Irak Türklüğü ve Yıllar Öncesinden Türkmeneli Uyarıları – Emre Soylu

Genel Başkanımız, dünyanın dört bir yanındaki Ülküdaşlarımızın katkıları ile toplanılan yardımları ulaştırmak üzere ikinci kez Kerkük’e gitti. Ziyaretle ilgili Türkmen soydaşlarımız, yardımların peşmergeye ve çeşitli çıkar gruplarına bırakılmadan büyük bir özveri ile dağıtıldığını ve bunun Türkmenelinin son yarım asırlık tarihinde az yaşanılan olaylardan biri olduğunu belirtti.

Devlet kurumlarının güven yitirdiği ve çeşitli çıkar gruplarının dolandırıcılık yaptığı iddiaları ve söylemleri üzerine; toplanılan yardımların güvenli ve sağlıklı dağıtımını sağlamak üzere gerçekleştirilen Kerkük ziyaretleri kapsamında; mezhep vb. ayrım yapılmaksızın yardımların güvenlikli, sağlıklı ve şeffaf bir biçimde ihtiyaç sahiplerine dağıtılması münasebetiyle dağıtımlara bizzat iştirak etmesi ve Kurban Bayramını Türkmenelinde Türkmen soydaşlarımızla geçiriyor olması büyük önem arz etmektedir.

Özellikle Irak Türklüğüne dair merhum Hüseyin Nihâl Atsız’ın yıllarca önce Irak’ın durumunu anlatan aşağıdaki sözleri de bu ziyaretin anlamını ve Irak-Türkmenelinin durumunu Kısa ve Öz biçimde anlatmaktadır:

Irak, Osmanlı İmparatorluğunun Musul, Bağdat ve Basra Vilâyetleri üzerinde kurulmuştur. Musul “Milli Mîsak”ın içinde olduğu halde sırf Kerkük petrolleri yüzünden İngilizler direnmişler, bu yüzden Şeyh Said isyanını çıkarmışlar; Balkan , Cihan ve Kurtuluş Savaşları’ndan bitkin ve yıkık bir halde çıkan Türkiye yeni bir savaşa girecek güçte olmadığı için nihayet Kerkük Türkleri ile birlikte Musul’u da feda etmek zorunda kalmıştı.

Bu eski Musul vilâyetimizin güney bölümlerinde “Türkmen” denilen Irak Türkleri yaşamaktadır. Sayıları 750.000 (Bu sayı bugün değişmiştir. MS) kadar olan bu Türkler millî şuur bakımından örnek seviyede bir topluluktur. Bu topluluktan Irak Hükümeti bunlara gereğince bir azınlık hakkı tanımamıştır. Aksine, kendisine isyan eden ve dağlık bölgelerde tutunup Rus, Amerikan, İngiliz ve Acem yardımı gören Kürtler’e haklar ve tavizler verirken Türklerin varlığını bile unutmuş gibi gözükmüştür. Türkiye’ye gelen bu General Ammâş, bir süre önce bir Türk gazetecisiyle yaptığı konuşmada “Bu meseleyi fazla kurcalamayın. Hem Türkler ancak 150.000 kişidir” demek suretiyle bir devlet adamına yakışmayan bîr ağız kullanmıştır.

Ammâş, milletlerin değer ve ehemmiyetinin nüfus sayısıyla ölçülemeyeceğini unutmuş gözüküyor. Irak Türkleri 150.000 kişi de olsa Türk ve büyük bir tarihî mirasın neticesi oldukları için bir buçuk milyon Kürt’ten daha mühimdir. Ehemmiyet sayı ile orantılı olsaydı 100 milyon Arap iki buçuk milyon Yahudi’ye yenilmezdi.

Irak Devleti de hemen bütün Arap devletleri gibi istikrarsız bir devlettir ve varlığının emniyete alınması şartlarının başında Türkiye ile iyi geçinmek gelir.

Bugün Kuzey Irak’ta Barzânî’ye muhtariyet vermek, Irak kabinesine birkaç Kürt almak , onların her türlü azınlık haklarını tanımak ve “Irak Devleti Arap ve Kürtler’den mürekkep bir devlettir” diyerek Türkler’i kaale almamak Irak’ın akıbeti bakımından hiç de hayırlı değildir.

Burada Türk Devleti’ne düşen görev de mühimdir. Büyük bir geçmişin hâtıraları olarak şurda burda kalan Türk topluluklarını ihmal edemeyiz. Türkiye sadece taviz mi verecek? Siyasî sınırlar dışında kalan Türkler’in hakkı aranmayacak mı? Aciz Irak Devleti yarın Barzânî’nin Türkiye’deki Kızıl Kürtleri kışkırtarak başımıza yeni gaileler açmasına kadar bekleyecek miyiz?

Bir Kürt devleti, Türkiye için hiçbir zaman bir tehlike olamaz. Fakat bir Kürt devleti, hele kızıl bir Kürt devleti dışarı düşman kuvvetlerin üssü haline gelirse, ki böyle olacağı muhakkaktır, Türkiye’nin zayıf bir anında buhranlar doğurabilir.

Türkiye, Kıbrıs Türkleri’nin haklarını korumak istediği zaman karşısında basiretsiz Amerika’yı bulmuştu. Bulgaristan Türkleri’nin hakkını korumak isterse karşısında basiretli Rusya’yı bulur. Fakat Irak Türkleri’nin hakkını korumak için bir hareket yaparsa karşısında hiç kimseyi bulmaz. Ötüken,1971

Yılların neleri değiştirdiğini görmek açısından, Hüseyin Nihâl Atsız’dan yaptığımız yukarıdaki alıntıda son paragrafı bugüne göre tekrar ele alacak olursak;

Kerküklü soydaşlarımızın da bildirdiği gibi; birileri, gösteriş maksatlı değil de, Irak Türkünün saçının bir tek teline zarar gelmemesine dikkat ederek; Irak Türklüğünün yarasını sarmak isterse yanında Ülkücü Hareket’ten başkasını bulamayacaktır. Bugün Irak Türklüğünün yanında kimseyi bulamadığı gibi.


Kategorisi: Gündem Yazıları

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter