız Beyle
zaman zaman memleket meseleleri üzerine mektuplaştık."(48)
Alparslan Türkeş, anılarında kendisine yapılan işkenceler hususunda ise şunları
söylemektedir; "Acımasızca parmaklarımdan birini yakalayıp, tırnağımı çektiler.
Aslında, ben o görevlilere acıyordum. Yönetim, bizi faşistlikle suçluyor ama,
tüm faşizan yöntemleri kendileri kullanıyordu. İçimden bu da geçer yahu, diyordum.
Memurların gözü bir şey görmüyordu."(49)
Turancılık Davası, 7 Eylül 1944 günü başladı. Duruşma açıldığında, Sıkıyönetim
Komutanlığının son tahkikat kararı, Savcı Kazım Alöç tarafından okundu. Kararın
başlangıcında yer alan "vatana ihaneti sabit olanlar..." ibaresi sanıkları
daha yargılamadan suçlu ilan ediyordu. Esasında bu üslup, İsmet Paşanın 19 Mayıs
Nutkunun bir taklidinden başka bir şey değildi. Muhakeme sırasında Türkçüler
kendilerine yapılan işkencelerden bahsetmişler, savcı sanıkların ifadelerini mahkeme
zabıtlarına geçirtmemiş, itirazları yapanlar ya azarlanmış ya da dışarı atılmıştır.
Türk ülkesinde, Türk mahkemelerinde, suçları Türkçülük olanları cezalandırabilmek
için çok değişik oyunlar oynanmıştır. İşkence iddialarıyla ilgili olarak Savcı
Kazım Alöç'ün şu ifadeleri işkencelerin yapıldığını doğrular mahiyettedir: "Biz
bunları huzurunuza vatan hainleri, caniler ve katiller olarak getirdik. Bunları
Pera Palas Otelinde yatıracak değildik. Onlar müstehak oldukları muameleyi görmüşlerdir.
Elbette onlara her nevi zulüm yapılmış ve yapılacaktır." Muhakeme
sırasında Alparslan Türkeş ile mahkeme başkanı arasında cereyan "Türk Birliği"
konusunda ki tartışma sırasında Türkeş'in geleceğe matuf şu ifade ve tespitleri
oldukça dikkat çekicidir: "... mesela, 1917'de olduğu gibi 1965'te veya 1990'da
da Rusya'da bir ihtilal zuhur edebilir. O zamana kadar Türkiye harb endüstrisi
bakımında da, ilim ve irfan bakımından da ilerlemiş bulunur ve Türkiye'nin de
yardımı ile bu birliğe doğru yürünebilir..." 1
nolu Sıkıyönetim mahkemesinde, 7 Eylül 1945 ile 29 Mart 1944 tarihleri arasında
65 oturum devam eden yargılama sonunda milliyetçiler muhtelif hapis ve sürgün
cezalarına mahkum olmuş(50), verilen
bu karar temyiz edilmiş ve Askeri Temyiz Mahkemesi bu mahkumiyet kararlarını esastan
ve usulden bozarak 23 Türk milliyetçinin Sıkıyönetim Mahkemesinde devam edilmiş
ve neticede milliyetçilerin hepsi 31 Mart 1947 tarihinde beraat etmişlerdir. Ancak
bu kararı veren Ali Fuat Erden, Tümgeneral Kemal Alkan, Tümgeneral İsmail Berkok
hemen tayin edilmişlerdir. Sonuç Türkiye'de Kemalist
milliyetçilik anlayışından farklı bir milliyetçilik anlayışının yeniden baş göstermeye
başlaması 30'lu yıllara tesadüf eder. Bu yeni milliyetçilik anlayışı Türk ırkının
tarihi sembollerine ve kan birliğine önem vermektedir. Bu tarz bir anlayış, faaliyetlerinin
ve yayınlarının kısıtlı olmasına ve şiddetli olarak 1939'da gündeme getirilmiştir.
Atatürk'ün vefatından sonra kuvvetlenen ve yön değiştiren "tek parti",
"tek şef", "tek millet" gibi kavramlar yeni bir anlayışa izin
verecek türde değildi. Dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu'nun konuşmasıyla
başlayan olaylar zinciri, Nihal Atsız'ın mektuplarıyla devam etmiş, 3 Mayıs 1944
tarihli milliyetçilerin gösterisi ile sona ermiştir. 3 Mayıs gösterileri, Türk
milliyetçilerinin cumhuriyet tarihimizde ilk defa ortaya koyduğu tavır ve tepkidir.
İsmet İnönü'nün 19 mayıs nutku ile yeni çehreye bürünen ve çok farklı, maksatlı
bir bakış açısıyla "Turancılık Davası"na dönüşen hadiseler Cumhuriyet
dönemi Türk siyasi tarihinde önemli bir nirengi noktası olmuştur. İsmet İnönü
için olayların ilk ve önemli ismi durumunda olan Atsız, davanın Türkçülüğü yıkmayıp
güçlendirdiğini, ancak İsmet İnönü'nün yıkıldığını söylemektedir(51).
3 Mayıs, Nihal Atsız'a göre "Türkçülüğün gafletten ayrılışı, can düşmanlarını
tanıdığı, dost sandığı hainleri ayırdığı"(52)
gündür. Nejdet Sancar'a göre "en hain düşman komünizme dikilme"(53)
günüdür. Bütün
bu tepkiler ve yorumlar içinde ele aldığımız 1944 Türkçülük davası dönemin devlet
politika içinde incelendiğinde ortaya Türk milliyetçiliği adına üzücü sonuçlar
çıkmaktadır. Temelinde milliyetperver idealleri her şartta ihtiva etmesi gereken
Türk devleti, politikası gereği zaman zaman milliyetçi akımları el altında tutmuş,
desteklemiş ve hatta kullanma yoluna gitmiştir. 1944 yılında bu tür bir davanın
başlaması Rusya'nın baskıları ile yakından alakalıdır. Rusya karşısında tutunabilmek
için aradığı desteği bulamayan Türk hükümeti, Alman karşıtı olduğunu göstermek
için fırsat kollamıştır. Aranan bu fırsat Nihal Atsız'ın mektupları ile yakalanmıştır.
Bu olay Milliyetçilerin mağdur olmasıyla sonuçlanmış ancak bu mağduriyet
milliyetçilere darbe olmamış, bilâkis onları güçlendirmiş ve Türk milliyetçilerine
"Kurtuluş Günü" adıyla bilinen, manası, prensipleri ve amacı belirli
bir ülkü haline gelen kutlu bir gün kazandırmıştır. 3 Mayısın ilk yıldönümü 1945
senesinde o sıralarda Tophane'deki Askeri Cezaevinde tutuklu bulunan bir avuç
Türkçü tarafından örtüsüz bir masa etrafında yapılan bir toplantı ile anılmış,
daha sonraki yıllarda ise çeşitli törenlerle kutlanmıştır. 3 Mayısın mağdurlarından
Alparslan Türkeş de bu tarihin "Türkçüler Günü" adıyla kutlanmasını
bizzat sağlamış ve bu geleneği hayatı boyunca devam ettirmiştir.
Yararlanılan Kaynaklar: 1. Ş. Süreyya Aydemir,
İkinci Adam Cilt 2, İstanbul 1979, s.344-345. 2. Mustafa Müftüoğlu, Çankaya'da
Kâbus, Yağmur Yay, İstanbul 1974, s.10-15. 3. Alparslan Türkeş, 1944 Milliyetçilik
Olayı, Kamer Yay., İstanbul 1992, s.28. 4. Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi,
İstanbul 1966, s.212 5. Günay Göksu Erdoğan, "Türk Ulusçuluğunda Irkçı
Temalar:1930 ve 1940'ların Türkçü Akımı", Toplumsal Tarih, Sayı 29, İstanbul
1996, s.19. 6. Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, 1914-1980, Cilt I,
Ankara 1992, s.407. 7. Cemil Koçak, Türkiye'de Milli Şef Dönemi, C I, İstanbul
1996, s.660. 8. K. Karpat, a.g.e., s.127. 9. C. Koçak, a.g.e., s.663.
10. Tevfik Çavdar, Türkiye'nin Demokrasi Tarihi, C I, Ankara 1995, s.391.
11. K. Karpat, a.g.e., s.220.; Armaoğlu, s.411. 12. Çavdar, s.391. 13.
Özdoğan, s.19. 14. Mustafa Özden, "Ölümünün 21. Yıldönümünde Kuşaklara
Öncü Olmuş Büyük Önder: Nihal Atsız", Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı:121,
İstanbul 1997, s. 47. 15. Reha Oğuz Türkkan, "Türkeş'in Tırnaklarını
Sökemediler", (Röportaj:Haşim Akman), Aktüel, Sayı:302, İstanbul 1997, s.
32. 16. Türkkan, s. 32. 17. Mustafa Tatlısu Müftüoğlu, Çankaya'da Kabus,
İstanbul 1974, s.10-15. 18. Çavdar, s.392. 19. Mustafa Müftüoğlu, Çankaya'da
Kâbus, İstanbul 1974, s.10-15. 20. TBMM, Zabıt Cerideleri, Devre: 6, Cilt
27, s.24-25. 21. Bünyamin Saraç, "1944 Türkçülük Olayı ve Başvekil Saraçoğlu",
3 Mayıs 1944, 50. Yıl Türkçülük Armağanı, Akademi Kitabevi, İzmir 1994, s.170.
22. Türkeş, s. 31. 23. Mustafa Tatlısu Müftüoğlu, Milliyetçiliğimizin Meseleleri
ve Kurtuluş Yollarımız, İstanbul 1970, s.18. 24. Türkeş, s. 32-33. 25.
Refet Körüklü, "3 Mayıs 1944 Türk Milletinin Devletine Sahip Çıkma Hareketidir",
3 Mayıs 1944, 50.Yıl Türkçülük Armağanı, Akademi Kitabevi, İzmir 1994, s.34.
26. Hikmet Tanyu, Türkçülük Davası ve Türkiye'de İşkenceler, Kayseri 1950, s.3.
27. Mustafa Özden, "Atsız ve Irkçılık ve Turancılık Olayı", Türk Dünyası
Tarih Dergisi, Sayı:122, İstanbul 1997, s.19. 28. Alparslan Türkeş, 1944 Milliyetçilik
Olayı, İstanbul 1992, s. 39. 29. Özden, s.19. 30. Hulusi Turgut, Türkeş'in
Anıları-Şahinlerin Dansı, İstanbul 1995, s. 40. 31. Türkeş, 1994 Milliyetçilik
Olayı, s. 40. 32. Bünyamin Saraç, "1994 Türkçülük Olayı ve Başvekil Saraçoğlu",
3 Mayıs 1994 50.Yıl Türkçülük Armağanı, İzmir 1994, s.172. 33. Tanyu, s. 5.
34. Tanyu, s. 6. 35. Vakit, 7 Mayıs 1944. 36. Vakit, 9 Mayıs 1944.
37. Asım Us, "Vatanseverlik Maskesi Altındağ Sağ ve Sol İfratçılık"
Vakit, 9 Mayıs 1944. 38. Asım Us, "Türkçülük Fikrinin Tarihi Tekamülünde
Kargaşalık" Vakit, 10 Mayıs 1944. 39. Vakit, 20 Mayıs 1944; Asım Us,
"Hadisenin Sonu", Vakit, 11 Mayıs 1944. 40. Nadir Nadi, "Türk
Vicdanının Gür Sesi", Cumhuriyet, 20 Mayıs 1944. 41. Falih Rıfkı Atay,
"Hak Görünürde Bir Kaygı", Ulus, 19 Mayıs 1944. 42. Ulus, 27 Mayıs
1944. 43. H. Cahit Yalçın, "Gençliğe Mal Edilmek İstenen Bir Hareket
Hakkında", Tanin, 9 Mayıs 1944. 44. H. Cahit Yalçın, "Bizde Türkçülük",
Tanin, 18 Mayıs 1944. 45. H. Cahit Yalçın, "Turancılık Hareketi",
Tanin, 19 Mayıs 1944. 46. H. Cahit Yalçın, "Irkçılık ve Turancılık Tahriklerinde
Nazilerin Rolü Var mıdır?", Tanin, 22 Mayıs 1944. 47. Türkeş, Şahinlerin
Dansı, s. 41-42. 48. Türkeş, Şahinlerin Dansı, s. 53. 49. Türkeş, Şahinlerin
Dansı, s. 55. 50. Ömer Faruk Akün, "Hüseyin Nihal Atsız", TDV İslâm
Ansiklopedisi, Cilt IV, İstanbul 1991, s.87. 51. H. Nihal Atsız, Çanakkale'ye
Yürüyüş, Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi, İstanbul 1992, s.308. 52. H. Nihal
Atsız, "3 Mayıs 1944", 3 Mayıs 1944, 50. Yılında Türkçülük Armağanı,
İzmir 1994, s. 2. 53. Necdet Sancar, "Türkçülük Günü", 3 Mayıs 1944,
50. Yılında Türkçülük Armağanı, İzmir 1994, s. 3.
|