Ülkü Ocakları Eğitim Kültü Vakfı Genel Merkezi Anasayfa Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi

Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
16-03-2005
Tarihinden itibaren

kez ziyaret edilmistir.
 
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi

EN MÜKEMMEL DİN EN GERİ İNSANLARIN ELİNDE
DURMUŞ HOCAOĞLU



Medyanın büyük kısmında İslâm üzerine hayli mürekkepler ve nefesler tüketildi. Yazılan ve söylenenlerin hemen hemen tamamının ortak noktasının, samimiyet, ehliyet ve liyâkat mertebesi ve derecesi ne olursa olsun, İslâm dininin mükemmelliğinin bir kere daha vurgulanması olduğunu söyleyebiliriz.

Bilinçli bir Müslüman olarak bu yazılanlara prensip itibariyle katılmamaklığım elbette söz konusu olamaz; eksiği var fazlası yok diyebilirim. Ancak, çok önemli addettiğim bu hususu burada vurgulamak gerektiğini duymaktayım ki, bu kutlu ay Müslümanlar arasında bir nefs murakabesine, bir "öz-eleştiri"ye vesile olsaydı, çok daha hayırlı olurdu.

Vurgulayarak belirtmek istediğim husus şudur: "İslâm dini" - ki ben bunu "Numenal İslâm" tabir etmekteyim- ile onun yaşanan şekli olarak tanımlanabilecek olan "Müslümanlık(lar)" -buna da "fenomenal İslâm(lar) tabir etmekteyim- arasında çok büyük bir açı ve farklılaşma mevcuttur. Müslüman olmaktan gurur duyan, dinini ciddiye alan bilinçli bir Müslüman olarak bu vaziyetten olağanüstü bir rahatsızlık ve ızdırap duymaktayım; ızdırabım adetâ somutlaşıyor ve bedenimi yakıyor.

Medeniyet Savaşında Mağlubiyet

Çünkü, öncelikle kabul edilmelidir ki, İslâm dini (numenal İslâm) değil ama yaşanan (Fenomenal) İslâm(lar), veya Müslümanlık(lar), Batının meydan okumasına cevap verememiş olduğu için, tarih çapında büyük bir medeniyet savaşını kaybetmiştir, mağlûptur ve her mağlûbiyet gibi onun da faturası çok ağırdır.

İmdi:

İslâm dünyası (veya daha sahih bir tabirle: Müslüman dünya) yeterince bilinçli olmanın çok ötesindedir; "kritik" nedir habersizdir; her kazancını kendi hanesine, her kaybını başkasının hanesine fatura etmektedir.

Müslüman dünya -söylemekten hazer ediyorum- fevkalâde cahildir, öyle ki, "Bilgi"ye, "Bizatihî Bilgi"ye itibar etmemekte, hatta ona ihtiyaç duymaz, bilgisiz bir hayatın da pekâlâ mümkün ve belki de dahası ve en dehşet vericisi, müreccah olduğunu düşünüyor gibi bir görüntü vermektedir; nitekim, fen, teknik, sosyal bilim alanlarının hemen hemen hiçbirisinde Müslümanların adı yoktur; üzerinde Müslümanların patentini, markasını, imzasını taşıyan ciddi bir zihin (ve emek) ürünü bulmak imkânsız gibidir. İslâmî bilimlerin birçoğunda da vaziyetin pek parlak olmadığını hatırlatmak gerektir.

Akletme ve Düşünme

Müslüman dünya, iyi düşünebilmekte değildir. Omuzların üstünde duran "kafa'nın çiçek saksısı" değil Yaradan tarafından düşünmek için bahşedilmiş en kıymetli ve eşsiz bir cihaz olduğu, yerin ve göklerin hâlıkı ve sahibi Allah'ın kutsal kitapta 800'den fazla yerde düşünmeyi hatırlattığı, hatta emrettiği unutalarak akletme,düşünme reddedilmektedir.

Müslüman dünya, cehaletini bazan o raddeye vardırmaktadır ki, handiyse bir miktar abartma ile, Müslümanların büyük çoğunluğunun bilinç-altlarında, sadece ve yalnız, Müslüman olmalarından dolayı Allah'ın kendilerine "özel hizmet" ile memur, hattâ icap ederse bu maksatla eşyanın kanunlarını dahi değiştirmekle mükellef olduğu gibi çarpık ve sakat bir düşünce yattığı dahi söylenebilir.

İktisadî Gerilik...

Hemen hemen bütün Müslüman ülkeler iktisaden geridir, bazıları fukaralığın en alt düzeyindedir. Bütün Müslüman dünyanın ekonomik üretiminin tamamı meselâ bir Almanya'nın topuklarına çıkamamaktadır. Bir kısımları zengindir; ama bunun da menbâ-ı artık git gide değeri düşen Tanrı vergisi petrolden başkası değildir; Batının zenginliğinin arkasında emek, üretim, bilgi, zekâ, matematik, fizik, Kant, Gauss, Newton, Einstein ilh.. yatarken, emek ve zekâ ürünü, üretim sonucu olmayan bu zenginlik ise dünkü deve çobanlarını mide bulandıran görgüsüzce bir israfa sürüklemekten başka bir sonuç vermemektedir.

Antidemokrasi

Hemen hemen bütün Müslüman ülkeler, anti-demokratiktir ve zulüm idarelerinin pençesindedir. Müslümanlar, bu en güzel dinin, bu özgürlükler dininin müminleri, kendi ülkelerinde siyasi erk konusunda söz sahibi değildirler; hepsinin tepesinde şu veya bu şekilde despotlar, tiranlar, hanedanlar, oligarşiler bulunmakta ve insanlarını adeta kendilerine secde ettirmektedirler. İslâm ünyasında Saddam tek değildir, neredeyse her Müslüman ülkede birer özel Saddam veya Saddamlar vardır; öyle ki, İslâm dünyasındaki rejimin genel adının "Saddamokrasi" olarak patent altına alınması dahi kâbildir. Fakat belki de en vahimi, Müslümanların kahir ekseriyetinin bu hali meşrûlaştırmış olmasıdır; bu, İslâm dünyasında "özgürlük bilinci"nin çok alt düzeylerde olmasından başka bir anlam taşımaz. Yani şöyle de diyebiliriz:

Müslümanların özgürlüksüzlüğü 'hariçte' olmaktan ziyade 'dahilde', zihinlerin içinde
başlamaktadır.

Bütün bunların neticesi olarak, hemen hemen bütün Müslüman ülkeler, siyaseten güdümlüdür ve hiçbirisinin -bölgesel entrikalar haricinde- dünyada dikkatle kaale alınması zarûrî olan, dünya çapında bir ağırlığı, itibarı ve ciddiyeti yoktur.

İslâm, Müslümanlara göre algılanıyor...

Müslümanlar hiç düşünmemektedirler ki, diğer insanlar, İslâm dini hakkındaki hükümlerini, bütün komplekslerinden arınmış olarak, safi platonik hakimâne bir hakikat araştırmacılığı ile tetkik ederek vermekte değildirler; Dünyada kaç gayrimüslim böylesine yürekli ve zahmetli bir cehdi göze almakta ve vardığı neticeleri de dürüsçe itiraf edebilmektedir. Hayır! Dünya, "İslâm" hakkındaki hükmünü "bizlerden gördükleri" ile vermektedir. Yani bizler nasıl bir manzara resmetmekte isek, diğer tabirle Müslüman dünyanın Müslümanlığı ne ise, dünya onu görmekte, onu bilmekte ve gördüğü bu "Müslümanlık"ı asıl "İslâm" olarak algılamaktadır. Daha açık bir ifadeyle; Müslüman ne hâl üzre ise, dünyanın gözündeki "İslâm" da odur.

Halbuki, Müslümanlığın manzarası hiç de iç açıcı değildir. Müslümanlar, bütün dünyada çok kötü bir İslâm manzarası resmetmekte, çok kötü bir İslâm tanıtımı yapmaktadırlar. Müslüman dünya, iyi hâl üzre bulunmamaktadır, o sebeple de İslâm'ı temsil etmeye tam olarak ehil değildir.

Müslüman Dünya, İslâm'a yakışmıyor...

Hasılı: Müslüman dünya, İslâma yakışmamakta, O'na yazık etmektedir. Çünkü, dünyanın en mükemmel dini dünyanın en mükemmel insanlarının elinde bulunması icap ederken -haydi en geri demeyelim ama- çok geri insanlarının elinde bulunmaktadır. Bu hal, "Müslümanlığın Paradoksu"dur.

Bu mudur adı güzel kendi güzel Muhammed'in -salât ve selâm O'na olsun- ümmeti!
Müslüman dünya, kendisinden utanmıyorsa Allah'tan ve Resûlünden utanmalı, İslâma yakışmanın, ona lâyık olmanın yollarını keşfetmelidir.

İlk teklif benden:
1) Geliniz önce şu aksiyomu kabul edelim: "Kişinin başına ne gelirse hepsi kendi eseridir."
2) Sonra da şu tespiti reddetmeyelim: "İslâma yakışmıyoruz."
3) Ve şu suale kemali ciddiyetle cevap arayalım: "Nerede hata yaptık ve yapmaya devam ediyoruz?"

Not: Buradaki tenkidin muhatabının içinde çok değerli birey Müslümanların bulunmasına rağmen bütünü tedvîr ve temsîl etmesi mümkün olmayan genel Müslüman dünya olduğuna dikkat edilmesi hasseten rica olunur.

Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Ülkü Ocaklari Egitim Kültür Vakfi Genel Merkezi
Ülkü Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Genel Merkezi
Sitemizle ilgili Görüş ve Önerilerinizi yazabilirsiniz...