Türkmenler Katlediliyor, Türkiye Kuşatılıyor

TÜRKMENLER KATLEDİLİYOR, TÜRKİYE KUŞATILIYOR

Ülkemiz ve komşu coğrafyalarımız sancılı bir süreçten geçiyor. Türk Milleti, hem Anadolu’da hem de ecdad yadigarı vatanımızın diğer bölgelerinde hergün şehit veriyor. Toprağa düşen yiğitlerin acısı yüreğimizi sızlatıyor.
Türk Milleti bedel ödeyerek vatanlaştırdığı topraklardan, bedel ödetilerek sürgün edilmek, yok edilmek isteniyor. Bir yanda bölücü terör ve en az onun kadar tehlikeli FETÖ ile Türkiye içte meşgul edilirken diğer taraftan sinsi bir kuşatma ile bölgesinde çevreleniyor. Suriye’de, Irak’ta yaşanan gelişmeler hep bölgedeki Türkmenlerin ve Türkiye’nin aleyhine olan bir biçimde şekillendiriliyor.
Yıllardır terör örgütü IŞİD’in işgali altında olan Musul’u kurtarma operasyonu başlatılıyor; ancak, bölgenin asıl unsuru olan Türkmenler ve tüm devletlerden daha fazla müdahaleye hakkı olan Türkiye bu operasyonun dışında bırakılmaya çalışılıyor. Kurtarma bahanesi ile bir yanda mezhepçilik ile beyinlerini yitirmiş kindarlar, diğer tarafta hayali bir devlet rüyasına kapılan peşmerge Musul’a doğru ilerliyor.
Musul ve Telafer bu gelişmelere paralel olarak Irak Türkmenlerinin baş şehri konumundaki Kerkük’te de aynı oyunun farklı bir perdesi sergileniyor. Terör örgütü IŞİD, Türkmen mahallerine yönelik saldırılar ile Kerkük’ü tehdit ediyor. Bu tehdit bahane edilerek, peşmergeye methiyeler düzülüyor hatta bölücü terör örgütü Kerkük’e yuvalanıyor. Şehirde yaşanan çatışmalarda yirminin üzerinde soydaşımız şehit olurken, Türkmen TV Haber Müdürü Ahmet Necmettin Haceroğlu açılan hain bir ateş sonucu şehadete kavuşuyor. Tabiri caizse, türkülerimizin diyarı, atalarımızın yadigarı Kerkük ‘mum gibi yanıyor”.
Bu nokta da Ülkücü Hareket’in Lideri Sayın Devlet Bahçeli Bey’in 25 Ekim 2016 tarihinde yapmış oldukları TBMM Grup toplantısındaki ifadelerine kulak vermek, geleceğimiz için hayati önem teşkil etmektedir. Liderimizin “Musul’a sokulmazsak Ankara’yı tehlikeye atarız. Bizim artık verecek, vazgeçecek toprağımız bulunmadığı gibi geri adım atacak atalet ve tavizkarlığımız da asla olmamalıdır. Türkiye birilerinin peşinde koşan değil, ardından sürükleyen, örnek olan, sözü ve nazı geçen bir ülke olmalıdır. Akmescit hüzünlüyken, Kaşgar mahzun düşmüşken, Musul, Kerkük, Halep karanlıktayken bizim umut ve sevinç içinde yaşamamız mümkün değildir. Türk milleti tek yürek olursa zalimler kazanamaz.” ifadeleri milli vicdanın sesidir. Ülkemizi idare edenler bu sese bir an evvel kulak vermeli ve milli davamız olan Türkmenler’in yaralarına merhem olmalıdır. Bu çağrıya uyulması halinde, mezhep savaşı umanlar hezimete uğrayacak, devlet rüyasına dalanlar uyanacak ve bin yıllık kardeşliği bozmaya çalışanlar mağlubiyeti yaşayacaktır.
Ülkü Ocakları olarak, milli vicdanımızın sesini her platformda haykırmaya devam edecek ve soydaşlarımızın haklı davalarına olan desteğimizi arttırarak devam ettireceğiz. Terör örgütlerinin tezgahında şekillendirilmeye çalışılan coğrafyamızı bu elemden kurtarmak için kararlılıkla faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Türkmen bölgelerinin güvenliği Türkmen soydaşlarımıza teslim edilene, sahte müttefiklikler yerine soydaşlarımızı ve kardeşliği esas alan bir dış politika geliştirilene kadar mücadelemizi her alana hakim kılacağız. Türkmen soydaşlarımız üzerinden plânlanan mezhep savaşının gerçekleşmemesi için var gücümüzle seferber olacağız. İnanıyoruz ki, Hakk olan bu yolda Yüce Allah’ın izni ve Türk Milleti’nin desteğiyle mutlaka muzaffer olacağız.

Olcay KILAVUZ
Ülkü Ocakları Genel Başkanı


Kategorisi: Genel Başkan'dan

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter