Ses Kayıtlarının Anlattığı Yahut Medya-İktidar İlişkileri -Murat Ceylan

Başbakan’ın ses kaydı hadisesinden sonra şimdi de anket sonuçlarına müdahale edildiğine dair bir ses kaydı yayınladı. AKP döneminde herkesi saran “dinleniyor muyum?” endişesi şimdide AKP’lileri sarmış olmalı. Ki ardı ardına kasetler yayınlanıyor. AKP’nin kendi eliyle oluşturduğu virüs şimdi ise kendisini tehdit etmeye başlamıştır. Adalet mekanizması bazen böyle tersinden de işliyor.

Medya-siyaset ilişkileri tarihten bugüne yoğunluk düzeyi azalmaksızın sürmektedir. Demokrasinin olmadığı ülkelerde basın tamamen iktidarın kontrolünde ve emrindedir. Ancak demokraik ülkelerde “basın özgürlüğünden” faydalanan basın daha serbest bir hareket alanına sahiptir. Türkiye’de yazılı ve görsel basın özellikle 1990’lardan itibaren bazı işadamlarının tekeline girmiştir. Bu dönemde “siyaseti dizayn” edecek kadar güçlenen basın, AKP döneminde “iktidarın dizayn ettiği” bir duruşa sahip olmuştur.

Burada her iki halin de savunulacak bir yanı yoktur. Olması gereken; tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarına eşit ölçüde yer veren, haberleri yorum katmadan/olduğu gibi halka sunan bir duruşun sağlanmasıdır. Ancak bu, ülkemiz için şimdilik maalesef bir hayaldir.

Konumuza dönelim. Bu ses kaydında Fatih Saraç, Fatih Altaylı’yla bir telefon görüşmesi yapıyor. Başbakan’la görüştüğünü ima eden Fatih Saraç, anket sonuçlarında bazı oynamalar yapılması gerektiğini söylüyor. Buna göre MHP’den BDP’ye doğru oy tahvil ediliyor. Fatih Altaylı açıkça “manipülasyon” yaptığını itiraf ediyor.

Başbakan’ın anket sonuçlarına müdahale etmesi ne kadar çirkin ve haksız bir uygulamaysa, basın mensubu olarak televizyonlarda boy gösteren bu şahısların bu ahlaksız çarka ortak olması da o kadar kabul edilemez bir tavırdır. Mevzu bahis gazetecilerin eğer millete ve mesleklerine saygısı varsa derhal istifa etmesi gerekir. Aksi takdirde bu ayıp, hayatları boyu karşılarına çıkacak ve yüzlerine vurulacaktır. Milleti aldatanların milletin karşısına ne yüzle çıkacaklarını hep beraber göreceğiz.

Bu hadise göstermiştir ki, ülkemizde medyanın inandırıcılığı tamamen kaybolmuştur. Basın ahlak ve ilkeleri zedelenmiştir. Tüm şerefli basın mensuplarının bu baskıya ve teslim olmuşluğa karşı tavır koyması, tepki göstermesi gerekmektedir. Belki bu sayede kimlerin omurga sahibi kimlerin korkak olduğu açığa çıkar.

Ses kaydını dinlemek isteyenler şu linkten ulaşım sağlayabilirler:


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter