Tayland’dan Gelen Üzücü Haberler İle İlgili Basın Açıklaması

Türk İslâm Alemi zulmün ve vahşetin gölgesinde bir Ramazan geçiriyor. Yanı başımızda Ortadoğu Türkmenleri çoluk çocuk ayrımı yapılmaksızın amansız saldırılar altında ya can veriyor ya da göç ediyor. Hemen üst tarafımızda Kırım, tekrar Rus işgali altında ve Kırım Türkleri’nin durumu her gün kötüleşiyor. Keza Balkanlar’da, Kafkasya’da, Güney Azerbaycan’da sıcak çatışmalar olmasa bile ağır yaptırımlar altında Türk kimliği can çekişiyor.
Son olarak Doğu Türkistan’da yaşanan hadiseler milletimizin yüreğini dağlamaya devam ediyor. Soydaşlarımızın en temel dini haklarının yerine getirilmesi bile engellenmekte, aykırı hareket edenler ölümle, cezaeviyle yahut sürgünle cezalandırılmaktadır. Çin’in bu baskı ve zulüm politikalarının sonucu birçok soydaşımız ülkesini terk etmekte ve komşu ülkelere göç etmektedir. Geçtiğimiz günlerde tamamı çocuk ve bayanlardan oluşan 173 Uygur Türk’ünün memleketimize getirilmesi hepimizde büyük bir sevinç yaratmıştı; ancak bugün Tayland’dan alınan bir haber sevincimizi yarıda bıraktı.
Buna göre 200′e yakın soydaşımız Tayland’da Don Mung askeri havaalanında Çin’e iade edilmek üzere zorla uçağa bindirilmiştir. Mazlum soydaşlarımızın kafalarına, sanki adi suçlardan hüküm giymişçesine siyah çuvallar geçirilmiştir. Bu işlem sırasında uçağa binmek istemeyen bazı soydaşlarımızın Tayland polisi tarafından şehit edildiği bilgisi alınmıştır. Çin’e iade edilen soydaşlarımızın akıbetlerine dair çok derin şüphe ve endişelerimiz mevcuttur. Bu mazlum soydaşlarımız daha önce olduğu gibi ya idam edilecek yahut yıllar boyu hapishanelerde işkencelerden geçirilecektir. Çin’in bu konudaki sicili oldukça kabarıktır.
Sözde insan hakları savunucuları, din ve vicdan özgürlüğü simsarları Ramazan Ayı’nda yapılan bu zulme niye sessiz kalmaktadırlar? Doğu Türkistanlı soydaşlarımız insan değil midir? Her fırsatta İslâm adına timsah göz yaşı dökenler Uygur Türkleri’ni Müslüman kabul etmemekteler midir? Yoksa bu zulme kayıtsız kalmalarının sebebi nedir? Bazı haber kaynaklarında ve sosyal medyada Çin’de her şeyin normal olduğu, soydaşlarımızın kısıtlamalara maruz kalmadığı yönünde haber yapılmaktadır. İnsanlık haysiyet ve vicdanından mahrum olan bu kişi ve odaklar soydaşlarımızın Çin’e iade edilmesini nasıl açıklayacaktır? Çin devletinin savunuculuğunu yapıp, kendi soydaşlarının problemlerine sağır olanlar binlerce insanın Çin’den kaçmasını nasıl izah edecektir? Ülkü Ocakları’nın Doğu Türkistan için ortaya koyduğu haklı tepkiyi çeşitli yollarla karalamaya çalışanlar kime ve neye hizmet etmektedir? Bu şerefsiz söylemin ve yapılmak istenen algı yönetiminin farkındayız. Aşağılık zihniyetler ne yaparsa yapsın, onursuz ağızlar ne söylerse söylesin Ülkü Ocakları olarak hakkı savunmaktan ve gerçekleri haykırmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.

Buradan Tayland ve Çin hükümeti başta olmak üzere tüm uluslararası camiaya sesleniyoruz:İnsanların hak ve özgürlüklerine yönelik yapılan kısıtlamalar asla bir fayda getirmez. Tarih zulüm ve baskıyla ayakta kalabilen hiçbir hükümetin varlığına şahit olmamıştır. Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık ayıbına sessiz kalanlar da bu zulmün vebalini üzerine almışlardır. Tayland Devleti Çin’in zulmüne ortak olmamalı ve kendilerine sığınan mültecileri iade etmemelidir. İnsanlık vicdanı yapılan hiçbir zulmü unutmaz ve zalimleri muhakkak yargılayıp, mahkum eder. Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı her platformda soydaşlarımızın haklarını savunmaya, meseleleriyle ilgilenmeye devam edecektir.
Olcay Kılavuz – Ülkü Ocakları Genel Başkanı
9 Temmuz 2015


Kategorisi: Basın Açıklamaları / Genel Başkan'dan

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter