Kanlı Yanvar, Şanlı Yanvar – İlgar Gurbanlı

19 ocak 1990 akşamıydı. Hava kurşun gibi ağırdı. Bir sessizlik vardı Bakü sokaklarında, ölümü korkutan cinsten. Ama birileri, ormandaki çakal misali bekliyordu saatin 00:00 olmasını. 19’u 20’ye bağlayan gece kızılca kıyamet koparacaktı çakal sürüsü.Bunu biliyordu genç kurtlar, tunç yürekli yiğitler. Uyumuyorlardı, bir yerlerde ateşlerini yakıp tek silahları olan canlarıyla bekiyorlardı çakal sürüsünü. O sürüyü ki, en iyi silahlardan, sadece öldürmek için programlanmış kansız katillerden oluşuyordu.

Saatler 00:00’ı gösteriyordu. Takvimler 20 Ocak’ı gösteriyordu. Tarihin tozlu sayfalarına ‘’kanlı ve şanlı’’ olarak geçen 20 Ocak’ı. Satır altında Azerbaycan’ın bağımsızlığını, yeni evlenmiş çiftlerin ayrılığını, okuldan çıkıp eve giderken yere düşen çocukların cansız bedenlerini, bir gecede şehit olan 170 canı ve 600’den çok yaralıyı gizleyen 20 Ocak’ı.

35.000 kişilik ağır silahlarla donatılmış alfa birlikleri ve DTK-a adlı özel imha birlikleriyle Moskova, “Ermenileri korumak” bahanesiyle, Azerbaycan’ın başkentini, Rüzgarlar şehri Bakü’nü kurşun fırtınasına tutmuştur ve  işgale başlamıştır. İşgal operasyonunun adı “UDAR”dır. T-72, T-80 ve BMP-3 tankları Bakü’de Azatlık Meydanı’nı kuşatmıştır. Halkımız, bağımsızlık için, mabedinin göğsüne namehrem elini sürdürmemek için, anaları için, bacıları için, namusları için silahsız, çıplak elle sokaklara iner ve o ellerle canlarıyla, kanlarıyla zırhlı askerlere, tanklara karşı savaşırlar.

Dünyaysa her zamanki gibi üç maymunu oynamaktadır. Sağırdır, dilsizdir, kördür bu dünya. Ne de olsa akan Türk kanıdır…

Bir gün içinde 170 can düşer Bakü’nün artık kan kokan sokaklarına. 87 yaşındaki Babayeva Surayya Latif Kızı’ndan, 15 yaşındaki Huseyinov Nariman Veli Oğlu’na kadar 170 can, can Azerbaycan’ın bağımsızlığı hürmetine düşer toprağa. Ateş düştüğü yeri yakmıştır.Yanan Türk insanının yüreğidir.

Ama Ruslar bir şeyi hesaba katamamıştı.Bayrak bir kere yükselmişti ve Mehmed Emin Resulzade’nin de dediği gibi ‘’Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez’’ artık.İnmedi de şanlı bayrağım. Türklüğün, çağdaşlığın, islamın sembolü üç renkli bayrak halen kendi kudretiyle dalgalanmaktadır. O ‘’kanlı’’ gece kanlı olduğu kadar ‘’şanlı’’dır da. Şairin de dediği gibi: ‘’ Bayrakları Bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak uğrunda ölen varsa Vatandir’’.

Bağımsızlık ateşinin fitillerini yakan Ebülfez Elçibey Azatlık Meydanı’nda şanlı halkına konuşmasında bunları söylüyordu:

‘’ Mehmet Emin Resülzade’nin dediği gibi : BİR KERE YÜKSELEN BAYRAK BİR DAHA İNMEZ! Azerbaycan halkı bağımsızlık yolundan vazgeçmez. Neye mal olursa olsun Azerbaycan bağımsız olacaktır. Her yerde 3 renkli bayrağımız dalgalanacaktır. Gün bağımsızlık günüdür. Sovyet imparatorluğu dağılıyor.Tek dişi kalmış canavardır. Yapacağı bir şeyi yoktur. Yaşasın bağımsız hür Azerbaycan!’’

Üstünden 23 sene geçti ve şu anda ‘’sağır, dilsiz ve kör’’ dünya Hür Azerbaycan’ı tanıyor.Evet, o günden sonra bağımsızlık ateşiyle yanan yürekler Hür ve Bağımsız Azerbaycan’ı kurdular.Pekı, şimdi o kahramanlar, o yusufyüzlüler nerde mi? Onlar, Bakü’nün en yüksek tepesinde ‘’Şehidler Xiyabanı’’nda, ebedi istirahatgahlarında uyuyorlar. Şehitlik mertebesinden, Cennet mekanlarından kendi eserlerini izliyorlar. Her giden ziyaretçi bir fatiha okur bir de karanfil koyar mezarlarına. O karanfiller ağlar şehitlerimize.

Karanfil, şehit kanı

Ağla, karanfil, ağla

Ağlat inlet meydanı

Ağla, karanfil, ağla.

Bir şanlı sayfadır bu gün, bir vefa günüdür şehitlerimize ödenmesi beklenen. Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Ruhları şad, mekanları Cennet olsun…


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter