|

Ahmet
Hamdi Tanpınar, 23 Haziran 1901 tarihinde İstanbul'da doğdu.İstanbul'da
Ravaz-i Maarif İbtidaisi'nde, Sinop ve Siirt rüşdiyelerinde, Vefa,
Kerkük ve Antalya sultanilerinde öğrenim gördü. Baytar mektebini
bırakarak girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden
1923 yılında mezun oldu.
Erzurum,
Konya ve Ankara liseleriyle, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar
Akademisi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı, aynı akademide estetik
ve sanat tarihi dersleri verdi (1932 - 1939). 1939 yılında İstanbul
Üniversitesi'ne Yeni Türk Edebiyatı Profesörü olarak atandı. Maraş
Milletvekili olarak 1942-1946 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde
bulundu. Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptıktan ve Güzel Sanatlar
Akademisinde eski görevinde çalıştıktan sonra 1949 yılında İstanbul
Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne
yeniden döndü ve bu görevde iken 24 Ocak 1962 tarihinde İstanbul'da
öldü.


BURSA'DA
ZAMAN
Bursada
bir eski camii avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su,
Orhan zamanından kalma bir duvar
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi
Bir zafer müjdesi burda her isim
Sanki tek biri anda gün,saat mevsim
Yaşıyor zihnini geçmiş zamanın
Hala bu taşlarda gülen rüyanın
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası
Muradiye sabrın acı meyvası
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer
Türbeler camiler eski bahçeler
Şanlı hikayesi binlerce erin
Sesi nabzım olmuş hengamelerin
Nakleder yadını gelip geçene
Bu hayalde uyur Bursa her gece
Her şafak onunla uyanır güler
Gümüş aydınlıkta serviler güller
Serin hülyasıyla çeşmelerinin
Başındayım sanki bir mucizenin
Su sesi ve kanat şıkırtısından
Billur bir avize Bursa'da zaman
Yeşil türbesini gezdik dün akşam
Duyduk bir musiki gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur'an sesini
Fetih günlerinin saf neşesini
Aydınlanmış buldum tebessümle
İsterdim bu eski yerde seninle
Başbaşa uyumak son uykumuzu
Bu hayal içinde... Ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya bu renk
Havayı dolduran uhrevi ahenk
Bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette
Belkide rüyası eski cedlerin
Beyaz bahçesinde su seslerinin.

BÜTÜN
YAZ
Ne
güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştur bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede
NE
İÇİNDEYİM ZAMANIN
Ne
içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir
garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif degil.
Başım
sükutu öğüten
Uçsuz, bucaksız degirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü
bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim
YAĞMUR
Uyu!
Gözlerinde renksiz bir perde,
Bir parça uzaklaş kederlerinden.
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
Mehtabın ördüğü saatler nerde?
Varsın
bahçelerde rüzgar gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka alemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde.
|