Tesbih

BİRÇOK dinlerde yalnızca bir zikr vasıtası olan teşbih, Müslüman Türklerde ayrıca bir güzel sanat dalı olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Türkler yalnız tesbihleri değil inanç dünyasının bütün yapı, araç ve gereçlerini bediî zevkleri ile bezemiş, bu sayede de sanat dünyasına fevkalâde güzel, hünerli ve zevkli eserler sunmuşlardır.

Basit olarak tesbih nohut büyüklüğünde değişik malzemeden yapılmış, yuvarlak tanelerin ortalarından delinerek bir ip üzerine dizilmesinden, (başlangıçtan yedi tane sonra mercimek şeklinde pul) ve iki ucun birleştiği yerde de tanenin üç veya beş misli uzunluğunda imameden meydana gelen bir şekildir. Arapçası Misbaha’dır.

Tarihte ilk tesbih adına miladi 800 yıllarında rastlamaktayız ve Hind’den Batı Asya’ya geldiği ifade edilmektedir. (A. Mez. Die Renaissance des İslams, s. 318) Bununla beraber bizzat Goldziher, Sa’d b. Ebi Vakkâs’tan naklen verdiği Hadis-i Şerifte tesbih ve sena ibadetlerini saymak için küçük taşların veya hurma çekirdeklerinin kullanıldığı yazmaktadır.

İbadette aslında 99′luk tesbihler kullanılırsa da taşıma zorluğu ve fazla yer tuttuğu düşünülerek 33′lük tesbihlere daha çok rağbet edilmiştir. Ancak eskiden tekkelerde 500 ve 1000 tanelik tesbihler de bulunur ve yine bunların bazılarının taneleri ceviz büyüklüğünde olurdu. Dilekleri olanlar bu tesbihlerle dua ederler ve içinden geçerlerdi.

Çok çeşitli malzemelerden yapılabilen tesbihler son derece zarif ve güzel bir görünüşe sahiptir. Bu zarif nesneyi kullanmak da (çekmek) bir zarafet işidir ve usûl ve âdabı vardır. Ayakkabısının topuğuna basıp yaka bağır açık külhan edasıyla yürümek, parmakları arasında tesbihi şakırdatmak teşbih çekmek değildir elbet. Zaten onların ellerine dolayarak sağa sola salladıkları şey genel olarak cezaevlerinde ince boncuklardan işlenen, adına da “sallama” denilen bir başka şeydir. Oysa tesbihin yapıldığı malzemenin güzelliğine, tanelerin zarafetine ve uyumuna, çekilirken yaydığı -ki bu haşebî teşbihlerde olur- güzel kokuya kendini kaptıran insan onunla ibadet eder, dinlenir ve zevklenirdi.

Tesbih yapımında kullanılan malzemelere gelince, onları da üç ana gurupta toplayabiliriz.

a. Madenî teşbihler b. Organik teşbihler c. Haşebî teşbihler

Bunların anlatımına geçmeden önce bir tesbih kaç kısımdan meydana gelir onu söyleyelim:

a. Tane b. Durak (33′Iüklerde pul) c. İmame d. Kamçı

A) Madenî tesbihler: Bunlar doğadaki cansız malzemeden (Akik, Ametist, Altın, Gümüş gibi) yapılan teşbihlerdir. Madeni tesbihler malzemenin sert olması bakımından son derece zor yapılan ve çok zaman alan işlerdir. Bu işte malzemenin sertlik derecelerine göre çelik kalemler, elmas uçlu kalemler veya elmas tozu kullanılırdı. Matkabın ve tornanın olmadığı devirlerde tanenin deliğinin delinmesi ve taneye şekil verilmesi ve her tanenin aynı olması şartı insan aklına durgunluk verecek bir hünerdir. Şimdi kısaca madenî bir tesbih nasıl yapılır onu anlatmaya çalışalım:

Önce tesbih hangi malzemeden yapılacak ise o malzeme aşağı yukarı eşit büyüklüklere getirilir ve önce tane yapımına başlanır. Kemanenin puntuları (sivri uçları) arasında sıkıştırılan tanelere istenilen şekil verilir, bu şekiller yuvarlak, beyzi, yarı beyzi ve armudi şekillerde olabilirdi, şekli alan tanenin yine ustanın yaptığı -ki her usta kendi malzemesini kendi yapar ve bilerdi- çelikten uçla deliği delinir -deliği ince olan tane makbuldür- ve perdahlanır (cilalanır), sonra mercimek tanesi şeklinde duraklar yapılır ve tam ortasından delinir. Zor işlerden biri de imame yapımıdır. Üç ilâ beş tane boyunda olan imamenin deliğini delmek büyük bir hünerdi. Bazen bir tesbihin yapımı üç-beş yılda ancak bitirilebilirdi. Tanelerin birbirinin aynı olmaları, duraklar ve imamenin tanelere uyumu, renk beraberliği dikkat edilmesi gereken özelliklerdi. Bu dikkat ve emek sonunda ortaya çıkan tesbih takdir edilirdi. Tarihte bir ev parasını tesbihe verenler olmuştur.

B) Organik tesbihler: Yabani ve ehli hayvanların boynuz, kabuk, kemik ve dişlerinden yapılırdı. Madenî tesbihlere nazaran daha kolay yapılabiliyorlardı, ancak gevrek oluşları nedeniyle yine de dikkatli olunması gerekirdi. Yapımı da şöyle oluyordu: Seçilmiş malzeme, taneden biraz büyük olarak çubuk halinde kesilir, sonra tespit edilen büyüklükteki taneler küp veya dikdörtgen prizmalar şeklinde kesilirdi. İmamelerin ölçüleri ayrıca alınırdı. Taneleri kemanede çekmek (tesbih yapmak çekmek tabir edilir) için yere yakın bir kürsü üzerine oturan usta, dizlerini karnına çekmiş bir durumda ve ayaklarını puntuların dışına gelecek bir şekilde kor, taneleri puntular arasına sıkıştırır. Sol el ile kemaneyi çekerken sağ el de özel olarak yapılmış çelik bıçakla taneye istenilen şekli verirdi. Deniz kaplumbağasının kabuğundan yapılmış saydam görünüşlü tesbihin seyrine doyum olmazdı.

C) Haşebî teşbihler: Bunlar da sert, hoş, kokulu ve elyafı güzel olan ağaçlardan yapılmıştır. Bu tesbihlerin yapımı da teknik olarak organik tesbihlerin yapılışı gibiydi, ancak ağacın elyafının gözükmesine titizlik gösterildiği gibi çatlamaması için çok dikkatli olmak gerekiyordu. Bu tesbihler genellikle sipariş üzerine yapılırdı. Güzel kokulu olanlar çekilmedikleri zamanlar kapalı madenî kaplarda korunurlardı. Haşebî teşbihlerin durak, imame ve kamçılarında çok zarif işçilikler görünürdü.

Kaliteli teşbihin özellikleri:

? Taneler birbirinin aynı olmalı ? Tane delikleri çok ince konik olmalı ?  İmame boyu dört tane boyunda olmalı. ?  Kamçı başpayesi iki tane uzunluğunda olmalı. ? Doksan dokuzluk tesbihlerdeki duraklar iki tane uzunluğunda olmalı. ?Tane delikleri tam puntulandıkları yerden (merkezden) olmalı.

Tesbih meraklıları üzerlerinde herhangi bir işaret bulunmayan bu zarif işlerin hangi ustaya ait olduklarını hemen bilirlerdi. Tesbih ustaları arasında en namlıları Horoz lâkabı ile anılan Hasan Usta, Halil Usta, Tophaneli İsmet Usta ve Sahaflardaki Yamalı lâkabı ile anılan Nuri Ustadır. Uzun zamandan beri bir tarafa itilen bu sanatımız günümüzde genç kuşaktan yeni yeni ustalar da yetiştirmeye başlamıştır.

Şimdi de hangi malzemelerden tesbih yapılmış bunların görünüşleri ve özellikleri hakkında kısaca bilgi verelim:

a) Madenî tesbihlerin türleri:

? altın ? gümüş ? inci ?akik- değişik renkleri vardır                                 Kırmızı renkte olanı makbuldür. Akik-i yemenî, akik-i Seylan gibi isimler alırlar. Türklerce kutsal sayılan taştır. ? kantaşı- koyu zeytuni renktedir, içinden kiremit renginde damarlar geçer. ? kehribar-limoni sarı renktedir, kırmızıya yakın tonları da vardır, ateşi kehribar gibi… ? şah maksut- yeşil renktedir ? yıldız taşı-kahverengi zeminlidir. ? yıldız taşı-kahverengi zeminde sarı benekleri vardır. ? yüzsürü- katmerli siyah ?  Erzurum taşı (Oltu) siyah kehribar da denir. ? necef-tabii camdır, çokgenler şeklinde işlenir, tesbihi genellikle hanımlar için yapılmıştır.

b) Organik tesbih türleri: ? bağa- (deniz kaplumbağası kabuğu) saydam kahverengi ve sarı benekli ? fildişi- beyaz renktedir, sarımtırak hareleri bulunur. ? sedef- deniz yumuşakçalarının kabuğudur, başta beyaz olmak üzere değişik renkte olanları vardır. ? zergerdan- gergedan boynuzundan yapılandır, yarı saydamdır kahverengi koyu yeşil ve siyah renklidir. ? mercan- deniz mikroorganizmalarının iskeletidir, çok serttir kırmızısı makbuldür.

c)Haşebî tesbih türleri: ? Amber- güzel kokuludur, ak ve siyah renkleri vardır. ? Abanoz- sert ve siyah renklidir. ? Demirhindi- sert ve koyu kahverengindedir. ?  Düreydârî- hoş kokuludur. ?  Gül ağacı- kızıl renktedir. ?  Kanağacı- koyu bordo renktedir. ?  Kuka ağacı- sert ve kahverengidir. ?  Sandal ağacı- güzel kokulu sert bir ağaç cinsidir, açık kahverengindedir. ? Pelesenk- değişik renkleri vardır. Serttir. ? Kelebek ağacı, zeytin ağacı, hindistan cevizi, sandal ağacı v.b. birçok sert ve hoş kokulu ağaçlardan teşbihler yapılmıştır.