Temel Bilgiler

Yedi Büyük Günah Nedir?

Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

Beş vakit namaz kılan, Ramazan orucunu tutan, zekatını veren ve yedi büyük günahtan kaçınana, Cennetin bütün kapıları açılır, selamet ve emniyet içinde gir denilir [Nesai].

Bu hadiste bildirilen yedi büyük hangileridir?

1- Allah?a şirk, ortak koşmak.

2- Büyücülük

3- Adam öldürmek

4- Kargaşa çıkarmak, huzursuzluk yaratmak

5- Yetim malı yemek

6- Faizcilik

7- Namuslu kadına iftira etmek. (Buhari, Müslim)

Başka bir hadis-i şerifte de, yedi büyük günah içinde Müslüman olan ana babaya asi olmak ifadesi geçiyor.

Hadis-i şerifte de açıkça belirtildiği üzere bu yedi büyük günahtan kaçınıp Allah? a kulluk vazifesini yerine getiren kimsenin cennete girmesinde bir mani kalmamaktadır.

Bu yedi büyük günahtan kaçınan kimse sosyal hayatta, aile hayatında ve kendi kişisel iç dünyasında zaten huzura ve cennete kavuşacaktır. Bizim gayemiz öncelikle dünya hayatında huzura ermek sevdiklerimizle mutlu bir şekilde hayat sürmek Allah ?ın bizden razı olmasını sağlamaktır.

Allah bizi dünya hayatında bir imtihana tutar. Bu da ibadetler ve insanlara karşı sorumluluklardır. İbadetlerimizi en güzel şekilde yapmaya çalışmalı hem insanların hem Allah?ın rızasını kazanmalıyız.

Allah?u Teala doğru yolundan ayırmasın?

 

Farz Nedir?

Yapılması kat’i delillerle sabit olan ilahi emirlerdir. Farzı terk etmek haramdır; işlenmesinde sevap, özürsüz terk edilmesinde ise Allah’ın azabı vardır.Farzlar Kur?an-ı Kerimde açıkça zikredilmiştir. Bu emirlerin özür hali dışında bir istisnası yoktur. Farzların hepsi aynı değerdedir. Biz hepsini eksiksiz yapmaya çalışmalıyız. Ancak bu halde Allah ?a layık bir kul olabiliriz. Farzlar emirdir ama bir taraftan kulluğumuzun bir gereği, bedenimizin hakkını vermektir. Bize bunca nimetleri peşin veren yüce rabbimize en iyi şekilde ibadetlerimizi yapmalı, karşısında boynumuz bükük günahkar olmamalıyız. Farz bir dayatma değildir. Bizim yaratılma sebebimiz kulluktur. Bizler ise dünya hayatına geldiğimizde rabbimize verdiğimiz bu sözü unutup gaflet içerisinde boş işlerle uğraşarak asıl amacımızdan sapmamalıyız. Allah kendisine yönelen kuluna zaten rahmet ederek ona bağışlama kapılarını arkasına kadar açacaktır. Bizlerin yalnızca O?na yönelip, iyi niyette bulunup, amellerimizi güzelleştirmemiz gerekmektedir.

Farz ikiye ayrılır:

 

Farz-ı Ayın:

Her mükellefin kendisinin yapması gereken, bir başkasının yapmasıyla ödenmeyen farzdır. (Beş vakit namaz, zekat, oruç gibi.)

Bu ibadetlerin bazı durumlarda kefaretleri olmasının yanında bir başkasının yerine yapılamaması söz konusudur. Her birey kendi namazını kılıp kendi orucunu tutar. Ancak oruç tutulamayan bazı hastalık hallerinde her gün için günlük yediğimiz yemek tutarınca bir fakire para verilmeli, doyurulmalıdır. Bunun dışında başka hallerde kişiler birbirleri yerine ibadet edemezler. Ancak birbirlerine hayır duada bulunabilirler.

 

Farz-ı Kifaye:

Mükelleflerden bazılarının yapmasıyla, diğer Müslümanlardan düşen farzdır (cenaze namazı gibi).

 Bunun en büyük örneği cenaze namazıdır. Müslümanlardan birkaç tanesinin yapmasıyla diğerlerinden düşen görevdir. Eğer böyle olmasaydı Şehirde bir cenaze olması halinde tüm Müslümanların eksiksiz bu namaza katılmaları gerekirdi. Bu da insanlar için güç durumlar doğurabilirdi. Burada Allah?u Tealanın bize sağladığı kolaylıklardan birini açıkça görmekteyiz.

 

Sünnet Nedir?

Peygamber efendimizin (s.a.v) farz ve vacip olmayarak yaptığı ve bize emrettiği ibadetlerdir (ezan ve kamet, teravih namazı, beş vakit namazda kılınan sünnetler gibi.).

Sünnetin sözlük anlamı, ?yol, gidiş, tabiat, prensip, kanun? demektir. Terim anlamı ise, Peygamber Efendimizin (s.a.v) söz ve fiillerinin ve takrirlerinin tümü manasına gelir. Takrir, bir konuda sükût etmekle o işi reddetmemek demektir. Hadis-i Şerifler, ayetleri açıklarlar. Ayetler de kısa ve öz olarak beyan edilen İlâhî maksatları izah ederler. Kuranda yer almayan bir konuda ise hüküm ortaya koyarlar.

Bizler peygamberimizin sünnetlerini yapmakta en az farz kadar titizlik göstermeliyiz. Çünkü Allah katında en sevgili kul Resulü Hz. Muhammed?dir. Biz de peygamber efendimizi çok sevmeli O?nun davranışlarını kendimize hal edinmeliyiz. Sünnetleri yapmamanın bir cezası yoktur ancak yapmak fazlasıyla sevap kazandırır.

Sünnet ikiye ayrılır:

Sünnet-i müekkede: Peygamber efendimizin(s.a.v) çok sık devam edip pek az terk ettiği ibadetlerdir.(öğlenin farzından önce ve sonra kılınan sünnetler, sabah namazının farzından önce kılınan sünnetler gibi.)

Sünnet-i gayrı müekkede: Peygamberimizin zaman zaman yapıp, zaman zaman bıraktığı ibadetlerdir (ikindi ve yatsının ilk sünnetleri gibi.)

Vacip Nedir?

Yapılması zanni delil ile sabit olan hükümlerdir. Farz kadar kesin olmamakla birlikte kuvvetli bir delil ile yapılması emredilen şeydir.(Bayram Namazları, Vitir Namazı,Kurban Kesmek gibi.)

Vacibe farza yakın da denilir. Yapılması yapılmamasından çok daha iyidir.

Gayemiz Allah?a en iyi şekilde kulluk yapmak olduğu için biz vaciplere de farzlar kadar değer vermeli ve yapmalıyız.

Heybemizi ne kadar çok sevapla, ne çok iyilikle, ne kadar çok emirlere uymakla doldurursak Hak katındaki derecemiz o kadar yüksek olur.

Biz her zaman en iyi olmaya gayret etmeliyiz. Yarışlarımız kullukta olmalıdır.

Mekruh Nedir?

Yapılması hoş karşılanmayan yasak ancak haram kadar kesin olmayan hükümlerdir.

Mekruh fiili işleyen cezayı hak etmez kınanabilir veya azarlanabilir. İşlemeyen övgüye layık olabilir. Allah ?ın rızasını kazanma niyetiyle yapıldığında sevap kazanılır.

İki çeşittir:

1) Tahrimen mekruh: bu mekruh türü kesin ve bağlayıcı tarzda yasak edilmiştir.

Bu duruma örnek bir kişinin evlenme teklif ettiği bir kadına onun ardından evlenme teklif etmek yasaktır.

2) Tenzihen mekruh : Fiili işlemek ceza ve kınama gerektirmez. Fakat üstün ve faziletli olan şekle aykırıdır.

Buna örnek soğan ve sarımsak yiyen kişi mescide gelmesin hükmüne karşılık bu halde gelen bir insan yalnızca edebe aykırı davranmıştır. Günaha girmez.

 

Takva Nedir?

Takva; korunma, sakınma demektir. Yüce yaratıcıya karşı sorumluluk duyarak, her türlü günahlardan kendini korumanın niyet ve gayreti içinde olmaktır. Yüce Allah?ın rızasını kazanmak için, O?nun himayesine girerek emirlerine sımsıkı sarılmak ve yasaklarından da sakınmaktır.

 Korunmak istenilen günahlar nelerdir? Bunların başında takvanın zıddı olan şirk yani Allah?a ortak koşma ile küfür, yani örtme manasına gelen Allah?ı inkar etme nankörlüğü ve imansızlık gelir. Kur?an; nefsin kötü sıfatlarından zulüm, bozgunculuk, kibir, yalancılık, her türlü azgınlık, hainlik, israf vs. den de korunulması gerektiğini belirtmektedir.

Takvanın ilk şartı; insanın yaratıcısına karşı minnet ve şükran borcunu fark edip, kul olduğunu sezme bilincine ermesidir.

Takva sahipleri, Allah?ın Resulünü örnek alarak ibadeti ve insanlara hizmeti ?Muhammedi Şefkat? anlayışıyla yaparlar. Böyle bir gayret içinde olan mü?minler, nefsini kötü sıfatlardan arındırarak kazandığı ilahi ahlak ile kemale erer ve takva sahibi kul olma mutluluğuna erişirler. Kurtuluşa erenler onlardır, cennet onlar için hazırlanmıştır. Takva sahipleri, Kur?an?a göre Cenab-ı Hakkın sevdiği kullarının başında gelmektedirler.

Allah, takva sahiplerini sever ( 3/ 76 ).

Hiç kuşkusuz ki Allah, takva sahipleri ve ihsanda bulunanlarla beraberdir (16/ 128).

Muhakkak ki, Allah yolunda en değerli olanınız, takvaca en ileri olanınızdır (49/13).

Allah?ın dostluğuna ve sevgisine takva sahipleri erişmişlerdir. İmanın kuvvetlendirilmesi ve nefsin kötülüklerden arınması ile kemale erenler takva sahipleri, Allah?ın kendilerine ihsan ettiklerini, onlar da insanlara ihsan etmek suretiyle yansıtan yüce benliklerdir.

Kur?an?ın emir ve yasaklarına uyanlar, Mutmaine Nefse ulaşarak cennete layık olurlar. Ancak Allah katında daha yücelmeyi dileyenler takvaya sarılmalı, onun özelliklerine göre yaşantılarına yön vermelidir. Cenab-ı Allah?ın dostluğuna ancak ?takva sahibi? olmakla erişilebilir. Her Müslüman takvanın niteliklerini mutlaka bilmeli, bunları ceht ve gayretle uygulamalı, diğer bir deyişle takvanın yaşamını kendisine temel prensip edinmeli, eğer tam uygulayamıyorsa Allah?u Teala?nın rahmetine sığınmalıdır. ?Gücünüz yettiği ölçüde takvada bulunun??(64/16)

 

Helal ve Haram Nedir?

Helal, meşru manasına gelen bir Arapça kelimedir.

Allah (c.c.) Kur?an-ı Kerim?de Müslümanlara ve bütün insanlara helâl olan şeyleri yemelerini emrediyor. Bu mesajı bildiren pek çok ayetin arasında yer alan birkaç ayet meali şöyledir:

?Ey İnsanlar ! Yeryüzünde bulunan gıdaların güzel ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin, zira şeytan sizin apaçık bir düşmanınızdır.? (2/168)

?Ey İman edenler! Size verdiğimiz rızıkların iyilerinden yiyin, eğer siz gerçekten yalnız Allah?a kulluk ediyorsanız, O?na şükrediniz? (2/172) ?Allah?ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş bulunduğunuz Allah?tan korkun.? (5 /88).

Aşağıdaki gıda maddeleri kesin Helâldir:

-İnek, koyun deve ve keçi sütü

-Bal

-Balık

-Sarhoşluk vermeyen bitkiler

-Taze veya tabii olarak dondurulmuş meyveler

-Yer fıstığı, antep fıstığı, fındık, ceviz gibi kabuklu ve reçineli meyveler

-Buğday, arpa, pirinç, çavdar, yulaf gibi taneli gıdalar.

Sığır, deve, koyun, keçi, geyik, tavuk, ördek gibi hayvanların ve av kuşlarının etleri de Helâldir. Ancak İslâmi usule göre kesilmiş olmaları şarttır. İslami usulle kesme ise şöyle yapılmaktadır: Öncelikle hayvanı kesecek olan insan Müslüman olmalıdır. (Ehl-i Kitab?da olabilir). Hayvan yere yatırılmalıdır. Gırtlağı üç ana kan damarının kesilebilmesi için keskin bir bıçakla yarılmalıdır. Hayvanın gırtlağının acı vermeden kesimi esnasında, kesen şahıs Allah?ın adını zikretmeli veya ?Bismillah Allah-u Ekber? gibi duayı tekrar etmelidir.

 

Haram; gayri meşru, meşru olmayan manasına gelen bir Arapça kelimedir. Kuran-ı Kerim ve Peygamberimiz (s.a.v.) in sünnetinin ışığında fakihlerin Haram olduklarında ittifak ettikleri maddeler aşağıda çıkarılmıştır:

-Domuz

-Kan

-Et yiyen hayvanlar

-Ölmüş hayvanın parçaları

-İslâmi usulle kesilmemiş, eti helâl hayvanlar

-Sürüngen ve böcekler

Şarap, Etil alkol ve İspirto gibi maddeleri içmek Haramdır ve bütün Müslümanlar tarafından kaçınılmalıdır.

?Ey İnsanlar! Yeryüzünde temiz ve helâl şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o, sizin için apaçık bir düşmandır.? (Bakara 168) âyet-i kerimesine dikkat edilirse Cenab-ı Hak bu hususta sadece Müslümanlara değil, bütün insanlara hitap etmektedir. Ayrıca Maide sûresi üçüncü ayetinde de Cenab-ı Zül Celâl hazretleri iman edenlere şöyle buyurmaktadır: ?Leş, kan, domuz eti, Allâh (c.c.)?dan başkası adına kesilenler, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından yenmiş olanlar (canları çıkmadan önce kesmemişseniz) ve dikili taşlar üzerinde boğazlananlar haram?dır.?

Helâl ve haram hususunda İslâm?ın temel kaideleri ise şöyledir:

-Helâl eşyanın aslındadır.

-Helâl ve haram kılma hakkı yalnız Allah (c.c.)?ındır.

-Helâl?i haramlaştırmak, Allah (c.c.)?a ortak koşmanın eşidir.

-Haram emri, bir şeyin çirkin ve zararlı oluşuna göredir.

-Helâl?de, haram?dan kaçınmak için her şey vardır.

-Harama götüren her şey haramdır.

-Haramı helalleştirmek için hile yapmak haramdır.

-Sadece iyi niyet haramı helal yapmaz.

-Şüpheli olan her şeyden kaçınmak esastır.

-Haram herkes için haramdır. Zaruretler mahzurları mubah kılar.

Kısaca özetlersek;

Helal olma şartları: Alkol kullanmadan, eti helal ve kesimi İslami usulle yapılan hayvani veya bitkisel tabanlı katkı maddeleri helal kabul edilir.

Haram olma şartları: Yenmesi haram kılınmış veya kesimi İslami usulle yapılmamış hayvani kaynaklı veya bitkisel olduğu halde alkolle muamele görmüş maddelerden yapılmış katkı maddeleri %100 haram kabul edilir. Şüpheli olma şartları: Yenmesi haram kılınmış veya İslami usulle kesilip kesilmediği, bitki kökenli olduğu halde alkolle muamele yapılıp yapılmadığı bilinmeyen katkı maddeleri de şüpheli kabul edilir.

32 FARZ ve 54 FARZ

 A) 32 FARZ

Altısı imanın şartıdır.

1-Allahın varlığına birliğine inanmak

2-Meleklere inanmak

3-Kitaplarına inanmak

4-Peygamberlerine inanmak

5-Öldükten Sonra dirileceğimize inanmak

6-Hayır ve şerri Allahü Tealanın yarattığına inanmak ( Kul hayır veya şer hangi yoldan gitmek isterse o tarafı elde edecek kadar küçük bir kuvvet verilmesiyle hayır veya şer meydana gelir.)

Beşi İslam?ın şartıdır.

1-Namaz kılmak

2-Oruç tutmak

3-Zekat vermek

4-Hacca gitmek

5-Kelime’i şahadeti Yaşatmak ( Cihad etmek )

Dördü Abdestin Farzıdır.

1-Yüzünü alnının saç bitiminden çene altına kadar yıkamak

2-Kollarını dirsekleri ile beraber yıkamak

3-Basının dörtde birini mesh etmek ( Başının dörtte biri herkesin bir eli kadardır)

4-Ayaklarını (Topukları ile beraber) Yıkamak,

Üçü Guslün Farzıdır.

1-Ağzını bol su ile yıkamak

2-Burnunu bol su ile yıkamak.

3-Bütün vücudunu kuru yer kalmadan yıkamak

İkisi Teyemmümün Farzıdır.

1-Önce teyemmüme niyet etmek

2-İki ellerini temiz toprağa vurup yüzüne sürmek İki elini bir daha vurup kollarına sürmek

On ikisi namazın farzları.

    a)Altısı dışındaki şartlarıdır.

1-Abdest almak (cünüpse gusül etmek)

2-Bedeni, elbisesi, namaz kılacağı yer temiz olmalı

3-Avret yerini örtmek (Kadınlar el ve yüzden başka her tarafını örter)

4-Kıbleye karşı dönmek

5-Vaktin girdiğini bilmek

6-Hangi namazı kılacağına niyet etmek

    b)Altısı içindeki şartlarıdır.

1-İftitah tekbiri almak ( Allahüekber diyerek namaza başlamak)

2-Ayakta durmak

3-Kur’an okumak

4-Rukü etmek

5-Secde etmek

6-Son rekatta (Ettehiyyatü) yü okuyacak kadar oturmak

B)54 FARZ

1-Allah’ı daima zikretmek.
2- Helal kazanılmış elbise giymek
3- Abdest almak.
4- Beş vakit namaz kılmak.
5- Cünüplükten gusletmek.
6- Rızk için Allah’a tevekkül (itimad) etmek.
7- Helalden yeyip içmek.
8- Allah’ın taksimine kanaat etmek.
9- Tevekkül etmek.
10- Kazaya (yani Allah’ın hükmüne) razı olmak.
11- Nimete karşılık şükretmek.
12- Belaya sabretmek.
13- Günahlara tevbe etmek.
14- İbadetleri ihlas ile yapmak.
15- Şeytanı düşman bilmek.
16- Kur’an-ı delil tanımak.
17- Ölüme hazırlıklı olmak.
18- İyiliği emredip kötülükten alıkoymak.
19- Gıybet etmemek, kötü şeyleri dinlememek.
20- Anaya-babaya iyilik ve itaat etmek.
21- Akrabayı ziyaret etmek.
22- Emanete hıyaret etmemek.
23- Dinin kabul etmiyeceği latifeyi (şakayı) terk etmek.
24- Allah ve Rasulüne itaat etmek.
25- Günahtan kaçınıp Allah’a sığınmak.
26- Allah için sevmek, Allah için buğz etmek.
27- Her şeye ibretle bakmak.
28- Tefekkür etmek. (Cenab-ı Hakk’ın kudretini, azametini ve insanın yaratılışdaki gayeyi düşünmek)
29- İlim öğrenmeye çalışmak
30- Kötü zandan sakınmak
31- İstihza (alay) etmemek
32- Harama bakmamak
33- Daima doğru olmak
34- Esef ve ferahı, yani şımarıklık ve azgınlığı terk etmek
35- Sihir yapmamak
36- Ölçü ve terazisini doğru tartmak
37- Allah’ın azabından korkmak
38- Bir günlük nafakası (yiyeceği-içeceği) olmayana sadaka vermek
39- Allah’ın rahmetinden ümid kesmemek
40- Nefsinin kötü arzularına tabi olmamak
41- İçki kullanmamak
42- Allah’a ve mü’minlere su-i zan etmekten sakınmak
43- Zekat vermek ve mali cihatta bulunmak
44- Hayız (adet) zamanlarında ve nifas halinde hanımı ile cinsi mukarenette bulunmamak
45- Bütün günahlardan; kötülüklerden kalbini temiz tutmak
46- Yetimin malını haksız olarak yememek, onlara iyilik etmek
47- Kibirlilik etmemek
48- Livata (erkekle cinsi münasebet) ve zina yapmamak
49- Beş vakit namazı muhafaza etmek
50- Zulüm ile halkın malını yememek
51- Allah’a şirk (ortak) koşmamak
52- Riyadan (gösterişten) sakınmak
53- Yalan yere yemin etmemek
54- Verdiği sadakayı başa kakmamak