Türk Kimliğine Yönelik Mesnetsiz İddialarla İlgili Basın Açıklaması

Geçtiğimiz günlerde, Profesör unvanını elinde bulunduran bir zat; Bayburt Üniversitesi’nde yaptığı zırvalamalardan birinde: “ Türk dediğin bir sentez zaten Türk ırkı diye bir şey yoktur.” şeklinde bir cümle kullanmıştır. İsmet Özel’i referans alan bu zatın, İsmet Özel’in kendine özgü olan (Bu şahsın algısıyla da hiçbir şekilde örtüşmeyen) “Türk” yorumundan da hiçbir şey anlamadığı ortadadır. Hiçbir bilimsel zemine yaslanmadan ortaya atılan bu sözleri cehaletle izah etmek çok hafif kalacaktır. Hele ki Profesör payesine erişen birisinin bu şekilde deli saçması sözler sarf etmesi, izahı mümkün olmayan bir pespayeliktir. Akademik unvanı ve iktidara olan sevgisi yüzünden bir medya maymunu haline getirilen bu figürün, ne kadar boş, mesnetsiz ve ciddiyetsiz biri olduğu tarafımızca önceden de bilinmekteydi. Son zırvaları, bu şahsın aslında itibar edilmemesi gereken yavan bir kişilik olduğunu tüm cepheleriyle açığa çıkarmıştır. Gelen tepkiler üzerine; “Öyle demek istemedim.” tarzında açıklamalar yapsa da bu tip zihniyetlerin Türklük algısının nasıl olduğu bizce çok iyi bilinmektedir. Ülkü Ocakları olarak şahsı muhatap almamız asla söz konusu değildir. Ancak mensubu olmaktan iftihar ettiğimiz Türk milletini, kendi çapında “ yok sayan” bu zihniyetin takipçilerine bir çift sözümüz olacaktır.

Türkler dünya üzerindeki en kadim milletlerden birisidir. Bugün yapılan araştırmalar, Türklerin tarihini M.Ö. 3000 yıllarına kadar götürmektedir. Kaçuk Kaya Resimleri’nden, PazırıkKurganı’na; Yenisey Mezar Taşları’ndan, Orhun Kitabesi’ne uzanan tarihi deliller bugün hala canlı birer kanıt olarak yerinde durmaktadır. Divan-ı Lügat-it Türk’ten, Kutadgu Bilig’e; Dede Korkut Oğuznameleri’nden, Manas Destanı’na uzanan Türk dili, binlerce yılın tecrübesiyle işlenmiş bir dil olarak en güzel eserlerini vermeye devam ediyor. Türk devlet yapısı tarihin gördüğü en muhteşem teşkilat ve ordu sistemini kurmuş bir organizasyon olarak tarih sayfalarında okunmayı bekliyor. Türk kültürü; Orta Asya’dan Anadolu’ya; Ortadoğu’dan, Balkanlar’a kadar getirdiği inançları ve gelenekleriyle insanlarımızın hayatını bütünüyle kuşatmayı halen sürdürüyor. Dünya tarihinde hemen her devleti etkilemiş olan yüksek Türk varlığının ve kültürünün gücüyle ilgili binlerce sayfalık akademik kaynak bulunmaktadır.

Türklük, himayesine aldığı bütün etnik grupları etkilemiş ve tabii bir durum olarak da onlardan etkilenmiştir. Ancak kültürün büyüklüğünün bir eseri olarak; Türk kültürü, bugün ülkemizin her yerinde; etnik kökeni ne olursa olsun bütün topluluklarda hâkimdir. Bugün anayasamızda ifadesini bulan Türk kavramının da mahiyeti vatandaşlık bağına dayanmaktadır. Buna rağmen Türk kavramından ısrarla rahatsızlık duyanların aslında ırkçılığın en önde giden temsilcileri olduğu çok net bir şekilde görülebilmektedir. Gerek soy olarak; gerekse kuşatıcı/inşa edici kültürel bir kimlik olarak, gerek İsmet Özel’in dediği gibi “İrade” olarak ve nihayet hukuki bir tarif olarak; “Türk vardır ve ilelebet var olmaya da devam edecektir.” Ancak Türk düşmanlarının “ Kalpleri vardır; idrak etmezler. Gözleri vardır; görmezler. Kulakları vardır; işitmezler. “


Kategorisi: Basın Açıklamaları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter