Türkçe Sularda Gemiler Yüzdürmek-Feyza Uçak

Dil… Bir organ nihayetinde değil mi? Herkesin bildiği klasik cümlelerle anlatabiliriz onu: Dil tat almamızı sağlar, konuşmamızı yani iletişimi sağlar vs vs. Peki ya klasikleşmemiş, farkedilmemiş, anlaşılmamış tanımları. Dil neden önemlidir mesela, sırtına yüklenen sadece sözcükler midir, neleri kazandırır yahut neleri kaybettirir?

Dil malumunuz kemiksizdir. Atalarımız da bize bu konuda  ‘‘dilin kemiği yok’’ sözü ile hem nasihat etmiş, hem de dilin bir özelliğini daha bize öğretmişlerdir. Evet dil kemiksizdir ve bu yüzden bir engelleyicisi yoktur. İstediği an istediği şeyi söyleyebilir. Ve iki kelime ile bizi yok edebilir. Lakin nasıl bu kemiksiz organ rahatça en zararlı şeyleri  söyleyebiliyorsa aynı kolaylıkla en yumuşak, en güzel şeyleri  de rahatça söyleyebilir. Çünkü gönül hanesinin en dar kapısından dahi girmesi için gerekli kıvraklığa sahiptir. Ezop dahi bize en zararlı ve aynı zamanda en faydalı organımızın dil olduğunu göstermemiş midir?  O kadar çoktur ki onun memleketi. Bazen tek ülkede bir çok farklı şekilde dahi hakimiyet sürebilir. Herkes kendi memleketine yakıştırır onu aslında. Sanki söylediği cümleler başka memleketlerin insanlarında anlamsızlaşacak ya da yeteri kadar gönülden olmayacakmış gibi. Bu yüzden bizim için de dil Türkçe’dir. Çünkü biz yaşadığımız ülkenin, Türkiye’nin insanları ile bu dil vasıtasıyla anlaşırız.

Biz her şeyi Türkçe yaparız aslında. Bir müzik öğretmeni Türkçe söyletir İstiklal Marşı’mızı, bir ilkokul öğrencisi Türkçe okur andımızı her sabah, bir anne askerdeki yavrusuna veyahut bir kız çok sevdiği yarine Türkçe yazar mektubunu. Çünkü Türkçe gözden çok gönlü fetheder. Ve Türkçe bu yüzden gönül kelimesine de  hak ettiği değeri verir. Siz başka bir dilde kalp kelimesini rahatlıkla bulabilirsiniz. Lakin basit, kısa bir ‘‘gönül’’ ya da ‘‘yürek’’ kelimesini bulamazsınız. Çünkü onlarda hepsi  kalptir. Kaldı ki biz bu iki kelimeye dahi sadece bir tek anlam yüklemeyiz. Kırdığımız insanlara karşı hatamızı düzeltmek için  ‘‘gönül alırız’’, eğer biz kırılmışsak karşı taraf hatasını anlasın diye ‘‘gönül koyarız’’. Birine çok büyük bir sevgi ile bağlanmışsak ‘‘gönül veririz’’, eğer o bize sevgi besliyorsa biliriz ki bizde ‘‘gönlü var’’. Aynı şekilde endişeleniriz ‘‘yüreğimiz ağzımıza gelir’’, üzülüp  bu üzüntüden acı duyarız ‘‘yüreğimiz burkulur’’, acırız ‘‘yüreğimiz cız eder’’, acıdan mahvoluruz  ‘‘yüreğimiz dayanmaz’’. Daha anlatsak kalemimizde mürekkep defterimizde kağıt bırakmayacak ne örnekler var. Biz bu dille övünmeyip ne yapalım?

Biz Türk Milleti’nin ana dili Türkçe’dir. Türklerin yaşadığı Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Doğu Türkistan vb. coğrafyalardaki tüm milletlerin ana dili özde Türkçe’dir. Peki Türkçe’yi onlar için anadil yapan sadece Türk nesline sahip olmaları mıdır ya da ülkelerinde çoğunluğun Türkçe konuşması mıdır? Hayır. Onlara ilk konuşmayı öğreten, onlara ilk dili kullandıran gerçek manada anneleridir. O değerli ağızlar onlarla ilk Türkçe konuştuğu için onların anadili Türkçe’dir. Bahtiyar Vahabzade ona ilk dil öğreten annesine vefasını  ‘‘kitap kitap sözlerimin müellifi menim anam’’ diyerek göstermemiş midir?  Peki ya Şehriyar? Annesine dönüp, ‘‘ana bak oğlun neçe böyük şair oldu’’ dediğinde; annesi ona, ‘’oğul, sen ne böyük şairsen ki men senin şiirlerini anlamıram’’ diye latif bir cevap vererek onun Türkçe yazmasına sebep olmamış mıdır? Yahya Kemal, ‘‘ Türkçe; ağzımızda, anamızın dili gibi helâl ve güzel olmalı’’ diyerek Türkçe’nin ne kadar kıymetli bir dil olduğunu vurgulamamış mıdır? İşte bu yüzden Türkçe bize anadildir. Çünkü o anamızın bize verdiği, emanet ettiği, miras bıraktığı dildir.

Dil mademki muhteremdir, mademki emanettir, mademki atalarımızdan bize mirastır bize düşen de bu mirasa sahip çıkmak, zarar verecek saldırılardan korumak ve bu mirası bize bırakıldığı gibi bizden sonra gelen nesillere bırakmaktır. Türk Milleti sahip olduğu değerlere olduğu gibi sahip olduğu dile, Türkçe’ye de sahip olacak kuvvette ve kudrettedir. Ve bu millet, bu devlet söz gemilerini Türkçe sularda yüzdürdükçe asla batmayacaktır.


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter