Gümüş Kakma

Adının gümüş kakma olmasına rağmen, astar gümüş veya gümüşten yapılmış her türlü süs ve kullanım eşyaları üzerine yapılan bu uygulama aslında gümüşün çelik kalemler yardımı ile arka yüzünden kabartılması ve ön yüzünden çökertilmesi işlemidir. Kakma sözü burada kelimenin üçüncü derecede anlamı olan itme, bastırma karşılığı olsa gerekir.

Eski çağlardan günümüze kadar yapılagelmiş olan gümüş kakmacılık sanatı, zaman içerisinde teknik olarak çok az değişikliğe uğrayarak günümüze kadar erişmiş nadir sanatlardan olup, bugün de hayatiyetini devam ettirmektedir.

Yine bu sanat, geçmişi eskilere dayanan bütün milletlerce yapılmıştır. Ancak, bir milletin kakma sanatını diğerlerininkinden ayıran özellikleri vardır. Biçim ve istif anlayışları ile teknik uygulayışları o milletin damgası olmuştur. Uzmanlarca bir eserin gerçek damgasına bakılmadan, o kakmanın hangi millete ait olduğu kolayca söylenebilir. Bizim gümüş kakmacılığımızın başlıca özellikleri ise zeminin derin çökertilmesi, biçimde sadelik ve uyumdur. Arap, İran, Hint ve diğer milletlerin eserlerinden farklıdır. Günümüzde ise gümüş kakmacılık, endüstri devrimini tamamlamamış milletlerin sanatı olarak devam etmektedir. Bu kısa açıklamalardan sonra gümüş kakmacılığımızı anlatmaya çalışalım.

Ustanın isteği üzerine levha veya hacimli duruma getirilen (dövücü, silindir, sıvama) gümüş, büyükçe bir kap içerisindeki zifte oturtulur. (Zift: çam sakızı + horasan + yağ + asfalt) Burada dikkat edilecek husus ise levhanın zifte tam oturması, yani zift ile gümüş arasında hava boşluğu kalmamasıdır. (Bu işlem zift’i ısıtarak gerçekleştirilir.) Niçin zift kullanıldığına gelince: Normal olarak sert zemine vurulan darbeler, vurulduğu yerden başlayarak, içten dışa doğru konik bir çökme yapar. İşte zift denilen bu karışım yalnızca çelik kalem darbelerinin geldiği yerin çökmesini ve levhanın delinmemesini sağlayan bir karşı güç meydana getirir. Bu usulle, akla gelen en ince çalışmalar dahi yapılabilir. Evet, gümüşün zifte yatırılmasından sonra, daha önceden şeffaf kâğıda hazırlanan desen, ters olarak gümüş plâka üzerine kenarlarından yapıştırılır. Ters olarak yapıştırma sebebine gelince: Burası işin arka tarafıdır ve kabartılır, ön yüzü çevrildiği zaman ise iş doğru olarak belirir.

Gümüşe yapıştırılan şeffaf kâğıt nokta kalemi ile çizgi meydana getirecek şekilde vurularak aynen gümüşe aktarılır. Bu, detaylı bir işte bir kaç milyon nokta demektir. Bu aktarmadan sonra kakma işlemi başlar. Çalışma sırasında işin özelliğine göre değişik kalemlerle kademeli olarak çökertmeler yapılır. Bu uygulamalar sırasında zift sertleştiğinden çalışma zorlaşır ve kolay çalışabilmek için gümüş ve zift şalümo ile her soğuma sonunda ısıtılır. Ters taraftan yapılan bu çalışma aslında ön yüz için derinlik kazandıran bir işlemdir. Bu çalışma tamamlandıktan sonra iş yine şalümoya tutularak (bu sefer daha çok ısıtılır) ziftten ayırtılır ve ayrı bir yerde kor haline gelinceye kadar ısıtılır. Bu işlem madenin üzerine yapışan zift artıklarının yakılarak temizlenmesi içindir. (Zifte yatırılan yüz, bu sefer ön yüz olacaktır) Yakma işinden sonra gümüş, temizlenmesi ve ağarması için zaçyağına atılır. Ağartılan gümüş yine ziftli kap içerisine, bir önceki uygulamada olduğu gibi yerleştirilir ve soğumaya bırakılır. Çalışma sırasında herhangi bir yanlışlığa yer vermemek için kâğıda çizili modeli karşımıza koyarız. Yine çelik kalemler ile bu sefer zemin döverek çökertme yapılır, daha sonra çevirme ve yol kalemleri ile motiflerin çevresi tahrirlenir, gerekli yerler yalama kalemleri ile parlatılır. Son çalışmalar ise kum kalemleri ile yapılır. Kum kalemleri de çeşitlidir ve vurulduğu yeri diğer alanlara göre mat gösterdiği gibi doku farklılıkları da meydana getirir.

Uzun ve yorucu çalışmalardan sonra iş bitirilmiş olur, tekrar ısıtılarak ziftten ayrılan gümüş yine bir önceki muamelelerden geçerek bitirilir. Tabii işin teferruatına göre daha çalışmak icap edebilir ve bu da ustasına bağlıdır. Bu uygulamalar için kullanılan bütün kalemleri her usta kendi çalışma tarzına göre bizzat yapar. Yukarıda anlatılan bütün bu çalışmalar bir ahenk ve titizlik içerisinde uygulanmalıdır. Usta tersinden bile çalışırken vurduğu her kalem darbesinin sonucunu tahmin edebilir. Aksi halde iş yazboz tahtasına döner, yani yeniden tersinden çökertilir ve diğer çalışmalar da tekrarlanır. Seviyeli bir çalışma ise sanatkârın en az bir kaç haftasını alır.

Sevindirici bir yanı ise gümüş kakmacılığımızın diğer birçok gelenekçi sanatlarımızda olduğu gibi tamamıyla veya kısmen terk edilmiş olmamasıdır.

Kaynak: Kuşoğlu, Mehmet Zeki, Dünkü Sanatımız Kültürümüz, Ötüken Neşriyat, 1994