Öğretmen Kubilay ve Cumhuriyet Kazanımları Üzerine – Emre Soylu

Bir geriye dönüş hareketi ve Türk Devletine baş kaldırış örneği olan Menemen olayı 1930 yılında Aralık ayında Atatürk’ün sağlığında baş göstermiştir. Ayaklanmacıların ele başı Derviş Mehmet adlı bir şahıstır. Bu şahıs elinde yeşil bir bayrak ve 6 silahlı mürid ile Menemen’de bir sabah namazı sırasında camiiye giderek, camideki cemaate şeriat ordusunun memleketi kuşattığını ve teslim olmayanların kılıçtan geçirileceğini söylemiş, halktan kendilerine katılmalarını istemiştir.

Bu şekilde başlayan hareket sonrasında hükümet meydanında tekbir sesleri arasında yeşil bayrağın dikilmesi ile devam etmiştir. Bunun üzerine Öğretmen ve yedek subay olan Asteğmen Kubilay, birliği ile birlikte söz konusu olay yerine gelerek, dağılmaları yönünde uyarıda bulunmuştur. Ayaklanmacılar ise Kubilay’ın uyarısına yönelik ateşle karşılık vermişler ve Asteğmen Kubilay’ı yaralamışlardır.

Yaralı olarak olay yerinden uzaklaşmaya çalışan Kubilay, biraz ötedeki camide avluda yere düşmüş ve burada da başını kesmek isteyen ayaklanmacılara “Müslümanım” diyerek kendisini silahla öldürmelerini söylemişse de Derviş Mehmet adlı insan müsvettesinin bağ bıçağı ile başına saldırması sonrasında yaşamını yitirmiş, şehadete kavuşmuştur. Katil insan müsvetteleri, Kubilay’ın başını yeşil bayrağın üstüne geçirdikleri sırada olay yerine gelmekte olan iki gece bekçisini de şehit eden bu insanlıktan nasibini almayan hainler, sonrasında gelen askeri birlik tarafından ateşli silahla öldürülmüşlerdir.Şehit Ocaklı Kubilay

Sonrasındaki süreçte ise Atatürk’ün Kubilay’ın öldürülmesi ile sonuçlanan bu isyan niteliğindeki saldırı hareketine karşı tepkisi sert olmuş, güçlü ve istikrarlı devlet olmanın gereği yerine getirilerek; insanlıktan nasibini almamış isyana müzahir şahıslar en sert biçimde cezalandırılmıştır. Olay sonrasında bölgedeki gezileri kapsamında Aydın civarında iken Türk Ocağı’na uğrayan Atatürk, bir Ocaklının imkansızlıklardan ötürü, köylere gidip halkı bilgilendiremediklerini söylemesi üzerine Atatürk, inanmış insanların amaçları doğrultusunda her türlü güçlük ve fedakarlıktan zevk alacağını vurgulamıştır. Bu konuda Hamdullah Subhi Tanrıöver’in Dağ Yolu’nda (2. cilt, 5. sf.-14.sf) yer alan bilgiye göre Hamdullah Suphi’nin konuşmalarında Kubilay için, “Meçhul küçük zâbit, Anadolu’nun ufak mekteplerinde ilmini, telkinini gezdiren mütevazi mektep hocası, Anadolu Türk Ocakları’nın defterine ismini, mihrabına kalbini veren genç, isimsiz Ocaklı,..” ifadeleri yer alıyor. Bir diğer ifade de,  “Bugün doğrudan doğruya üç müessese mâtem içindedir… Türk vatanına silâh, ilim, idare ve iman kuvvetini veren Askerlik ocağı ; geri kalmış halk kitleleri ortasında, yeni nesilleri hidayete ve hakikate çağıran bir resul vazifesini üzerine almış muallimlerimizin ilim ocağı ; ve Kubilay’ın şahsında en ateşli ve en imanlı evlâtlarından birini kaybeden Türk Ocağı…” şeklindedir.

Arka Planı.

Yabancıların hasta adam dediği Osmanlıların, “uyuyan dev” Anadolu’da, Türklüğün mevcut konjonktürel duruma binaen strateji geliştiren Türk Devleti’nin demokratik, laik, güncel rejimlerle yeniden diriliş hamlesi yaptığı dönemlerde, Menemen’de böyle bir isyan görülmektedir. Bu isyan hareketi ilk olarak küçük ve ferdi bir hareket olarak görülse de, Türk Devleti’nin yeni kurduğu Cumhuriyet rejimine yönelik ilk ayaklanma olması ve savaşın Başkumandan’ı, Ulu Önder Atatürk’ün hayatta olması niteliği taşımasından ötürü önemli bir yere haizdir.

Cumhuriyetin ilanı sonrasında 7 yıla yakın bir süre geçmiş bir duruda iken, 23 Aralık 1930 yılında Menemen’de, küçük bir grup “Şapka giyen kafirdir, yakında şeriata dönülecektir” sözleri ile dolaşmışlar ve kendilerine bir kaç kişi katarak, cübbe ile camiiye girmiş ve Derviş Mehmet lakaplı insan müsvettesinin, “Mehdi” olduğunu söyleyerek destekçi bulma girişiminde bulunmuşlardır. “İşte karşınızda gördüğünüz bu adam, Mehdi’dir. Taraf-ı İlahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz.” gibi sözler ile taraftar toplamaya çalışmışlardır.

Kendisinin esrar ile müritlerini kendisine bağladığı bilinen bu şahıs, müritlerine yeşil bayraklarla camiiden çıkıp ilçeye dönmek isyana devam etmek üzereyken 26 askeriyle olay yerine gelen Giritli bir ailenin oğlu olarak vatani görevini yapmak üzere Menemen‘e gelen, vatansever bir öğretmen olan Asteğmen Kubilay, kan dökülmesinden imtina ederek, isyancıları ikna etmek için yanlarına gitmiştir. Fakat bu iyi girişim, isyancı insan müsvettelerinin saldırısı ile karşılık bulmuş ve yere düşürüldükten sonra göğsüne bir el ateş edilmiştir. İsyancıları orada kurşuna dizdirebilecek olan Kubilay iyi niyetinin karşılığını böylesine bir hainlikle bulmuş ve kan kaybettiği halde canını kurtarmak maksadı ile camiinin kapısına doğru sürünmüştür. Ancak isyancılar, Kubilay’ın yaralı olmasından bile rahatsızlık duyarak başını gövdesinden ayırmış ve mızrağın ucuna bağlayarak, bugünkü IŞİD terör örgütünün katliamlarına benzer bir şekilde insan kanını donduran eylemlerde bulunmuşlardır.

Türk Devletinin ise bu sırada, yok olmaktan kurtulma savaşı verdiği ve yaşam mücadelesi vermiş olduğu bu dönemin ardından istikrarlı bir devlet olduğu göstermesi gerekmiştir. Mustafa Kemal Atatürk sert tepki göstermiş ve isyancıları tavizsiz bir şekilde cezalandırmıştır. Menemen civarında sıkıyönetim ilan etmiş, Divanı Harpte olayla ilgili isyancı ve isyancılara müzahir olan şahısları devletin ve Türk milletinin iradesinin itibarını yitirmemesi için cezalandırmıştır. İsyancılar Öğretmen-Asteğmen Kubilay’ın şehit edildiği yerde asılmıştır. Burada, Kubilay’ın ve bekçinin şahadetine ilişkin, “İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.” yazılı bir heykel dikilmiştir.

Menemen’de Öğretmen Kubilay Türklüğün Geleceğini Simgeliyordu

Nitekim, 27 Aralık’ta Fevzi Paşa’ya yazmış olduğu mektupta Atatürk’ün bu serzenişi, şöyle dile getirilmiştir: “Menemen’de yakınlarda meydana gelen gericilik girişimi sırasında Yedek Subay Kubilay Bey’in görevini yaparken öldürülmüş olmasından dolayı Cumhuriyet ordusuna başsağlığı dilerim. Kubilay Bey’in şehit edilmesinde gericilerin gösterdiği vahşilik karşısında Menemen’deki halktan bazılarının alkışla onaylamaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanseverler için utanılacak bir olaydır. Vatanı savunmak için yetiştirilen, içteki her politika ve ayrılığın dışında ve üstünde saygın bir konumda bulunan Türk subayının, gericiler karşısındaki yüksek görevinin yurttaşlar tarafından yalnız saygıyla karşılandığına kuşku yoktur. Menemen’de halktan bazılarının hataları bütün millette acıya sebep olmuştur. Saldırının acılığını tatmış bir kesime genç ve kahraman Yedek Subayın uğradığı saldırıyı, milletin bizzat Cumhuriyet’e karşı bir öldürme girişimi olarak kabul ettiği ve cüretkârlarla, destekçileri, ona göre takip edeceği kesindir. Hepimizin dikkati bu sorundaki görevlerimizin gereklerini duyarlılıkla ve gerektiği biçimde yerine getirmeğe yöneliktir. Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin idealist öğretmenler topluluğunun değerli üyesi Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatını tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.“


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter