II.Türk Gençlik Kurultayının İhtişamı Yeri Göğü Titretti

3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nde Düzenlenen II.Türk Gençlik Kurultayı Görkemli Bir Şekilde Gerçekleştirildi.

Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından düzenlenen II. Türk Gençlik Kurultayı’nın ihtişamı yeri göğü titretti. Kurultayın 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nde yapılması da bu günü daha da önemli kıldı.

Kurultay programı çerçevesinde ilk olarak Türk Gençlik Yürüyüşü gerçekleştirildi. 50.000 kişinin katılımıyla gerçekleşen yürüyüş Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in kabri başında edilen duaların ardından başladı. Başbuğumuzun Beştepe’deki kabri-şerifinden Anıtkabir’e hareket edildi. Yürüyüşteki mahşeri kalabalığın yanı sıra evlerinin ve işyerlerinin camlarından alkışlarla destek veren çok sayıda vatandaşımız olduğu görüldü.

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’un öncülüğünde Anıtkabir’e ulaşan Ülküdaşlarımız Aslanlı Yoldan geçtikten sonra Anıtkabir’in meydanında toplandı. Ülküdaşlarımız adeta meydana sığmazken Alsnalı Yolun sonuna doğru kalabalığın uzayıp gitti ği görüldü.

Anıtkabir’de Ata’nın huzuruna çıkan Ülküdaşlarımız saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı’nı okudu. Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’un Anıtkabir özel defterine şunları yazdı:

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasına…

Ülkücü Türk Gençleri olarak; Alparslan’ın adanmışlığı, Fatih’in inanmışlığı ve Kuvay-ı Milliye iradesi ile 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nde bir kez daha Atamızın manevi huzurunda bulunmaktayız.

Büyük Türk Milliyetçisi Yüce Atatürk gibi, biz Ülkücülerin de Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına inancı tamdır.

Bu mukaddes ülküyü gerçekleştirene kadar azim ve kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğimize bir kez daha ant içeriz.

Türklük şuuruyla ve büyük bir gururla haykırıyoruz tüm dünyaya…

Ne mutlu Türk’üm diyene!

Daha sonra Genel Başkanımız Olcay Kılavuzun öncülüğünde devam eden yürüyüş çerçevesinde Anıtkabir’den Kurultay’ın gerçekleştirileceği Ankara Arena Spor Salonu’na doğru yüründü. Salona ulaşan Ülküdaşlarımız daha sonra organize bir şekilde yerleştirildikten sonra Kurultayımız başladı. Kurultay salonunda mahşeri bir kalabalık göze çarparken adeta adım atacak yer olmadığı gözlendi.

 

Kurultayımıza Liderimiz Devlet Bahçeli, Genel Başkanımız Olcay kılavuz, MHP Başkanlık Divanı üyeleri, Milletvekillerimiz, MYK Üyelerimiz, Türk dünyasından gelen konuklarımız, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda Ülküdaşımız katıldı. Kurultay çerçevesinde ilk olarak Ali Kınık ve Kaya Kuzucu konser verdi.

 

Konserlerin verilmesinden sonra halk oyunları ekibi Türkiye’nin her yerinden yöresel oyunları sahneleyerek Ülkücülerin kardeşlik duygusunu ve vurgusunu sahneledi.

 

Daha sonra Genel Başkanımız Olcay Kılavuz II.Türk Gençlik Çalıştayı sebebiyle bir konuşma yaptı Kılavuz konuşmasında:

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Zapt edilemeyen,

Ele geçirilemeyen,İşgal edilemeyen,Yedi düvel ve  yerli işbirlikçileri tarafından yenilgiye uğratılamamış,TÜRKÜN SON KALESİ MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL BAŞKANI,

TÜRK GENÇLİK KURULTAYININ FİKİR BABASI VE EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ,

DURUŞU İLE TÜRK MİLLETİNE VE ÖZELİNDE TÜRK GENÇLİĞİNE UFUK AÇAN ,YÖN BELİRLEYEN,

2023 LİDER ÜLKE TÜRKİYE VİZYONUNUN MİMARI,

LİDERİMİZ SAYIN DEVLET BAHÇELİ BEY,

HOŞ GELDİNİZ,

VARLIĞINIZLA ŞEREF VERDİNİZ,

ONUR VERDİNİZ,

HEYACANIMIZA HEYACAN KATTINIZ

GÜÇ VERDİNİZ EFENDİM…

Sayın Milliyetçi Hareket Partisi BAŞKANLIK DİVANI, MYK üyeleri ,millet vekilleri,

Avrupa Türk Federasyonu genel sekreteri ve yöneticileri,

Sivil Toplum Kuruluşlarının Başkan ve yöneticileri,

Türk illerinin dört bir yanından,

Doğu Türkistan’dan, Kerkük’ten, Kıbrıs’tan, Kırım’dan, Balkanlar’dan davetimize icabet ederek  kurultayımıza şeref veren, bütün sıfatlardan azade, 3 Mayıs’ın ruhunu, mücadelesi ile yeşerten, ve bu kutsal ruhun ebediliğini buradaki teşrifleri ile ispatlayan,

TÜRK MİLLİYETÇİLERİ,

BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİN aziz evlatları,

Basınımızın değerli mensupları

HOŞ GELDİNİZ ŞEREF VERDİNİZ.

Bir bakışı ile gönüller yapan,yürekler ısıtan yiğitler,Kasırgaları, fırtınaları kıskandıran yiğitler,Bir insan ömrünün  milletine hizmet için kısa olduğunun bilinci ile ,ÖMRÜNÜ milletine ve vatanına adamış yiğitler,

Gök yeleli,Kürşat duruşlu,Bozkurt bakışlı ÜLKÜ OCAKLILAR,

BİZİM YİĞİTLER…

HOŞ GELDİNİZ ŞEREF VERDİNİZ….

Türkün iffet ve namus abidesi,İlk iman edenin, ilk şahadetin temsilcisi,Dedem Korkut’un dilinde, kahramanlığı ile Selcen, İdil nehri kıyılarında, direnişin timsali Süyümbike,Geleceğin Hayme anası, Nene hatunu, TÜRK milletinin aydınlık mazisinden, aydınlık atisine yol GÖSTEREN,

Elif duruşlu genç hanımefendiler, kıymetli Asenalarımız,

 HOŞ GELDİNİZ ŞEREF VERDİNİZ.

Bu salondan,En doğusunda Gök bayraktan, en batısına Al bayrağa,

Türk’ün kendi gök kubbesinde, hilalinden yıldızına,Orhun’dan Kaşgar’a, Semerkant’tan Herat’a, Kazan’dan Tebriz’e,Bahçesaray’dan Kafkaslar’a, Ses bayrağımız Türkçemize,Yesi’den, Konya’ya, Kahire’den Bosna’ya iman nakışlı seccademize,

Gümülcine’den, Kırcaali’ye, Selanik’ten, Manastır’a, Üsküp’e, sıla hasretimize,

Astana’dan, Bişkek’e, Aşkabat’tan Taşkent’e,

Bakü’den Lefkoşe’ye, bütün BAŞKALELERİMİZE,

Berlin’den Avrupa’nın dört bir bucağına, acı GURBETİMİZE,

Kırım’dan Kerkük’e, Halep’ten Urumçi’yedağlanan yaramıza,

Kadim başkentimiz İstanbul’dan, Ebedi başkentimiz Ankara’dan

Kutlu kurultayımızdan milliyetçi, ülkücü Türk gençliği olarak haykırıyoruz:

YALNIZ DEĞİLSİNİZ YALNIZ DEĞİLSİNİZ YALNIZ DEĞİLSİNİZ.

BİZİ BU MUHTEŞEM KURULTAYDA BULUŞTURAN KARDEŞÇE KUCAKLAŞIP YAŞAMAMIZI SAĞLAYAN YÜCE ALLAH’A SONSUZ HAMDÜ SENALAR OLSUN.

BUGÜN GÖVDEMİZİ KOYDUĞUMUZ, TEPEDEN TIRNAĞA TÜRKLÜĞÜMÜZLE,

ALLAH’A AÇTIĞIMIZ GÖNLÜMÜZDEKİ DUALARIN EN YÜCESİ İLE,

TÜRK’ÜN ayak bastığı, Türkçenin konuşulduğu dünyanın dört bir bucağını, duaların en güzeliyle, muhabbetle

SELAMLIYORUZ,

SELAMUNALEYKÜM… SELAMUNALEYKÜM… SELAMUNALEYKÜM

Bugün; “Türk duygusu her Türkçüye en tatlı kımızdır;/ Türk ülküsü candan da aziz bayrağımızdır” diyenlerin Türk MİLLİYETÇİLİĞİ bayrağını 20. Yüzyılın burçlarına asmalarının 70. Yılıdır. Kutlu olsun!

3 Mayıs gösterileri, Türk milliyetçilerinin cumhuriyet tarihimizde ilk defa ortaya koyduğu sistem karşıtı tavır ve tepkidir.

3 Mayıs; Cumhuriyetin kurucu ideolojisi olan Türk milliyetçiliğini devlet hayatından kovmak isteyen tek parti iktidarına başkaldıran milliyetçi aydınların Türk gençliğinin yüreğine Türklük ateşini düşürdükleri gündür. 

3 Mayıs; siyasi iktidarı bir kez ele geçirmekle, milleti istedikleri yöne çekebileceklerini düşünen muktedirlere, bunun Türk milliyetçileri olduğu sürece mümkün olamayacağının haykırıldığı gündür.

3 Mayıs; “Aydın” olmak için yabancı ideolojilere karşı aşağılık kompleksi duymak gerekmediğini, Türklüğünden gurur duyan aydınların da var olduğunun gösterildiği gündür.

Ve 3 Mayıs; aydınlarına sahip çıkmak uğruna, istikballerini feda etmekten çekinmeyen Türk gençliğinin, bu milletten hiçbir zaman ümidi kesmemek gerektiğini gösterdikleri gündür.

3 Mayıs’ın başkahramanı Atsız’ın ifadesiyle, 3 Mayıs sadece bir “uyarma” değil, aynı zamanda bir “uyanma”dır da. Bu yüzden; onca acının yaşandığı tarih olmasına rağmen kutlanmaya değerdir.

3 Mayıs sırasında ve sonrasında yaşananları, bu zulmün sahipleri ve onların işbirlikçileri “Irkçılık-Turancılık Davası” olarak yaftalamak istemişlerdir.

Türk Milliyetçilerine karşı bir suçlama olarak yöneltilen ırkçılığın, Turancılık ile anılmasındaki amaç; teorik ve vicdani olarak savunulamaz bir iddiayı boyunlarına bir yafta olarak asmaktan öte, Türkçülüğü de Faşizm ve Nazizm’in günahlarıyla anmak istemeleridir.

Türk Milliyetçileri elbette “ırkçı” değillerdir. Yanlı ve ahmakça olmayan her değerlendirme kabul etmek zorundadır ki; milliyetçilik her şeyden önce ırkçılığa karşı bir seçenektir.

Irkçılık, ‘dışta bırakarak’ kendini yaratırken; milliyetçilik, ‘içine alarak’ var olur. Bunun nedeni de; ‘ırk’ın doğuştan ve verili olmasına karşılık, ‘millet’in böyle olmamasıdır.

Turancılığa gelince; Her Türk Milliyetçisi bilir ve başkaları da bilmelidir ki; ‘Turan’ bizim ırkımızın değil, ülkümüzün yayıldığı topraklardır. Ve o topraklarda ülkümüzü paylaşan soydaşlarımız var oldukça bizler de Turancı olarak kalmaya ve böyle anılmaya devam edeceğiz.Türk milliyetçileri açısından bakıldığında, görülür ki; 3 Mayıs şartları yeniden oluşmuştur.

Dünün tek parti iktidarına benzer, tek adam otoriterizmine dayalı bir iktidar bugün de vardır. Dünün Sovyetler’e yaranmak için Türk milliyetçilerini kurban etmek isteyen İnönü’süne karşılık, bugün projelerinin eşbaşkanlığını yaptıklarına ve İmralıdaki çözüm ortağına yaranmak için Türk milliyetçilerini kurban etmek isteyen Tayyip Erdoğan vardır. Türklüğün istiklalinden ayrı bir istikbalinin olamayacağı bilinciyle, her Türkün kulağına ve yüreğine ulaştırmamız gereken şu mesajı 3 Mayıslar bize taşımıştır:

“O yalancı istikbale bir perde indir

Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir!”

Bu inanç ve duygular içerisinde –tekrar- 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nü kutluyor; o ilk günün kahramanlarını şükranla anıyor ve başta merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş olmak üzere, hayatlarını kaybedenlerle birlikte tüm dava şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Genel Başkanım,

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Malumlarınız olduğu üzere Kurultay,  Türk Kültürünün içinde yer alan kadim bir gelenektir.

Önemli devlet meselelerinin ele alındığı, kritik kararların verildiği bir meclis sıfatına haiz olan kurultaylar; demokrasi kültürünün ve istişare mekanizmasının da en eski örneklerindendir.

Ayrıca Kurultay Türk’ün toyudur, şölenidir. Acımızı sevincimizi dertlerimizi fikirlerimizi paylaşmak için kurduğumuz BÜYÜK TÜRK OTAĞIDIR!

Kurultay, sahip olduğu bu stratejik öneminin yanı sıra; birlik, beraberlik ve dayanışma kültürünün de toplumsal zemine yansıması açısından ayrı bir yere sahiptir.

“Türkiye’de milliyetçilik fikrini ilk defa siyasi bir aksiyon haline getiren ve temsil ettiği siyasi felsefede bir milli ahlak ve ideal mihrakı geliştiren, rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş, 12 Şubat 1976′da Ortadoğu gazetesindeki bir beyanatında:

“…Türkiye’de milliyetçiler gerçek güçlerini ortaya koyabilmek için önce birbirlerini tanımalı, sonra da ana davalarda görüş birliğine varmalıdırlar. Kuruluşları,  cinsleri çok farklı olduğu için bunları tek bir çatı altında bir konfederasyon şeklinde toplamak imkansız görülebilir,fakat hemen her yıl toplanacak bir ‘Milliyetçiler Kurultayı’ bunların hepsini bir araya getirebilir.

Bizim gençlik kurultaylarımız bu işi belli bir ölçüde yapmaktadır.” diyerek kurultayların Milliyetçi-Ülkücü hareketteki yerini ve gençliğin üstlendiği rolün önemini açıkça ifade etmiştir.

Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in emaneti olan Ülkü Ocakları olarak, davasının mirasçısı olan bizler, bu beyanı da kutsal bir vasiyet kabul ediyor Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in emrinde burada bu kurultayı toplamış bulunuyoruz.

Kurultayımızın öncesinde Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bu zorlu günlerde,

Türk gençliğinin umut ve heyecanını diri tutmak; gençliğin ve ülkemizin sorunlarıyla ilgili görüş ve düşüncelerimizi milletimizle paylaşmak amacıyla;

 Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı olarak,

2 Mayıs’ta 2. Türk Gençlik Çalıştayını da başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl 8-9 Şubat tarihinde Türk Gençlik Çalıştayı ve Türk Gençlik Kurultayının ilkini gerçekleştirmiştik. Bu yıl ise söz konusu programların 2. sini tertip etmekteyiz. Geçtiğimiz yıl Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluşunun 44. yıl dönümünde  düzenlediğimiz etkinliğimiz, bu yıl da Türk Milliyetçileri için son derece önemli ve anlamlı bir tarihte hayat bulmuştur.

3 Mayıs Milliyetçiler Gününde gerçekleşen kurultayımız, 3 Mayıs ruhunun ebed-müddet yaşatılacağının da bir ilanı olacaktır.

Saygıdeğer Genel Başkanımız Türk Dünyasının Bilge Lideri Devlet Bahçeli Bey’in yüksek müsaadeleriyle Türk Gençlik Çalıştayı ve Kurultayı artık geleneksel bir organizasyon haline gelmiştir.

Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in vasiyeti ve

Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in vazifelendirmesiyle, Türk Gençlik Çalıştayı ve Kurultayını yaşatmak görevi Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezinin kurumsal kimliğinin önemli bir parçası olmuştur.

Çalıştayımıza, Ülkemizin her ilinden; Avrupa’da yaşayan soydaşlarımız arasından seçilen ve Türk Dünyasının dört bir köşesinden gelen 200 ülküdaşımız delege olarak katılmıştır.

Lisans, Yüksek- Lisans ve Doktora eğitimine devam eden 200 ülküdaşımız;4 farklı oturumda, 4 farklı konu başlığıyla ilgili atölye çalışmalarını gerçekleştirmiş ve ulaşılan sonuçlar özel bir oturum ile delegasyona tebliğ edilmiştir.

 Burada ilgili konu başlıklarında öne çıkan sonuçları kamuoyuna ilan ediyoruz:

Sayın Genel Başkanım,

Değerli Dava Arkadaşlarım,

“Gençlik, Milli Kimlik ve Değerler” konu başlığı altındaki çalışmalarımız sonucunda,

Türk gençliğinin milli kimliğin oluşum ve gelişim evrelerine uygun ilerleyen bir milli eğitim sisteminden tam anlamıyla istifade edemediği,

Milli kültüre olan ilgisi ve münasebetinin; küreselleşmenin yarattığı yoğun tahribat karşısında son derece yetersiz ve zayıf kaldığı,

 

Manevi ihtiyaçlarına cevap verebilecek doğru ve güvenilir dini eğitim sunan kurumların mevcut olmamasının; gençlerimizi ticari yahut siyasi amaçları olan bazı gruplara sevk ettiği,

Toplumun milli ve manevi değerlere olan ilgisinin gün geçtikçe “sembolik” ve “yüzeysel” bir anlam ifade etmesinden dolayı; milli kimliğin temel unsuru olan değerlerimize karşı ilgisiz kalındığı,

Postmodern izafiliğin ve sanal dünyanın yarattığı yoğun kirliliğin etkisinde kalınarak,Türkçenin doğru kullanımı noktasında hassasiyet gösterilmediği, 

Basın-yayın, televizyon, internet gibi organların oluşturduğu sanal algıların cazibesine kapılarak, gerçeklikten uzaklaşıp sentetik kimlikler edinme yoluna gidildiği,

İç ve dış odaklar tarafından Türk milletine ve Türk milliyetçiliğine yönelik olarak sürdürülen sistemli saldırıların sonucunda bu kavramlara karşı önyargılı yaklaşıldığı tespit edilmiştir.

Bu çerçevede Ülkü Ocaklarının il ve ilçe temsilciliklerinde,  alanında uzman isimlerin katılımlarıyla Aile ve Gençlik Bilgilendirme heyetleri oluşturulacaktır.  Aile ve Gençlik heyeti, aileleri; gençlerin fiziksel, ruhsal, psikolojik gelişim süreçleri ile ilgili bilgilendirecek ve gençlerimizin milli kimlik sahibi bireyler olarak yetişmesi için yönlendireceklerdir.

Türk kültürünün tanıtılması ve yaşatılması için,Ülkü Ocakları bünyesinde “Türk Kültürünü Yaşatma” komisyonu kurulacaktır. Bu komisyon, Türk kültür varlığının motiflerini kullanarak uygulamalı etkinlikler düzenleyecek, unutulmaya yüz tutan kültür değerlerimizin canlı kalmasını sağlayacaktır.

Türk kültürünün kapsamına giren bütün motiflerimiz titizlikle toplanarak bir araya getirilmeli;milletimizin değerlerini daha yakından tanıması için “ Türk Kültürü” dersleri müfredata eklenmelidir.

Milli kültür ürünlerimiz çizgi film, animasyon ve sinema yapımlarında daha cazip ve akılda kalıcı görsellerle aktarılmalıdır.

Türk kültürünün önce Türkiye’de tüm yönleriyle tanınıp bilinmesi,

daha sonra bölgeye ve dünyaya yayılması için milli bir kültür endüstrisi devreye sokulmalıdır.

Sayın Genel Başkanım,

 Değerli Misafirler,

“Gençlik, Bağımsızlık, Modernleşme ve Demokrasi” konu başlığı altındaki çalışmalarımız sonucunda;

Ülkemizdeki modernleşme algısının Batılılaşmadan muasır olunamayacağı gibi yanlış bir  temele  dayandığı,

Modern devletlerin bireyi, bireye rağmen değiştirdiği, insanı maddi ve manevi cephesiyle dünyayı sürekli tüketen bir robota dönüştürdüğü, Türk dünyası içerisinde farklı modernleşme algılarının milli zemine dayanan toplumsal mutabakatı zayıflattığı

ve Türk dünyası birliği içinde ortak bir modernite algısının oluşturulmasının gerekliliği tespit edilmiştir.

Bu kapsamda kendi medeniyetimizi inşa edebilmek muhakkak bilimsel ve teknik konularda hamleler üretmekle mümkün olabilecektir.

“Nasıl modernleşeceğiz?” diye düşünen değil, “Neye ihtiyacımız var?” diye düşünen bir gençliğin yetiştirilmesi için gerekli bir sosyal altyapı sağlanmalıdır.

Kadim devletler, toplumsal değerlere göre şekillenirken, modern dönemlerde ise bireyler devletlere uygun hâle getirilmeye çalışılmaktadır.

Bu yanlış devlet algısından vazgeçilmelidir. 

Bireylerin demokrasinin sadece seçimlerden ibaret olmadığını özümseyerek,demokrasiyi insan hakları ve özgürlükler kapsamında değerlendirmesi gereklidir.

Sayın Genel Başkanım,

Muhterem katılımcılar,

“Türk Gençliğinin Sosyo – Ekonomik Meseleleri” konu başlığı altındaki çalışmalarımız sonucunda;İşgücü piyasasında iş bulamayan gençlerin, ya kayıtdışı istihdama yöneldiği, ya da eğitim süreçlerini uzatarak işsizliğin sosyo-psikolojik sorunlarını bertaraf etmeye çalıştığı,

Ancak buna karşılık hayatı/kendi ayakları üzerinde durmayı ertelemekte, ya da ne eğitimde, ne de işgücü piyasasında yer almayarak atalet içerisinde bulunduğu,

Bu ataletin yarattığı sosyal ve psikolojik çözülmelerin; insan ahlakına ve onuruna sığmayan hastalıkları tetiklediği; geçtiğimiz günlerde, Kars’ta Mert’in, Adana’da Gizem’in vahşice katledildiği hadiseleri meydana getirdiği,

Bu sosyo-ekonomik meselelerin oluşturduğu buhranlar, kırılmış toplumların kötü habercisidirler. Nitekim Berkin Elvan’ın ölümüyle yaşanan kırılmanın, bizleri haklı-haksız aramaksızın taraf olmaya mecbur bırakarak, fitili ateşlenmiş patlamaya hazır sosyal dinamitler haline dönüştürmek için planlandığı ortaya çıkmaktadır.

Bu kapsamda bütün bu sorunların çözümü uzun vadeli plan, program ve politikaların sonucunda gerçekleştirilebilecektir. Bu plan ve politikaların çerçevesi ise; işgücünün eğitim düzeyi ve niteliğinin arttırılması, eğitim-istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi ve uyumlu hale getirilmesi için eğitim sisteminin piyasanın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi,

Ara eleman ihtiyacını karşılayacak mesleki eğitimin kalitesinin yükseltilerek tercih edilebilirliğinin arttırılması, yeni iş alanlarının yaratılması için yatırımların çeşitli desteklerle teşvik edilmesi, gençlere yönelik uygulanan istihdam teşviklerinin süresinin ve kapsamının arttırılması,

Aktif işgücü politikalarında gençlerin öncelikli hedef kitle arasında yer alması, hatta gençlerin istihdam edilmesi karşılığında çeşitli vergi ve prim avantajları sunulması ve kayıt dışı istihdamın engellenmesine yönelik tedbirler alınması şeklinde belirlenebilir. 

 

Sayın Genel Başkanım,

Kıymetli ülküdaşlar,

 

“Küreselleşme, Emperyalizm ve Milliyetçilik” konu başlığı altındaki çalışmalarımız sonucunda tespit edilen sorunlar ise şu şekildedir ;

Gücünü milletten alamayan zümrelerin iktidar olabilmek için tek çare olarak, ilk adımlarını millet iradesine yöneltmek yerine Washinghton eksenli hareket etmeleri ve Emperyalist güçlerin iktidarlar üzerindeki egemenliğinin acı gerçekliği,

Küreselleşmenin ekonomik etkilerinden ziyade, toplumların kültürel ve ahlaki değerlerini yozlaştıran olumsuz sosyokültürel etkilerinin varlığı, Sermaye merkezli emperyalist güçlerin kültürel zenginlikten uzak,  bireyi tek tip olmaya yönelten politika ve yaklaşımları neticesinde özellikle eğitim ve teknoloji yoluyla bireylerde benzeşmeye sebep olması, Popüler kültür veya moda adındaki zehirli tuzağın gençlerimizi sinsice içine çekerek, kendi değerlerinden uzaklaştırdığı tespit edilmiştir.

 Bu kapsamda tespit edilen sorunlara yönelik çözüm önerileri ise Ahlaklı, erdemli nesillerin yetiştirilmesinin toplumun önceliği kabul edilerek, ülkenin kaderine yalnızca milli iradenin yön vereceği adımların atılması elzemdir. Küreselleşmenin eğitim ve teknoloji yoluyla sunduğu imkânlar milli şuur muhafaza edilerek kullanılmalı, teknolojik gereksinim ve ihtiyaçlarımız kültürümüze zarar vermeden giderilmelidir.

Türk gençliği kültürünü koruma ve yaşatma konusunda azami gayret göstermeli,

Anadolu’nun bir kültür ocağı ve medeniyet beşiği olduğu akıllardan çıkarılmamalı,

milli kültürümüz küresel yozlaşma karşısında muhafaza edilmelidir; şeklinde belirlenmiştir.

Sayın Genel Başkanım,

Değerli dava arkadaşlarım,

Hanımefendiler, beyefendiler,

Başbuğ Alpaslan TÜRKEŞTEN,

Lider Devlet BAHÇELİYE;

 

Ülkücü gençler, çağın şartlarına göre kendini yetiştirip geliştirerek, Türkiye cumhuriyetinin gelecekteki sahipleri ve umudu olarak, bu gün bu salonda dünyanın en büyük gençlik teşkilatı kimliğiyle kendisini ifade etmektedir.

Başbuğumuzun emaneti Ülkü Ocaklarına gözü gibi bakan Liderimiz Devlet BAHÇELİ Bey ve siz dava büyüklerimiz emin olunuz ki, bizler bu bayrağı düşürmeyeceğiz ve asla lekeletmeyeceğiz.

 

Sayın Genel Başkanım yüksek müsadeleriniz ile…

Sizin ve saygı değer misafirlerimizin huzurunda,

Ülkemiz ve milletimizin üzerine doğrultulmuş kem gözlerin içine bakarak seslenmek istiyorum.

Kem gözlerinizde bakışlarınız ne kadar korkutucu, Gücünüz ne kadar büyük olursa olsun, Bizim gözümüzde dünyevi, beşeri ve sıradandır,

Hiç kimse boş hayallere kapılmasın. Ülkemiz ve milletimiz üzerinde karanlık hesaplar yapmasın, Bu hesaplara ortak olmasın.

Biz Türk milliyetçileri, ülkücü gençler olarak;

Türklüğün şanını yaşatıp, Gelecek nesillere aktarmak için taş üzerine işleyen,

Millet olmanın sırrını asırlar öncesinden müjdeleyen, Bilge kağan olarak  buradayız.

Anadolu’yu vatan yapan Çağrı Bey, Tuğrul Bey olarak buradayız

Söğüt’ten fışkıran çınar rüyasının, cihat ve gazayla beslenen, Türkün hükümranlığı  olarak buradayız.

Haçlıların karşısında Sultan Kılıçarslan,  Niğbolu’da Yıldırım, Mohaç’ta, Kanuni Sultan Süleyman olarak buradayız.

 

 

 

Köhnemiş Bizansı, atının ayaklarının altına alan, Peygamber övgüsüne layık olmak için yaşayan, İstanbul’daki ilk namazını Ayasofya’da kılan, Sultan Fatih’in mirasçıları olarak, Yeniden ayasofyada namaz kılmak için  buradayız.

Geldikleri gibi giderler iradesi ile,

19 Mayıs sabahı samsundaki ayak izinde yürüyen büyük Türk Gençliği,

23 Nisan’da bu milletin çocukları olmanın  neşesi , Ergenekon’dan beri dağları yırtıp aşan, Malazgirt’te enginlere sığmayıp taşan, Garbın afakını İstanbul surlarında kuşatan , Zafer zafer Kocatepe’ye tırmanan, bozkurt duruşlu Mustafa Kemaller olarak buradayız.

Öğrenci yurdunda kurşunlanan ilk şehidimiz Ruhi Kılıçkıran,

Üniversite koridorlarında işkencelerle şehit edilen DursunÖnkuzu,

İdam sehpalarında Mustafa Pehlivanoğlu,

Mütevazi yaşantısıyla hepimize örnek olan,

Vazifesini ibadet şuuruyla ifa eden fedakarlık abidesi, en acı ölümlere bile tebessümle yürüyen son şehidimiz Cengiz Akyıldız olarak buradayız.

3 mayıs  tabutluklarından, Hindistan sürgününe, Evlatlarının tabutlarını omuzlarken,12 eylül zindanlarında zulum görürken, Herşeye rağmen Türk Milleti’ni,  bir günlük adalet 60 yıllık ibadetten faziletlidir şiarıyla,

Hak yoluna, Hukuk yoluna,  Hakikat yoluna,  Allah yoluna çağıran

Başbuğ Alpaslan Türkeş olarak buradayız.

 

Her türlü yalanın propaganda,  Her türlü talanın yönetim biçimi,  Her türlü yolsuzluğun, hırsızlığın, arsızlığın doğal bir hak olarak görüldüğü mevcut siyasi atmosferde,

Bir bayrak gibi lekelenmeden, ülkücülüğümüzün burçlarında dalgalanan her sözü,  Yayında çektiği doğru ok gibi duruşumuza ölçü olan,  Sadakatimize şeref,  Ülkücülüğümüze anlam kazandıran lider devlet bahçelinin evlatları olarak buradayız ve haykırıyoruz.

Doğrularınızla ölçülenmiş,

Yayınızda gerdiğiniz doğru ok gibi duruşumuzu bozmadan,  Sizin işaret edeceğiniz menzile ve göstereceğiniz hedefe,  Bir an olsun sapmadan,  dur durak bilmeden, Atalete kapılmadan, Yılmadan, eğilmeden, kırılmadan saplanacağımıza söz veriyoruz.

Emir sizden, gayret bizden, takdir allahtandır sayın genel başkanım.

Milyonlarca evladınız adına sizlere arz ederim.

Tanrı türk’ü korusun ve yüceltsin!.. “ dedi.

Genel Başkanımız Olcay Kılavuz’un konuşmasını tamamlamasının ardından Liderimiz Devlet Bahçeli de bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmaların tamamlanmasının ardından Kerküklü Dedeler Yadigarı ve Ahmet Şafak konser verdi.

Konserlerin tamamlanmasının ardından Liderimiz Devlet Bahçeli’ye plaket verildi Ayrıca günün anlam ve önemine binaen Türkiye’nin tüm illerinden gelen toprakların toplandığı bir kese hediye edildi.

Düzenlenen bu program hediye takdiminin ardından sona erdi.


Kategorisi: Genel / Genel Merkezden Haberler

Sosyal Ağlarda Paylaş:

DeliciousFacebookDiggRSS FeedStumbleUponTwitter