Kitle, Psikoloji Ve Kitleler Psikolojisi Üzerine- Mehmet Berat ARSLAN

“Kitlelerin psikolojisini anlamak, onları yönetmeyi bilmek değil, fakat hiç olmazsa bütünüyle onlar tarafından yönetilmemek isteyen devlet adamlarının sermayesini oluşturur.”

Gustave Le Bon

 

İnsanlık tarihinin başlangıcı itibariyle gelişen toplum ve toplumsal yapıların tarihi incelendiğinde var olma mücadelesi veren insan ve oluşturduğu topluluklar iktidar olma arzusu yaşamıştır. İlk insan toplulukları ile başlayan bu mücadele toplumun her kademesinde ve sonrasında toplumlar arasında devam etmiştir. Birey ait olduğu toplumda kendini kanıtlayarak toplumun önderi olarak güç sahibi ve yöneten kimse statüsünü arzulamıştır. Bu arzu her insanda bulunan güvende olma beklentisinin bir sonucu olarak kabul edilebilir. Lakin insan ve insanlık zamanda kat edilen yol neticesinde güvende olma ihtiyacından güven ve güvenileni yaratma arzusuna gelmiştir. İnsan kendi güvenini sağlamayı başardıkça güvenilen kimse ve güvenilen zümre oluşturmaya başlamıştır. Bu zümre içinde de zümreye hakim kimse yahut kimseleri kendi belirleme isteği ortaya çıkmıştır. Bu yapıyı oluşturmak ve muhafaza edebilmek içinde insan topluluklarını incelemiş ve insanlar üzerine çeşitli testler uygulamaya koymuştur. Elde ettiği sonuçlarla doğru orantılı olarakta insan ve insan topluluklarını yönetmeye yardımcı çıkarımlarda bulunmuştur. Nihayetinde ortaya koyulan veriler ışığında hükümdar yapıyı belirlemiştir. Bu yapıyı muhafaza için zaman içinde ilk testlerin çok daha gelişmiş halleri üretilmiş ve insanlar anlaşılmaya çalışmaya devam edilmiştir.

Kitle Kavramı

Kitle kavramı, toplumsal bakımdan farksız, heterojen, birbiriyle bağlantısız, sınıf, cinsiyet ve ırk bakımından kesin farklardan yoksun geniş bir nüfusu ifade eder. Belirli olay ve şartlardan birlikte etkilenen veya etkilendiğini zanneden, bu olay ve şartlara karşı ortak olduğu düşünülen tavırlar koyan ve ortaya koyduğu bu tavırları hükümet, politikacılar ve iş çevreleri tarafından dikkate alınan toplumsal birimlerin tümü kitle olarak adlandırılabilir. Kitle bir amaç, ülkü ve ya ortak akıl içermeyen insanlar topluluğu olarak var olmaktadır. Bu topluluklarda, bilinçli kişilik ortadan silinir. Bütün bu birleşmiş fertlerin düşünce ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici; fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Bilinç içerisinde, bireylerin akli yetenekleri ve kişilikleri silinir. Kitle bir tek varlık haline gelir. Kitleye hakim olanlar bu tek varlık haline gelen kalabalıkları istediği biçimde harekete geçirebilir.

Kitlelerin Özellikleri

Bilinçli kişiliğin kaybolduğu görülür. Birey aklı ile hareket etmez, özüne ait şeylerle hükmetmez, kendi fikri olmayan şeyleri hazmetmeye başlar, hareketlerde mantık ve doğruluk arama gereği duymaz.

Sayılarının çokluğu kendilerine kudret hissi verir. Sayıca çok olmanın verdiği güven hissi ile kitlenin hareketlerinin sonucundan endişe duymazlar, çoğunluğa sığınma vardır.

Kitlelerde imkânsızlık olgusu yok olur. Kalabalık insan toplulukları birlik halinde her türlü engeli aşabileceklerine ve başarısız olunmayacağına inanırlar bu nedenle imkansız olarak görülen her şeyin üstesinden gelinebilir inancı hâkimdir.

Kitleler abartılı hislere sahiptir. Toplu olmanın verdiği güvenin sonucu olarak hareket anında yüksek tahrip gücü olan tepkiler verebilirler, kontrolsüz güç kullanımını tercih ederler ve sonuçta ne olacağını algılayamazlar.

Kitlelerin hisleri basit ifadelere dayanır. Naralar atarak ve kısa sloganlaşmış tepkiler ile durumlarını ifade ederler, bilinç kaybı mantığa yatkın uzun ifade biçimlerini orta koyma imkânı vermez.

Toplumsal halüsinasyon etkilidir, kitleler hayallerle düşünür. Kitleye dâhil olan bireyler hayal ettiklerine kavuşma arzusuyla tüm güçleri ile topluluğun menfaatine çaba sarf ederler. Hayal satan kitle liderlerine bağlılıkları normalin çok üstündedir.

Kitleler güce saygı duyar. Kitleyi yönlendiren kişilerin güçlü yapıları ve söylemleri bireylerde yoğun duygusal çıkışlara yol açar, bu duygusal hallerinden mantıklı sonuçlar çıkardıklarına inanırlar ve güçlü olanın mantıklı işler yapacağı fikri hâkimdir.

Kitleler, mevcut düzeni koruyucu muhafazakâr yapıdadırlar. Toplu halde yaşadıkları yoğun yapının değişmesini arzulamazlar, hallerinden memnun ve güvende olduklarına inanırlar yeni bir lider ve yahut öncünün var olması fikrine uzaktırlar çünkü kitle lider çıkarmaya ihtiyaç duymaz.

Muhakemeye yatkın değillerdir. Mantıklı, akıl yoluyla düşünerek karşılaştırma, kıyas yöntemini kullanmazlar. Fikirlere de hâkim olmadıkları için tartışmayı uygun görmezler bu nedenle doğruyu seçemezler.

Bilinçaltı ile hareket eden kişiliğin hâkimiyeti vardır. Bilinçaltına hâkim olan fikirlerin ve içgüdülerin etkisiyle de ortaya çıkabilecek hayvani hislerle davranışlar meydana koyarlar.

Düşüncelerin, duyguların sirayet yoluyla aynı yola yöneldiği görülür. Kitlede bulunan birey dış etkiye açıktır, kitle içindeki diğer bireylerin yahut liderlerden aktarılanların bir anda tüm kitle mensubu bireylere etkili olduğu görülmüştür, çabuk etkilenen yapıya sahiptirler.

Kitleler telkine yatkındır. Telkin edilen fikri çabuk hazmedeler, iknaya açık oluşları etki gücünü artırır.

Telkin edilen düşüncelerin uygulamasının hemen başlama isteği bulunur. Çoğulcu ve güçlü his ile zaman kavramını kaybederler ikna oldukları konuların o an çözümünün olması gerektiği hissine kapılırlar, bu nedenle hızlı hareket edip çabuk sonuç alma arzusu vardır. Bu arzu neticesinde uygulama zamanı hep şimdi kabul edilir.

Kitlelerin ruhuna egemen olan özgürlük değil esirlik ihtiyacıdır. Kitleyi oluşturan insanların farkında olmadıkları şey, kitlenin amacının bireye hürriyet katmak yerine hürriyet vaatleriyle kendine bağlamak ve esir etmek oluşudur. Hareket kabiliyeti kısıtlı ve ancak kitlesel olursa mümkün olan kitle insanı kendini özgür zannetmektedir.

 

Psikoloji Kavramı

(psyche)+ (logos)

PSİKO + LOJİ = PSİKOLOJİ

Psikolojiye dair ilk tanımlamalar başta Aristo olmak üzere eski Yunan filozoflarının yaşamın doğası’na dair ortaya koydukları bazı metinlere dayanmaktadır. Aristo’nun psyche yani psiko kavramıyla hayatın özüne yönelik yaklaşımlara atıfta bulunması sonrasında terim Yunanca’ya zihin anlamında kazandırılmıştır. Psikoloji kavramı ise, işte bu psiko terimiyle, Yunanca’da bilim anlamına gelen loji teriminin birleştirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Zihin ve bilim birleşiminin sonucu olarak zihne yönelik bilimsel bir kavram olarak tamamlanmıştır. Yani ZİHİN BİLİM…

Bugün, psikoloji davranış ve zihinsel işleyişlerin bilimi olarak tanımlanıyor. Öyleyse, bu tanımdan da anlaşılabileceği üzere psikoloji tanımında üç anahtar kavram mevcuttur;

Bilim, evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan bilgi edinme ve yöntemli araştırma sürecine denir.

Davranış, psikolojik anlamda canlıların dış dünyaya karşı gösterdikleri her türlü bilişsel, duyuşsal ve psikomotor (bedensel-fiziksel) tepkilerin genel adıdır.

Zihinsel işleyişler, diğerlerince doğrudan doğruya gözlemlenemeyecek kişiye özel düşünce, duygu, hırs ve güdüleri kapsıyor. Zihinsel işleyişler kişiye özel ve diğerlerince gözlemlenemez olduklarından, psikologların izledikleri bir yol da kişinin topluluk içindeki davranışlarını gözlemleyerek, onun zihinsel işleyişleri hakkında yorumlarda bulunmak oluyor.

İşte bu üç kavramın incelenmesi ve birbiri ile ilişkilendirilmesi sonucunda ortaya koyulan sonuçlar birer psikolojik veridir. İnsan zihnini çözümleme çabası mevcut ilişkilerin nihayetinde ortaya çıkan verilerin işlenmesi ve elde edilen sonuçların bilimsel kanıtlar haline aktarımı ile Psikoloji bilimi için kaynaklaşma ortaya çıkmaktadır.

Kitle Psikolojisi

Çok sayıda insanın bir araya gelerek oluşturduğu kitle olmanın verdiği güç etkisiyle, düşünmeden hareket edebilme, kitleye uygunluk, içinde bulunulan kalabalığın yaptığını doğrulamak, çoğunluğun davranışına yönelmek hallerinin ortaya çıkardığı ortama uyum sağlama, kitleye dahil olma durumuna kitle psikolojisi denilmiştir. Sayıca kalabalık olan insan toplulugunun toplu halde hareket etme durumudur. Kitlenin yaptıgı eylem kitle içindeki insanların bir kısmı tarafından dogru bulunmasa bile kitlenin etkisi altında kalarak aynı eyleme düşünmeden katılma gereksinimi duyulur. Bu etki ortalama her insanı çoklu hareket anında kitlenin amaçladığı şekilde kendi bünyesine katabilecek güçtedir. Büyük bir yürüyüş anında arada kalan birey sürüklenme etkisiyle gruba dahil olabilir, belli bir mesafe alındıktan sonra grubun amacını kendine yakın hissederse tamamen kitlenin bir unsuru olmayı gönüllü kabul eder. İşte bu basit olay bir kitleye dahil oluşa dönüşürken, fikir hareketlerinin, milli hassasiyetlerin kullanılarak insanların kitleye mensup hale getirilmesi çok daha basittir. Kitleler bilinçli halde hareket ettikleri sürece doğru işler için idealdir, ancak grupların içinde bulunabilecek provakasyon amaçlı kişilercede bir anda tehlikeli bir yöne çekilebilirler. Bir haksızlığı dile getirmekte olan bir grup içinden bir kişinin heyecanlı kalabalığa tahrik edici söylemi haklı dillendirme yolunu şiddete yöneltebilir. Bu yönelme kurum kuruluş ve bireylerin zarar gördüğü bir olaylar silsilesi haline gelebilir. Bir devlet kurumuna, bir vakıfa düşmanca harekete geçirilebilecek bir grup devlet otoritesine büyük zararlar verebilir. Bu eylemde maddi manevi zarar gören kimselerin bir araya gelmesi ile oluşan kitlede karşıtlık meydana çıkararak kaos ortamı oluşturur. İşte tüm bu ihtimallerin oluşumu topluluğa bilinçsizce dahil olan bireylerin oluşturduğu kitlenin kolayca hareketlendirilmesindendir.

Kitle Psikolojisi İle Kitle Yönetme Yolları

a.İddia, tekrar, yayılma; Kitleye yön vermek isteyenin kalabalık karşısında iddia ettiği fikri çelişkisiz dile getirir ve özgüvenli haliyle kitle içinde bulunan diğer kimselere anında nüfuz edebilir. Bu nüfuz ile kitle içinde bulunan bireylerin yakın çevrelerinide kendi etkileriyle bu fikre inandırdığı görülür.

b.Her şeyi akli muhakeme yoluyla kanıtlamaya çalışmamak; karşısında bulunan kimselerin dini, milli hassasiyetlerine muğlak ifadeler yoluyla akıl almaz manalar yükleyerek etki oluşturmak, dine ait uhrevi şeylerin akıl almazlığının ortaya koyulması yoluyla etkilemek.

c.Telkin edilen düşünce sade bir şekilde ve onların bilinçaltına nüfuz şartıyla yapılmalıdır; samimi bir üslup ile ortaya koyulan fikirler anlaşılması kolay ve tamamen bilinci etkileyecek, akılda kalıcı sözcüklerle aktarılmalıdır.

d.Kuvvetli muhakemeler zincirinden uzak durulmalıdır; sebep-sonuç ilişkileriyle bağlantılı şeylerin aktarımından kaçınılmalı kitleye mantıklı düşünceler ile ilişkilendirme yapma imkanı sağlanmamalıdır.

e.Hayalleri vasıtasıyla etki altına alınmalılar; herkes için hoş gelen şeylerin vaad edildiği ortak hayallerin gerçekleşebileceği fikri verilmeli, her birey için hayalleri süsleyen öğeler seçilmeli ve yönlendirme araçlarına dahil edilmelidir.

f.Örneklerle konular aktarılmalıdır; basit örneklendirmeler oluşturulmalıdır, örnek vermek konunun hazmedilmesini kolaylaştıracaktır, örnek varsa gerçekleşmiştir yargısı oluşacaktır.

g.Kitleler, delil ve kanıtlarla değil modellerle yönetilir; model kimseler gösterilmelidir, model olması gerçekleşebilirlik yönünü kuvvetlendirmektedir, örnek olarak ortaya koyulacak model kimseler yok ise hayali örnek kimseler oluşturulmalı ve örnekleri karşılayacak kimseler rollerini gerçekleştirmelidir. Rol Model aktarımı kuvvetli fikre hâkim kimseler olmalıdır.

İnsanoğlu varoluş itibariyle birliğe, toplu olmaya meyillidir. Toplum olmak bilinci baş edilmesi gereken büyük felaketlere, zorluklara karşı değerlidir. Ancak Yaradan hiç bir suretle kendinden başka bir güce itaati emretmezken, insanlık kendine itaatkar kullar ve itaat edilen kullar peydahlamıştır. Birlikten kuvvet doğar ilkesini bireylerin öz halleriyle kabulü hususundan farksızlaşmışlık haline getirmiştir. Bilinç dışı olan, aklın devreden çıktığı hiçbir yapı insan doğasına uygun değildir.


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter