Beyaz Atlı

Kıvrak atı deryada köpüklerle savatlı,
Fatihlerin en gencini gördüm beyaz atlı…
Hayran sana ceddin ki, dedim, kaldı Fırat’da.
“Oldu Fırat’lı.”

Tarihte bir resmi geçit şimdi alınlar,
Yüzler ve göğüsler ki zaferlerle beratlı.
Göklerde Sinan, onlar için kendi eliyle
Asude saraylar hazır etmiş yedi katlı.
Gördükleri rüyada bu imanlı yürekler
Allarla mübeşşerdi, yeşillerle muratlı..
Hiddetleri, şiddetleri, savletleri korkunç;
Sohbetleri tatlı.
Yüzlerce fetih destanının en güzelinde
Fatihlerin en gencini gördüm beyaz atlı.
…………………….

Dağdan aşarak indi Donanma-yı Hümayun
Kalyonları durgun suya yelkenli, halatlı..
Gülsün kıyı, açsın suda bakir nilüferler:
Zincirli Haliç artık azatlı!

Bir dil konuşur Kayser’e toplar topu Şahi
Dev lehçeli, tehdit lugatlı.

Şarkî Roma’nın burcuna tırmandı Hasan’lar;
Yoldaşları, “Şahin”, “Ali”, “İsa”, “Hızır” adlı..
Ellerde kılıçlar, yatağanlar ki su içmiş
Seyhun’dan, Aral’dan; Kızılırmak’lı, Murat’lı.

Onlardı gelenler karadan çığ gibi ani;
Onlardı kopan her köşeden atlı, pusatlı.
Atlar var, o yıllar yılı göçlerde sabırmış;
Atlar var, akınlarda kanatlı.
Türk ırkı bu.. Genç Osman açar Bağdad’ı orda;
Bayrak diker İstanbul’a burdan Ulubat’lı!
Fethin yüce serdarı gelip girdi Bizans’a..
Bir yüz ki güzel, taze., fakat bârika hatlı.
Yüzlerce fetih destanının en güzelinde
Fatihlerin en gencini gördüm beyaz atlı!