Kınalı Gazetecilik! – Cengiz Çelik

İnsan ekmeğini helal yoldan kazanmalı; helal ekmeğine de haram katmamalıdır.

Rızık, helal yoldan geldi mi, yapılan işin bereketi, o kişiye yetecektir.

Mesela:

Öğretmenseniz eğer sınıfa girdiğiniz zaman, tüm yüklerinizi kapının önünde bırakmalı, öğrencilerinizi dünyayla rekabet edebilir hale getirmek için dimağınızın tüm kıvrımlarını bu işe köle eylemelisiniz.

Veya,

çobansanız -babamın gençlik mesleğidir- küçük ya da büyük baş hayvanlarınıza en taze otları bulmak; hırsıza, sele, canavara, yağmura vb. tehlikelere karşı korumakla mükellefsinizdir. Sürünüzü otlatırken bir başka insanın tarlasına, bağına bahçesine zarar vermeden otlatmalısınız. Zira hayvanlarınızın boğazından geçecek haram bir ot, hesabını veremeyeceğiniz sebepleri doğurabilir.

Velev ki,

hukuk alanında eğitim almışsanız ve diyelim ki hakimseniz, önünüze gelen mahkumu suçu ne olursa olsun, mevcut yasalar çerçevesinde en adil biçimde yargılamalı ve vereceğiniz hükmün ilk önce sizin, sonra insanlığın gönlünde yeni yaralar açmasına müsaade etmemelisiniz.

Dahası,

doktorluk mesleğini icra ediyorsanız, yarım doktorluk yapamazsınız. Ameliyat masasında hastanızı terk edip arkadaşlarınla kahve içmeye gidemezsiniz.  Mesleğinizin kutsallığı bunu engeller. Hasta seçemez; bir hastayı diğerinden üstün göremezsiniz. Canda olsa, canan da olsa yapılması gerekeni yaparsınız.

İlla,

siyasetçiyseniz, ülkenizin ve milletinizin çıkarlarını korumakla birincil görevinizdir. Lakin, bu görev, başka milletlerin sömürülmesi anlamına gelmemeli; Hakkı hakkıyla korumalısınız. Hiçbir insan yoktur ki diğerinden daha fazla yaşama hakkına sahip olsun. O bakımdan ülkenizin sorunlarını çözerken insanlığında gözüne çekilen pişkinlik perdesini yırtmalısınız. Kişisel çıkarları değil, doğruluğun sesini yükseltmeli ve yaşatmalısınız.

Ya da,

gazeteciniz! Ülkemizde gazeteciyseniz ilk işiniz adam olmakla görevlisiniz demektir. Atlatma haber bulup halkı en doğru biçimde  bilgilendirmeye mecbursunuz. Kamuoyundan önce vicdanınıza hesap verebilir olmalısınız.

Polis ya askerin karşısında hizaya gelmemelisiniz. Ki, brifing alan gazeteciler her zaman eleştiri oklarını göğüslerin hissetmelidir. Bu yüzden adam gibi adam gazeteci gibi gazeteci olmalısınız. Ortalıkta dalkavuk hareketleri sergilememelisiniz.

Ha unutmadan…

Polise, askere  elletmediğiniz mesleki namusunuzu, onurunuzu… PKK’ya da ellettirmeyeceksiniz! Gazeteciliğin hayat kadınlığını yapmayacaksınız. Mesleki onurunuzdan öndün vermeyeceksiniz. Haberin olduğu her yerde olma hakkına sahip olmanız, oranıza buranıza ellenmesi gibi bir takım onur kırıcı hadiselere göz yummanız anlamına gelmez. Zaten, PKK teröristlerinin karşısında ip gibi hizaya gelmek,  başlı başına bir rezillik vesikasıdır.

Diyelim ki, hizaya girdiğiniz yerde, teröristler “soyunun” deseydi ne yapacaktınız?

-Emimim, anadan üryan olmak için birbirinizi ezerdiniz. Eli kanlı katiller karşısında milletimizin namahremine leke sürdürdünüz.

Gazetecisiniz ya kına yakabilirsiniz, mesleği haram ettiniz!  


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter