Medya, Siyaset ve Halk Üçgeni – Çağatay Engür

Günümüz, geçmiş yıllara nazaran iletişim teknolojileri açısından düşünüldüğünde ciddi bir gelişmeyle şekillenmiştir.
Bu gelişme özellikle haberleşme alanında yaşanmış ve yaşattığı farklılık dünyanın hızla şekillenmesine yardımcı olmuştur. Bu değişimler iki yönlü olarak gelişmiştir. Hem insanlığın yararlı olarak kabul edilebilecek yönde, hem de zümreler olarak anılabilecek olan grupsal yapıların çıkarlarının yönetilmesi açısından.
Günümüz medya anlayışı içinde dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri ise medya organlarına verilen önem ve bu önem vasıtası ile ortaya çıkan değişken yan görevlerdir. Çoğunlukla basın organlarının etkinlikleri çerçevesinde şekillenen bu yaklaşım, dolaylı veya dolaysız yollar ile toplumun şekillenmesine ve değişmesine de önayak olmaktadır. (www.akademia.edu – http://www.academia.edu/277963/MEDYA_OKURYAZARLI %C4% 9EI – E.T: 05.07.2015)
Toplumun medyayı sadece tarafsız olarak kullanmak istemesi ile beraber, siyaset arenasındaki temsilciler ise medyanın kendi lehlerine yayınlar yapmasını istemektedirler. Bu kapsamda yaşanan çelişki içinde medya grupları da kendi içinde değişik siyasal akımlara yakınlık ve mesafeler geliştirmektedirler.(www.bgc.org.tr – http://bgc.org.tr/seminer/medya-siyaset-iliskileri.html – E.T: 28.06.2015)
Toplumsal anlamda değişimleri şekillendirmede en önemli unsurlardan biri olan medyanın toplumu şekillendirmesi ile alakalı “Gündem Oluşumu Modeli”; toplumsal çerçevenin ne düşünmesi ve nasıl hareket etmesi gerektiğini belirleyen ana yapı olarak kitle iletişim araçlarının önemini belirtmektedir. (Işık, Metin: Kitle İletişim Teorilerine Giriş, Eğitim Kitabevi Yayınları, 2002.) Bu model günümüzde farklı modeller ile bir araya gelerek yaşanan değişimleri ve yeni yapılanmaları anlamada önemli bir gösterge olabilmektedir. Arap baharı olarak anılan süreçlerden tutunda, farklı ülkelerde yaşanan devrimlere kadar geniş bir yelpazede bu durum gözlemlenebilir.
Siyasetin şekillendirmek istediği toplumlarda medya ve iletişim araçlarının en yoğun etkisinin görüldüğü bölgeler çoğu kişinin tahmin edeceği gibi gelişmemiş toplumlarda görülebilecek bir olgu değildir. Bu yapı batı toplumu olarak adlandırılan Avrupa ve Kuzey Amerika Kıtasında da etkili olmaktadır. Hatta bu bölgelerde toplumsal şekillenmede medyanın gücü o raddeye gelmiştir ki “4. Güç” olarak erk güçleri arasına dahil edilebilmektedir.
Bu çerçevede toplumsal şekillenmelerin en yoğun olarak görüldüğü ve çok hızlı kutuplaşma yapısına sahip Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de bu alanda yoğun çalışmaların olduğu görülebilmektedir. (www.erciyes.edu.tr-http://mediaware.erciyes.edu.tr /tr/medya_ve_siyaset_uzerine.pdf – E.T: 03.07.2015)

“Bu duruma en güzel örnek olarak Cem Uzan’ın yükselişini verilebilir. Türkiye’nin ilk ticarî ve beraberinde korsan televizyon kanalı olan Star’ın ortaklarından birinin Cem Uzan olması tesadüfî değildir. 1990’lı yıllarda hız kazanan özelleştirme politikalarının sonucunda Uzan ailesi hem ilişkilerini hem de özel bir televizyon kanalına hatta kanallarına sahip olmanın avantajını kullanarak özelleştirme ihalelerinde en ön saflarda yer almaya başlamıştır. Enerji ve çimento sektörü, Uzan Grubu’nun en çok ilgi gösterdiği alanlar olmuştur. Finans sektöründe de önce İmar Bankası, sonrasında da Adabank ile boy göstermişlerdir. Telekomünikasyon alanında ise, Telsim ile GSM sektörüne girmişlerdir. Türkiye süper liginde yer alan İstanbulspor ve Adanaspor sahipliğine kadar uzanan süreçte; bir de yazılı basın alanında Star ve Damga gazetesini yayımlayarak dağıtım, reklâm ve ilân alanındaki pastadan da pay almaya başlamıştır. Bununla birlikte, Uzan Grubu’nun 46. kuruluş yıldönümü kutlamalarıyla Türkiye’de büyük ve orta ölçekli kent meydanlarının konserlerle ele geçirilmesi süreci, beraberinde yeni bir siyasal partinin habercisi olmuştur. Genç Parti’nin, Türkiye’deki siyasal yaşama katılışı aslında bir oldubittiye getirilmiştir. Üç aylık gibi kısa bir zaman diliminde, Genç Parti’nin bir başka siyasal partiye el koyması yoluyla 3 Kasım 2002 milletvekili genel seçimlerine girerek, seçmenden yüzde 7.2 gibi yüksek bir oranda oy alabilmeyi başarmıştır. Bu durum, Türkiye’deki mevcut siyaset ortamının gösterileşmesinin ve Cem Uzan’ı destekleyen, sahibi olduğu medyanın sergilediği işlevselliğin irdelenmesi açısından dikkate değer bir örnek olarak önem kazanmaktadır” (Yaylagül, Levent ve Dağtaş, Erdal (2004) Medya Patronluğundan Başbakanlığa Yükselme İstekleri: Cem Uzan ve Genç Parti Örnek Olayı, 2nd International Symposium Communication in The Millennium : A Dialogue Between Turkish and American Schoolars Sempozyumu, İstanbul Üniversitesi, 17-19 Mart, 479-493.)

Üst bölümdeki alıntıda anlatıldığı gibi medyanın desteğini alan bir kişi, bir grup her zaman siyaset arenasında belli noktalara gelebilmektedir. Burada alınan oy oranı düşük gibi görülse de zaman sınırlaması olması ve o dönem için yeterli sayıda medya yapısına dağılım yapamaması nedeniyle 7,2 rakamı aslında şartlar itibari ile yüksek bir orandır. Yeterli seviyede zamana yayılmış ve doğru araçlarla birden fazla kitle iletişim aracında düzenlenmiş propaganda türünün istenilen sonuçları yaratabilmesi kaçınılamaz olacaktır.
Bunun ana nedenlerinden biri ise sermaye güçlerinin devletler ile olan birlikteliği ve bu birlikteliğin zümreler bazında sınırlara tabi olmasıdır. Bahsi geçen zümresel yapının halk kitlelerini yönetebilmesi için gereken ana şartlardan birisi geniş kitlelerin takip ettiği medya araçlarının kontrolü ve yönlendirilebilmesidir. (www.khas.edu.tr-http://sites.khas.edu.tr/tez/ Pinar Sevginer_izinli.pdf – E.T: 29.06.2015)
Bu durumun karşı örnekleri de vardır. Örneğin 1950 seçimleri döneminde Adnan Menderes ve partisinin en büyük serzenişleri “Radyo Kanalı” nın kendilerine kullandırılmamış olmasıdır. Lakin buna rağmen seçimleri yüksek bir oran ile kazandıklarını belirtmektedirler. Tabi ki o dönemin diğer medya gücü olan gazetelerinde etkisinin düşünülmesi gerekmektedir. Çünkü bir siyasal yapının iktidarını sürdürmesinde medyanın gücü yadsınamayacaktır. Amerika kökenli siyaset bilimci Richard Fagen’in söyleviyle konu daha iyi anlaşılabilir. (www.siyasaliletisim.ogr – http://www.siyasaliletisim.org/ariv/makale/ 679-kuereselleme-suerecinde-medya-ve-siyaset-medya-guecuemue-guecuen-medyasm.html – E.T: 26.06.2015)

“Eğer 2 bin kişiyi kitle iletişim araçlarında kilit noktalara yerleştirebilecek bir düzenbazlık şebekesi kurabilme imkanı olsa, Amerika’nın tümünü ve dünyanın büyük bir kısmını ABD Başkanının öldüğüne inandırmak işten bile değildir!..”
İlk etapta gazetelerin, sonra ise radyo ve televizyonun şekillendirdiği gündelik hayat, son dönemde ise internet ortamının özellikle de sosyal medya olarak anılan internet üzerindeki haberleşme sitelerinin etkisi altında kalmaktadır. Arap baharları basta olmak üzere İngiliz hükümetinin IRA’nın medyasal yapısına karşılık agresif tutumları gibi bir çok noktada bu yapılanmanın etkileri görülmektedir. (www.duzceyerelhaber.com-http://www.duzceyerel haber.com/ikram-BAGCI/17442-Siyaset-ve-Medya-iliskisi-Uzerine – E.T: 13.07.2015)
Özellikle de insanların internet ortamını ve kullanımını tam olarak bilmemesinden kaynaklı yeni bir tür cahillik kavramının ortaya çıkması basta propaganda olmak üzere bir çok yönlendirme yapısına olanak sağlamıştır. Yukarıdaki örnekler üzerinden de anlaşılacağı üzere bu süreçler yoğun bir biçimde devam etmektedir.
Bu durumu anlamak için dini yapılanmalara bakmak dahi kafi olacaktır. Su an her dini grup ve cemaat yapısının mutlak suret ile internet sitesi bulunmaktadır. Burada öne çıkan konulardan biri ise medya yapılanmalarının hangisinin gücünün daha yüksek olduğu olacaktır.
Burada ilk olarak incelenmesi gereken medya aracı gazetedir. Gazete M.Ö. 59 yıllarından beri sosyal hayatın ve siyasetin içinde olan bir araç olarak karsımıza çıkmaktadır. Roma Senatosunun duyuru aracı olarak kullanılan bu araç sonraları yerini radyo basta olmak üzere televizyonun ve internet kullanımının artması ile kaybetmeye başlamıştır. Günümüzde daha çok entelektüel bir kesim ile diğer medya araçlarını takip etmeyi tercih etmeyen bir kesimin tercihi olan gazete, yine de kaynak göstermek basta olmak üzere bir çok siyasi kavramın hala içindedir.
İkinci olarak ön plana çıkan araç ise radyodur. Radyonun etkisini tam anlamıyla hissettirdiği yıllar ikinci dünya savaşı yılları olmuştur. Bu dönemde Nazi Almanya’sının etkili propaganda gücünü oluşturan Göbels ve ekibi, radyoyu etkili bir savaş propagandası aracı olarak kullanmışlardır. Bu araç ise günümüzde “Haber verme” niteliğini geri plana atarak eğlence türüne geçmiştir.
Üçüncü olarak incelenmesi gereken araç ise televizyondur. Televizyonun ilk yıllarından başlayıp, internetin aktifleştiği iki binli yıllara kadar yadsınamaz ve reddedilemez seviyede insanları etkileyip yönlendirmeyi başarmıştır. Günümüzde hala etkisini bir miktar kaybetmek ile beraber özellikle geniş halk kitlelerinin yönlendirilmesinde etkin rol oynamaktadır.
Son olarak incelenmesi gereken yapı ise internet ve bu ağdan faydalanan sosyal medyadır. Basta Arap baharı devrimleri olmak üzere bir çok protesto hareketinde birleştirici olarak karsımıza çıkan sosyal medyanın gücü halk kitlelerinin yönlendirilmesinde liderlik koltuğunu televizyon ile paylaşmaktadır. (www.politikadergisi.com – http://politikadergisi. com/sites/default/files/kutuphane/yeni_iletisim_teknolojileri_siyasal_katilim_ve_demokrasi.pdf – E.T: 28.06.2015)
Televizyon ile paylaşılmasının nedeni olarak ise genç ve dinamik kitlelerin internet üzerinden artan kullanım oranlarıdır. Lakin televizyon ise daha alt kültür yapılarını etkilemeyi hala elinden bırakmamıştır. Özellikle haber takibinin yoğun olarak yapıldığı televizyonun en az bir kuşak daha bu etkisini kaybetmeyeceği iddia edilebilir.
Sonuç olarak bu araçların özellikle sosyal ağlar – internet ve televizyon başta olmak üzere radyo ve gazeteler ile desteklenmesi durumunda bir ülkede siyasetin ve iktidarın şekillendirilebileceği gerçeği kaçınılamaz olarak görülmektedir. Çünkü siyaseti ve devleti yaratan etken olan halkın yönlendirilmesi siyasal grupların daha kaynağından bir işi çözmesi anlamına gelmektedir.
Diğer birçok örnekte de görüldüğü üzere siyasetin ve bu siyasetin yapıldığı halkın etkilenmesinde haber kaynaklarının kontrolü son derece önemlidir. Genellikle sadece bir veya iki yayın organı ile hareket eden tüm siyasi partiler unutulmaz. En asgari seviyede; İnternet, televizyon, gazete üçlüsünün her birinde birkaç yayın organı olan bir siyasal yapılanma ise iktidar olma yolunun dörtte üçünü aşmış demektir. Çünkü insanların ne düşüneceğini veya neyi nasıl düşüneceğini belirleyen bir yapı kendisini unutturmayacaktır. Bu konuda aşağıda yer alan bölüm bu durumun nedenini gayet açık bir biçimde verebilmektedir.
“Konuyu doğrudan siyaset ve medya ilişkisine indirgersek bir medya kuruluşu, etkisini sürdürebilmek için siyasi otoriteye muhtaç olduğundan; iktidar olması muhtemel siyasi oluşumları destekler ve bu desteğinin karşılığını desteklediği gurup iktidara geldikten sonra ekonomi ya da yayıncılık kapsamında alır. Ya da, yine vefa borcunun bir gereği olarak, kamu sektörüne ait kuruluşların reklam ve tanıtım bütçelerinden ayrılacak cömert paylarla yapılan hizmetlerin karşılıkları fazlasıyla ödenecektir. İktidar sahibinin destekçisi olmak çoğu zaman tercih edilen bir durum olsa da medya destekleyeceği siyasi grubu seçme özgürlüğünü de elinde bulundurur. Zira karalama kampanyaları ve ya skandallar kamuoyunu tamamen değiştirebilecek güce sahiptir. Böylelikle medya siyaset ilişkilerinde medyanın daha büyü koza sahip olduğu özellikle demokrasi basamaklarında ilerlemiş toplular için doğruluğu kabul edilebilecek bir gerçektir.” (www.yildiz.edu.tr- http://www.adtk.yildiz.edu.tr/makaleler/gaktepe_medya.htm – E.T: 30.06.2015)
Eğer bir siyasal yapılanma halkı etkilemek istiyor, lakin sermaye gücü medya organları kurmaya yetmiyorsa o zaman yapılması gereken diğer şey bu yayın organlarının kilit notlarındaki elemanların yetiştirilmesini sağlamaktır. Bu da halk, siyaset ve medya üçlüsünü Richard Fagen’in görüşü çerçevesinde toplamak demektir.

KAYNAKÇA:
Işık, Metin: Kitle İletişim Teorilerine Giriş, Eğitim Kitabevi Yayınları, 2002.
www.akademia.edu – http://www.academia.edu/277963/MEDYA_OKURYAZARLI %C4% 9EI – E.T: 05.07.2015
www.bgc.org.tr – http://bgc.org.tr/seminer/medya-siyaset-iliskileri.html – E.T: 28.06.2015
www.duzceyerelhaber.com-http://www.duzceyerel haber.com/ikram-BAGCI/17442-Siyaset-ve-Medya-iliskisi-Uzerine – E.T: 13.07.2015
www.erciyes.edu.tr-http://mediaware.erciyes.edu.tr /tr/medya_ve_siyaset_uzerine.pdf – E.T: 03.07.2015
www.khas.edu.tr-http://sites.khas.edu.tr/tez/ Pinar Sevginer_izinli.pdf – E.T: 29.06.2015
www.politikadergisi.com – http://politikadergisi.com/sites/default/files/kutuphane/ yeni_iletisim_teknolojileri_siyasal_katilim_ve_demokrasi.pdf – E.T: 28.06.2015
www.siyasaliletisim.ogr – http://www.siyasaliletisim.org/ariv/makale/ 679-kuereselleme-suerecinde-medya-ve-siyaset-medya-guecuemue-guecuen-medyasm.html – E.T: 26.06.2015
www.yildiz.edu.tr- http://www.adtk.yildiz.edu.tr/makaleler/gaktepe_medya.htm – E.T: 30.06.2015
Yaylagül, Levent ve Dağtaş, Erdal (2004) “Medya Patronluğundan Başbakanlığa Yükselme İstekleri: Cem Uzan ve Genç Parti Örnek Olayı”, 2nd International Symposium Communication in The Millennium : A Dialogue Between Turkish and American Schoolars Sempozyumu, İstanbul Üniversitesi, 17-19 Mart, 479-493.


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter