Milliyetçilik ve İslamiyet’teki Yeri – Musa Saral

İslam maskesi ile, Türkçülüğe ve Milliyetçiliğe saldırmak için kullanılan ilk unsur, Hz. Muhammed’e ait olduğu iddia edilen “Milliyetçiliği bırakınız, çünkü o kokuşmuştur. / Milliyetçilik için savaşan ve milliyetçilik uğrunda ölen bizden değildir. Bu ölüm cahiliye ölümüdür. / Milliyetçilik davasına kalkan, onu yaymaya çalışan, bu dava yolunda mücadeleye giren bizden değildir.” gibi sözlerdir. Burada bilhassa milliyetçilik sözcüğünün kullanılması psikolojik bir yanıltmacadır. Zira, o dönemde, (Kuran’da da,) “millet” sözcüğü “ümmet” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Hz. Muhammed’in milliyetçiliği lanetlemesi, dönemin dil yapısına göre mümkün değildir. Hadislerde geçen sözcük, milliyetçilik veya ırkçılık değildir. Hadislerde asabiyet sözcüğü geçmektedir.

Peki “Asabiyet” nedir?

Rasûlullah (s.a.s.)’a soruldu: “Kişinin kavmini sevmesi asabiyet sayılır mı?” Hz. Peygamber şöyle cevap verdi: “Hayır. Lâkin kişinin kavmine zulümde yardımcı olması asabiyettir.” (Ahmed bin Hanbel, 4/107, 160; İbn Mâce, Fiten 7, hadis: 3949)

O halde milliyetçiliğe saldırılırken tekrarlanan hadislerin doğru şekillerine bakacak olursak: “İnsanları bir asabiyet için toplanmağa çağıran, asabiyet için savaşan ve asabiyet uğrunda ölen bizden değildir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 112) anlamı ile karşılaşırız. Türk milletinin geçmişinde ve Milliyetçi Hareket’in, Türkçülüğün programında böyle bir durum zaten söz konusu değildir.

Türk milleti tarihte defalarca soykırıma uğramış fakat hiçbir zaman soykırım yapmamış, hiçbir milletin ve dinin mensubuna, renginden, dilinden, dininden dolayı zulmetmemiştir.

İslam’da Soy ve Türklük Bilinci

Hz. Muhammed, “ensab ilminin öğrenilmesi” gerektiğini söylemiştir. Ensab, Neseb sözcüğünün çoğuludur. Nesep, soy anlamına gelmektedir. Cahiliye döneminde Araplarda kabileleriyle övünülürken, bu Arap edebiyatının da başlıca temalarını oluşturmuştur.

Hz. Muhammed, geldiğinde bu adeti kaldırmamış, bir kabileye elçi gönderirken o kabileden veya akraba oldukları bir kabileden seçim yapmaya özen göstermiştir. Bu konuda bir rivayete göre Hz. Ebubekir’den yardım almıştır. Hz. Muhammed, yine bir rivayete göre Hz. Ebubekir’i ensab ilmini iyi bilmesi sebebiyle övmüştür. Bu ilmin bilinmesi gerektiği hakkında gerekçe olarak ise, “Akrabaların tanınıp ziyaret edilmesi, yalnız bırakılmaması ve yardımda öncelikli tutulması, kayırılması ve kollanması” sebep gösterilmiştir.

Öyleyse bir Türk’ün, Türklüğü benimsemesi ve sevmesi imandandır.

Akrabası olan, kan bağı, din bağı olan bütün dünya Türklüğünü, bütün dünya Türklerini korumak ve kollamak ise görevidir.


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter