Rahmetle Anılanlardansın Şehid Ali Bülent Orkan – Rabia Aslıhan Türkmen

”Yürürüz bitmek bilmez.

Bir sabah dileriz / Üstümüze nur saçsın diye

Nazlıdır, gelmez bilmez…  ”

ŞEHİD ALİ BÜLENT ORKAN

Beklenilen büyüktü… ve böyle yazmıştı bir defasında da acıyla, iştahla…

Kalemden dökülecekleri kelama bürürken, ulvi yürekleri, arşa değen gönülleri, aşk, asalet, haşmet, vefa…mürekkebine batırmadan anlatmak er kişileri zordur. Sessizliğin adı konulmamışsa, haykırışları dile getirmek, acıları, hüzünleri ifşa etmek kaçınılası gelir insana…Hele zamansız ayrılıklara yüz tutmuşsa kader nede zor gelir veda. Bazen çok kuvvetli, epey heybetli, afilli cümleler sahibi olursunda, yinede bu hal karşısında ezilircesine yolcu ederler, gönüllere taht kurmuş gönüldaşlarının omuzlarından kafileden ayırıp öylece çok uzaklara…Sonra akışan zamana teslim olur, bir an dönünce de arkana rahmetle anarsın onları daima…

O anlardan biri daha. Yine böyle olmuştu bir defasında da. Çok kereler yaşadığımız ve hatta artık erbabı olduğumuz acıların bir adresidir buda…

Bizim Yiğitlerden,

Ülkücü Ağabeylerden,

Gökçenlere Yaren, Kürşad Ata’ya 41. Yiğit olan,

Ali Bülent Orkan…

Ali Bülent Orkan’ı anlatmak Türk tarihini yazmak gibi birşey demişti, aile dostu, dava arkadaşı Hüseyin Baltacı. Sahiden de öyleydi. Bir davanın sembol ismi, yiğitlik abidesi, cesaret timsali tam anlamıyla bir er kişiydi Ali Bülent Orkan…Onu anlatmak için kullanılacak kelimeler, onun şanına yakışmaz, onu anlatmak için kurulacak cümleler beyhude bir çaba olacaktır. Olurda gökkubbeden bakışını keser, mübarek yüzü burulur diye böyle bir çabamız olmadı hiçbir zaman. Ve hiçbir zaman ne onu nede uğruna sehpaya yürüdüğü davasını meze yapmadık dumanaltı masalarda edilen sohbetler ardında. Bu yazılanlarda yeni değil asla, bizden sonrakilerde bilsin diye biz yine de bize anlatılanları tekrar edelim öylece…

Samsun’lu bir delikanlıydı Ali Bülent Orkan. Birçok ülkücü arkadaşı gibi 1980 dönemi ”Mhp ve Ülkü Kuruluşlar Davası ”ından tutuklanmış ve birçok dava arkadaşı gibi suçunun (!) henüz ne olduğunu bile bilmeden yargılandığında henüz 25 yaşındaydı.

Koğuş koğuş, hücre hücre gezmiş, her türlü acıdan, işkenceden nasibini almıştı. Herkes şahitti ki sağdan ve soldan onun kadar ağır işkenceye tutulan hiç olmamıştı.

Ali Bülent Orkan’daki başka bir ruh haliydi. Zindanları Yusufiye yapmış, putları yıkarcasına dönemin Ebu Lehep’lerine, Ebu Cehil’lerine kafa tutmuştu. Hak olan davanın hakikatlerine ne pahasına olursa olsun hiç çekinmeden daima savundu. O destanlara konu olacak hayatların yaşandığı taş medreselerde kutlu bir direnişin alemdarlığıyla meşguldü. Ağır işkenlere tutuluyor Ali Bülent Orkan hiçbir şey hissetmiyordu.

Bir çok dava arkadaşının vuslatı Ali Bülent Orkan’ınkinden daha evvel olmuştu Ali Bülent Orkan’da heyecanlı , pislik kokan yüzlerden hakkında verilecek kararı bekliyordu.

Bir defasında çıktığı mahkemede karar yüzüne okundu…

23 yıl ve idam…

Ali Bülent Orkan’ın bir an kafası karıştı 23 yılı idamdan önce mi yoksa sonra mı yatacaktı..?

Sabırsız bekleyişler… Ardından vuslat…

Ahh vuslat…Ne naif, ne asude,onda ki lekesiz,temiz,saf,berrak bir vuslat…

Sabırsız ve çok heyecanlı vuslat anı…

Ali Bülent Orkan hücreden çıkıyor, dar koridorlarda silahların ortasında yürüyor, heybeti nizamı yıkıyor sanki bu ihtişamın hatrına dünya yeniden şekilleniryordu…

Ali Bülent Orkan mutlu, bütün muhtevasıyla huzurlu, kalp mutedil, dilde şahadet ve tekbir…

Israrlı soruşlar karşısında gülümsüyor, vakarlı duruşuyla, isteğini dile getiriyordu.

”ÜLKÜCÜNÜN KADİR VE KIYMETİ ÜLKÜCÜNÜN NİŞANI PEK YAKINDIR. BU HAKİKATİ BÜTÜN İNSANLIĞA DUYURUNUZ.”

Mübarek ölüme değil düğüne gidiyor, içi içine sığmıyor, çakmak çakmak gözleri gülümsüyor, tekbirlerine karşılık gökten Allah’ın ayetleri iniyordu…

”ALLAH YOLUNDA ÖLENLERE CENNET VADEDİLMİŞTİR…”

O gün, gün aymaya başladı, haddini bilmeden geçen günlerde o gün takvim yaprakları Ağustosun 13′ünü gösteriyordu… Sanki gökyüzü bu ana hazır değildi… Yavaştan bulutlar nemlendi, ana şahit olurken damlalar serpiyordu mübarek bedeninin üzerine…Yani ağlayan sadece bedenler değildi…

O an şahadet için çıktı sehpaya… Geçirdi urganı boynuna… Az sonra Ali Bülent Orkan’ın ne inancını, ne fikrine, ne de bedenini asabilmişlerdi… Asılan sadece bez parçasından ibaretti…

O melekler huzurunda büyük bir hurşuyla, huzur ve mutlulukla, gurbet hayatını bitirmiş, asıl vatanı ait olduğu yere Rabbinin yanına gitmişti… Şahadet şerbetini olanca sükunetiyle iştahla ne de güzel içti…

Şahit ol Ya Rabb… Şahit ol…

O tam da böyleydi…

Amansız kavgaların, dönülmez davaların, en halis sevdalısıydı…

Bu kutlu yolda mübarek ayaklarına diken batsa da yalın ayakla yürüyen ulvi insan…

Bizim yiğitlerden, er kişiler kervanından en güzel halka bize…

Hakk rahmet eyleye. Ruhuna El Fatiha okuna ve Ali Bülent Orkan şanına yakışır bir şekilde daima rahmetle anıla…


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter