|

TARİHÇE
Düz
dokuma yaygılar, düğümlü halılar kadar kalın ve dayanıklı olmadıklarından,
eski devirlere ait örnekler hemen hemen yok gibidir. Daha çok göçebelerin
eşyaları olan bu yaygılar iyice eskimeden terk edilmemekte, hatta
kesilip parçalara bölünerek kullanılmaktadırlar. Kolayca çürüdüklerinden
yeraltı buluntuları arasında fazla örnek bulunmamaktadır. Ayrıca
yerleşik toplumların aristokrat sınıfları tarafından kullanılmadıklarından
ve nesilden nesile korunarak aktarılan değerli mallar arasında da
yer almadıklarından eskiye ait örnekler günümüze pek ulaşamamıştır.
Türk
düz dokuma yaygıları içinde tarihlendirilen en eski
örneklerden biri Washington Textile Museum'da bulunan küfi bordürlü
ve ortada sekizgen madalyon, kenarlarda ufak sekizgenler bulunan
kompozisyonu ile 15. 16. Y.Y. Avrupalı ressamların tablolarında
görülen ve Holbien halıları olarak adlandırılan desenlere benzediği
için 15. 16. Y.Y. olarak tarihlendirilen atkılı sumak tekniğinde
dokunmuş bir yaygı en erken Anadolu yaygılarından biridir. Konya
Mevla'na Müzesindeki geleneksel Anadolu kilimlerinden tamamen farklı
bir dokumaya sahip olan, tapestry tekniğindeki karanfile benzer
büyük palmetli bitkisel desenli kilim 16. 17. Y.Y. Osmanlı saray
sanatı ile büyük benzerlik gösterdiğinden bu yüzyıllar olarak tarihlendirilmektedir.
Daha çok göçebe topluluklara bağlı bir sanat türü olduğundan, hakkında
pek fazla yazılı belge bulunmayan geleneksel kilim ve öteki dokuma
yaygıların tarihi
ise Osmanlı kilimlerine nazaran çok karanlıktır. Türkmen boylarının
Orta Asya'daki ve Anadolu'ya gelene kadarki göçleri ve konaklamaları
sırasındaki komşuları, Anadolu'daki geçmiş uygarlıkların birikimleri
ve diğer etnik gruplar, Haçlı Seferleri, Selçuklu ve Osmanlılar
zamanındaki Kuzey Afrika'dan Avrupa'nın ortasına, Çin'e kadar geniş
alandaki değişik kültürlerin etkileri birleşerek, bu çeşitli dokuma
teknikleri ve şaşırtıcı desen zenginliğini ortaya çıkartmıştır.
Bir de ayrıca her yörenin kendine has yünü ve elde edilen doğal
boya maddelerinin değişikliği, dokuyucuların kişisel ustalık ve
yaratıcılıklarını da eklersek, bu çeşitliliği daha iyi anlarız.
Dokuma
yaygılar da bir yerde sahip olduklarını tahmin ettiğimiz sembolik
motifleri ile onların yazılı belgeleri yerine geçmektedir. Boy ve
oymak yaşamının sürdüğü zamanlarda, her boy yada oymağın dokuma
yaygıları, onları başkalarından ayıran damgalar yerine geçiyordu.
Belirli bir grubun dokuduğu yaygıda, her motifin, desenin ve rengin
kendine özgü bir anlamı ve karakteristiği vardır. Bu motifler nesilden
nesile, çok ufak değişikliklerle ana özelliği ve
anlamı bozulmadan devam ediyordu. Her yaygı kendinden önceki yaygının
özelliklerini taşımakla birlikte, dokuyucunun yaptığı çok ufak değişikliklerle
ve eklerle benzersiz bir eser halini alıyordu. Zamanla boy ve oymaklar
bütünlüklerini kaybederek, geleneksellikleri de bozularak, birbirlerinden
motifler almaya başlamışlardır. Boy ve oymakların üzerinde, Osmanlı
yazılı belgelerinde, belirli grupların yerleşim bölgelerinde veya
göçebelerin bulundukları yerlerde belirli tipteki yaygıların desen,
renk ve dokuma teknikleri üzerinde yapılacak araştırmalarla çok
ilginç sonuçlar alınabilir. Kendi içine kapalı geleneksel göçebe
boy ve oymaklar tarafından, yalnız kendi için dokudukları düz dokuma
yaygıların tarihi, sıkı sıkıya bu grupların tarihine bağlı bulunmaktadır.
Onların Anadolu içindeki dağılımları, yer değiştirmeleri, geleneklerini
etkileyen etkenler hakkında çok yönlü ve karşılaştırmalı incelemeler
yapılmadıkça, bu tarih karanlıkta kalacaktır.
|