Tuzhurmatu’da Yaşanan Son Hadiseler Üzerine

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler tüm şiddetiyle devam ederken oynanan oyun gün geçtikçe daha da netleşmektedir. IŞİD terör örgütü bahane edilerek, bölgedeki diğer terör unsurları meşrulaştırılmakta, yüzlerce yıllık coğrafyamızın demografik yapısı değiştirilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye üzerinde emelleri olan hainlerin yurtdışı uzantıları, bugün sınır bölgelerimizdeki faaliyetlerini arttırmışlardır. Diğer yandan IŞİD ile mücadele adı altında çeşitli devletlerin de desteğini alan bu unsurlar, Türkmen bölgelerinin boşaltılması için akla gelmeyecek, insanlığa sığmayacak uygulamalarına devam etmektedirler. Böylelikle, bir yandan IŞİD bahanesiyle soydaşlarımızın yaşadığı yerlere müdahalelerini gerekçelendiren bu hainler, diğer taraftan uluslararası meşruluk kazanmaya başlamışlardır. Amacın, bölgedeki Türkmen varlığını yok ederek Türkiye’yi güneydoğusundan bir kuşatma altına almak olduğu ayan beyan ortadadır.
Emperyalistlerin, onların uşaklığını meslek haline getirmiş terör örgütlerinin niyetleri, bugün Tuzhurmatu’da yaşanan gelişmelerle daha da netlik kazanmıştır. Bir taraftan peşmerge, diğer yandan bölücü terör örgütünün Irak ve Suriye uzantıları bu tarihi Türkmen şehrini yerle bir etme harekâtına girişmiştir. Türkmen soydaşlarımızın evleri yakılmakta; tank, roket gibi ağır silahlarla sivil kardeşlerimiz hedef alınmaktadır. Şehrin yüksek yerlerine yerleştirilmiş olan keskin nişancılar çoluk çocuk, yaşlı genç, erkek kadın ayrımı yapmadan adeta bir soykırım gerçekleştirmektedir.

Soydaşlarımızın bugün uğradıkları bu zulme Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gibi sözde insan hakları savunucuları sessiz kalmakta, yapılan soykırımı sadece izlemektedir. Tüm Türk Dünyası’nın yegâne umut kaynağı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise soydaşlarımızın ümitlerini boşa çıkartmaktadır. Hükümet daldığı gaflet uykusuna devam etmekte, medya söz konusu soydaşlarımız olduğunda adeta lâl kesilmektedir. Defalarca durumun vahametini ifade etmemize ve yetkilileri göreve çağırmamıza rağmen hâlâ elle tutulur bir icraat ortaya konulmamıştır. En basitinden bu olaylara tepki olarak peşmerge eğitimine son verilmelidir. Aksi takdirde, bugün Tuzhurmatu’da yaşananlar yarın Tazehurmatu’da da yaşanacaktır. Son ve nihai hedef olarak; Kerkük, sözde bölgesel yönetime dâhil edilerek Türkmen varlığı katledilecektir. Bu ise Irak Türkmenlerinin yok oluşu, Türkiye’nin sınır güvenliğinin tehlikeye girmesi demektir.

Ülkü Ocakları olarak soydaşlarımızın durumlarını yakinen takip etmeye devam ederek bu vahşete asla sessiz kalmayacağız. Dün olduğu gibi, bugün de soydaşlarımızın haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Bu konuyla alakalı gerekli kamuoyunu oluşturmak adına faaliyetlerimize son sürat devam edeceğiz. Kahramanca vatanlarını savunan Tuzhurmatu’daki soydaşlarımız başta olmak üzere, milletine ve bayrağına sevdalı tüm gönüldaşlarıma selam, dua ve muhabbetlerimi bildiriyorum. Tüm şehitlerimize rahmet diliyor, büyük milletimize ve ailelerine sabrı cemiller nasip etmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Türk Milliyetçileri var olduğu sürece Kerkük’ün türküleri susmayacak, soydaşlarımız üzerinden plan yapanlar er ya da geç mağlubiyetin acısını tadacaklardır.

Olcay Kılavuz – Ülkü Ocakları Genel Başkanı
27 Nisan 2016


Kategorisi: Basın Açıklamaları / Genel Başkan'dan

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter