Kerküklü ve Makedonyalı Soydaşlarımızı Ülkü Ocakları Genel Merkezimizde Ağırladık

Kerkük ve Makedonya’dan gelen soydaşlarımız Ülkü Ocakları Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Düzenlenen programa Genel Başkanımız Olcay Kılavuz da katıldı.

Genel Merkezimizi ziyaret eden soydaşlarımıza yönelik hazırlanan program çerçevesinde ilk olarak Genel Başkanımız Olcay Kılavuz tarafından bir seminer verildi. Seminer konusu başlığı altında Ülkücülüğün yapı taşlarının anlatıldığı “Çağların Derinliğinden Medeniyet Tasavvurumuzun “Gökkubbesine” Erişen Ufuklarda “Türk Üçgeni” ” oldu. Genel Başkanımız Olcay Kılavuz verdiği seminerde şunları dile getirdi:

Selçuklu Türk mimari üslubunun Türk’e özgü muhteşem kodlarını yansıtan “Türk üçgenini”; “kendi gök kubbemiz” ölçeğinde yeniden okuma gayreti yorumlanabilecek bu tarifin, sahip olduğumuz “terkibe” de bir katkı sağlayacağını umuyoruz.

“Türk üçgeni”, mimaride kare tabanlı bir mekanı kubbe ile kapatmak için kullanılan yöntemlerden biridir. En çok Selçuklu dönemi eserlerinde görülür. Kare kesitli bir yapının tepesini içten teğet kubbe ile kapatırken, kenarda kalan boşlukları eğimli üçgen şeklinde rendelemek suretiyle köşelerde sıfırlayarak uygulanır. Buna cephesine karşıdan bakıldığında yarım sekizgen üstüne kubbe gibi bir form görülür.

ÜÇGENDEN BİR KESİT: MİLLİYETÇİLİK

Türklüğün kendine has gelişimi, Milli kimlik ve Milliyetçilik mefhumlarını da “kendine özgü” bir hale getirmiş ve tarihin derinliklerinden günümüze kadar ulaştırmıştır. Hemhal olunmayan, millet hayatında karşılığı bulunmayan bir fikir, bilhassa Türk milletine yakıştırıldığında, elbette eğreti durur. Bu anlamda milliyetçiliğimiz kelime, kavram, tez ve fikir açısından da, başka bir milletin “sözlüğünden” ya da tatbik ve tecrübelerinden devşirilerek, başka bir milletten etkilenerek, sonradan üretilmemiştir.

Milliyetçilik kimsenin tekelinde değil” hükmünü dile getirmek, milliyetçiliği inat ile değil “inanç” mefhumu ile anlamayı gerektirir. Milliyetçiliğimiz Nerde bir Türk yaşıyorsa orası bizim doğal sınırlarımızdadır. Milliyetçiliğimiz, kendisine düşman arayan ya da üreten bir fikir değildir. Bu anlamda, kendi “varlık sebebini” başkalarının “yok oluşuna” bağlayan ilkel yaklaşımlara karşı duruşumuzla, başkalarının “var oluşunu” kendi “varlık sebebi” olarak görenlere duruşumuz aynıdır.

ÜÇGENDE BİR DİĞER KESİT:

ÜLKÜCÜLÜK

Rahmetli ağabeyimiz galip Erdem’in sözüne atıfla, “Bizim ülkümüz, ülkücü olabilmek ülküsüdür.” Samimiyet, sadakat, adalet, ahlak, ilim ve cesaretin yoğurduğu ‘çaba’ esasında şekillenmiş bu meşakkatli yolda yürüyen bütün dava arkadaşlarımız, kardeşlik ruhumuza yakışan bir şekilde değer sahibidirler. Böylece “ülkücü şahsiyet”; inanç, ülkü ve kardeşlik birliği ile kucaklaşır, büyür ve bereket hasıl olur.

Ülkücülük, Türk Milleti’ nin ebedi bekasına olan sarsılmaz inanç ve bu inançla kaderini milletin kaderiyle bütünleştirmenin ruh halidir. Bu yüzden zahmetli, çileli, meşakkatli ve yürüdüğü yollar çetindir. Bu yüzden Ülkücülük, ödenen ağır bedellere rağmen ayakta kalmak, sancağı taşımak, yorulana omuz vermek, mazluma el vermek, “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisince zalime boyun eğmemektir. Bu yüzden Ülkücü şahsiyetin sahip olduğu edep, ahlak, tavır, duruş ve kardeşlik ruhu; dava adamı olmanın ifadesidir.

ÜÇGENDE SON KESİT:

TEŞKİLATÇILIK

Teşkilat, fikrin harekete doğru inşa edildiği muhteşem birliğin temeli ve teminatıdır. “hareket”, ancak teşkilatın gücü ve etkinliği nispetinde kabul görür ve güçlü olur. “Hareketin” kitlelere ulaşıp, böyle anlarda bazen çokluktan ve kalabalıktan gözlerinin kamaştığı ve hatta körleştiği anlarda; bazen ise yokluktan ve hatta tenhalıktan umutsuzluğa ve çaresizliğe düştüğü anlarda, Yunus Emre’nin “Her dem yeniden doğarız-Bizden kim usanası” deyişi gibi, unutulanları hatırlatan bir teşkilat olmalıdır.

Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in birçok defa hatırlattığı; “Emirlere mutlak itaat lazımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz ve metotsuz kimselerle davamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lazımdır” cümlesi ve yine birçok vesileyle söylediği “hepiniz birer Türk Bayrağısınız. Bayrağı kirletmeyin, lekelemeyin, yere düşürmeyin” uyarısı ile davanın adresini işaret etmesidir. O adres teşkilattır.

Milliyetçilik, ülkücülük ve teşkilatçılık terkibi, ocağın varlığındaki mana ve ehemmiyet derecesi; aziz millet varlığının teminatı olacak güçtedir. Bu terkip, Türk düşünce hayatını tahakküm altına alan uyuşukluğa ve karamsarlığa bir son verecek azmin göstergesi. Bu terkip, Türk ruhunun şimdilerde unutulduğu sanılan zarafetini, çileli yollardan geçerek nice ağır bedeller ödeyerek saklamış olan damarın içindeki kandır. Bu terkip, Türk ülküsünü cihanın gidişatına “Dur!” deyip; yine, yeni ve yeniden adalete ve nizama kavuşacağına dair iradesinin çelikleşmiş bir ifadesidir.

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz Türk Üçgeni’ne ilişkin seminerin tamamladıktan sonra  Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin yeni yönetiminin göreve geldiği günden bu yana yaptığı faaliyetler ve gelecekte hayata geçirilecek projeler hakkında bilgiler verdi. Genel Başkanımız Olcay Kılavuz daima soydaşlarımızın yanında olunacağını belirterek herkes sessiz kalsa da Ülkü Ocakları’nın Türk Dünyası’nın sesi olacağını, yapılan haksızlıklara ve soydaşlarımıza yönelik yaşanan zulme de asla kayıtsız kalınmayacağını dile getirdi.

Programın devamında Genel Başkanımız Olcay Kılavuz ile birlikte Kerkük ve Makedonya’dan gelen soydaşlarımız Kaya Kuzucu’nun müzik dinletisinin yapılacağı yere geçti. Kaya Kuzucu’nun Türk müziklerinden seçmeler sunduğu dinletide soydaşlarımız hep bir ağızdan yöresel türkülerini söyledi.

Makedonyalı ve Kerküklü soydaşlarımız programın tamamlanmasından sonra Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’a günün anlam ve önemine binaen bir plaket verdi.


Kategorisi: Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter