Kar (Ak) Topunun Nevruzla Birlikte Eriyiş Hikayesi – Yaşar Şahin

Başbakan, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na yeni anayasa çalışmalarının, mart ayı sonuna kadar bitirilememesi halinde kendi anayasalarını referanduma götüreceklerini söyledi.Özet olarak aba altından sopa göstermeye çalıştı. Buna benzer sopayı 7 Eylül 1987’de dönemin Başbakanı Turgut Özal’da göstermeye çalışmıştı. O dönemde demokratlığı ile övünen Özal, kendisine rakip olabilecek liderler siyasete dönmesin diye “Hayır” sloganıyla referanduma gitmişti. Referandum, Özal’ın beklemediği sonuçla iptal edilmişti. Özal,referandumun hezimeti üzerine 29 Kasım 1987’de genel seçime gitmiş ve Özal’ın oy oranı bir önceki seçim sonuçlarına göre %8.83 ( ANAP:1983,45.14; 1987,36.31 ) düşmüştür. Referandumun hezimetini üzerinden atamayan ANAP, peyderpey bir şekilde düşüşüne devam etmişti.

Türk Milleti, AKP’nin yeni anayasada “Türk Milleti” ibaresinin çıkarılması ve hayranı olduğu devletlerde benzeri olmayan (Fransa, Fransalılık; İngiltere, İngilterelilik; Almanya, Almanyalılık; Amerika, Amerikalılık) “Türkiyelilik” kavramını katma düşüncelerine “DUR” diyecektir. Böylece 10 yıllık “AKP İmparatorluğu” yıkılma dönemine girecektir. Fuller’in 2000 yılında, Türkiye ile ilgili yaptığı yorumda “Türkiye yakın gelecekte iki partili bir temsil sistemine gebe. Kökleri geçmişe dayanan ekonomik kriz iktidardaki koalisyon partilerinde büyük deprem yaratacak. Fazilet Partisi’nden kopan bir grup ılımlı İslamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşuma gidecek. Bazı etkin siyasetçiler partilerinden istifa ederek bu yeni oluşuma katılacak, yeni oluşum “kartopu”gibi büyüyüp gelişecek. Türkiye’de yakın gelecekte ılımlı İslamcılar iktidara gelecek, ılımlı İslamcıların yanında İslami söylemlere ters düşmeyen ılımlı sol partide Meclis’e sokulacak” demekteydi.O dönemde Fuller, bu tespitleriyle falcılık alanında doktora yapmaya başlamıştı. Ne hikmetse (?) doktora bitirme tezi olan “kar (ak) topu” iki yıl sonra tek başına iktidar olmuştu. Bu kehanetle birlikte Türkiye’de karanlık geçen bir kış başlamıştı.

Kar(ak) topunun, tek başına iktidar olmasında görünmeyen kahraman Genç Parti idi. Çünkü 2002 yılı genel seçimlerine bakıldığında siyasetle alakası olmayan bir kişi parti kuruyor ve girdiği seçimlerde %7.25 oy alıyordu. Bunun sonucunda DYP %9.54 MHP %8.35 oy oranlarıyla seçim barajının altında kalıyordu. Eğer Genç Parti 2002 genel seçimlerine katılmasaydı, DYP %0.5 ve MHP %1.65 oranıyla Genç Parti’ nin aldığı %7.25 oy oranından oy alsaydı, o dönemde “Kar(ak) topu” tek başına iktidar olamaz ve Fuller’ in hipotezi yanlış olurdu. Bu da gösteriyor ki, Fuller kar topunun ve ılımlı sol partinin meclisi temsil edeceğini söylerken, Genç Parti’ nin de kurulacağını ve MHP ve DYP’nin baraj altında kalacağını biliyordu. Ayrıca Fuller sadece Genç Parti’ nin kuruluşunu değil, ekonomik krizi bir yıl önceden öngörmüştü.

Kar(ak) topu, yavaş yavaş büyümekteydi. Kar(ak) topunun başlıca büyüme sebepleri, dış kaynaklı medya desteğini arkasına alması ve ekonomik kriz yaşamış halka bankaların krediler vermesini sağlamasıdır. Çünkü krediyi çeken halk, iktidarın değişmesi durumunda ekonomik krizin tekrar oluşacağını düşünecek ve Kartopunu desteklemeye devam edecektir. 29 Ocak 2009 yılında İsviçre’nin Davos kentinde yapılan Dünya Ekonomik Formu’nda “one minute” şovu ile yerel seçimlerde büyümeye devam ediyordu. Ancak 27 Ocak 2004 ABD’de Amerikan Yahudi Kongresi’ nde, başbakanın “Cesaret Ödülü” alması tezatlığın en büyük göstergesiydi. Ayrıca başbakanın dikkat çeken bir diğer özelliği ise, kurulduğu günden bu güne sadece Siyonist önderlere verilen bu madalyayı alan ilk Müslüman ve ilk Türk olmasıydı.

Akp imparatorluğunun gerileme ve yıkılış evresi : Dinler arası diyalog söylemleri ve Cuma hutbesinden “Allah katında din İslam’dır” ayetinin çıkarılmasıdır. Bu ayeti çıkaranlara Al-i İmran suresi 67. Ayet: “Hz. İbrahim ne bir Yahudi idi ne de Hıristiyan O, sadece hanif bir Müslümandı, Allah’a teslim olandı. O müşriklerden değildi.” cevap niteliğindedir. Türk milleti bu kar topuna; AB hayranlığı yüzünden, 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan KKTC’yi Rum tarafıyla birleştirme planını desteklediği için, “Türkiye mozaiktir” diyerek üniter yapıyı bozmaya çalıştığı için, ÖSYM (Kpss) sınav sorularının çalınarak adaletsiz yerleştirmeleri görmezlikten geldiği için, öğretmen atamaları yapılmadığı için, binlerce üniversite mezunu işsiz olduğu için, “açılım” söylemleriyle kardeşi kardeşe düşman ettiği için, “36 etnik unsur” söylemleriyle ayrıştırıcı olduğu için, 2009 yılında 34 PKK’lı Habur Sınır Kapısı’ ndan elini kolunu sallayarak geçince krallar gibi karşılandığı için, PKK’lılar şahit askerler sanık koltuğunda oturduğu için, ekonomik krizden dolayı her gün binlerce esnaf kepenklerini indirdiği için, binlerce kişi kredi veya kredi kartı borçlarından dolayı icralık olduğu için, her gün onlarca kişi ekonomik bunalımdan dolayı önce eşini ve çocukları sonra da kendini öldürdüğü için ve sayamadığım yüzlerce sebepten dolayı “DUR” diyecektir.

Ayrıca bu Karanlık geçen kışta, şehide “kelle” , terörist başına “İmralı“ denildi. “Ekonomimiz iyi hatta IMF’ye borç bile verebiliriz.” denildi. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre (2003-2012 yılları da dâhil) son on yılda toplam ihracat 1.012.174 milyon dolar iken, toplam ithalat 1.599.110 milyon dolardır. Nasıl oluyor da 586.933 milyon dolar cari açıkla İMF’ ye borç verebiliyor duruma gelebiliyorduk. Hükümetin yalanını TÜİK verileri de teyit ediyordu. Ayrıca, bebek katilini dost ve destekçi edinenler, “karadul” diye adlandırılan dişi örümceğe sığınanlara benzemektedirler. Karadulun tipik özelliği, büyük istek ve cilvelerle çiftleşmeye çağırdığı erkek örümceği çiftleşmenin ardından zehirleyerek öldürüp yemesidir. Bugün İmralı canisi ile müzakere masasına oturanların durumu erkek örümceğin akıbeti gibi olacaktır.

Karanlık kışta, yanlış bir karar ve bir gölge, ancak ve ancak ortamı aydınlatan “ampul” ışığında görünür. Ampulün gözleriyle görenler, gösterdiklerini görmeye mahkumdurlar. Türkiye’de oluşan sanal gölgeleri aydınlatmanın yolu, güneşin Anadolu’ya gülümsemesiyle meydana gelecektir. Nasıl gecenin ardından gündüzün geleceği aşikarsa, kışın ardından baharın geleceği de aşikardır. Türk Milleti, Ergenekon’dan demir ağı eritip çıkarcasına karanlık geçen on yıllık kıştan çıkacaktır. Baharın gelişiyle maksimum seviyeye gelen “kar (ak) topu” erimeye başlayacaktır. Erimeye başlayan kartopundan kopmalar olacaktır. Zor günlerde Türk Milleti’ ne yol gösteren “BOZKURT” sisli dağ eteğinde kendisini gösterecektir. Güneşe hasret olan çiçekler yeniden yeşerecektir. Başaklar boy verecektir. Deve kuşu misali toprağın altında olan beyinler; güneşin ve gökyüzünün gerçek yüzünü görecektir.

Güneş yine haktan, adaletten kısacası doğudan doğacaktır.

 

KAYNAKÇA:

1-) http://www.tuik.gov.tr/Gosterge.do?metod=GostergeListe&alt_id=12

2-) http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#3:67


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter